Arkadya bitter yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arkadya bitter yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017/02/20

Tess & Q Dönüşüm Kitap Yorumu


tess & Q Dönüşüm ile ilgili görsel sonucu
Tess & Q Dönüşüm - Pepper Winters
Puanım 5/4

Sen, benim esclave'imsin, ruh eşimsin.
Biz birbirimize aitiz, sonsuza kadar benimsin…

Q tüm dengeleri kontrolü altında tutsa da söz geçirmekte zorlandığı tek bir şey vardı. İçindeki karanlık… Elli sekiz numaralı kölenin dünyasına girmesiyle durumu daha da zorlaştı. Ama kendisi gibi kavgacı olan bu ruh, ona iki yanlışın tek bir doğru edebileceğini gösterdi. 

Q'yu tamamlayan Tess'ti. Tess'in vazgeçilmezi de Q… Şimdi onu bütün eden kadının intikamını almak için yemin eden Q'nun vermesi gereken bir sınavı daha vardı. Sınırlarını yok edip zırhını ortadan kaldırmak… Ve dönüşümü kucaklamak. 

Q karanlığın timsali olabilirdi ama o karanlık tamamen Tess'e aitti. 

İhtiyacım olanı bana ver, bırak nehirler aksın, içimizdeki karanlık kazansın…

Karanlık Serisi'nde Dönüşüm'e hazır mısınız?


Serinin ikinci kitabından ne bekliyordum bilmiyorum ama kesinlikle beklediğim bu değildi. Öncelikle ilk kitabın sert, erotik ve dram olduğunu düşünenler için söylüyorum. Bu kitap seviyeyi üçe katlamış. Bugüne kadar okuduğum bu alanlarda ki kitapların en serti olabilir. Yazar yine sizi hikayenin içine çekmeyi başarıyor. Ancak okurken pek çok alanda rahatsız oldum ki bunun nedeni erotizmle değil işkence..

Bu kitap Tess ve Q'nun bakış açısı ile iki ağızdan anlatılıyor. Q'nun karanlığına kendi ağzından tanık olunca, sevmeyi bilmeyen ve kesinlikle kurtarılamaz bir adam olduğu net bir şekilde anlaşılıyor. Neyse ki ruh eşini buldu. Eh Tess tam ihtiyacı olanın böyle bir adam olduğunun düşünüyorsa eleştirmemek lazım diye diye okudum. 

Kitabın ilk 100 sayfasında yandık sadece erotizm okuyacağız demiştim ama sonra tüm dengeler değişti. Bir insanın başına bu kadarı da gelemez diyeceğim her şey tekrar ve tekrar oldu. Her iki karakterinde kendi içinden geçenleri ve çocukluktan kalan kırıklıklarını okumayı sevdim. 

Ancak bu sefer Tess'in yaşadıkları benim için çok fazlaydı. Okurken zevk aldığımı söyleyemeyeceğim. Zaten karakterle empati yapmamda mümkün değildi. Yazar bu kadar yaşanandan sonra iki karakterin mutluluğu hak ettiğine karar vermiş (sonunda). Oun için seriyi üçüncü kitapla tamamlayacak. Umarım bu sefer mutlu ve umutlu bir hikaye kaleme alır. 

İlk kitabı daha çok sevmiştim. Ancak bu kitapta Q hakkında ki gözlemimde yanılmadığımı anladım. Diğer sadist erkek kahramanlarımız onun yanında çocuk gibi kalıyor. İki karakterin dönüşümlerini okumayı sevdim. Her bölümün başında ki alıntılara bayıldım. Kitap kapağı ve iç dizaynı harikaydı.

Q'nun cümlelerinin sürekli önce Fransızca sonra türkçe yazılması okuma zevkimi biraz düşürdü ancak yazar bu şekilde uygun gördükten sonra yapacak bir şey yok :)

Serinin ilk kitabı Tess'in Gözyaşları için tık tık!

UYARI: Kitap fiziksel ve psikolojik şiddet, tecavüz, cinayet ve aşırı oranda erotizm içerir!








2016/11/16

Hesaplaşma / Tutku Oyunları#3 Kitap Yorumum


tutku oyunları 3 ile ilgili görsel sonucu

Hesaplaşma - Aleatha Romig
Puanım 5/3,5

Eski alışkanlıklara karşı yeni başlangıçlar…
Oyunun gidişatını etkileyecek, kimsenin aklına gelmeyen bir taş…
Ve sonucu değiştirecek beklenmedik bir hamle!

Claire, korkuları ve güçsüzlüğü ile yüzleşti. Şimdiyse gerçek hisleri ile hesaplaşmak zorunda. Yeni keşfettiği bu güç, Tony'yi dizleri üzerine çöktürmeye yetecek mi? Yoksa bir kez daha o karanlık esarete boyun eğen kendisi mi olacak?

Geçmişin günahları bir bir ortaya dökülürken, yıllardır gömülü kalmış sırlar da açığa çıkıyor. 

Claire ile Tony'nin hayali satranç oyununda bu kez atılacak her adım çok daha tehlikeli ve her hamle, bir öncekinden daha riskli. Özgürlük, huzur, aşk… Artık bunların hiçbir önemi yok, çünkü Claire'in kaybedecek çok daha önemli bir taşı var. Ve onu korumak için her şeyini feda edebilir.

Tutku Oyunları'nda üçüncü round başlıyor.


Serinin ilk iki kitabını su gibi okuduğum doğrudur ancak bu kitap için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Diğer kitapların çizgisinden biraz çıkmış yazar bu sefer. Çok sevdiğim yerleri olması ile birlikte ana hikayeden nefret ettim. Ana karakter Claire, beyinsiz mi yoksa stockholm sendromu mu yaşıyor bilemedim. 

Genelde güçlü, zengin, ruh hastası ve yakışıklı karakterleri severiz ancak ben Tony'yi sevememiştim bir türlü. Bu kitapta biraz acımakla birlikte hala sevmiyorum. Serinin diğer kitaplarının bileceği üzere Tony kendisi ile birçok insanın hayatını kini ve intikamı uğruna cehenneme çevirmekten çekinmemiş bir ruh hastası.. Öyle ki intikam kendisine ait bile değil. Yani tamam ergen bir çocuk büyük babasına verdiği sözü tutabilir. 

Hadi yirmilerin ortasında bile aymamışsın diyebiliriz, ee gelmişsin 48 yaşına, bir insanın hiç mi beyni çalışmaz. Haa beyni çalışıyorsa ki Tany inanılmaz zeki, o zaman karakterin kötü. Bu durumda o kadar insanın hayatını mahvettikten sonra kendin salak gibi kullanıldığını, hatta senden intikam alındığını görünce üzülmeyeceksin. Bu arada keşke bunu yapan Claire olsaydı ama nerede onda o irade.

Claire'in seçimlerine ise çok kızdım. Ne istediği belirsizdi hikaye boyunca.. Yok satranç taşıymış ta, yok oyunda Tony'yi yenecekmiş te, sanırsınız ki bu kadar derinden yaşadığı berbat olaylardan sonra kendini toplayacak. Ama hayır o hala her önüne gelene inanmayı sürdürüyor. Zavallı ailesi ise hem onun yüzünden gördüğü zararlarla hem de ondan mahrum kalıyor.

Sonuçta anlayacağınız üzere karakterlere çok kızdım. Öyle ki insanlar başlarına geleni ohh hak etmiş diyecek noktaya neredeyse geliyordum. Diğer kitaplara oranla daha yavaş okuyabildim zaten. Seri sanırım btimemiş. Bir sürüde ara kitabı var ama tabii ki onlar bizde çevrilmedi. Belki çevrilse bakış açılarımız değişebilirdi.







2016/08/01

Yüzleşme - Tutku Oyunları#2 Kitap Yorumu


Yüzleşme - Aleatha Romig
Puanım 5/4

Anthony Rawlings ile Claire Nichols…

Kuralları tutku, esaret ve deliliğin yan yana gelişiyle yazılan, ölümcül bir oyunun iki farklı tarafıydı. Aşkın görünmez tuzağına düşüp, oyunu kaybettiğini düşünen tarafsa Claire'di. Ancak bilmediği bir şey vardı; bazı oyunlar tam da bitti sanıldığı yerde başlardı.


Önce Anthony Rawlings'in baskıcı aşkından ve lüks hapishanesinden, sonrasında ise yeni esaretinden kurtulan Claire Nichols, artık özgür. Öte yandan bu yeni özgürlük çok daha fazla sır, tehlike ve yepyeni bir esaret anlamına da geliyor. Elindeki sorulara alacağı her cevabınsa bambaşka bir bedeli var. 


Claire bir kez daha düşmanının karanlık gözlerinin içine bakmak zorunda.
Anthony ve Claire için kurallar yeniden yazılıyor.
Bu oyun henüz bitmedi. İkinci rounda hazır olun. 
Şimdi sonuçlarla yüzleşme zamanı!


Bu serinin iki kitabını arka arkaya okumuş olduğum için çok mutluyum. Çünkü ilk kitabın sonundan sonra ikinci kitap için büyük bir beklenti oluşturmuştu yazar. Eh aynısını üçüncü kitap içinde yapmış ama olsun. Bu kitap ilkinin bıraktığı bombalardan sonra biraz sönük kalmış bana göre ancak serinin devamı olduğu düşünülürse iyi bir geçiş romanı diyebiliriz. Aklıma takılan bir diğer konuda ilk kitabın altı yüz küsür sayfa olmasından sonra ikincisinin dört yüz altmış sayfa olması.. Acaba seri olarak başlamamış desem kitabın sonu seri olduğunu vurguluyor. Neyse bilemedim..

Hikayeye gelecek olursak, Claire ilk kitabın sonunda hapishaneye giriyordu ve geçmişi anlatan bir kutu eline geçiyordu. Bu kutuyu kimin gönderdiği hala muamma, arada anlatılan geçmiş zaman bu kitapta da devam ediyor ve bence geçmişten hiç beklenmedik bir karakter olaya dahil olacak. Beklenenden kısa süre içerisinde hapisten çıkan Claire, hiç tahmin etmediğim yardımlarla hayatta kalmayı bırakın, resmen Tony'ye kafa tutacak konuma geliyor.

Özgürlüğünü yeniden yaşamasına bayıldım. Hiç farkında olmadığımız, sahip olduğumuz sıradan şeylerin (yürüyüş yapmak, cep telefonu, istediğini giymek,..) değerini hatırladım. Daha nefret dolu bir kadın bekliyordum ancak bunu bulamadım. Anthony ile yüzleşme kısımları da beklenileni vermedi henüz.. Ancak devamının geleceğine eminim.. Harry karakterine ise bayıldım. Kesinlikle destekliyorum..


Birde potansiyel bir diğer kurban Sophia'nın hikayesi var ki, o konuda hala kafam karışık.. Nasıl bir intikam planı sergileneceğini bilmiyorum ama Derek ile olan ilişkilerine bayıldım. Sophia ile Claire sonunda bir araya gelir mi acaba?

Sonuçta devam kitabı olarak beğendim. Umarım sırada ki kitap çabuk gelirde beklemek zorunda kalmam. Bekleyince unutup serinin heyecanını kaybedebiliyorum.. Bu arada her iki kitabında bölüm başlarında yazan ünlü sözlere bayıldım..

İlk kitabı Tutku Oyunları yorumum için tık tık!

Alıntılar


Söylediğiniz yalandan paçayı kurtarmanın sırrı buna tüm yüreğinizle inanmaktır, bu yüzden bir, başkasına yalan söylemek yerine kendinize yalan söylemeye çalışın.


Işık, her şeyden daha hızlı hareket ettiğini sanır, ama yanılır. Işık ne kadar hızlı hareket ederse etsin, gideceği yere her zaman ilk önce karanlığın vardığını ve kendisini beklediğini görür.


Mutluluğun bir kapısı kapanırken diğeri açılır, ancak 
kapanan kapıya çok uzun bir süre bakarsak, bizim için açılan 

diğer kapıyı göremeyiz.

Birbirinizi sevin, ama birbirinizi sevginizin kölesi yapmayın. 
Sevgi, bırakın ruhlarınızın kıyılan arasında gidip gelen, 

yükselip alçalan bir deniz olsun.











2016/07/31

Tutku Oyunları Kitap Yorumu


Tutku Oyunları - Aleatha Romig
Puanım 5/4

Aşk, günahlarla yoğrulmuş bir oyunu bozabilir mi?

Claire Nichols, kusursuz hayatların, büyülü masalların ardında en kötü kâbusların yaşanabileceğinden habersizdi. Ta ki onunla tanışana kadar; Anthony Rawlings. Zorba, acımasız, gözü kara. Fakat aynı zamanda zengin, kibar, güçlü ve nefesleri kesecek kadar yakışıklı. 

Parıltılı yaşamların gürültüsünden uzak, sıradan bir barmen olan Claire, onun tatlı tuzağına düştüğünde ise artık her şey için çok geçti. Nefretin bile çekici geldiği bu dünyada, tutku ve şehvet dolu bir oyunun en önemli parçasıydı artık.

Bu oyunun sınırları yok ama kuralları var. Hayatta kalmaksa ancak kurallarla mümkün. "Kimse onun kurallarının sonuçlarından kaçamaz."
-Alfred A. Montapert-


Erotik Romans türünde görünen bu kitabın kesinlikle erotik romans ile alakası yok. Türevlerinden çok farklı, gerçek kötülüğü görebileceğiniz, nasıl bir ruh hali ile yazıldığı hakkında bolca düşündüren bir kurgu.. Kitabın ilk sayfasında da belirtildiği gibi; Yoğun fiziksel ve psikolojik şiddet, tecavüz, kaçırılma ve erotizm içerir. Bu konuları okumaya katlanamıyor ya da sevmiyorsanız kesinlikle uzak durmalısınız. Her ne kadar hikaye de çok fazla detay verilmeyip sadece ne olduğunu anlamanıza yetecek kadarı yazılmış olsa da ağır bir konusu var.

Gelelim konusuna, eh spoiler vermeden anlatılması çok mümkün olmasa da deneyeceğim. Klasik sevdiğimiz erotik romansların aksine gerçek kötü ve değişmeye niyeti olmayan erkek karakterle karşı karşıyayız. Öyle ki ondan gerçekten nefret ediyorum. 

Anthony, çok zengin, karizmatik. yardımsever, yakışlıklı, kısacası basına göre mükemmel olan bir bekar.. Ancak onun bilinmeyen yüzü bunun tam tersi. Claire, sıradan bir barmaid iken Anthony ile tanışıyor. Bir kaç gün sonra ise kendisini bilmediği bir şehirde, hiçliğin ortasında bir malikanede, kaçırılmış ve hizmet ederken buluyor. Her ne kadar, güçlü bir karaktere sahip olsa da bir süre sonra hayatta kalmanın bu nefret ettiği kişi ile uzlaşmaktan geçtiğini anlıyor. 

Sıradan bir psikopat zengin erkek katliamı gibi görünse de aslında kitabın sonlarına doğru, Claire'in sıradan bir kurban olmadığı anlaşılıyor. Kitabı okurken bir kısmından (psikolik ve fiziksel şiddet kısmı) nefret ettim. Ancak yazarın kalemi o kadar akıcı ve hikayenin sıralaması öyle doğru ki bırakamadım. Sonlara doğru ise yazarın kurgusuna hayran kaldım. Olay bambaşka boyutlara geldi. Şu an okumakta olduğum ikinci kitabında yorumunu en kısa zamanda gireceğim.

Sonrası ağır spoiler içerir. 
Kitabı okumadıysanız ve okuyacaksanız devamını okumamanızı tavsiye ederim.

Hikaye Stockholm sendromunu anlatıyor. Tüm yaşadıklarından sonra aşık olması kabul edilemez. Memnun etme çabası, kendini kaybetmesi ve her ne isterse kabul etmesi beni çok sinirlendirdi. Ancak psikolojik olarak Öğrenilmiş Çaresizlik denen bir konu var. Çokta yargılayamadım. Her ufak baş kaldırının ağır bir cezasının olması, ablasını aramak için izin istemesi ya da bahçeye çıkmak için,.. Yaşadıklarının en hafifi olmasına rağmen sanırım en ağır geleniydi. Gerçekte bu kadar kötü insanların olma ihtimali beni çok korkuttu.

Birde kendi aile ilişkilerime şükrettim. Çevremde ki kimse benim mail atarak ortadan kaybolmamı kabul etmez. Bir insanın ortadan kaybolmasının fark edilmemesi çok acı.. Bu stockholm sendromu acaba yakışıklı ve zengin olmasa da gerçekleşir miydi acaba diye de çok düşündüm. Yani çirkin ve çulsuz bir adam tarafından kaçırılsan uyum sağlamaya çalışır mısın? Sanmıyorum!!!

Seri 5 ana kitap ve 3 ara kitaptan oluşuyor. 













Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;