Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fantastik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017/04/03

Tutsak Çalı Kuşu Kitap Yorumu


tutsak çalı kuşu ile ilgili görsel sonucu
Tutsak Çalı Kuşu - Danielle L. Jensen
Puanım 5/5

Bir cadının laneti, trolleri beş yüzyıl boyunca dağın altındaki şehirlerine hapsetmiştir. 

Cécile de Troyes kaçırılıp dağın altındaki şehre götürüldüğünde, trollerin laneti bozmak için ona güvendiğini anlar. 

Cécile'in aklında ise tek bir şey vardır: Oradan kaçmak. Ancak troller zeki, hızlı ve insanüstü güçlere sahip yaratıklardır. 

Cécile, doğru fırsatı sabırla beklemek zorundadır. Cécile, trollerle zaman geçirdikçe, içinde bulundukları zor durumu anlamaya başlar ve gittikçe büyüyen bir ayaklanmadan haberdar olur. Belki de Cécile, isyanın başarılı olması için trollerin tam da ihtiyaç duydukları kişidir.

Bir çeşit fantastik devrim hikayesi. Kitabın ilk sayfalarında ne okuyorum ben bu nedir diye bir içine giremedim ancak çok kısa bir sürede hikaye akıp gitmeye başladı. Kitabın genelinde kelime hataları vardı. Bazı kelimeler yanlış yazılmış bazıları yutulmuş olmasına rağmen hikayeyi hiç sinir olmadan bitirdim. Sonra sonra diye akıp gitti. Hikaye bu kadar sağlam olmasa uğraşamazdım sanırım. 

Cecile, çiftlikte babası, kardeşleri ve büyükannesi ile yaşıyor annesi ise çok ünlü bir şarkıcı.. Babası şehirden köye dönmeye karar verdiğinde onunla gitmiyor ve arada uğrayıp çocuklarını kontrol ediyor. Cecile kızıl saçları ve harika sesi ile ona en çok benzeyeni.. Annesi sesini test edince 17 yaşında kızını yanına alacağını ve dünyaca ünlü sanatçılardan ders alacağını söylüyor. 

17 'inci yaşının olduğu gün ise kaçırılıyor ve korku hikayelerinde fırlamış olan Trollere satılıyor. Trollerin yer altında sıkışık kalmasına neden olan laneti kıracağı rivayet edilen Cecile, aynı gece kendisini trol prensi ile evli buluyor. Kabuslarda anlatılanın aksine çok yakışıklı olan ancak huysuz ve acımasız olan bu prensle yaşamak başına gelebilecek olan en kötü şey.. Ya da en iyisi?? 

Trolian Şehrinde, hem nefret edilen hem sevilen, hem güçsüz hem de çok güçlü olan 'Prenses Cecile' sık sık yaptığı seçimlerle ve cesareti ile kendisini kanıtlasa da aslında kendisinin bile farkında olmadığı güçleri sayesinde hayatta kalmayı başarıyor. Aynı zamanda özgürlük için savaşanın sadece kendisi olmaması ve elde ettiği müttefikleri ile hayatı hiç beklemediği bir şekilde değişiyor.

Kitabın devamını büyük bir merakla bekliyorum. Umarım yayın evi bu sefer yazım hakkında dikkatli davranır. Insan kullanılan kitap kapaklarını çok sevmememe rağmen buna bayıldım. Sanırım yüzünün olmaması avantaj olmuş. 







Paramparça - Jennifer L. Armentrout - Wicked Saga Series #2


paramparça lanetli serisi ile ilgili görsel sonucu
Lanetli - Jennifer L. Armentrout 
Puanım 5/4
Kararsızsan paramparçasın! 

İnsanlardan beslenen korkunç Faelere karşı dünyayı korumak yeterince zor değilmiş gibi, Ivy şimdi bir de Fae Prensi'yle mücadele etmek zorunda. 

Faelere dünyanın kapılarını açacak ve insanlığın sonunu getirecek kişi, bir Buçukluk. Ve o Buçukluk, Ivy'nin ta kendisi. 

Düzen'le birlikte mücadeleye devam mı etmeli, yoksa Düzen'den sakınmalı mı?

Prens'le nasıl savaşmalı? Aşkını nasıl korumalı? Şimdi dünyanın kaderi Ivy'nin ellerinde. Hemen harekete geçmezse. Hem yüreği hem de dünyası paramparça olacak.

Genelde seri kitapların ikincileri ilkinden daha zayıf olur. Ancak bu hikaye gayet sağlam devam ediyor. Yazarın zekice diyalogları ve güncel göndermeleri ile en karamsar anları bile eğlenceli hale çevirebilen tarzı ile yine akıp giden ve aksiyonu bir hikaye olmuş. 

Bu yazarın kitaplarını hiç düşünmeden aldıran da bu akışına olan güven oluyor bende ancak bazı bölümleri hala kendini tekrar gibi geliyor. Sanki her okuduğum kitap farklı isimlerle aynı insanların maceraları hissi veriyor. Bu hikayede bu daha az olsa da kendini yine hissettirdi. Yazarın tarzını bilen bir okuyucu olarak genelde tüm tahminlerim tutuyor. Ancak bu yinede okumamı engellemiyor.

İlk kitabın sonunda Ivy, iyi ve kötü herkesin aradığı Buçukluk olduğunu öğrenmişti ve kapıların açılması ile karşı karşıya kaldığı prensin hışmından aslında bu sayede kurtulmuştu. Prensin çocuğunu dünyaya getirip, periler ile insanların dünyasını ayıran sınırı ortadan kaldıran silaha dönüştürülmesi gerekiyor. Ancak Ivy, varlığından beri bunun olmaması için savaşıyor. 

Dost ve düşmanın kesin bir şekilde birbirinden ayrıldığı yeni düzende hiç kimseyi hafife almaması gerektiğini öğreniyor. Hiç beklemediği müttefiklerle yoluna devam etmek zorunda kalan Ivy'nin güvenmeyi yeniden öğrenmesi gerekiyor.

Sonuçta ikinci kitabı da sevdim hatta yazarın en sevdiğim serisi olma yolunda ilerliyor. 4 puan vermemin iki nedeni var. Birincisi; kapağı hala alakasız ve resimde ki karakterle bana çok itici geliyor :) .. İkincisi ve önemlisi ise kitabın yarısından sonra yaklaşık 70 sayfalık bir bölüm yavaş ilerledi.





2017/03/28

Görgü ve Casusluk Okulu Kitap Yorumu


görgü ve casusluk okulu ile ilgili görsel sonucu

Görgü ve Casusluk Okulu - Gail Carriger
Puanım 5/5

On dört yaşındaki Sophronia, annesinin sabrını zorlamaktadır.

Sophronia görgü kuralları yerine saat sökmek ve ağaçlara tırmanmakla ilgilenirken ailesinin en büyük korkularından biri, kızlarının misafirlerin karşısında o korkunç reveransını yapmasıdır ve Bayan Temminnick kızının bir hanımefendi olmasını çok istemektedir. Bu yüzden onu Matmazel Geraldine'in Seçkin Genç Hanımlar İçin Görgü Okulu'na gönderir. 


Ancak Sophronia çok geçmeden bu okulun, annesinin umduğu gibi bir yer olmadığını anlar. Okuldaki genç hanımlar, görgü kurallarından fazlasını öğrenmektedir. Dans, kıyafet seçimi ve görgü kurallarının yanı sıra suikast, aldatma ve casusluk dersleri de verilmektedir; tabii olabilecek en kibar şekilde. 


Sophronia ve arkadaşlarını heyecanlı bir ilk eğitim yılı beklemektedir.. 
"Her sayfası, insana kahkaha attıran zekice diyaloglarla dolu."-Publishers Weekly-


"Carriger'ın genç yetişkin dalındaki ilk romanı Victoria Dönemi paranormal steampunk'ı ve cesur kadın kahramanlarını harmanlayarak yeni bir okur kitlesine taşıyor. Döneme has casusluk yöntemleri, zekâ dolu diyaloglar, komik anlar ve bir gemi dolusu tuhaf ama ilginç karakter de cabası."    -Booklist-


"Carriger'ın yarattığı kahraman tüm kadın okurlara rol model olacak kadar güçlü ve bağımsız. Kibar hanımefendi ve beyefendiler, zeplinler, robotlar, kurtadamlar ve vampirlerle buluşuyor, bu steampunk macerada okurları kendilerine çekiyor."-School Library Journal-


"Casusluk ve okul maceralarını harmanlayan Carriger, genç okurlarını paranormal steampunk'ın zekâ ve aksiyonla buluştuğu bir dünyaya davet ediyor."     -Horn Book-



Çocuk kitabı olmasına rağmen çok severek okudum. Viktorya Dönemi'nin ağdalı konuşma tarzı, şeytani kötücül beyefendiler ve casus hanımefendilerin maceraları çok çekiciydi. Okulda matematik dersini sadece 5 kişiyi kaç kg kuzu eti ile zehirleyebileceğin gibi en hayati detaylar için öğretmelerine bayıldım. 

Elbiseyi kırıştırmadan yuvarlanmak, uygun elbiseler ve şıklıkla bıçak fırlatmak gibi konular çok çekiciydi. Kurtadam, vampir ve mekahayvanlar ile çok çeşitli bir karakter yapısına sahip bir kurgu olmuş.

Taşra'nın ileri gelen ailelerinden birinin kızı olan Sophronia, ablalarının aksine ne reverans yapabiliyor ne de modayı takip ediyor. Asansör kayışına tırmanmak, saatleri bozmak gibi daha heyecanlı işlerin peşinde.. Annesinin kendisinden bıkması ile kendisini Görgü Okulu yolunda bulan Sophronia, daha okula varamadan karşılaştığı tehlikeler ve atıldığı maceralarla, yeni okuluna bayılıyor.

Öğretmenlerden, derslere her satırını keyifle okudum.. Çok eğlendim ve çok güldüm. Yaşları küçük olan karakterlerin zekalarına ve dialoglarına hayran kaldım. Vıcık vıcık aşkla sulanmamış olması ise paha biçilemez bir okuma zevki verdi.





2017/02/09

Ateş Kitap Yorumum


ateş paula weston ile ilgili görsel sonucu

Ateş - Paula Weston 
Puanım 5/5
Gabe Winters aniden her şeyi hatırlamıştı.

Bir yıl boyunca Pandanus Plajı'nda sakin bir yaşam sürmüş, kütüphanede çalışmış ve ikiz kardeşini öldüren trafik kazasını atlatmaya uğraşmıştı. 


Rafa çıkageldiğindeyse gerçek kimliğini keşfetmişti, Gabe: Refaimlerden biriydi. Yüz yıldan fazladır hayattaydı. Yarı melek yarı insan, iblislerin canına okuyan sıkı bir kız ve sinir bozucu Rafa'ya umutsuzca âşık. 


Gabe artık hatıralarını kimin, nasıl ve neden değiştirdiğini biliyordu ve her şeyin cennet ile cehennem arasındaki bir güç savaşına doğru hızla sürüklendiğini de. 


Fakat daha da önemlisi son on yılını Rafa'ya neden ciddi anlamda zarar vermek isteyerek geçirdiğini de… 


"Weston tüm gerçekleri gözler önüne sererek son derece doyurucu bir sona doğru tam hız giderken  nefesinizi tutmamanız imkânsız." -Daily Telegraph


"Refaim serisi, gençlik edebiyatının muhteşem örneklerinden birisi ve Ateş, heyecan dolu ve hem acı hem tatlı bir son." 


Kitabı okurken nasıl bir ruh haline girdiysem hep seri devam edecek gibi hissettim. Hatta sonlara doğru iyice final kitabı olduğunu unuttum ve kafamdan sonra ki kitabı merak etmeye başladım. Bu kitabın yeterince açık olmamasından kaynaklanmıyor, yanıtlanmayan bir soru kalmadı ama nedense o his içimden gitmedi. 

Bir önceki kitabın yorumunu yazarken böyle de bırakılmaz ki bir kitap diye isyan etmiştim. Tabii bunu elime aldığımda nerede kalmıştı da çok merak ettim diye düşünerek başladım. Sonunda Jude ile Gabe her şeyi hatırladı. Düşmüş babalarını serbest bırakmaya çalışırken saldırıya uğradıklarını biliyorlar ancak kurtarıcılarının kim olduğu muallaktı. 

Cennet ile cehennem arasında beklenen büyük savaştan önce refaimler ile cehennem iblisleri arasında gerçekleşen savaşta müttefik bulamazlarsa kaybedecekleri kesin olunca tüm refaimlerin ortak dileği ile büyük bir risk alıyorlar. Yalanlar ile gerçeklerin birbirine karıştığı ve kime güveneceklerini bilmedikleri gün patlayan savaşta gerçek bağlarının ve sadakatlerinin sınandığı sınavdan başarı ile çıkmak zorundalar.

Gabe ile Rafa'nın sonunda ergenlikten çıkıp yetişkin davranışları sergilemelerine bayıldım. 139 yıl süren ergenlik mi olurmuş canım :) Bu kitapta her karakterle bağ kurabildim neredeyse.. Geçmiş kitaplardan sevmediklerimle bile.. Düşmüş melekler hakkında yapılan bu kadar spekülasyonlardan sonra neredeyse tonton babalar olmaları ise keyfimi yerine getirdi.

Sonunda her şeyin beklenmeyen bir şekilde açığa çıkması rahatlatıcı olsa da son durumda Refaimler ile Düşmüşlerin birlikte nasıl yaşayacağını da okumak isterdim. Yazarın kitabın sonunda yazdığı teşekkür kısmı ve yazma hikayesine bayıldım. Kısaca denedim denedim hep ret yedim. Zevk için gölgelere giriş yaptım patladı gitti demiş. Çok içten ve sevimli buldum.

Refhaim Serisi;
1) Gölgeler
2) Sis

3) Işıltı






2017/02/08

Keder Kitap Yorumum


keder amy bartol ile ilgili görsel sonucu

Keder - Amy A. Bartol
Puanım 5/5

İrlanda kıyısını ilk kez gördüm. Sarp kayalıklar dehşet içinde titrememe neden oldu. Uzun zaman önce, nasıl kimse fark etmeden Gancanaghların burayı evleri yaptığını aklım almıyordu. Soğuk, yosun kaplı yapı Gancanaghlar diye bağırıyordu bangır bangır. Yere düşen taşların arasındaki gölgelere baktığımda ölümsüz peri hatlarının kayayı tutmuş olduğunu ve gemimizin yanlarına gelmesini beklediğini hayal ettim.

Yüzümü gökyüzüne kaldırdım ve yağmurun beni yıkamasına izin verdim. Korkudan alnımda biriken soğuk teri götürmüştü.
Evie, Reed ve arkadaşları Gancanaghlardan kaçıp Zephyr'in adasına gitmişlerdi. Ancak Brennus onları bulmayı başarmış, Evie'yi yeniden elde edebilmek için planlar kurmaya başlamıştı. Evie artık Brennus'un ne kadar ileri gidebileceğini bildiğinden korkuyla gelecekleri ânı beklemekteydi. Evie'nin bilmediği şey ise Serafim olan babası Tau'nun onu aradığıydı. 
Peki ama Evie hem Russell ile olan geçmişlerinin sırrını çözüp hem de kendisini koruyabilecek miydi?


Sanırım bu serinin en sevdiğim kitabı oldu. Yazarın her kitapta aksiyonu üst düzeyde tutması okuma hızını arttırıyor. Bu kitabın sevdiğim kısmı ise sırların bir kısmının çözülmüş olması ve sonunda aşk üçgeninin parçalanmış olması.. Tam şu Russell içinde artık birileri olmalı derken öyle bir karakter eklendi ki bayıldım. 

Bu hikayede yeni eklenen karakterler Russell'ın Aspire'ı Anya dışında bir de Evie'nin babası ile hatırlamadığı cennette ki sevgilisi var. Bir de bunlar ilave Cole var ama onun işlevini henüz anlamadım. Hikaye bıraktığımız adadan devam ediyor. Brennus için kurdukları tuzak çok iyi işlemiyor. Hatta Brennus sürekli kaçak konumunda olduğundan gözümde ki değeri bir parça düşmüş olabilir tabii bir değeri olmuş olsaydı. Kötülüğün vücut bulmuş hali, vampir olması falan düşününce seveğimi sanırdım ancak bu kitapta olmadı.

Evie'nin babası Tau'ya sinir oldum. Sanırsın kızı ergen.. Hoş ergen tamamda kanatları falan var özgür iradeye ne oldu acaba?? Her kitapta iğrenç yaratıklar silsilesinin listesi kabarıyor ve kıyımın şiddeti büyüyor. Reed, Zac ve ölüm meleklerinden oluşan aileye Anna'da eklenince artık daha güçlü oldular. Beklentiyi karşılayan bir kitap oldu benim açımdan.. 

Final kitabı için beklentiyi arttırmak uğruna Brennus'u öldürmemelerine her ne kadar takmış olsam da sonuçta adam Reed'i resmen esir aldı, son kitabı hevesle bekliyorum. Reed'e gelirsek bu kitapta ne kadar olgun ve bilge bir karakter olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Evie'nin gerçek görevi ve cennette yaşadıkları tam olarak ortaya finalde çıkacaktır. 

Sonuçta bayıldım. Hemen okudum. Seriyi takip edenler zevkle okuyacaktır . Eğer seriyi henüz okumadıysanız hikayede kaybolmamanız için sıralamayı takip etmeniz çok önemli..

Diğer Kitapları;
1) Kaçınılmaz
2) Sezgi
3) Minnettar





2017/01/04

Yalnız Cadı Kitap Yorumum


yalnız cadı kitap yorumu ile ilgili görsel sonucu

Yalnız Cadı - Ruth Warburton
Puanım 5/4

Kalbin paramparça olduğunda nereye sığınırsın?

Anna için bu sorunun tek bir cevabı var. O da geçmişine gidip annesi, gerçek kimliği ve yeteneği hakkındaki bilinmeyenleri ortaya çıkarmak. Ancak yaşanmışlıkları kurcalamaya başladıkça annesinin, tahmin ettiğinden çok daha karanlık bir kaçış nedeni olduğunu görmeye başlıyor. 

Diğer taraftan cadı klanları hız kesmeyen bir savaşın içine Anna'yı da çekmek istiyorlar. Anna ise hayatının aşkı Seth tarafından terk edilmenin ve en yakın dostu Abe'in ona karşı hissettiği duyguların karmaşası içinde. Er ya da geç, dostları ile düşman cadı klanları arasında bir seçim yapmak zorunda kalacak. Ve tabii aşk ile büyü arasında da!

"Ruth Warburton, yine kaleminin gücünü konuşturmuş. Modern cadıların büyülü dünyasına kapılmamak imkânsız."
-Goodreads-

"Beklenmeyen, çarpıcı bir son! Ruth Warburton okurlarını son kitapta da mest ediyor."
-Amazon-

"Büyüyle bezenmiş bir romantizm, cesur kahramanlar, gizemli bir kasaba ve hayal gücünü zorlayan bir hikâye."
-The Bookseller-


Bu serinin en sevdiğim özelliği yazarın her kitapta kendini geliştirmesi.. İlk kitapta Anna sanki sıradan aşık bir kızdı da süs olsun diye cadı olmuş gibi bir hava vardı. Son kitapta ise cadıların ön planda olmasını çok sevdim. Hala tam olmamış diyebileceğim bir kaç nokta olsa da genel anlamda beğendim. 

Anna karakteri aslında genel anlamda kitap karakterleri ne hikmetse güçlerinin bir türlü farkında olamıyorlar. Gelmiş geçmiş en özel ve güçlü cadı olması beklenen kızın kurtulmak için sürekli diğer cadılara sığınması biraz can sıkmaya başladı. Neyse ki seri bitti de bu konuda daha fazla sinirlenemeyeceğim. 

Anna bu sefer annesinin peşinden Rusya'ya gidiyor ve kendi ile birlikte tüm takımını büyük bir tuzağa çekiyor. Bu arada kitabın adına bakarak hep Anna'nın yalnız kalmasını bekledim ama nafile.. Annesi ile ilgili daha fazla bilgi olabilirdi sonunda. Bu sefer ailelerinden uzakta macera yaşamaları, bol aksiyonu ve diğer kitaplara oranla fantastik unsuru daha bol bir kitap olduğu için sevdim. 

Kitabın en sevdiğim karakteri Abe oldu. Hırçın yapısıyla en dobra karakter diyebilirim. Yeni cadı Marcus ise nasıl bu kadar değişebildi anlamadım. Kesinlikle ters köşeydi. 

Sonunda ise benim hayalim her ne kadar farklı olsa da enteresan bir son olmuş.


Seri Sıralaması;
2) Aşık Cadı
3) Yalnız Cadı


2016/12/16

Sadakat - K.A.Tucker - Kitap Yorumum //Causal Enchantment Series #2


sadakat k.a tucker ile ilgili görsel sonucu

Sadakat - K.A.Tucker
Puanım 5/4

Sofie'nin kışlık sığınağında daha ne kadar kalacağı belli olmayan Evangeline kendi durumuyla barışmaya çalışıyordu: laneti hâlâ sürüyordu. Şimdi ise iki bin yaşındaki bir vampir peşine düşmüştü ve aşık olduğu çocuk onu öldürmeye çalışıyordu. Ayrıca herkesin ölüsünü dirisine tercih ettiği Max ve Forerolarla kilitli kalmıştı. İşler pek de iyiye gitmiyordu…

Bu esnada Manhattan'da işler daha da karışıktı; New York şehri vampir sığınağı duvarları dışında, gözcüler ve cadılar yavaş yavaş bir savaşa doğru sürüklenirken, Sofie kana susamış ve mahsur kalmış kırk kadar Ratheus vampirini sakinleştirmeye ve umutsuz haldeki Viggo'nun Evangeline'in arkadaşını öldürmesine engel olmaya çalışıyordu. Tüm bu karmaşa arasında Evangeline ve Caden için umut var mıydı? Sofie düşman güçleri kontrol altında tutabilecek miydi? Dünyanın kaderi önceden belirlenmiş miydi? 


Yazara ve seriye düşkünlüğümü bilmeyeniniz yoktur. Yine rahat okuduğum ve sevdiğim bir kitap oldu ancak fantastik öğeler arttıkça benim kurguya olan beğenim azalıyor sanırım. Tamam fantastik kitaplar için meydan geliş ama yapılamayan bir şeylerde olmalı bir yerde. Yoksa yaşamanın ne anlamı olur ki?

Bu kitapta Evie başlarda bayağı sıkıntılı bir karakter çizdi. Aslında sona kadar çizmiş olabilir. Yeni eklenen karakter Lilli'yi ben çok sevdim, devam kitaplarında daha çok rol oynayacağına inanıyorum. Yalnız devam kitaplarında son gelişmelerin ışığında Evie'nin kendine gelmesini umuyorum. Caden'i ilk kitapta çok sevmiştim ancak bu kitapta biraz sıradanlaştı. Dünyanın sonunu getirecek olan savaşı önlemek için uğraşıp duruyorlar ancak herşeyin pamuk ipliğine bağlı olduğu olaylar akışında bu hiç kolay değil.

Viggo'nun serin kanlı psikopatlığı başlarına daha büyük işler açamaz diyecekken son dakika golü attı. Eh tabii sonunda Veronique'in teşrif etmesi de olayların akışını etkileyecektir. 

Sofia'ya sevgim giderek artsa da kimseyi Nathan'ın önüne koyabileceğine inanmıyorum. Takdir perileri ile yaptığı pazarlıktan Nathan çıkmazsa ağır saçmalanmış diyeceğim. Neyse sırada ki kitapta görmeyi iple çekiyorum.









2016/12/03

Evernight Akademisi / Yaşamın Ötesi Kitap Yorumum


evernight yaşamın ötes ile ilgili görsel sonucu

Evernight Akademisi / Yaşamın Ötesi 
Claudia Gray
Puanım 5/4

Kader, Lucas ve Bianca'yı ayırmak için pusuda…
Bianca ve Lucas birlikte her şeye dayanabileceklerini düşünmüştür. Ancak kader Bianca'yı bir hortlağa, Lucas'ıysa tüm hayatı boyunca avladığı yaratıklardan birine, yani bir vampire dönüştürünce sarsılırlar.

Lucas'ın sığınabileceği tek yer vardır… Evernight Akademisi.
Ama Siyah Haç vampir avcıları hâlâ peşlerindedir ve Evernight'ta yaşanması kaçınılmaz vampir ile hortlak savaşı yaklaşmaktadır. 

Bianca ve Lucas'ın etrafı tehlikeyle sarılmıştır, üstelik bunlardan bazıları eski dost ve müttefiklerinden gelir. Yollarına çıkan her engeli aşmayı başaran Bianca ve Lucas yaşamın ötesinden gelen zorlukları da aşabilecek mi?

"Vampir hikâyelerine tutkun genç okurlar karakterlerin çatışmalarından ve aşkla dolu sahnelerden çok keyif alacaklar."   
-Children's Literature-

Fantastik vampir kitaplarının sayısı çok fazla, bu yüzden yazarlar farklı olmazları oldurma yarışına girmiş durumda ancak hala pek çok okurun kalbinde taht sahibi olan Alacakaranlık serisi geneli düşünürsek çok sade ve basit bir kurguya dayanıyor. Bu kurgularda ki uç saçmalıklar artık beni yoruyor. Sağlam karakterler ve güzel bir hikaye yerine halk arasında ki korku efsaneleri herhangi insanların başına geliyormuş izlenimi veriyor bana..

Bu seride ki hortlak olayınında bu uç nokta arayışından ortaya çıktığını düşünüyorum. Ve nedense beni çok tatmin etmedi okurken. Konusuna gelecek olursak, Lucas düşman olarak gördüğü ve mahvetmeye çalıştığı Evenight'a sığınmak zorunda kalıyor. Akademinin yöneticisi Bayan Bethany ise umduğunun tersine davranıyor. Bianca içinse dünyada ki en tehlikeli yer olan okulda gerçeklerin ortaya çıkması için umulmadık bir ittifak kuruluyor.

Tehlike bu kadar yakınken ailelerine olan özlemleri de had safhaya çıkıyor. Her ikisi de ailelerinin nefret ettiği yaratıklara dönüşmüş durumda.. Bayan Bethany ise hayata dönmenin bir yolunu bulmuş durumda ve bunun için Bianca'ya ihtiyacı var. Lucas herşeyden çok istediği yaşam için Bianca'yı terk edecek midir?

Serinin Diğer Kitapları;












2016/11/14

Geri Dönüş - Jennifer L. Armentrout Kitap Yorumu // Titan 1


t,tan geri dönüş ile ilgili görsel sonucu

Geri Dönüş - Jennifer L. Armentrout
Puanım 5/4

Tarih bir kez daha tekerrür etme cüretini gösteriyor.

Seth'in hayatını tanrılara adamasının üzerinden bir yıl geçti. Ve şimdiye kadar, tanrıların ona verdiği görevler hep şiddetli ve kanlı oldu. Bu durum Seth için sorun değildi. Kan ve şiddete alışıktı. 


Ancak şimdi Apollo'nun onun için başka bir planı var. Ellerini ve başka bir uzvunu uzak tutmak kaydıyla muhafız rolünü üstlenmek zorunda. Ve kendini dizginleme konusunda gerçekten başarısız biri olduğundan, bu görev onun şimdiye kadarki en zor görevi olabilir.

Josie'nin bu inanılmaz seksi adamın ne olabileceğiyle ilgili hiçbir fikri yok. Ama büyük olasılıkla evden ayrıldıktan sonra başlayan yeni hayatı, Olympos büyüklüğünde bir blenderin içine atılıp püre haline gelmek üzere. Josie ya delirecek ya da antik bir mitin içinden fırlamış bir kâbus onu ele geçirmek için fırsat kollayacak. Daha da kötüsü, altın rengi gözlü, sır saklayan Seth ile arasında oluşan beklenmedik çekim bunların hepsinden daha tehlikeli olabilir.


Melez Sözleşmeleri serisinin devamı olarak düşünülebileceği gibi tamamen bağımsız olarak başlanabilecek bir seri.. Kitabı okurken Melez Sözleşmeleri'ni tamamen unutmuş olduğumu fark ettim. Yazarın kitapları ne kadar akıcı olup soluksuz okunsa da çabuk unutuyorum. Bunda içsel gevezeliklerin haddinden fazla olması etken muhtemelen.

Yazarı tanıyanların bileceği üzere, yazar seksi sohbetler ve düşünceler yazmayı seviyor ancak kitaplarına erotik diyemeyiz. Yine fantastik bir kitapta sırıtmayacak seviyede yazmış yazmasına ama beni rahatsız eden düşüncelerinde çok fazla yer vermesi ve kendini tekrar etmesiydi. (Seth'in kaslı uzun seksi bacaklarını her görüşünde aynı şeyi düşünmesi ve koca paragraf olması okurken konudan kopmamı sağladı.) 

Onun dışında kitabı, hikayeyi, kurguyu sevdim. Josie'nin Alex'e çok fazla benzemesi olumsuzluk olabilirdi ancak tecrübesiz olması Alex'le ikisini ayırıyor. Uyanan güçleri ile yazarın bu ayrıma  ilerleyen kitaplarda dikkat etmesi gerekiyor bence. Josie, sıradan bir insan olarak büyümüş bir yarı tanrı olarak çok cesurdu. Hazır cevaplığı ve insan zaafı olarak görülen merhametini sevidm. Seth'e gelirsek, bildiğimiz uyuzluklarının bu hikayede törpülenmesi güzeldi.

Titanlar ise öyle baş belası ki Tanrılar yanlarında sevimli bebekler gibi kalıyor. Bu serinin en sevdiğim yanı şüphesiz her yerde bir Tanrı ile karşılaşma ihtimali.. Süpermarket, yatak odası, hatta Apollo için duş bile olabilir. Dialogları eğlenceli ama iç sesi fazla yoğun..  İlerleyen kitaplarda aksiyonu daha bol hikayeler okuyacağımızı ümit ediyorum.









2016/10/19

Gece Yarısı Leydisi Kitap Yorumum


cassandra clare geceyarısı leydisi ile ilgili görsel sonucu

Gece Yarısı Leydisi - Cassandra Clare 
Karanlık Sanatlar Birinci Kitap
Puanım 5/5

Kahramanlar da kaybedebilir. Ama asla pes etmezler. Onları kahraman yapan da budur.

Cassandra Clare'in uluslararası çoksatar "Ölümcül Oyuncaklar" evreninde geçen yeni serisi "Karanlık Sanatlar"da Los Angeles Gölge Avcıları başrolde! 

Geceyarısı Leydisi bir Gölge Avcıları romanı.
Felaketlerin Gölge Avcıları'nı yok olmanın eşiğine getirmesinin üzerinden beş yıl geçti. Emma Carstrairs artık ailesinin yasını tutan bir çocuk değil, onları öldürenleri bulmaya ve intikam almaya kararlı genç bir kadın. 

Parabatai'si Julian Blackthorn'la el ele veren Emma, tüm Los Angeles'ı saran şeytani bir planı araştırırken aklına ve kalbine güvenmesi gerektiğini öğrenecek. Tabii kalbi onu tekinsiz yollara doğru sürüklemedikçe...

Julian'ın beş yıl önce peri halkı tarafından kaçırılan kardeşi Mark'ın, Gölge Avcıları'nın yardımına ihtiyaç duyan periler tarafından geri getirilmesi işleri iyice karıştıracak. Ama peri diyarında zaman öyle farklı işliyor ki, Mark, ailesini tanımakta zorlanacak. Acaba periler, Mark'ı gerçekten ailesine bırakacak mı? 


Bol ışıltı, şatafat ve meşhur Gölge Avcıları'yla, Geceyarısı Leydisi, Cassandra Clare'in "Karanlık Sanatlar" serisine sarsıcı bir giriş. Sevgiden daha büyük bir yasa yoktur!

Son zamanlarda okuduğum ve beni heyecanlandıran en iyi kitap! Yazarın kurgusu o kadar kusursuz ki yarattığı fantastik dünyada hikayeler hiç bitmiyor. Kitabın 800 sayfa olduğunu öğrenince çok sevindim. Okuma keyfimi uzatabilirim sanmıştım ama 2,5 günde bitti. :( Bir seride uzun sayfalar çıkarabilmek büyük yetenek olmalı. Öyle ki biz nasıl okumaya doyamıyorsak yazarda anlatmaya doyamıyor resmen. Ara kitap olan Magnus Bane'in günlüklerine de başladım ve onu gerçekten yavaş okuyorum. Her kitap arasında bir hikaye... Bitirince onuda anlatacağım.

Yazarın diğer serilerinde olan karakterlerin hikayeye kaynaması beni çok mutlu etti. Hele ipe sapa gelmez Gölge Avcı'sı Jace ve eşi Claire'in son durumlarını öğrenmek paha biçilemez. Ben kendi adıma Cehennem Makineleri serisini ve karakterlerini Ölümcül Oyuncaklar serisinden bir tık daha fazla sevmiştim. Ama bu kitap hepsinden iyi geldi.

Son karanlık savaş'tan 5 yıl sonrasında başlıyor kitap. Okuyanların hemen hatırlayacağı, enstitü baskınlarında ailelerini kaybetmiş olan çocuklar vardı. Blackthorne'lar ve Carstairslerin kızı Emma hikayenin baş kahramanları. 2 kardeşinin yarı peri olmasından dolayı konseyin verdiği kararla sürgüne gönderilmesinden sonra henüz 12 yaşındayken küçük dört kardeşine bakmak zorunda kalan Julian ve ona yardımcı olan parabataisi Emma sonunda 17 yaşına gelmiş ve gayri resmi olarak Los Angeles Enstitüsü'nü yönetiyorlar.

Ailesinin ölümünün üstünün kapatıldığına inanan Emma'nın tek amacı onların katilini bulup intikamlarını almak. Öyle ki bu hırs yüzünden sürekli yaptığı çalışmalarla döneminin en iyi Gölge Avcısı olduğu düşünülüyor. Julian ise Emma'yı her durumda destekliyor. Los Angeles'ta işler çığırından çıkınca, kapılarına  dayanan perilerle abisi Mark'ın özgürlüğü karşılığı pazarlık yapıyorlar.

Konsey'in haberi olmadan aldıkları büyük risklerle savaşan ikilimizin daha büyük bir sorunu var ki o da aşk. Parabataine aşık olamazsın! Yasa son derece açık ve cezası son derece ağır.. Peki bunun nedeni ne? Tüm bilinmeyenlerle gençlerin hayatlarını ortaya koyarak korumaya çalıştıkları aileleri ve masumlar.. 

Bir parantezde Mark'a açmak istiyorum. Tüm vahşi görünüşünün ardında sahip olduğu kırılganlık ve hassas ruha bayıldım. Sonunda verdiği karardan da memnunum. Ancak kitap ne kadar uzunda olsa bitmesinden haz etmedim. Hele o sonunda ki soru işaretleri... 

cassandra clare lady midnight ile ilgili görsel sonucu

Gölge Avcıları dünyasını çok özlemişim. Şimdilik Magnus Bane bu ihtiyacımı körüklüyor ancak diğer kitap çıkana kadar bir yeniden okuma serisi yapmayı planlıyorum. Ancak bu dünyanın en sevdiğim kitabı bu oldu sanırım. 



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;