Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017/04/03

Tutsak Çalı Kuşu Kitap Yorumu


tutsak çalı kuşu ile ilgili görsel sonucu
Tutsak Çalı Kuşu - Danielle L. Jensen
Puanım 5/5

Bir cadının laneti, trolleri beş yüzyıl boyunca dağın altındaki şehirlerine hapsetmiştir. 

Cécile de Troyes kaçırılıp dağın altındaki şehre götürüldüğünde, trollerin laneti bozmak için ona güvendiğini anlar. 

Cécile'in aklında ise tek bir şey vardır: Oradan kaçmak. Ancak troller zeki, hızlı ve insanüstü güçlere sahip yaratıklardır. 

Cécile, doğru fırsatı sabırla beklemek zorundadır. Cécile, trollerle zaman geçirdikçe, içinde bulundukları zor durumu anlamaya başlar ve gittikçe büyüyen bir ayaklanmadan haberdar olur. Belki de Cécile, isyanın başarılı olması için trollerin tam da ihtiyaç duydukları kişidir.

Bir çeşit fantastik devrim hikayesi. Kitabın ilk sayfalarında ne okuyorum ben bu nedir diye bir içine giremedim ancak çok kısa bir sürede hikaye akıp gitmeye başladı. Kitabın genelinde kelime hataları vardı. Bazı kelimeler yanlış yazılmış bazıları yutulmuş olmasına rağmen hikayeyi hiç sinir olmadan bitirdim. Sonra sonra diye akıp gitti. Hikaye bu kadar sağlam olmasa uğraşamazdım sanırım. 

Cecile, çiftlikte babası, kardeşleri ve büyükannesi ile yaşıyor annesi ise çok ünlü bir şarkıcı.. Babası şehirden köye dönmeye karar verdiğinde onunla gitmiyor ve arada uğrayıp çocuklarını kontrol ediyor. Cecile kızıl saçları ve harika sesi ile ona en çok benzeyeni.. Annesi sesini test edince 17 yaşında kızını yanına alacağını ve dünyaca ünlü sanatçılardan ders alacağını söylüyor. 

17 'inci yaşının olduğu gün ise kaçırılıyor ve korku hikayelerinde fırlamış olan Trollere satılıyor. Trollerin yer altında sıkışık kalmasına neden olan laneti kıracağı rivayet edilen Cecile, aynı gece kendisini trol prensi ile evli buluyor. Kabuslarda anlatılanın aksine çok yakışıklı olan ancak huysuz ve acımasız olan bu prensle yaşamak başına gelebilecek olan en kötü şey.. Ya da en iyisi?? 

Trolian Şehrinde, hem nefret edilen hem sevilen, hem güçsüz hem de çok güçlü olan 'Prenses Cecile' sık sık yaptığı seçimlerle ve cesareti ile kendisini kanıtlasa da aslında kendisinin bile farkında olmadığı güçleri sayesinde hayatta kalmayı başarıyor. Aynı zamanda özgürlük için savaşanın sadece kendisi olmaması ve elde ettiği müttefikleri ile hayatı hiç beklemediği bir şekilde değişiyor.

Kitabın devamını büyük bir merakla bekliyorum. Umarım yayın evi bu sefer yazım hakkında dikkatli davranır. Insan kullanılan kitap kapaklarını çok sevmememe rağmen buna bayıldım. Sanırım yüzünün olmaması avantaj olmuş. 







Paramparça - Jennifer L. Armentrout - Wicked Saga Series #2


paramparça lanetli serisi ile ilgili görsel sonucu
Lanetli - Jennifer L. Armentrout 
Puanım 5/4
Kararsızsan paramparçasın! 

İnsanlardan beslenen korkunç Faelere karşı dünyayı korumak yeterince zor değilmiş gibi, Ivy şimdi bir de Fae Prensi'yle mücadele etmek zorunda. 

Faelere dünyanın kapılarını açacak ve insanlığın sonunu getirecek kişi, bir Buçukluk. Ve o Buçukluk, Ivy'nin ta kendisi. 

Düzen'le birlikte mücadeleye devam mı etmeli, yoksa Düzen'den sakınmalı mı?

Prens'le nasıl savaşmalı? Aşkını nasıl korumalı? Şimdi dünyanın kaderi Ivy'nin ellerinde. Hemen harekete geçmezse. Hem yüreği hem de dünyası paramparça olacak.

Genelde seri kitapların ikincileri ilkinden daha zayıf olur. Ancak bu hikaye gayet sağlam devam ediyor. Yazarın zekice diyalogları ve güncel göndermeleri ile en karamsar anları bile eğlenceli hale çevirebilen tarzı ile yine akıp giden ve aksiyonu bir hikaye olmuş. 

Bu yazarın kitaplarını hiç düşünmeden aldıran da bu akışına olan güven oluyor bende ancak bazı bölümleri hala kendini tekrar gibi geliyor. Sanki her okuduğum kitap farklı isimlerle aynı insanların maceraları hissi veriyor. Bu hikayede bu daha az olsa da kendini yine hissettirdi. Yazarın tarzını bilen bir okuyucu olarak genelde tüm tahminlerim tutuyor. Ancak bu yinede okumamı engellemiyor.

İlk kitabın sonunda Ivy, iyi ve kötü herkesin aradığı Buçukluk olduğunu öğrenmişti ve kapıların açılması ile karşı karşıya kaldığı prensin hışmından aslında bu sayede kurtulmuştu. Prensin çocuğunu dünyaya getirip, periler ile insanların dünyasını ayıran sınırı ortadan kaldıran silaha dönüştürülmesi gerekiyor. Ancak Ivy, varlığından beri bunun olmaması için savaşıyor. 

Dost ve düşmanın kesin bir şekilde birbirinden ayrıldığı yeni düzende hiç kimseyi hafife almaması gerektiğini öğreniyor. Hiç beklemediği müttefiklerle yoluna devam etmek zorunda kalan Ivy'nin güvenmeyi yeniden öğrenmesi gerekiyor.

Sonuçta ikinci kitabı da sevdim hatta yazarın en sevdiğim serisi olma yolunda ilerliyor. 4 puan vermemin iki nedeni var. Birincisi; kapağı hala alakasız ve resimde ki karakterle bana çok itici geliyor :) .. İkincisi ve önemlisi ise kitabın yarısından sonra yaklaşık 70 sayfalık bir bölüm yavaş ilerledi.





2017/03/27

Yedi Kız Kardeş - Lucinda Riley Kitap Yorumu


yedi kız kardeş kitap ile ilgili görsel sonucu

Yedi Kız Kardeş - Lucinda Riley 
Puanım 5/4

Aşk mesafe tanımaz. Kıta nedir bilmez. Yıldız misalidir gözleri… 

Dünyanın dört bir yanından evlat edinilerek bir araya gelen ve isimlerini yıldızlardan alan yedi kız kardeşin öyküsü… 

Kız kardeşlerin en büyüğü ve en güzeli olan Maia D'Aplièse, onları bebekken evlat edinen babalarının yanından ayrılmaya hiç cesaret edememiştir. Bir arkadaşını ziyaret ettiği sırada babasının ani ölüm haberini alır ve bütün acısına rağmen kız kardeşlerini bir araya toplar. 

Yaşadıkları şaşkınlığı başka sürprizler de izler. Babaları cenaze töreninin onlar gelmeden düzenlenmesini vasiyet etmiş ve her birine onları evlat edindiği topraklara götürecek gizemli ipuçları bırakmıştır. Parçaları bir araya getiren Maia çok geçmeden kendini Brezilya'da, acılarla dolu yasak bir aşkın izlerini sürerken bulur.

1920'lerde Brezilya sosyetesinin en güzel kızlarından biri olan Izabela Bonifacio, babasının isteği üzerine soylu bir adamla evlenmek üzeredir. Oysaki âşık olmadığı bir erkekle evlenmenin değil, hayatı keşfetmenin hayallerini kurmaktadır. 


O sırada Brezilya'nın ünlü Kurtarıcı İsa Heykeli'ni tasarlamaya başlayan aile dostları Heitor da Silva Costa, Paris'e doğru yola çıkacaktır. Izabela kaderine boyun eğmeye razı olmuştur fakat düğünden önce babasından tek bir isteği vardır; da Silva Costa ailesiyle birlikte Avrupa'ya gitmek ve Paris'i görmek… Fakat aşk en yanlış zamanda, en beklenmedik yerde ve en yıkıcı haliyle çıkar karşısına. Genç ve yakışıklı heykeltıraş Laurent Brouilly, Izabela'nın kaderini sonsuza dek değiştirmek üzeredir. İki âşığın yürek burkan hikâyesi ise onlardan seksen yıl sonra haberdar olan Maia'nın geçmişini yavaş yavaş aydınlatmaya başlamıştır.

Yüreğine ihanet etmek ile ailesine ihanet etmek arasında kalan bir kadının, aşkın zaman ve mekân tanımadığını kanıtlayan hüzünlü hikâyesi… 

"Baştan çıkarıcı bir hikâyeler labirenti! Destansı bir seri için destansı bir başlangıç…" 
-Lancashire Evening Post-

"Aşkla ışıldayan, son derece sürükleyici ve gizemli bir hikâye…"
- Daily Mail-

"Büyüleyici, hüzünlü ve çok katmanlı bir hikâye…" 
-Grazia-

"Sizi sayfaların arasına hapsedecek türden bir aşk hikâyesi… İki farklı jenerasyonun yaşadıkları, insana gerçek aşk hayalleri kurduruyor." 
-Foreverland: el paraíso para siempre-

"Riley tarihî gerçekleri hayal gücüyle kusursuzca harmanlayarak büyüleyici hikâyeler yaratmayı başarabilen, çok yetenekli bir yazar. Yedi Kız Kardeş Takımyıldızı'ndan yola çıkarak kaleme aldığı bu çarpıcı seri, Kristin Hannah ve Linda Gillard hayranlarını etkisi altına alacak. İsimlerini gökteki yıldızlardan alan kız kardeşlerin hikâyelerini öğrenmek için sabırsızlanacaksınız.   -Booklist -


Hakkında çok kararsız kaldığım bir kitap oldu. Hikayenin başından itibaren mitolojiye bağlanacağını düşündüm ancak bu konuda hayal kırıklığına uğradım. Ancak hikaye içinde hikaye olması ile beni kendine bağladı. Isabel'in hikayesine bayıldım. Hüzünlü bir geçmiş zaman aşkı, Paris'in vurdum duymaz sanatçıları ve Brezilya'nın egzotik betimlemesi derken beni benden aldı.

Ancak Maia'nın kendi hikayesi beklentimin altında kaldı. Kötü olduğundan değil, yazarın yanlış yönlendirmesinden olduğunu düşünüyorum. Maia, kızkardeşleri ile birlikte evlat edinilmiş bir genç kadın. Her kardeşin farklı karakteri ve yaşamı olmasına rağmen hepsi onları evlat edinen babalarına resmen tapıyorlar. Bu arada ortada 6 tane kız kardeş var.. 

Salt Baba'nın kızları dünyanın dört bir yanından toplanmış ve babalarının onlara kurduğu masal gibi bir evde büyümüşler. Ancak hiç biri babaları hakkında ev hayatı dışında bir şey bilmiyor. Babalarının ölümü ile ortaya çıkan sırların açığa kavuşmasını bekledim, bekledim ama yazar hiç oralı olmadı. Kitap bir serinin ilk kitabı ve her kitapta başka bir kardeşin hayatı anlatılacak sanırım. 

Belki ilerleyen kitaplarda bazı şeyler açığa kavuşur...











2017/03/03

Kazananın Laneti Kitap Yorumu


kazananın laneti ile ilgili görsel sonucu

Kazananın Laneti - Marie Rutkoski
Puanım 5/4

İstediğin şeyi kazanmak, sevdiğin her şeye mal olabilir.

On yedi yaşındaki Kestrel, bir generalin kızı olarak savurgan ve ayrıcalıklı hayatının tadını çıkarmaktadır. Arin'in ise sırtındaki giysilerinden başka bir şeyi yoktur. Kestrel, Arin'i kendisine bağlayan fevri bir karar alır ve bununla savaşmaya çalışsalar da birbirlerine âşık olmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Ancak genç âşıkların dünyasında, isyan, düellolar, ahlaksız söylentiler, kirli sırlar ve her şeyin tehlikede olduğu oyunlar hüküm sürmektedir. Birlikte olabilmek için halklarına; ülkelerine sadık kalmak için ise birbirlerine ihanet etmelidirler.

"Kazananın Laneti gençlik fantazya türünde nefes kesici, şiirsel bir zafer. Rutkoski muazzam bir güçle, korkusuz bir güzellik destanı yaratmış. Bu kitap kaçırılmamalı."
-Ann Aguırre, New York Times ve USA Today çoksatan yazarı-

"Zengin betimlemeler, nefis bir kurgu ve sağlam hikâyecilik, bu fantazyaya olağandışı bir zekâ ve derinlik katıyor… İncelikli ayrıntılar ve zarif anlatım, hikâye evrenini taze ve canlı kılıyor. Politika, entrika, hatta şiddetle dolu, karmaşık ve merak uyandıran olay örgüsünde her karakter yetenek, kusur ve isteklerin girift bir karışımıyla şekilleniyor... Nefes kesici, trajik ve gerçek."
-Kirkus Reviews- 

"Kazananın Laneti'ndeki her satır özenle yazılmış, öykü ustaca kurgulanmış. Karakterlerin ikilemlerine hayran kaldım ve yüreğim sızladı. Bu kitap ender ve özel bir okuma deneyimi sunuyor; hikâyede bir an sonra ne olacağını hiçbir şekilde tahmin edemedim ve buna bayıldım. Daha fazlasını istiyorum."
-Kristin Cashore, New York Times çoksatanı Yedi Krallık Üçlemesi'nin yazarı-


Kazananın Laneti hikayeye çok uygun bir isim olmuş. Distopya tarzında olan bu kitaba bayıldım. Kazananın Lanet, ekonomide bir terimmiş. Özellikle açık arttırmalarda karşılaşılan fiyat arttırma yarışında sonunda kazanmış olmanın verdiği mutlulukla, ürünü değerinden yüksek ücrete almanın kaybedişi arasında ki hassas çizgi.. 

Ana karakterler Kestrel ve Arin. İki düşman halkın üyesi. Harraniler ile Valorya'lılar arasında yıllar önce büyük bir savaş gerçekleşmiş. Herraniler sanat ve bilim alanında gelişmiş ancak savaş becerisi bulunmayan bir halk. Valorya'lılar ise dünyanın yarısını ellerinde tutan büyük imparatorlukla yönetilen ve savaş üzerine eğitilmiş bir halk. Her iki tarafta diğer tarafın vahşi olduğunu düşünüyor. Çok garip ve eğlenceli gelenekleri var. 

Valorya'lılar ele geçirdikleri düşmanlarını öldürmeyip köleleştirmiş. Ancak sadece yaşamalarına izin vermiş ve mahremiyet dahil her haklarını elinden almış. Bu durumda kaçınılmaz olan isyanı hikaye boyunca atan nabız gibi hissediyorsunuz. 

Kerstel henüz 17 yaşında olmasına rağmen ve 21 yaşına kadar hayatı hakkında karar vermesi gerekmese de general olan babasının baskısı altında. Ya askere yazılacak ya da evlenecek. Ufak tefek yapısı ile ideal asker olmasa da zekası ve askeri taktikleri okuyabilmesi nedeni ile babası asker olmasında ısrarcı. Kumara olan düşkünlüğü ile bir gün limandan eve gelirken şahit olduğu açık arttırma da kazandığı köle ile aslında kazanmış mı oluyor yoksa her şeyi kaybediyor mu?

Arin ise Kestrel'in kazandığı! köle. 10 yaşındayken savaşta köle olan ve ailesini kaybeden Arin, hayatını tek bir şeye, halkının özgürleşeceği güne adamış. Hiç bir fedakarlıktan çekinmiyor ta ki aşık olana kadar. Bu isyanda ne tarafı tutacağımı bilemedim. İlk savaşta halka özel garezi olmayan Valorya'lılar katliam yapmaktan kaçınmış ancak yıllardır bir hayvanda öte görmedikleri köleleri isyana kalkınca onlar kadar sakin davranabilecek mi? 

Genelde isyanlarda ezilenin yanında olurum, bu kitapta aslında genel hatları ile öyle hissettim ancak isyanın başında ki iğrenç, yılışık karakter bana kendi başına gelen her şeyi hak etmiş gibi hissettirdi. Arin ve Kestrel, her iki karakteri de çok sevdim. Hikyanenin devamı için sabırsızlanıyorum. 











2017/02/22

Parazit Kitap Yorumu


parazit jessica shirvington ile ilgili görsel sonucu

Parazit - Jessica Shirvington
Puanım 5/5

İki Hayat Arasında'nın yazarından, teknolojinin günlük hayatımızda giderek yaygınlaşan kullanımını sorgulayan sürükleyici ve heyecan dolu bir distopya.

Ya bir mikroçip mükemmel eşinizi bulabilseydi?
Peki ya, bu mikroçip size ve sevdiklerinize karşı kullanılabilseydi?

Dokuz yıl önce Mercer Şirketi hayatı kolaylaştırmak adına bir yol geliştirdi. Başta akıllı telefonların evrimleşmiş versiyonları olarak ortaya çıkan M-Bantlar, sekiz yıl içerisinde zorunlu hale geldi. Artık M-Corp sağlığınızı, sosyal durumunuzu ve aşk hayatınızı kontrol altında tutuyordu. 


Sadece üç negatif sonuç alma hakkınız vardı, sonra hayatınızı mahvediyorlar, sevdiklerinizi elinizden alıp onları yer altına, kimsenin bir daha onlardan haber alamayacağı bir yere götürüyorlardı.

İki yıl önce Maggie Stevens, en sevdiği insanlardan birisinin alınıp götürülmesini izledi ve bu olay tüm dünyasını altüst etti.

Şimdiyse onlara karşı savaşmaya hazır. Henüz bunu bilmiyorlar ama Maggie, M-Corp'un en büyük kâbusu. Mercer imparatorluğunun varisi Quentin Mercer da Maggie'nin planının kilit noktası. Ancak iki yıldır üzerinde çalıştığı tehlikeli planın parçaları yerine yavaş yavaş otururken Maggie'nin hesaba katmadığı gerçekler, dünyasını bir kere daha altüst etmek ve uğruna savaştığı her şeyi yok etmek için kuytuda bekliyorlar.

Bozulan sözlerle dolu bir dünyada Maggie'nin tutması gereken sözler en can yakıcı olanlar olabilir mi?


"Bu harikulade kitap ayaklarımı tamamen yerden kesti. Kesinlikle bağımlılık yaratıcı."
-Ya Midnight Reads-

"Heyecan verici, şaşırtıcı ve sürükleyici. Parazit'i elinizden bırakamayacaksınız."
-Booknut101-


Kitabı ilk gördüğümde yazarından dolayı çok heyecanlandım. En sevdiğim ve enteresan kitaplardan biri olan İki Hayat Arasında kitabı aklıma öyle kazındı ki zaten artık ne yazsa okurum. Bu kitabı seri olması nedeniyle elimde bir süre beklettim. Keşke biraz daha bekleseydim. İkinci kitap için gün saymak çok zor olacak.

Değişen dünya değerlerinde teknolojinin sağladığı atılımlar sonucu hiçte uzak olmayabilecek olan bir gelecek yazmış yazar. Karakterlerin kusurlarının vurgulanması onları çok sevmeme neden oldu. Distopya tarzı olan romanlara düşkünlüğüm de herkesin malumu sanırım. Yazarın akıcı kalemi de keyfime keyif kattı. Son zamanlarda yaşadığım okuma zorluğunu giderdi. Hemen bitiriverdim. 

Gelelim konusuna, burada spoiler verebilirim. Dikkat edeceğim ama yine de uyarısını yapmış olalım. Maggie, 16 yaşında Neg olarak değerlendirilen babasının kendilerinden alınmasından sonra geçen 2 yılı onu kurtarmaya adayarak geçiriyor. Öyle ki yaptığı ince ve dahice planlarla bu uğurda harcamadığı insan kalmıyor. Son kurbanı Quentin ise, savaştığı şirket olan Mercer'lerin en küçük oğlu. 

Kalbinin devreye girmesi ile söylediği yalanlarda boğulmadan hedefine ulaştığında ise karşısına çıkan manzara gerçek düşmanını sorgulamasına neden oluyor. Bu gelecekte insanlar kullandıkları mikro çiplerle gayet mutlular ancak altında yatan gerçekleri görebilen Maggie için durum tam tersi. Eşlerine bile feromonlarını ölçen mikro çiplerin karar verdiği bir dünya.. Parazit ise mikro çiplerin algısını değiştirebilen bir virüs..

Babasının alınmasının ardından çok zor duruma düşen ailesini kurtarmak için başka yolu yok ancak ailesinde bu şekilde düşünen tek kişi kendisi.. Karakterinde ki dik başlılık ve bencilliğe rağmen olmaya çalıştığı duygusuz insan olamamasını çok sevdim.

Quentin ise , Maggie ile tanışana kadar örnek insan rolünü oynayan bir çocuk. Tüm bildiği gerçeklerin çatlayışını ve tanımadığı birine güvenmek zorunda kalışını çok iyi atlatıyor. İki karakter tam olarak Yin ve Yang'ı oluşturuyorlar. Olayların gelişme hızına bayıldım. İkinci kitap için sabırsızlanıyorum. 








2017/02/20

Tess & Q Dönüşüm Kitap Yorumu


tess & Q Dönüşüm ile ilgili görsel sonucu
Tess & Q Dönüşüm - Pepper Winters
Puanım 5/4

Sen, benim esclave'imsin, ruh eşimsin.
Biz birbirimize aitiz, sonsuza kadar benimsin…

Q tüm dengeleri kontrolü altında tutsa da söz geçirmekte zorlandığı tek bir şey vardı. İçindeki karanlık… Elli sekiz numaralı kölenin dünyasına girmesiyle durumu daha da zorlaştı. Ama kendisi gibi kavgacı olan bu ruh, ona iki yanlışın tek bir doğru edebileceğini gösterdi. 

Q'yu tamamlayan Tess'ti. Tess'in vazgeçilmezi de Q… Şimdi onu bütün eden kadının intikamını almak için yemin eden Q'nun vermesi gereken bir sınavı daha vardı. Sınırlarını yok edip zırhını ortadan kaldırmak… Ve dönüşümü kucaklamak. 

Q karanlığın timsali olabilirdi ama o karanlık tamamen Tess'e aitti. 

İhtiyacım olanı bana ver, bırak nehirler aksın, içimizdeki karanlık kazansın…

Karanlık Serisi'nde Dönüşüm'e hazır mısınız?


Serinin ikinci kitabından ne bekliyordum bilmiyorum ama kesinlikle beklediğim bu değildi. Öncelikle ilk kitabın sert, erotik ve dram olduğunu düşünenler için söylüyorum. Bu kitap seviyeyi üçe katlamış. Bugüne kadar okuduğum bu alanlarda ki kitapların en serti olabilir. Yazar yine sizi hikayenin içine çekmeyi başarıyor. Ancak okurken pek çok alanda rahatsız oldum ki bunun nedeni erotizmle değil işkence..

Bu kitap Tess ve Q'nun bakış açısı ile iki ağızdan anlatılıyor. Q'nun karanlığına kendi ağzından tanık olunca, sevmeyi bilmeyen ve kesinlikle kurtarılamaz bir adam olduğu net bir şekilde anlaşılıyor. Neyse ki ruh eşini buldu. Eh Tess tam ihtiyacı olanın böyle bir adam olduğunun düşünüyorsa eleştirmemek lazım diye diye okudum. 

Kitabın ilk 100 sayfasında yandık sadece erotizm okuyacağız demiştim ama sonra tüm dengeler değişti. Bir insanın başına bu kadarı da gelemez diyeceğim her şey tekrar ve tekrar oldu. Her iki karakterinde kendi içinden geçenleri ve çocukluktan kalan kırıklıklarını okumayı sevdim. 

Ancak bu sefer Tess'in yaşadıkları benim için çok fazlaydı. Okurken zevk aldığımı söyleyemeyeceğim. Zaten karakterle empati yapmamda mümkün değildi. Yazar bu kadar yaşanandan sonra iki karakterin mutluluğu hak ettiğine karar vermiş (sonunda). Oun için seriyi üçüncü kitapla tamamlayacak. Umarım bu sefer mutlu ve umutlu bir hikaye kaleme alır. 

İlk kitabı daha çok sevmiştim. Ancak bu kitapta Q hakkında ki gözlemimde yanılmadığımı anladım. Diğer sadist erkek kahramanlarımız onun yanında çocuk gibi kalıyor. İki karakterin dönüşümlerini okumayı sevdim. Her bölümün başında ki alıntılara bayıldım. Kitap kapağı ve iç dizaynı harikaydı.

Q'nun cümlelerinin sürekli önce Fransızca sonra türkçe yazılması okuma zevkimi biraz düşürdü ancak yazar bu şekilde uygun gördükten sonra yapacak bir şey yok :)

Serinin ilk kitabı Tess'in Gözyaşları için tık tık!

UYARI: Kitap fiziksel ve psikolojik şiddet, tecavüz, cinayet ve aşırı oranda erotizm içerir!








2017/02/16

Kelebek Adası - Sarah Jio Kitap Yorumum


kelebek adası ile ilgili görsel sonucu
Kelebek Adası - Sarah Jio 
Puanım 5/4

Mavi kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz? 

Mavi kelebekleri her yerde göremezsiniz. Oldukça nadir görülürler. Sabah uyandığınızda, "Bugün mavi kelebekleri görmeye gidiyorum," diyemezsiniz. Siz onları değil, onlar sizi bulur. 

Efsaneye göre bu kelebekler, değişimin habercisidir. Olur da gün doğumunda yolunuzu bir mavi kelebek keserse, bilin ki artık hayatınız eskisi gibi olmayacaktır. Ne hayatınız ne kaderiniz ne şansınız... 

Artık bildiklerinizi unutun. Belki bambaşka biri girer hayatınıza. Belki bambaşka bir yerde uyanırsınız. Ya da ilk kez adımınızı attığınız bir yerde kendinizi hiç olmadığınız kadar huzurlu ve evinizde hissedersiniz. 
Kaybolurken bulunursunuz. Geldiğinizi sanarken gittiğinizi görürsünüz. Hayata başka bakarsınız mavi bir kelebek kanat çırptığında, çünkü size başka bakıyordur artık hayat.

Sarah Jio'nun yeni kitabını duyunca mest oluyorum. Bu kitabın başında özellikle türk okurlarına hitaben önsöz yazması beni mest etti. Geçen yılda kitap fuarına imza için gelmişti. Bu kadar sevilerek okunan yazarların bizler için bir cümle yazmayı düşünmeleri ve farkında olmalarını çok seviyorum. Benzer bir davranışta son kitabında Adam Fawer'da bulunmuştu. Gerçi onu henüz okuyamadım.

Kitaba gelirsek, Kelebek Adası kitabı yazarın özellikle son iki kitabına göre bir tık havada kalmış gibi geldi bana. Öncelikle kitap kısa olmuş. Hemen bitti ki bunda yazarın kaleminin akıcı olması ve hikayeyi güzel yakalamış olması da etken tabii. Hikayeye yıllar önce balayında kaybolan gelin hikayesini duyarak başlamış ve bunu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin bulunduğu kısımla bağlayarak efsanelere kendince bir eklemede bulunmuş. Kitap okumaya başladığım ilk yıllarda bu bölge ile ilgili uzaylıları barındıran bir teori okumuştum ama bu versiyonunu daha çok sevdim. Daha romantik olduğu kesin!

Hikaye yazarın çok sevdiği önce ve sonra arasında geçiyor gibi görünüyor ancak bugünden çok az bahsediyor. Aralara kattığı küçük hikayeler renk katmış. Bundan sonrası Spoiler içerebilir. Ana karakter Charlotte, çok mutlu bir gelin. Balayı için yapmak istediği mavi yolculuğu kocasını deniz tutmasına rağmen yapıyorlar ki yazar bu detayı aralarında ki uyumsuzluğu göstermek için eklemiş sanırım. Tabii balayı boyunca hasta olan kocasının eşliği olmadan bir nevi yalnız tatil yapıyor.

Bermuda Adasında tura katılacaklarken Charlotte bir şekilde tekneye yalnız biniyor ve hikaye teknenin kaza yapması ve Charlotte ile gizemli ve aksi Gray'in denizde yalnız mahsur kalmaları ile başlıyor. Birbirlerini hiç tanımayan bu iki kişi günlerce bir botta sonra da aylarca haritada bile görünmeyen bir adada mahsur kalıyorlar. Ne kadar yakınlaşsalar da aralarında ki sırlar sayesinde aslında yabancı kalıyorlar. Aşkı, sevgiyi, ihaneti ve dostlukları çok güzel toparlamış yazar. 

Düştükleri ada ile ilgili yazarın anlatımı bana biraz Lost'u hatırlattı ana neyse ki arafta değiller.. Biraz fantastik unsurlarda bulunduran bu kitabı sevdim ama dediğim gibi bir tık havada kalmış iyi bağlanamamış gibi geldi. 


mavi kelebek ile ilgili görsel sonucu

2017/01/29

Sedat Kitap Yorumum

sedat işılca ile ilgili görsel sonucu
Sedat - Işılca
Puanım 5/3

Duygu, Ali'm, Köle ve Bekir'in yazarı
Işıl'ca
Bir Türk Masalı - Sedat
Aşk...
Ya var olacak hayatında ya da yok.
Ortasında durmayacak…

İlkbahar Duygu'yu anımsatır...
Sonbahar Bekir'i...
Kış gibidir Ali'm sert ve bıçkın...
Yaz beklenir güneş gibi Sedat gibi...

Bir taş daha koy yüreğinin kıyısına Sedat.

Masumiyetine inen her darbeyi bir zırh gibi geçir üzerine. Görmesinler canının yandığını, duymasınlar acıdan kahrolup yitip gittiğini. Geçilmez bir duvar inşa et acılarını harç edip, kimse kıramasın kalbinin çeperini, kimse göremesin içerde saklananı. Geçit vermez bir dağ gibi dur ayakta, amansız bir tufan ol, yangın ol kaderin önünde. Olur da bir gün sızarsa biri o zırhın içine: yağmur ol, güneş ol, yüreğine nefes ol. Aşk ol Sedat.
Bırak dokunsun yaralarına, acılarına merhem olacak canana can ol.

İyiyim ... İyiyiz ... Biz hep iyi oluruz…


Nadir bir yerli yazar okuyucusu olarak Işıl'ı ayrı tutarım. Kitapları özgün olmasa da akıcı dili ile rahatça okumamın yanı sıra hikayeden rahatsızda olsam (bknz Köle) elimden bırakmadan okurum. Bir Türk Masalı Serisi ise her ne kadar konusu çok farklı olmasa da ana karakterleri ile çok severek okuduğum bir seri oldu. Sedat kitabı için çok bekletti yazar hatta arada başka bir kitap çıkarması hayranlarının tepkisine yol açtı. Sanırım bende bu hayal kırıklığından dolayı Kan ve Aşk kitabını henüz okumadım ama  Sedat çıkınca mümkün olduğunca listemde üst sıraya koydum.

Bunları neden mi anlatıyorum? Hayal kırıklığımın nedeni anlaşılsın diye! Bu kitap için uzun bir bekleme süresi olunca beklenti çok yükseldi ancak bayılarak okuduğum Bekir ve Ali'm in aksine bu kitapta ki Sedat'ı sevemedim. Sayfalarca okuduğumuz Sado'dan eser yok desem yeridir. Öncelikle çok uzun bir Sado'nun hayatına giriş kısmı var ki bu aslında bir yandan avantajdı yazar için. Kurgu daha enteresan olabilirdi ancak fazla havada ve hayali kalmış. Özellikle de içinde bulunduğumuz coğrafyada her evden en az bir kişinin fiili olarak yaptığı bir hizmetin bu şekilde anlatılması içime sinmedi. Asker, devlet, millet vekili hepsinin bir kabadayının sözünde olması rahatsız ediciydi. 

Bu gücü elinde bulunduran kabadayı Sedat'ın ise maymuna dönmüş, cıvık bir aşık olması tamamen afallattı beni. Normalde en fazla 1 hafta sürer bir kitabı okumam (aslında haftada iki). Bu ise 2 haftadır elimde sürünüyor. Olayları biliyor olmamın merakımı azaltması desem Bekir ve Alim içinde geçerliydi bu.

Duygu'nun kayıp olduğu dönemler çok üstünkörü geçilmiş, aynı cümleler tekrarlanmış, sayfalarca neredeyse tek an anlatılmış. Gerçi yazar uzun betimlemeleri severek kullanıyor ama bu sefer abartı geldi. 

Sonuçta Sedat'ı çok sevemedim. Okurken sevdiğim kısımları mutlaka oldu tamamen ofsayt değildi ama bu serinin finaline yakıştıramadım. 

sedat işılca ile ilgili görsel sonucu


Bir Türk Masalı Serisi
1) Duygu
2) Ali'm
3) Bekir


2017/01/23

Kimyager Kitap Yorumu


kimyager stephenie ile ilgili görsel sonucu

Kimyager - Stephenie Meyer 
Puanım 5/3,5

“Meyer, tansiyonu hiç düşürmeden ve bilgi akışını kontrol altında tutarak okurun merakını ustalıkla, kitap boyunca en yüksek seviyeye çıkarmayı başarıyor… İnsanlar sadece Meyer’in kitaplarını okumak istemiyor; kitabın içine girip orada yaşamak istiyorlar.”  —Lev Grossman, Time

“Meyer ışık saçan bir berraklıkla yazıyor, okurların ve paylaştıkları düşün arasına asla girmiyor… O gerçek bir cevher.”
—Orson Scott Card, Ender Serisi yazarı

“Meyer, gösterişli üslup geleneklerinden ziyade ilişkilerle ilgileniyor…
Verdiği olumlu hayat dersi insanı yatıştırıyor.”
—Jeff Giles, Entertainment Weekly

“Stephenie Meyer romanlarını okumuyor, ilginç ve gerçekçi karakterleriyle birlikte adeta yaşıyorsunuz. Meyer okuyucuyu karakterlerin hayatına öyle bir sokuyor ki, onlar için duyduğunuz merak ve endişe bir noktada çaresizlik seviyesine ulaşıyor.”
—Ridley Pearson, White Bone yazarı

Kitabı sevdim mi yoksa sevmedim mi kararsız kalmıştım ancak hakkında yazılan yorumları okuyunca aslında sevmiş olduğuma karar verdim. O kadar yerden yere vurulmuş ki okumadan önce bakmış olsam okuyamazdım sanırım. Öncelikle bana göre yerden yere vurulacak kadar kötü bir kitap değildi. Zaten Stephenie uğraşsa da o kadar kötü yazamaz bence..

Daha önce ki kitaplarını okumuş ve kalemine hayran olmuş olan ben bu kitabı hiç duymadan rafta görüp direk aldım. Bu konuda da yayın evine biraz sitem edeceğim. Hiç mi gık denmez bir reklam yapılmaz. Her neyse ben arka kapak konu falan bakmadan başladım kitaba ve ilk başları inanılmaz yavaş geçti. Hem bir işkenceci olan Alex'in hayatının aksiyonlu gibi görünmesine rağmen gayet sıradan olması hemde anlattıklarının benim ilgi alanıma hiç girmemesi okuma hızımı da şevkimi de kırdı. 

Hayatına sorumluluk dediği kişilerin eklenmesi ile kitap okunur kıvama geldi. Duygusuz bilim insanı, devletin güvenlik teşkilatından kaçan ve zekası ile hayatta kalmayı başarmış olan ana karakter Alex'i sevdim. İşkenceci olması beni rahatsız etmedi çünkü kendimle özleştirdiğim bir karakter değildi. Önce kurbanı sonra ortağı olan Daniel ve Kevin'a ise bayıldım. Kitap yazarın diğer kitapları gibi fazla ayrıntıyla doluydu ki bu zaman zaman boğdu. Ayrıntılardan bazen akamadı ki aksiyon ağırlıklı olması gereken sahnelerde bile bunu yaşadım. 

Hikayelerde fazla eklenen bilimsel tabirler beni tamamen itiyor. Aşina olmadığım zehir isimlerini falan aklımda tutmuyorum her seferinde yeniden hatırlamam gerekmesi sıkıcı geliyor. Kitabın yazarı farklı olsa beğenim daha fazla olabilirdi çünkü özellikle Göçebe kitabından sonra yazarda beklentim çok çok yüksekti. 









Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;