Ateş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ateş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2016/04/23

Çifte Bela Kitap Yorumum



Çifte Bela - H.P. Mallory
Puanım 5/4
Yeraltı Dünyası iç savaştadır. Sebebi mi? Ölüleri hayata döndürebilen bir cadı. Jolie'ye sahip olmayı kafasına koymuş, günaha sokacak kadar seksi bir vampir. İşi ve aşkı arasında gelgitler yaşayan inanılmaz yakışıklı bir warlock. 

Kim demiş sarışınlar daha çok eğlenir diye?

Kendisini güçlü bir perinin büyüsüne karşı savunduktan sonra bilincini kaybeden Jolie Wilkins kendine gelir ve dünyasının tepetaklak olduğunu, Yeraltı Dünyası yaratıklarının savaşın eşiğinde olduğunu fark eder. 

Yeraltı Dünyası kraliçe olmaya çalışan Bella'nın başlattığı cadının cadıya ve yaratığın yaratığa karşı mücadele ettiği bir savaşla ikiye bölünmüştür. 

Jolie'nin aklındaki tek amaç, onu neredeyse öldüren vampir Ryder'ın göğsüne bir kazık saplamakken, şimdi bir de warlock işvereni Rand'in sevgisi ile gizemli ve seksi vampir Sinjin'in sevgisi arasında bir seçim yapmalıdır. Tüm bunlar bir kızın hayatını mahvetmeye yetmezmiş gibi Jolie'nin bildiği her şey, tüm hayatını etkileyecek bir olayla alt üst olacaktır.

Serinin ilk kitabında ana karakter Jolie'yi sevip sevmediğime karar verememiştim. Eh şimdilik çok emin olmamakla birlikte sevdiğime karar verdim. Bu Rand'le ve Sinjin'le olan ilişkisi bana başka bir fantastik seriyi hatırlattı ama hangisi emin olamadım. Anita Blake desem değil, başka da ne vardı unuttum. Sonuçta ikinci kitabı daha çok sevdim. 

O kadar hazırlanılan yeraltı dünyası savaşı sonunda oldu ki bende bir ohh çektim. Ancak savaş çok beklediğim gibi kanlı gerçekleşmedi. Zaten doğaüstü yaratıkların işlerine akıl sır ermez. Ancak savaş başladıktan sonra büyük bir sürprizle karşılaştım ve son 100 sayfayı çok sevdim.

Sinjin, tam olarak bildiğimiz vampir türlerinden.. Karşı konulmaz, çekici, ukala, çabuk sinirlenen, vs. Rand ise, her ne kadar fazla warlock tecrübemiz olmasa da hala favorim.. Gerçi ahlak anlayışı bazen kesinlikle boğucu olabiliyor. Bu kitapta Rand'in daha önce bir cadı ile birleştiğini öğrendik ki.. Ayrılmasının tek yolu olan ölüm gerçekleşmiş. Ama sonlarda gelişen olaylar bu anlamda kafamı karıştırdı.

Jolie'nin bazı kendi gevezelikleri hala arada fazla gelse de karakter olarak bu kitapta biraz daha toparlamış, kendisi ile barışık ve güçlerine daha hakim ki buda beni okurken mutlu etti.

Kitabın özetine gelirsek, Jolie kendini toparladıktan sonra resmen savaş için saflar belirleniyor ve anlaşma şartları oluşturuluyor. Savaş öncesi hazırlılar gerçekleşirken Rand, tabii ki Jolie'yi dışında bırakmaya çalışıyor. Ancak Periler Kralı ve Sinjin'in yardımını alan Jolie, onu atlatmayı başarıyor. Kendini savaş için güçlendirmeye çalışan Jolie, bir yandan da Rand'le ilişki sorunlarını çözmeye çalışıyor. Birde ilk kitaptan beri fellik fellik aranan bir kahin vardı ki o da bulundu.

Umarım üçüncü kitapta çözülmüş olur. Çünkü bir kitaba daha onların zevzeklikleri ile katlanamam.Her ne kadar karakterler, aksiyon ve kurgu iyi olsa da bu kitaplarda tam olarak yerine oturmayan bir şey var. Ama ne olduğunu anlayamıyorum. O yüzdende bir puan kırdım. Ancak piyasada ki fantastik serilerin çoğunu, çok tutanların hepsini okumuş biri olarak son zamanlarda sıkıntı yaşıyordum. O yüzden bana ilaç gibi geldi. 

Alıntılar
Ama bu olayla alakam olsun istemiyordum. Kafamı karıştıran düşünceler zihnimde dolaşıyordu. Rand’i seviyordum ama Sinjine de bir şeyler hissediyordum. Rand’i seviyorken Sinjin’den de bu kadar hoşlanmam doğru muydu?

Çünkü sen özelsin, Jolie. Sen eşsizsin ve bir gün güçlerinin boyutlarını fark edeceksin. Sen daha önce gördüğüm hiçbir Yeraltı yaratığına benzemiyorsun ve seni hep erişebileceğim bir uzaklıkta tuttum çünkü seni korumak için inanılmaz bir ihtiyaç duyuyorum.

Çok doğru söylüyordu. Her iki türün üremesi için de doğuma gerek olmadığından kurt adam ve vampirlerin sayıları oldukça fazlaydı ama aynısı cadılar için söylenemezdi. Bizim türümüz yavaş yavaş ölüyordu çünkü kadınlar doğurmakta
zorlanıyorlardı.

“Evet, ” dedi kesin bir şekil de. “Ayrıntıları hatırlayabilsem yaşayabileceğimi sanmıyorum veya yaşamayı başarsam bile aklımın yerinde olacağım düşünmüyorum. İşte iki cadı arasındaki aşk yıkıcıdır dediğimde bunu kastetmiştim. Hafife alınacak bir şey değil.”

Serinin ilk kitabı Ateş, Kazan ve Bir Tutam Aşk - H. P. Mallory yorumum için tıktık!


2016/04/13

Ateş, Kazan ve Bir Tutam Aşk Kitap Yorumum

Ateş, Kazan ve Bir Tutam Aşk - H. P. Mallory
Puanım 5/4
Ölüleri canlandırabilme gibi eşsiz bir yeteneğe sahip olmasına rağmen aşırı mütevazı olan bir cadı. Onun patronu olmak ile sevgilisi olmak arasında gidip gelen tehlikeli derecede yakışıklı bir warlock.Sırlarla dolu, altı yüz yaşında, cadılara düşkün İngiliz bir vampir.

Tam bir kaos içindeki Yeraltı Dünyası. Ve oyun başlasın! 

Medyum Jolie Wilkins için hayat hiç de kötü değildir. Gerçi anlatacağı bir aşk hayatı yoktur ama Los Angeles banliyösünde şirin bir evi, bir kedisi ve ilginç bir kankası vardır.

Ve hayatına, Jolie'nin bir cadı olduğunu ısrarla iddia eden ve dünyasını alt üst edebilecek, onu günaha sokacak kadar çekici bir warlock olan Rand Balfour girer. Rand, onu bir müşterisinin ölümü ile ilgili bir gizemi aydınlatmasına yardım etmesi için tutar ki bu müşterisi de bir hayalettir. Jolie sadece hayaletin ölüm sebebini keşfetmekle kalmaz ama aynı zamanda onu hayata geri döndürür!

Jolie'nin ölüleri hayata geri getirdiği haberi büyük bir hızla yayılır. Bu onu Yeraltı Dünyası'nın en çok aranan kişisi haline getirir. Sonuç olarak, Jolie kendini onun yeteneğini kullanmak isteyen şeytani bir cadı ve onu koruması altına almak isteyen tehlikeli ama çok seksi bir vampirle, patronu olan warlock Rand'in arasında bulur.

Vampirler, cadılar, iblisler, kurt adamlar ve periler.. Sanırım unuttuğum bir tür kalmadı. Bir de bir noktada bahsedildiğine emin oldum bir kahin.. Evet yeraltı dünyası gayet çeşitli ve zengin.. Bu açıdan kitap bana Anita Blake serilerini hatırlattı. Ama sadece çeşitliliği bakımından, sakın yanlış beklentilerle okunmasın çünkü kendi içinde eğlenceli olsa da Anita Blake dünyası ile kıyaslanamaz.

Jolie, kendisinin sıradan bir insan olduğunu zannediyor! Auraları görebilen, gelecekten görüler gelen bir insan.. En yakın arkadaşı ile bir Medium Store tarzı dükkan işletiyor. İşlerinin çok durgun olduğu bir anda Rand'den gelen teklif, tüm risklerine rağmen reddemeyeceği kadar cazip.

Ancak yeteneklerinin sadece görü olmadığı, aynı zamanda canlandırma özelliği olduğu keşfedilince, bildiği dünyayı bırakıp, mecburen yeraltı dünyasına dahil oluyor. Hem de ne dahil olmak, herkes ona sahip olmak istiyor. Yaklaşan yeraltı savaşı için kullanılacak bir mal olarak görülüyor.

Rand, bir warlock. (erkek cadı) Yakışıklı, zengin, sadık, inatçı ve kesinlikle çok güçlü.. Tam ideal erkek.. Bu karakteri sevdim ancak iş ahlakı diye dayatmaya çalışılan kısımlar biraz oturmamış. Jolie'yi istiyor ama zorla uzak duruyor. En sonunda salak saçma bir açıklama yapıyor. Sanki yazarın aklına o anda gelmiş gibi bir his uyandırdı bende..

Arka kapakta bahsedilen vampir Sinjin, kitabın bir başında çok kısa birde sonlarına doğru bomba hareketlerle göründü. Sanırım üçlü ittifak kuracaklar ancak bu kitapta çok fazla yeri yoktu. Ancak olduğu kadarıyla Jolie, ondanda etkileniyor.

Şimdi arka kapak yazısını okuyunca Jolie'nin, cool, ilişkiler konusunda baskın olmadığını sanırsınız. Ama yok, gayet yüksek hızda çalışan hormonları var. Kitap boyunca hep istedi, düşündü, kimi görse ona yükseldi resmen ancak bir icraatte bulunmadı. Kendi tabiri ile seksi bir kadın değil ancak her gören onu istiyor nedense..

Bu karakteri sevdim mi çok emin değilim. Biraz aptal geldi bana.. Çok güçlü olan karakterler, ilk başka güçlerini keşfetme aşamasında hep salağa yatar ya, Jolie'de öyle bir karakter.. İkinci kitabında karar veririm sanırım.

Birde Jolie'nin arkadaşı Christa var. Hep hikayenin içinde ancak hiç bir anlamlı hareketi yok. Sadece boşluk doldurmada kullanılmış, varlığı anlamsız bir karakter. Tabii bu seriye giriş kitabı olduğu için yazar her birine uygun görevler bulacaktır diye düşünüyorum. Dönem dönem aksiyon unsurları vardı ki bence tam yerinde ve dozunda olmuş.

Hikayenin kurgusu hiç şaşırtıcı değildi. Kitabı sevme nedenim eğlenceli olması sanırım. Karakterlere çok takılmadan okudum. Cadılar ve diğer yeraltı dünyası yaratıkları hakkında çok az bilgi geçmiş, ana karakterde o kadarını biliyor zaten. Ama sürekli hormonlarını kontrol etmeye yoğunlaştığı için mi bilmem sorgulamıyor. 

Sonuç olarak ben fantastik kurguları sevdiğimden dolayı ve özellikle Rant karakterini tuttuğum için devamını da okurum. Ancak çok büyük beklentim yok. Sizlerde büyük beklentilere girmeden okursanız, sevebilirsiniz.

Kapağına gelirsek, hiç beğenmedim. Orijinal kapak kullanılmamış, o da animasyon ama bundan daha çok sevimli.


Alıntılar
Hiç erotik rüyalar görmem ve seksi bir kadın olduğumu düşünmüyorum. Kimseyle flört etmediğime bakarsak, sanırım bu, dünyanın en ateşli kadını olmamamla bağlantılı bir durum olsa gerek.

Bu gecenin daha da garipleşemeyeceğini düşünürken peri konusuna odaklanmaya çalıştım. Periler gerçekten varlardı. Üstelik vampirler ya da cadılarla herhangi bir ilişkileri olsun da istemiyorlardı. Onları suçladığımı söyleyemeyeceğim.

Anlamıyorsun, Jolie, başka seçeneğin yok. Bizim topluluğumuz sizinki gibi değildir. Bizde seçme hakkı veya demokrasi yoktur. Ve şimdi eğer senin bir koruyucun yoksa, onun birliğine katılmak zorunda bırakılacaksın.

“Bir cadıyla warlock'ın ilişkisi sonsuza kadar sürer. Evlenme yoktur, boşanma da. Bu daha derin bir şeydir. Bu, ruhlar arasında bir bağdır.''

“Onunla bir olacaksın demek. Aranızdaki büyü bağları sizi tek bir varlık haline getirir. Birbirinizin düşüncelerini okuyabilirsiniz, büyü gücünüz on kat artar çünkü birbirinizin büyüsünü paylaşırsınız. Ama aynı zamanda aynı sorunlara hassas hale gelirsiniz. Sevdiği cadı ölünce ölen cadılar gördüm.”



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;