melek kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
melek kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017/02/08

Keder Kitap Yorumum


keder amy bartol ile ilgili görsel sonucu

Keder - Amy A. Bartol
Puanım 5/5

İrlanda kıyısını ilk kez gördüm. Sarp kayalıklar dehşet içinde titrememe neden oldu. Uzun zaman önce, nasıl kimse fark etmeden Gancanaghların burayı evleri yaptığını aklım almıyordu. Soğuk, yosun kaplı yapı Gancanaghlar diye bağırıyordu bangır bangır. Yere düşen taşların arasındaki gölgelere baktığımda ölümsüz peri hatlarının kayayı tutmuş olduğunu ve gemimizin yanlarına gelmesini beklediğini hayal ettim.

Yüzümü gökyüzüne kaldırdım ve yağmurun beni yıkamasına izin verdim. Korkudan alnımda biriken soğuk teri götürmüştü.
Evie, Reed ve arkadaşları Gancanaghlardan kaçıp Zephyr'in adasına gitmişlerdi. Ancak Brennus onları bulmayı başarmış, Evie'yi yeniden elde edebilmek için planlar kurmaya başlamıştı. Evie artık Brennus'un ne kadar ileri gidebileceğini bildiğinden korkuyla gelecekleri ânı beklemekteydi. Evie'nin bilmediği şey ise Serafim olan babası Tau'nun onu aradığıydı. 
Peki ama Evie hem Russell ile olan geçmişlerinin sırrını çözüp hem de kendisini koruyabilecek miydi?


Sanırım bu serinin en sevdiğim kitabı oldu. Yazarın her kitapta aksiyonu üst düzeyde tutması okuma hızını arttırıyor. Bu kitabın sevdiğim kısmı ise sırların bir kısmının çözülmüş olması ve sonunda aşk üçgeninin parçalanmış olması.. Tam şu Russell içinde artık birileri olmalı derken öyle bir karakter eklendi ki bayıldım. 

Bu hikayede yeni eklenen karakterler Russell'ın Aspire'ı Anya dışında bir de Evie'nin babası ile hatırlamadığı cennette ki sevgilisi var. Bir de bunlar ilave Cole var ama onun işlevini henüz anlamadım. Hikaye bıraktığımız adadan devam ediyor. Brennus için kurdukları tuzak çok iyi işlemiyor. Hatta Brennus sürekli kaçak konumunda olduğundan gözümde ki değeri bir parça düşmüş olabilir tabii bir değeri olmuş olsaydı. Kötülüğün vücut bulmuş hali, vampir olması falan düşününce seveğimi sanırdım ancak bu kitapta olmadı.

Evie'nin babası Tau'ya sinir oldum. Sanırsın kızı ergen.. Hoş ergen tamamda kanatları falan var özgür iradeye ne oldu acaba?? Her kitapta iğrenç yaratıklar silsilesinin listesi kabarıyor ve kıyımın şiddeti büyüyor. Reed, Zac ve ölüm meleklerinden oluşan aileye Anna'da eklenince artık daha güçlü oldular. Beklentiyi karşılayan bir kitap oldu benim açımdan.. 

Final kitabı için beklentiyi arttırmak uğruna Brennus'u öldürmemelerine her ne kadar takmış olsam da sonuçta adam Reed'i resmen esir aldı, son kitabı hevesle bekliyorum. Reed'e gelirsek bu kitapta ne kadar olgun ve bilge bir karakter olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Evie'nin gerçek görevi ve cennette yaşadıkları tam olarak ortaya finalde çıkacaktır. 

Sonuçta bayıldım. Hemen okudum. Seriyi takip edenler zevkle okuyacaktır . Eğer seriyi henüz okumadıysanız hikayede kaybolmamanız için sıralamayı takip etmeniz çok önemli..

Diğer Kitapları;
1) Kaçınılmaz
2) Sezgi
3) Minnettar





2016/07/15

Başmeleğin Gözdesi Kitap Yorumum


Başmeleğin Gözdesi - Nalini Singh
Puanım 5/4

Nalini Singh, meleklerin hüküm sürdüğü, vampirlerin onların sadık hizmetkârları olduğu ve en büyük bedeli masumların ödediği nefes kesici dünyaya geri dönüyor.

Vampir avcısı Elena Deveraux ve sevgilisi, ölümcül Başmelek Raphael New York'a geri döndüklerinde yeni bir tehlikeyle karşı karşıya kalmışlardı... Bir okula saldıran vampirin geride bıraktığı manzara tamamen dehşet vericiydi; ve bu daha bir başlangıçtı. Kana susamış vampirlerin sayısı bir bir artarken şehrin sokakları kana bulanmıştı. Daha da kötüsü Raphael'in kendisi de yavaş yavaş kontrolünü kaybetmeye başlamıştı; gökyüzünü açıklanamayan kara bulutlar kaplamış, yeryüzü sarılmıştı. 

Kehânet ürkütücü bir şekilde gerçekleşiyordu: Hain ve kadim bir ölümsüz diriliyordu. Vahşi rüzgârlar onun adını fısıldıyordu: Caliane. O, oğlu Raphael için geri dönmüştü. Bunun için yolunun üzerinde ne varsa yok etmeye hazırdı, ve yolunun üzerinde tek birisi vardı: Elena, oğlunun yok edilmesi gereken gözdesi...

"Eğer aranızda hâlâ başmeleklerin ve ölümlülerin bu muhteşem dünyasıyla tanışmamış olanlar varsa, yaptığınız her şeyi bırakıp en yakın kitapçıya koşun: Raphael sizi bekliyor."  
-Supernatural Snark-

"Başmeleğin Gözdesi şehir fantazyası ve romans karışımlarından biri, ve bu türün sevenlerine şiddetle tavsiye edilir. Muhteşem!"    
-Supernatural Snark-

"Bu seri okuru yakalıyor ve bitirdikten sonra bile etkisinden kurtulamıyorsunuz. Buradaki eleştirmenler olarak en iyi paranormal serilerden biri olduğunu düşünüyoruz."     
-The Book Reading Gals-


Serinin üçüncü kitabını da bitirmenin huzuru içindeyim. Öncelikle kitapların çıkış hızı beni çok memnun ediyor. Bu konuda yabancı yayınlarına kocaman bir teşekkür.. Melekler ve Vampirlerin insanlarla bir arada yaşadığı bu fantastik dünyayı çok seviyorum. Her ne kadar bazı boşlukları olsa da.. Serinin ilk kitabının yorumunda buna değinmiş ancak sonra yazarın ilk kitabı olduğunu fark edince şans vermeye karar vermiştim. Ve her kitapla birlikte yazarın kalemini güçlendirdiğini memnuniyetle fark ediyorum.

Hikayemize gelirsek, Elena Raphael'in sevgilisi değil eşi ki bu asla kırılamayacak bir bağ. Her iki karakterde çok güçlü olduğundan dolayı ilişkilerinde kimin yumuşayacağını merak etmiştim. Sevinerek söylüyorum ki henüz öyle bir karakter devşirmesi yaşamadık. Ortak noktayı bulma çalışmaları ve birbirlerini oldukları gibi kabullenmenin zorluğunu yansıtmalarını sevdim.

Şehir, yine kan gölüne dönüyor ancak bu sefer kimin yaptığı konusunda fikirleri olsa da ortada boşluklarda var. Her iki karakterde kendi geçmişleri ile olan kavgalarını ve kabullenme aşamalarını birlikte yaşadı. Devam kitaplarında da geçmişleri önemini sürdürecek sanırım. Elena'nın babası tam bir iki yüzlü her zaman ki gibi ancak ailesi ile kardeşinin durumu nedeni ile Elena daha sık görüşüyor ve onlar hakkında yeni fikirler ediniyoruz. 

Bir de melek çocuklardan bahsetmişken Elena ile Raphael'in çocuğu olsa nasıl olur? Bu paranoyak Başmelek onları korumak için neler yapar merak ettim. Meleklerin arasında favorim hala İlium..

Caliane hakkında henüz bir fikir edinemedim ancak sırada ki tehdidin o olacağını sanmıyorum.Kurgunun gidiş yönünü çok sevdim ve sonra ki kitabı merakla bekliyorum. 

Lonca Avcısı Serisi
1) Meleklerin Kanı
2) Başmeleğin Öpücüğü







2016/05/31

Minnettar Kitap Yorumum


Minnettar - Amy A. Bartol
Puanım 5/5
Öngörü serisinde heyecan giderek artıyor. Serinin üçüncü kitabında, Evie'nin kâbusları yavaş yavaş gerçekleşiyor, çevresindeki tehlike çemberi giderek daralıyor… 

Evie gerçekten yalnız kaldığında bir anlığına keder içinde başını öne eğdi. Söylendiği gibi idamına doğru gidiyormuş gibi hissediyordu. İlerlemeye devam ettiğinde taştan bir duvarın üzerinden atlayıp beyaz kır havuçlarıyla bezenmiş bir tarladan geçti. 


Kâbuslarında gördüğü yel değirmenlerini geçerken kollarındaki tüyler diken diken olmuştu. Fakat tarla, öngörüsündeki sıcağın aksine hoş kokuyordu. Tepeden aşağı, orada olduğunu bildiği kireç badanalı evin ilerisine baktı. Kilise, ahşap duvarlarıyla göğe uzanan kuleleri yüzünden karanlık ve kasvetli görünüyordu. Çatının üstüne gizemli kara bulutlar toplanmıştı, sanki cennet ona yolu gösteriyordu. 

Kâbuslarla gerçeklerin giderek birbirine karıştığı bu dünya da Evie gerçekten yolunu bulabilecek miydi? 


Öngörü serisinin ilk iki kitabını çok sevmiştim ama zaman geçtikçe konuları unutuyorum. O yüzden serileri aralıklı okumayı sevmiyorum. İlk etapta ısınma süresi bu kitap için hızlı oldu. Bu serinin konusu çok özgün değil ancak yeraltı yaratıkları çok çeşitli.. O yüzden her kitapta yeni yaratıklarla karşılaşıyoruz ama bunlar hep kötü yaratıklar tabii ki.. Yazarın kurgu gücü tartışılmaz.

Üçüncü kitapta Evie'nin koruma içgüdüsü beni sinir etti. Gerçi ikincisinde de bu yüzden gelişen konular okumuştuk. Bir yandan kendi gücüne güvenmiyor diğer yandan yüzlerce yıllık meleklerin gücünden şüphe ediyor. Gerçi her şeyin dışında bırakılmak benimde hoşuma gitmezdi. 

Yazar bu kurguyu tasarlarken, Evie'nin seveceği bu kadar erkek karakter oluşturmuş. Hepsininde kendine göre artıları var. Reed forever olmasına rağmen, neden gece evi gibi bir kaç erkek arkadaşı olabilecek bir kurgu tasarlamadığını merak ettim. Evie, çevresinde ki her erkeğe yükseliyor çünkü.. 

Bunlar okurken beynimde dönüp durdu ama yine aksiyonu bol ve akıp giden bir kitap olmasını sevdim. Melezler Evie ve Russell giderek güçleniyor ve evrimleri tamamlanınca neredeyse durdurulamaz boyuta gelecekler bu çok bariz. Yeni güçlerini sevdim. Ancak son iki kitapta Evie, Reed'den çok Brennus'la vakit geçirdi. Bu da Gagcanachlara olan sempatimi arttırdı. Vampirlere aşina olan bizler için çokta ürkünç bir tür değil. 

Yine diğer bir konu ise Evie'nin babası hakkındaydı. Sanırım dördüncü kitapta babası ve Evie'nin görevi hakkında daha fazla sırlar ortaya çıkacaktır. Gagcanachlarla yaşadığı şato betimlemesi de güzeldi bence.. Onlarla zaman geçirdikçe ben bile geri dönmek istemeyeceğini düşündüm. Yani sıradan avlanan bir melez olmaktansa Kraliçe olmayı tercih ederim. Bu arada Brennus son yaptığı hareketle sevgisini kanıtladı bence..

Diğer Kitapları;
1) Kaçınılmaz
2) Sezgi













2016/02/12

Başmeleğin Öpücüğü Kitap Yorumum



Başmeleğin Öpücüğü - Nalini Singh
Puanım 5/4
Lonca Avcısı serisinin bu ikinci kitabında, okurun güzelliğin ve kana susamışlığın hüküm sürdüğü ve meleklerin her şeyin hâkimi olduğu bu dünyadaki yolculuğu devam ediyor.
Vampir avcısı Elena Deveraux, bir yıllık komadan uyandığında değişmişti. Artık, kanatları gece yarısı ve şafak renklerinde olan bir melekti. Ama Elena'nın vücudu hâlâ kırılgandı ve uçabilmek için iyileşmesi gerekiyordu. Son derece çekici bir şekilde tehlikeli sevgilisi Başmelek Raphael ise geçmişten bugüne hep "benim" dediklerine karşı korumacı ve kontrolcü olmuştu. Ne var ki, Elena söz konusu olduğunda otoritesi hiçbir işe yaramıyordu…

Birbirlerini henüz anlamaya başlamışlarken Raphael, bir diğer başmelek olan Lijuan'dan bir balo davetiyesi almıştı. Bu daveti reddetmenin ölümcül sonuçları olabilirdi; bu yüzden Raphael, balonun olacağı ve onları korkunç bir kâbusun beklediği Pekin'e gitmeden önce Elena'nın uçmasını sağlamalıydı. Çünkü kadim ve merhametsiz Lijuan, ölülerin gücünü taşıyordu ve özellikle Elena için korkunç planları vardı…

"Her şeyiyle muhteşem!!!" -New York Times çoksatan yazarı Gena Showalter

"Meleklerin gizemli dünyası, Nalini Singh'in gün geçtikçe kendini geliştiren yeteneğiyle bir araya geliyor… Serinin ikinci kitabı için raflarınızda yer açsanız iyi edersiniz!"     
- Romantic Times (Top Pick)-


"Başmeleğin Öpücüğü, Nalini Singh'in ne kadar eşsiz bir yetenek olduğunu gösteriyor…"      
- Book Binge-

"Baş döndürücü, eşsiz, şaşırtıcı, büyüleyici ve muhteşem." 
- Errant Dreams Reviews-

"Nalini Singh, Başmeleğin Öpücüğü'nde gerçekten kendini aştı! Lonca Avcısı serisi sizi asla hayal kırıklığına uğratmayacak."      
- Romance Junkies-

İlk kitabını kurguda ki boşluklar ve sürekli kendini tekrarı yüzünden beğenmemiştim. Ancak yeni yaratılan bir melek olmak Elena'ya yaradı mı nedir? İkinci kitabına bayıldım.

Ölümle yaşam arasında ki çizgide melek olması ile biten hikaye, ikinci kitabında kaldığı yerin bir yıl sonrasından yani Elena'nın uyanıp kendi toplamasından itibaren başlıyor. Meleklerin barınağında güç toplamaya çalışırken aynı zamanda melek tarihini öğrenip, antremanlarla yeni kanatlarına uyum sağlamaya çalışan Elena, Raphael'in sahipleniciliği ve kendi şüpheleri ile de başa çıkmaya çalışıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de tüm meleklerin ve vampirlerin hatta onun ortadan kaybolmasından sonra olanları merak eden insanların da tüm dikkatleri üzerinde.. Bir sürü yeni düşman edinen ve güçlü başmelek Raphael'in en zayıf noktası olması nedeni ile tam bir hedef haline gelen Elena hayatta kalmaya çalışırken iç gevezelikleri ile bu sefer çok saçmalayacak zaman bulamadı.

İkinci kitapta yine ilki gibi Elena ve Raphael tarafından anlatıldığı için neredeyse hiç boşluk yok. En yaşlı başmelek olan Lijuan yeni oyuncakları olan dirilttiği ölülerle bir ordu topluyor. Bunların dünyaya salınmasının ve başka hiç bir başmeleğin ona karşı koyacak güçte olmaması meleklerin birlikte adım atmak zorunda kalmaları anlamına geliyor.

İlk kitapta öldürülen deli başmelek Uram'dan kalan onlar meclisinde ki boşluğu doldurmak isteyen meleklerden biri vahşi cinayetleri ve işkenceleri ile ortalıkta dolaşırken... Evet yazarken bile şu an yoruldum. En güzeli okuyun kendiniz karar verin..

Kurguda ki meleklerin bizim düşüncemizin aksi yaratılışta olmaları hala beni hoşnutsuz etse de çocuk meleklere bayıldım. Kesinlikle bir kan banyosu şeklinde geçen seri neredeyse vahşet açısından Anita Blake serisine yaklaşacak. Ancak neredeyse dedim ki onun verdiği keyfin çok azını verse de bu kitabı beğendim. 

Elena'nın aile ilişkilerini daha da açığa çıkarmasını ve Raphael'inde geçmişinin bir kısmının ortaya çıkmasını sevdim. Ancak merak ettiğim bir karakter var ki Jason.. Geçmişini ve neler yaşadığını merak ettim. Umarım yazar bu konuda üçüncü kitapta bir şeyler yazar.. En sevdiğim melek ise tabii ki hala Bluebell.. 

Üçüncüyü sabırsızlıkla bekliyorum.


2016/01/04

Meleklerin Kanı - Nalini Singh - Lonca Avcısı Serisi#1


 

Meleklerin Kanı - Nalini Singh 
Puanım 5/3

New York Times çoksatan yazarı Nalini Singh, Lonca Avcısı serisinin bu ilk kitabında okuru güzelliğin ve kana susamışlığın hüküm sürdüğü ve meleklerin her şeyin hakimi olduğu bir dünyayla tanıştırıyor.

Tehlikeli bir yakışıklılığa sahip olan New York Başmeleği Raphael, vampir avcısı Elena Deveraux'ya bir iş teklif etmişti. Ancak Elena'nın bu sefer peşine düşmesi gereken yolunu şaşıran bir vampir değil, çok daha tehlikeli, çok daha deli bir avdı.

Avının peşinde Elena bir yandan hızla tutkunun eşiğine sürüklenirken, bir yandan da hayatı için mücadele ediyordu ve hayatını kurtarsa bile Raphael'in baştan çıkaran dokunuşlarına yenik düşmesi kaçınılmazdı. Çünkü başmeleklerin oyunu söz konusu olduğunda ölümlülerin hiç şansı yoktu...

"…tek kelimeyle mükemmel. Güçlü, tutkulu ve ürkütücü derecede mükemmel."
-Patricia Briggs, Mercy Thompson romanlarının #1 New York Times Çoksatan Yazarı-

"Her kelimesine bayıldım, her kelimesini yaşadım ve bu kitabı ne kadar tavsiye etsem azdır. Her şekilde inanılmazdı!!!"
-New York Times Çoksatan yazarı Gena Showalter-

"Nalini Singh kaçırılmaması gereken bir yetenek."
~-#1 New York Times Çoksatan yazarı Christine Feehan-

"Lonca Avcısı serisiyle Singh eşsiz bir hikâye anlatıcı olduğunu harika bir biçimde kanıtladı… Bu kitap satın alınacaklar listenizin en başında yer almalı! Harika!"
-Romantic Times (Top Pick)-

"Singh kitapları birer cevher, her defasında daha da güzelleşen birer... hazine."
-Romance Reviews Today- (Tanıtım Bülteninden)


İnsanlar neden kitaplarda meleklerin bencil, insanlığı önemsemeyen varlıklar olduğunu işliyor çözebilmiş değilim .Bizim aklımızda ki ile tamamen zıt bir durum.. Kanatlı kötü çocukları genelde severim. Rephaim'i de sevdim ama şöyle birşey var ki kitabın sonuna kadar başlarda her sayfada sonrasında da beş altı sayfada bir o kötü, Rephaim kötü, o acımasız, tehlikeli ,vs. gidiyor. Anladık adam (melek mi deseydim) kötü, sende ona iş yapıyorsun. Neden aşık oluyorsun? Melekler çok kötü o zaman neden seni öldürmesi gerekirken öldürmedi? Pek çok boşluk vardı. Okurken çok takıldım. Yavaş ilerledi. Zaten onun için 3 puan verdim. Serinin devamı için çok heyecanlı değilim ama okurum sanırım elimdeki kitaplar bitince..

Yazarın tarzında sıkıntı var sanırım. Aşk, aksiyon, gizem her şey var ama ya bizim karakterimiz çok mızmız ki olmaması lazım güçlü bir karakter işlenmiş yada yazarımız mızmız.. Güzel yakalanan ve bu kadar uğraşılarak kurgulanan (orjinal olmasa da kurgu için çaba harcandığı belli) bir hikaye yaratıp bu kadar kötü anlatılamazdı. Belki devam kitaplarında yazım tarzını düzeltebilir. Umutluyum..


Bu seriyi Aspendos Yayınevi ilkini bastıktan sonra devamını basmayacağını açıklamıştı. Yabancı Yayınevi yeniden basma kararı aldı ki ben zaten Yabancı Yayınlarından okudum. Ama yazımda ki genel boşlukların çeviriden değil yazardan kaynaklandığını düşünüyorum.



2015/12/28

Sezgi Kitap Yorumum


Sezgi - Amy A.Bartol 
Puanım 5/4,5
Sürgünlerin dünyasında kâbuslar gerçek oluyor, karanlık gelecek daha da kaçınılmaz hale geliyor...

Evie onu görmemek için gözlerini açmadı ama onun kokusu yine de burnuna doluyordu. Soluduğu havayı yoğunlaştırıyor, Evie'yi kokusuyla… aromasıyla boğuyordu. Titredi. Direnmeliydi. Eğer yeterince güçlü olamazsa, hastalığı şimdi bile ona bulaşmış olan bu avcıyla aynı kadere sürgün edilecekti. Ama artık Evie, ona açtı ve o bunu biliyordu; kendisini kemiren acıyı sonlandırma ihtiyacına güveniyordu. Teslimiyetinin nasıl da tadını çıkarırdı. Evie şimdilik hayattaydı ama aksi için yalvarması ne kadar sürecekti?



Bu kitapta herkes Evie'nin peşine düşüyor. Buna Melekler'de dahil. Çünkü onun ruhu var. Diğerlerinin yokmuş. Bir de kitaba vampirler dahil oluyor ve vampir klan lideri Evie'nin vampir olmasını istiyor. Bunun içinde gönüllü olmasını sağlamak için üzerinde cazibe büyüsü kullanıyor. Günlerce vampirlerin elinde kalan Evie'nin direncinin kırılmaması gerekiyor. 

Bu kitapta aksiyon daha da fazlaydı ama Evie, Reed'e neden güvenmiyor. Ya da güvenmiyor demeyelim de başını belaya sokmak istemiyor o kısım biraz karışıktı. Zaten başına aldığı belalardan sonra bir daha böyle bir saçmalık yapacağını sanmıyorum.


Kitap ta bazı bölümleri Russell (ruh ikizi) anlatmış. İlk kitabı okumuş olanlar bilir. Russell ile Evie ruh ikizi ve tarih boyunca defalarca yaşamışlar ve hep birbirlerini bulmuşlar. Russell yaşadığı talihsizlikle ve bir meleğe dönüşümü esnasında hafızası parça parça geliyor ve tüm yaşamlarını hatırlıyor. Ödül mü yoksa lanet mi bilemedim çünkü Evie bu döngüyü kırdı ve bu yaşamında Russell ne kadar onun için vazgeçilmez olsa da Reed'i seçiyor.

O bölümler çok güzeldi. Geçmişi hatırlaması ama Evie'nin şuan başkasına aşık olması, aralarında ki ilişkinin gidişatı hem güzeldi hemde üzücüydü. Reed kadar olmasa da Russell'ı da sevdim. Umarım ilerleyen kitaplarda o da başkasına aşık olur. Son olarak melek mahkemesine sinir oldum.

Seri toplamda 5 kitaptan oluşuyor. Bizde henüz ikisi çevrilmiş. Bizde ki kapakları fena değil ancak orijinal kapaklarına bayıldım.

Picture







Kaçınılmaz - Amy A.Bartol - Öngörü Serisi #1


Kaçınılmaz - Amy A.Bartol 
Puanım 5/4,5
Evie Claremont üniversiteye başladığında, gördüğü kâbusların biteceğini ummuştu. Ama bitmemişlerdi... En garip durumlarda bile mantıklı bir açıklama bulmaya çalışan Evie'nin hayatında, ikinci sınıf öğrencisi Reed Wellington'la tanıştıktan sonra akla mantığa sığmayacak şeyler olmaya başlamıştı. Reed'e karşı hissettiği anlamsız çekim de işleri iyice karıştırıyordu. Çünkü Reed, Evie'ye hayatta başına gelip gelebilecek en korkunç şeymiş gibi davranıyordu. Yine de ne zaman ihtiyacı olsa, hayatını kurtarmak için Reed oradaydı…
Reed'in sakladığı sır neydi? Evie'nin şüpheleri doğru muydu? Peki, rüyalarında gördüğü o karanlık gelecek kaçınılmaz mıydı?



Bu kitabı aldığımda ikincisi çoktan çıkmıştı o yüzden hiç beklemeden ikisini de okuyuverdim ve çok beğendim. Ama üçüncü kitabı hala çıkmadı ki aslında 5 kitabı çıkmış durumda..

Fantastik okuru olarak meleklerle ilgili çok fazla kitap okumamıştım. Çok sevilen bazı serileri ise beğenmemiştim. Kitaplarda nedendir bilinmez, melekler hep bencil, kimseyi umursamayan varlıklar olarak betimlenir(yada bana öyle denk geldi). Bu kitapta da öyleydi. Ama Reed ve kendinin sonradan farkına varan Evie karakterleri beni çekti. Birde bir meleği kötü çocuk olarak düşünmek zor. Hadi ama! Melek sonuçta en kötü ne olabilir ki değil mi?


Tüm seriler gibi ilk kitap karakterlerin anlatımı, olay kurgusunu örme kısmı çok yavaş değildi. Çünkü sürekli didişip durdular. Evie'nin dayısına düşkünlüğü, yalnızlığı tam bir kasaba kızı. Tabii Serafim olduğu ortaya çıkınca ''hıh demek Melek olmak pislik olmak değilmiş'' dedim.

Diyalogları çok renkli, hikayede ki hemen hemen herkes doğaüstü ve olmayanlarda hemen ölecekmiş gibi hissediyorsunuz. 

Tabii aşk üçgeni de mevcut ki aslında o biraz karışık. Yani ruh ikizi ruh ikizidir. Kimse ruh ikizi varken başkasını istememeli yada ruh ikizi dememeli adına...

Sonuçta çok sevdim..



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;