Aspendos Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aspendos Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017/04/03

Tutsak Çalı Kuşu Kitap Yorumu


tutsak çalı kuşu ile ilgili görsel sonucu
Tutsak Çalı Kuşu - Danielle L. Jensen
Puanım 5/5

Bir cadının laneti, trolleri beş yüzyıl boyunca dağın altındaki şehirlerine hapsetmiştir. 

Cécile de Troyes kaçırılıp dağın altındaki şehre götürüldüğünde, trollerin laneti bozmak için ona güvendiğini anlar. 

Cécile'in aklında ise tek bir şey vardır: Oradan kaçmak. Ancak troller zeki, hızlı ve insanüstü güçlere sahip yaratıklardır. 

Cécile, doğru fırsatı sabırla beklemek zorundadır. Cécile, trollerle zaman geçirdikçe, içinde bulundukları zor durumu anlamaya başlar ve gittikçe büyüyen bir ayaklanmadan haberdar olur. Belki de Cécile, isyanın başarılı olması için trollerin tam da ihtiyaç duydukları kişidir.

Bir çeşit fantastik devrim hikayesi. Kitabın ilk sayfalarında ne okuyorum ben bu nedir diye bir içine giremedim ancak çok kısa bir sürede hikaye akıp gitmeye başladı. Kitabın genelinde kelime hataları vardı. Bazı kelimeler yanlış yazılmış bazıları yutulmuş olmasına rağmen hikayeyi hiç sinir olmadan bitirdim. Sonra sonra diye akıp gitti. Hikaye bu kadar sağlam olmasa uğraşamazdım sanırım. 

Cecile, çiftlikte babası, kardeşleri ve büyükannesi ile yaşıyor annesi ise çok ünlü bir şarkıcı.. Babası şehirden köye dönmeye karar verdiğinde onunla gitmiyor ve arada uğrayıp çocuklarını kontrol ediyor. Cecile kızıl saçları ve harika sesi ile ona en çok benzeyeni.. Annesi sesini test edince 17 yaşında kızını yanına alacağını ve dünyaca ünlü sanatçılardan ders alacağını söylüyor. 

17 'inci yaşının olduğu gün ise kaçırılıyor ve korku hikayelerinde fırlamış olan Trollere satılıyor. Trollerin yer altında sıkışık kalmasına neden olan laneti kıracağı rivayet edilen Cecile, aynı gece kendisini trol prensi ile evli buluyor. Kabuslarda anlatılanın aksine çok yakışıklı olan ancak huysuz ve acımasız olan bu prensle yaşamak başına gelebilecek olan en kötü şey.. Ya da en iyisi?? 

Trolian Şehrinde, hem nefret edilen hem sevilen, hem güçsüz hem de çok güçlü olan 'Prenses Cecile' sık sık yaptığı seçimlerle ve cesareti ile kendisini kanıtlasa da aslında kendisinin bile farkında olmadığı güçleri sayesinde hayatta kalmayı başarıyor. Aynı zamanda özgürlük için savaşanın sadece kendisi olmaması ve elde ettiği müttefikleri ile hayatı hiç beklemediği bir şekilde değişiyor.

Kitabın devamını büyük bir merakla bekliyorum. Umarım yayın evi bu sefer yazım hakkında dikkatli davranır. Insan kullanılan kitap kapaklarını çok sevmememe rağmen buna bayıldım. Sanırım yüzünün olmaması avantaj olmuş. 







2017/01/04

Parçalanmış - J. L. Drake / Kırılmış Serisi 2 Kitap Yorumum


parçalanmış J L Drake kitap ile ilgili görsel sonucu
Parçalanmış - J. L. Drake / Kırılmış Serisi 2 
Puanım 5/4

Ben Savannah Miller. Özel Kuvvetler'den Cole Logan'a deliler gibi âşığım. Onu kaybetmemek adına kendimi tehlikeye attım. Bunu yaparken kendimi hiç sorgulamadım ama sorgulamam gereken başka şeyler olduğunu fark ettim. Ailem, arkadaşlarım, inandıklarım… 
Cinayetler gördüm, işkenceler gördüm, kaybetmeyi öğrendim ve kazanmak için bedel ödemem gerektiğini…

Evet, ben Savannah Miller. Seçimlerimden ben sorumluyum ve her zaman inandığım şeyler için cesur olmayı hayat bana bir kere daha gösterdi. Aşkın nelerin üstesinden geleceğini öğrendim, aşkın her dibe vuruşta beni nasıl ayakta tuttuğunu öğrendim. Hayatımdaki tüm kirli ilişkileri şimdi bir bir çöpe atma zamanı dediğimde hâlâ kendimi bulma çabasındayım.


"Seni seviyorum, Cole, canımı en çok acıtan da bu." 
-Savannah Miller-


         Kırılmış olmaktan daha kötü şey ne olabilir? Parçalanmış.

İlk kitabının yorumumu okumuş olanların bileceği gibi çok sevdiğim bir seri.. Öyle ki ikinci kitap için çok meraklandım ve büyük bir heyecanla aldım. Kitap yine çok akıcı, aksiyonun birbirini kovaladığı bir hikaye ancak bu sefer beni ilki kadar tatmin etmedi. Her ne kadar yine çok sevmiş olsam da hala boşlukların bulunması ve ana karakterlerin davranışları biraz şevkimi kırmış olabilir.

Hikayesine gelirsek Savannah, Cole'un geri dönmesi ile kendini kaybettiği bebeği yüzünden suçluyor ve bu duygu ile boğuşurken kendisini yine bir tuzağa düşürmeyi başarıyor. Başarıyor diyorum çünkü tam anlamı ile kapsamlı bir plan kurarak düşüyor bu tuzağa.. Cole ise Savannah'tan gerçekleri saklaması yetmezmiş gibi bir de resmen kendi elleri ile yardım ediyor. Hal böyle olunca biz okuyuculara sinirlenmekten başka çare kalmıyor.

Sonunda yaşadıkları her normal ilişkide olabilirmiş gibi tavırları ise tam dayaklık.. Tabii tüm bu olaylar okuma seyrimi değiştirmedi, hatta sinirden hemen bitiriverdim ama beklediğim hikaye değildi. En güzel kısmı ise Amerikalının deşifre olmasıydı. Savannah'ın babası ise tüylerimi diken diken etti. Hayatta en sevdiğiniz insanlardan kazık yemek hemde böylesi inanılmaz olmalı..
O kadar ki bir ara manyak Amerikalı bile bana kuzu gibi geldi. 

Son kitabı Mended'da yeni bir kaçırma hikayesi olmaz ve bir nebze huzurlu bir hikaye okuruz diye umut ediyorum. 

İlk kitabı Kırılmış yorumum için tık tık!








2016/11/04

Kırılmış Kitap Yorumum


kırılmış kitap ile ilgili görsel sonucu

Kırılmış - J.L. Drake
Puanım 5/5

Ben Savannah Miller. Babam New York'un Belediye Başkanı. Yirmi yedinci doğum günümden bir gün sonra, biri beni arkamdan yakaladı. Kafama çabucak bir çuval geçirildi ve bildiğim her şeyden uzağa kaçırıldım. 

Dövüldüm, aç bırakıldım, hayvan muamelesi gördüm ve penceresiz bir odada yaşamaya mahkûm bırakıldım. Zamanın nasıl geçtiğini anlama şansım ve onurum kalmamışken, sonunda umudumu kaybettim ve her şeyi bitirmek için kendi kendime bir söz verdim. Maalesef bu ağır işleyen bir süreç olacaktı. Sonra bir gece, seçkin bir grup asker beni kurtarmaya geldi. Beni güvenli bir yere götürdüler ve bana iki seçenek sundular: 


  • Onların himayesi altında kal ve kurallarına uy...



  • Oradan ayrıl ve bir hafta içinde yeniden o vahşilerin eline düş.



  • Ben birinciyi seçtim. Bir terapistle görüşüp, çektiğim cehennem azabını irdeledikçe her şey yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başlıyor. Yeni arkadaşlarım ve olası bir aşkın yardımıyla, hayatımı geri almak için mücadele ediyorum ve geleceğimi sonsuza dek değiştirecek seçimler yapıyorum. Bu benim hikâyem...

    "Her zaman düşebilirsin, Savannah, çünkü seni yakalayan ben olacağım." 
    -Logan-

    Son zamanlarda duygusal kitaplardan uzak kalmamın da etkisi olduğunu düşünmeme rağmen yinede okuduğum en güzel dramlardan biriydi. Daha da iyisi aynı zamanda polisiye gerilim olmasıydı. Dram, işkence, aşk, umut, savaş hatta eğlence bile vardı. 


    Kırılmış olmaktan daha kötü şey ne olabilir? Parçalanmış.


    Ana karakter Savi ve Cole'e bayıldım. Gerçi yan karakterlerde çok çekiciydi. Abigail, Sue, Mark ve Derek gibi.. Konusuna gelirsek, Savannah belediye başkanının kızı ve bir gece kaçırılıyor. 7 ay boyunca bir hücrede maruz kaldığı insanlık dışı muameleden yılmış ve herşeyi sonlandırmaya karar vermişken, ordu tarafından kurtarılıyor. Ancak kaçırılmasında ki olağan dışı bağlantılardan dolayı göz önüne çıkmaması gerekiyor. Ordu ile yaptığı anlaşma sonucu onların gizli evinde (ev dediysem malikane) onlarca asker ve yardımcıları ile kalıyor. 

    Aldığı psikiyatrik yardımlardan sonra tedaviyi Albay Cole'da buluyor ki zaten bu hiç şaşırtıcı değil. Kime güveneceğini bilememek, hafızana erişememek, çok sevdiğin ailene ulaşamamak boşluğunu çok çabuk geçmiş yazar. Bu da gerçek hayatta çok uzun süren bu tedavinin kitapta o kadar uzatılamayacağına bağlanmış. Hak vermekle birlikte okurken düşünmedim değil. Çok kısa bir zaman dilimini dolu dolu anlatmasından dolayı hikaye akıp gidiyor zaten.

    Başlarda esaretten kurtulunca yaşayabileceği daha büyük acıların olamayacağını düşünmüştüm ama yazar beni bu konuda yanılttı. Hikaye bir kabusun içinde başlıyor, sonra şevkatli bir aile romanı derken, ateşli bir aşk romanı okuduğumu düşünüyordum ki büyük bir kabusla bitti. Şimdi ikinci kitabını okumak için sabırsızlanıyorum.









    2016/02/04

    Bu Adam Kitap Yorumum


    This Man Trilogy Series - Bu Adam 
    Jodi Ellen Malpas - Puanım 5/4
    Genç iç mimar Ava O'Shea'nin, Manor'da onu neyin beklediğine dair hiçbir fikri yoktu. Ava başvuru görüşmesinde karşısına sıradan, hantal bir beyin çıkacağını düşünür, ancak karşısına müthiş yakışıklı, özgüveni yüksek, zevk peşinde koşan ve bu uğurda hiç sınır tanımayan bir çapkın olan Jesse Ward çıkar.

    Ava, bu adamdan etkilenmemeye çalışır ancak adamın içinde uyandırdığı tutkuları da kontrol edemez. Kalbinin bu adamı asla bırakmayacağını bilir ama içinde bir ses ona kaçması, ondan uzaklaşması gerektiğini söyler. Fakat onu deli gibi isteyen Jesse, ona sahip olmak için her şeyi yapacak ve gitmesine asla izin vermeyecektir.

    'Erotik romanların son yazarından şehvetli, seksi bir üçleme…'  -Marie CLAIRE-



    Uzun zamandır erotik romans tarzında bir kitap okumuyorum. Bu yüzden çok duyduğum Bu Adam kitabını okurken zevk aldım. Konusu her ne kadar diğer çok tutan erotik romanslardan farklı olmasa da yazarın kalemi akıcı. Çeviride ve yazımda bir iki hata vardı ama okumayı zorlaştıracak kadar değil. Üç kitaptan oluşan bir seri, 2012 yılında basılmış ancak ülkemizde 2015 yılında çıktı. Çok beğenip okumak isteyenler umarım çok bekleyip orijinal dilinde okumak zorunda kalmaz.

    Konusuna gelince Jesse çok boğucu ve hükmedici bir adam olmasına karşın Dominant olduğunu reddediyor ve kitabın sonuna eklenen kendi ağzından yazılmış ek'e göre de değil. Bende artı puan almasının en büyük nedeni kurguda BDSM olmaması.. Kırbaçlar, bağlamalar,vs. olmamasına karşı erotizmi çok yoğun olduğundan, erotik romans okumaktan rahatsız olan insanların uzak durması gerekir. Ben özellikle aramasam da aşk romanlarında ki erotizmden rahatsız olmadığım için kolayca okudum.

    Jesse karakterini sevdim. Hükmedici tavırları inanılmaz boğucu ama şiddete baş vurmayacağı ya da her şeye rağmen çekip gitmeyeceği için eğlenceli sayılabilir. Özellikle o özgüven dediği ama düpedüz küstahlık olan tavırları yok mu? Beni benden aldı tabii son anda yalvarma aşamasına kadar.. Böyle güçlü erkeklerde ki bu kırılganlık ve dibe çökme halini seviyorum. Sanıyorum bu romanların yazarlarının kadın olmasından kaynaklanan bir durum bu..  

    Ava karakterinin aslında bağımsız ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir karakter olması kurguda ki erkeğin her ne kadar her zaman ki gibi ultra zengin olsa da, maddi çekim düşüncesini ortadan kaldırıyor. Kitabın sonu aynı elli ton ve benzerlerinde olduğu gibi yine bir klişe ayrılık sahnesi ile sona erdi ki bu daha önce ki yazılarımda da söylediğim gibi çok can sıkıcı.. Özellikle de üç kitabı çıkmış olan bir seride acaba ayrı mı kalacaklar diye merak edecek halimiz yok herhalde.. 

    Yaş meselesine gelirsek, nasıl bu kadar rahat olabildiğine inanamadım. Kitabı okurken beynimde öğrenebileceğim yüzlerce yol geçti. Yine merak unsuru eklenmek istemiş ama 50 yaşında olacak hali de yok. Yani kaç yaşında olabilir ki?

    Sonunda Jesse'nin işini öğrenince şaşırmadım aslında aklımda okurken böyle mi bu diye geçirmiştim ama ihtimal vermemiştim. Yani kim bir oteli başka bir şeyle karıştırabilir ki, saflığında bir sınırı var değil mi ? Ama Ava'da yokmuş. Birde bunun üzerine ayrılık uydurabilmesi yazarın .. Neyse daha fazla spoiler olmasın..
    Kate ve Sam karakterini de çok sevdim merak ettim. Son olarak ta kitabın kapağı diyelim. Elli Ton'a inanılmaz benziyor. Ama ben sevdim.

    “Kate, ben de tam olarak bilmiyorum ki ne hissettiğimi. Çok nazik ve sevgi dolu oluyor bazen. Bana o kadar güzel şeyler söylüyor ki aklımdan çıkmıyorlar ama sonra bir anda öfkeli, mantıksız bir kontrol manyağına dönüşüveriyor. Sürekli beni kontrol altında tutmaya çalışıyor!”

    Ayaklarım yerden kesilip omuzlarının üzerinde taşınmaya başladığımda çığlık attım.
    “Ben sana ne dedim? Benden kaçamazsın.” Ses tonu tamamen hükmediciydi. Beni daha genç ya da kendisini daha yaşlı hissettiriyordu. 

    “Kaç yaşındasın?”
    “ Yirmi beş. ”
    Araba hareket ederken gözlerimi kapattım. “Kaç yaşında olduğunun bir önemi yok.”
    “Yok mu gerçekten?”
    “Gerçekten yok. Hiçbir şeyin önemi yok, seni her şekilde seviyorum.”

    “Kahretsin Sarah! Kapıyı vursana!” diye bağıdı Jesse. Ona bağırması içten içe hoşuma gitmişti. Göz ucuyla Sarah’ya baktım. Her zamanki gibi rüküş ve yapmacık görünüyordu.
    “Sonunda ona da derileri giydirdin ha?” dedi yapmacık gülümsemesiyle ve kapıyı vurup çıktı. Hayatımda birinden bu kadar nefret ettiğimi hatırlamıyorum.
    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

    Online Okuyucular;