Bu Adam Serisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bu Adam Serisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2016/04/08

Bu Adamın İtirafları Kitap Yorumum


Bu Adamın İtirafları - Jodi Ellen Malpas
Puanım 5/4

Three ...
Two ...
One ...
Zero baby ...

İkinci kitap için yaptığım yorumu okumuş olan arkadaşlar bilir ki, çok beğenmemiştim. Ancak beğenmeme nedenim tamamen Ava'nın iç gevezeliklerinden kaynaklanıyordu. Bu kitabı da onun için bu kadar geç okudum aslında.. Anca beynim dinlendi. Okumamış olanlar için ikinci kitap yorumum tık tık!

Bu kitapta yine ikincisi gibi, bittiği yerden devam ediyor. Yani çiftimiz bir kaç ay içinde bir sürü olay yaşamış oldu. Cinsel sahneleri ikincisi kadar ağırlıklı değil bu sefer. Yani her ne kadar hatırı sayılır miktarda olsa da yine de cinsellik üzerine kurgulanmamış. Ama zaten bu tarz kitaplarda genelde son kitaplar biraz daha cinsel sahnelerden uzak oluyor. 

Son kitabı en beğendiğim kitap oldu aynı zamanda.. Olaya ailelerin dahil olması, Jesse'nin Pandora'nın Kutusu gibi açılmış olan ve sürekli yeni bela üreten geçmişinin aydınlığa kavuşması ile okurken oluşmuş olan tüm boşluklar doldu. Bu arada Sarah hakkında ikinci kitapta yaptığım yorumları bilirsiniz. Kendisine biraz sempati besledim bu kitapta ki benim için büyük şok.. Genelde sevmediğim bir karaktere anlayış besleme durumu yaşamam kurgularda.. Buda yazarın zekasını takdir etmeme neden oldu.

Biraz kitabın konusunu anlatacağım. Bundan sonra ki bölüm Spoiler içerir. Merakta kalmak isteyenler okumasın! :)

Jesse ve Ava'nın düğünü ile başlıyor hikaye.. Ve gece boyunca Jesse, Ava'yı ne kadar sevdiğine herkesi ikna ediyor. Bence romantizm ve sevgi gösterisi bu kitapta biraz fazlaydı. Ancak kişisel tercih.. Ben çok gelemem vıcık vıcık durumlara, ancak Ava bu konuda gayet mesut.. 

Sonrasında ise Ava'nın hamileliği ve hamileliği inkarı ile son bir sürtüşme yaşıyorlar. Ava'nın karakterini zayıf bulduğumu söylemiştim ki bu zaten ilk başlarda, heh aferin kızıma!, tabii ya neden her dediğini yapacaksın!, senin bedenin senin kararın diye gaz vermelerim arasında çok çabuk değişti. 

Ancak gelişen olaylar, hem Ava'yı hem de bebeklerini birden fazla kez tehlikeye atınca, Jesse'ye de hak vermedim değil. Ancak unutmayın henüz geçmişinde kaybettiği insanları bilmiyordum. Ve evet yanlış yazmadım. Bebekleri yani ikiz..
En sevdiğim diyalog Jesse ile doktorun diyaloğu oldu.

- Her iki kalp atışını da duyabilirsiniz.
- Bebeğimin iki kalbimi var?
- Hayır Mr.Ward, her iki bebeğinizin de tek kalbi var ve her ikisi de sağlıklılar. 

Jesse, Ava'ya ne kadar düşkünse bebeklerle bu 10 kat falan arttı. Gebelik kitapları okumalar, aldığı besinlere dikkat etmeler ve Ava'yı ilgiye boğmalar bitmedi. Başlangıçta gayet aksiyon dolu olan kurgu bu kısır döngüye girdiğinde sıkıldım ve okurken zorlanmaya başladım ki, yazar yine bu kısmı geçip hiç beklenmedik yerden vurunca yaklaşık son 100 sayfayı bir çırpıda okuyuverdim. Bu arada sıkılma nedenlerimden biride Ava'nın bebekler doğunca Jesse'nin ilgisini kaybedeceğinden korkması ile ilgili yaşadığı güvensizlikle ilgiliydi.

Bir parantezde başta bahsettiğim Sarah'a açacağım. Evet hiç hoşlanmadığım ve yerden yere vurduğum bu kadına neden sempati beslediğim meselesine gelince.. Başlangıçta Ava'dan özür diledi ve intihar girişiminin arkasından Jesse zaten tek başına altından kalkamadığı Manor'un işlerinde ihtiyacım var bahanesi ile onu tekrar Manor'a aldı. Burada ki sakinliği benim gözümde Ava'nın karakterini gerçekten tiksinç kılmıştı. Her neyse, Sarah Carmichael'in (Jesse'ye Manor'u bırakan amca) sevgilisi iken, Jesse ile birlikte oluyorlar. Bunu gören Carmichael'de yanında çok önemli iki kişi ile arabaya atlayıp uzaklaşırken kazada ölüyor. O iki kişi ise beni şok ettiği için, kitapta ki zevkinizi bozmamak adına burada kesiyorum. Ancak Sarah ile Jesse'nin birbirlerine bağlanma nedeni aynı işkenceden geçmeleri..

Yine Ava'nın müşterisi yapışık Ruth vardı ki, son iki kitapta müşterilerinden bir tek onunla ilgili olarak sık sık bahsediyor. Bir şey bekliyordum ondan ama bu kadarını hayal edememiştim. Bildiğin psikopat çıktı. Gerekçeleri ise daha da şaşırtıcı.. Ama yine bir boşluk var ki, o da Ava'nın salaklığı.. Yani aldığı tehditleri söylememesi ki yani hadi ama kim standart bir hayat yaşarken, birden tehdit almaya başlar ve önemsemez ki.. 

Kate, Dan ve Sam üçgeni nihayet istediğim gibi çözüldü ve Dan karakterinin değişimi beni şaşırttı. Sonuçta Ava'nın kahramanım dediği kardeşini bu kadar yanlış değerlendirmesi.. Ama iç seslerine maruz kalan bizlerin, bunu anlamamasına şaşırmamamız gerekiyor. Yine o Danimarka'lı Mikael ve uyuz ex-karısı Coral bir şeyler çeviriyorlar ayrı ayrı.. Ama onlar esasen tehlikeli değiller. Coral'ın dolapları ise Drew'in başına geçiveriyor kimse anlamadan.. Ama o da haketti yani..

Ve en sevdiğim bölüm sonunda yine Jesse'nin kendi ağzından 5 yıl sonrasını anlattığı bölüm oldu. Acaba aynı hikayeyi Jesse anlatsa ne kadar daha çok sevebilirdik? 




2016/02/10

Bu Adamla Beraber Kitap Yorumum

 Bu Adamla Beraber - Jodi Ellen Malpas
Bu Adam #2 - Puanım 5/3
I'm on a Central Jesse Cloud Nine!

Jesse Ward, Ava için yanıp tutuşuyor ve onu tutkusuna yenik düşürmeye devam ediyordu. Ancak Ava'yı karanlık sırlarından ve yaralı ruhundan uzak tutuyordu. 

Ava'nın tek kurtuluşu Jesse Ward'ı terk etmekti fakat ondan kaçmanın imkânsız olduğunu bilmeliydi. Jesse, yaşadıkları tüm fiziksel hazları ona hatırlatmakta son derece kararlı olarak tekrar hayatına girmişti. 

Fakat Ava da bu adamın sert görüntüsünün altında yatan gerçeği öğrenmekte kararlıydı. Bu yüzden bir kez daha Manor'ın Tanrısı'na kendini sundu. Jesse'nin tek isteği de zaten onu yanı başında tutmaktı.


"Bu Adamla Beraber daha fazla tutku, merak ve entrikayı da beraberinde getiriyor. Hayatlar değişiyor ve sırlar ortaya dökülüyor. Jodi Ellen Malpas yine yapacağını yapıyor. Sürükleyici, her sayfası ayrı bir heyecana açılan bu kitabı elimizden bırakamadık." 
-TotallyBookedBlog-

Her ne kadar çok fazla merak etmemiş olsam da ikincisini orijinal dilinde okumuşken yorumunu paylaşayım dedim. Öncelikle söylemem gerekir ki Ava'nın iç gevezelikleri bitirdi beni.. 

Bir kadın nasıl her paragrafta aynı şeyi sürekli düşünüyor olabilir. Şöyle ki (tamamen mecazen) Ava Canım! dedi bana taptığım müthiş yakışıklı yeşil gözlü canavar.. Tabii burada bir kaç cümle ile iyice tapınıyor. Ah! Devam et! dedim bende sarı saçlı, mükemmel erkek, seks tanrısı, yeşil gözlü canavarıma.. Yada gözümü açtım ve bana bakan dipsiz koyu yeşil gözlerle karşılaştım. Bu dipsiz koyu yeşil gözler.. bla bla bla

Eh bu salak iç gevezelik ve arada ki Watch your mouth! Ava ağzına dikkat et falan gibi bir kaç kombine dialogdan da kurtulursak hikayemiz aslında 526 değil 326 sayfa falan.(Kesinlikle abartı yoktur!!)

Evet bu kitapta aksiyon çok fazla Jesse resmen Pandora'nın Kutusu gibi, adamın her hareketi ofsayt, hep bir hata ki kesinlikle yenilir yutulur cinsten olaylar değil, kendine güvensizlikle, Ava üzerinde iktidar arasında yalpaladı durdu. Ava'nın inatçılığı ise dillere destan.. Hayır zaten günde bir kaç kere inatlaşıyorlar ve sonrasında ya o anda malum yolla yada Jesse'nin kendine verdiği zarar nedeniyle pişman oluyor. 

Erotizm yine hat safhadaydı ancak bazı kitaplardakinin aksine bence dozu tutmamış biraz fazla olmuş. Tavşan gibi gerekli gereksiz sevişen çiftlerimize alışığız ancak genelde ayrıntılar BDSM vs gibi bir konu varsa çok fazla uzatılır.

Spoiler İçerebilir

2. kitap birincinin bittiği yerden devam ediyor. Ava kendi perişanlığın da dağılmışken Jesse'ye kimsenin ulaşamadığı ve sitenin özel güvenliği sayesinde evine kimsenin giremediğini öğreniyor ve tabii ki kolları sıvıyor.

Jesse kurtarma operasyonu başarı ile gerçekleştirildikten sonra (ki burda da aslında bir sürü kendine güvensizlik mevcut) ilişkilerine devam ediyorlar ancak Ava ne yaparsa yapsın sonrasında bir daha gitmeyeceğine Jesse'yi ikna edemiyor. 

Çok güçlü ve ukala erkek karakterlerin arada sürünmelerini seviyorum ki bu yönde Jesse beni hayal kırıklığına uğratmadı. Jesse hakkında bazı karanlıklar aydınlandı diyebilirim başta da yaşı olmak üzere.. Eh ilk yazımda da dediğim gibi bazı yöntemlerle söyletti Ava.. 

Sarah sorunu hala mevcut ve Ava her nedense Jesse'nin tüm gücü ona vermesine, gitmesinden korkmasına her dediğini yapmasına rağmen ondan kurtulamıyor ki bu da yine bu kadar tapıyorum sözünden sonra inanılmaz klişe geldi olmuş.. Bir ara şöyle saçından tuttuğum gibi diyordum ki Ava beklenmedik bir intikam aldı ondan.. (Detay sürpriz olsun) Elli tonda ki Elena karakterinin yerine koymak istemiş yazar ama çok gereksiz ve sevimsiz.. 

Çiftimizin arasında ki diyalogları genelde sevdim denebilir şu malum şikayet ettiğim fazlalıklar çıksa aslında ek aksiyonlarla birlikte daha sevilen bir kitap olabilirdi. Oluşan karakterle okuyucunun kimyası tutmuş gibi görünüyor. Bundan daha iyi sonuç alınabilirdi. 

Ava hikaye boyunca kafasında yine Manor'u kabullenemedi gitti. Çok kapalı bir görüşe sahip olmasa da nedense bir türlü kabul edemedi içinde yapılanları.. Halbuki Kate, Manor'a bayılmış ve gayet güzel kullanıyorken. Bu kitapta Kate karakterini özledim açıkçası yani mantar gibi Ava'nın ne zaman ihtiyacı olsa ortaya çıktı ancak baş başa kız zamanı olamadı bir türlü.. 

Sonunda ise Jesse beni şaşırttı. Zaten onun kadar Ava'ya düşkün birinden de o beklenirdi. Direk beyaz atlı prens modundaydı. Burada spoiler vermek istemiyorum çünkü üçüncü kitabı okuma nedenlerimden en önemlisi bu kitabın son 25 sayfası olacak.

Toplamda anlatılan zaten kaldığı yerden itibaren bir 10 gün falan sanırım ama ne 10 gün.. Hiç yorulmadılar mı bilmem benim başımdan bu kadar olay geçse 15 gün yatak istirahati alır birde üstüne masaj isterim. 

Sonuç olarak ara kitaplarda genelde düşen hikayeler bence aşk kitapları için geçerli olmamalı. Aslında geneline baktığımızda şaşırtmacaları ile güzel yakalamış yazar kurguyu. Muhtemelen ilk kitabı okuyan arkadaşlar bunu da okuyacak ve üçüncüsünü bekleyecektir. 

Bende üçüncü kitabı okuyacağım, hikayelerinin sonu belli olsa da (bence) gidişatını görmek lazım.. Bu sefer Jesse'nin bakış açısını eklememiş yazar. Umarım son kitapta ekler.. Bir dilekte yayınevine gelsin belki çeviride onlar biraz toparlar iç gevezelikleri.. Bu kadar çok ve sürekli aynı şeyi düşünen insanlar kendilerine nasıl tahammül ederler bilemedim ben olsam beynimi aldırmayı düşünürdüm dinlenebilmek için..

Good Reads'ta Jesse karakteri için en sevdiğim vampir Eric (Charliene Harris) uygun görülmüş bir yorumcu tarafından.. Bence de cuk oturmuş. Hatta okumadan aklıma gelse daha zevkli okurdum. 


Yazar bu kitap için bir şarkı listesi yapmış. 
Temper Trap - Sweet Dispotion
Bill Withers - Ain't No Sunshine
Massive Attack - Angel
Amy Winehouse - Valarie
John Legend - Ordinary People
Oasis - Morning Glory
The Stereophonics - Dakota
The Moody Blues - Night in White Satin
Enigma - Principles of Lust (Sadness)
Otis Redding - Love Man
Stevie Wonder - Superstition
Snow Patrol - Run
Foster The People - Pumped up Kicks

Serinin ilk kitabı için tıklayın.. Bu Adam
Serinin ilk kitabı için tıklayın.. Bu Adam 3

2016/02/04

Bu Adam Kitap Yorumum


This Man Trilogy Series - Bu Adam 
Jodi Ellen Malpas - Puanım 5/4
Genç iç mimar Ava O'Shea'nin, Manor'da onu neyin beklediğine dair hiçbir fikri yoktu. Ava başvuru görüşmesinde karşısına sıradan, hantal bir beyin çıkacağını düşünür, ancak karşısına müthiş yakışıklı, özgüveni yüksek, zevk peşinde koşan ve bu uğurda hiç sınır tanımayan bir çapkın olan Jesse Ward çıkar.

Ava, bu adamdan etkilenmemeye çalışır ancak adamın içinde uyandırdığı tutkuları da kontrol edemez. Kalbinin bu adamı asla bırakmayacağını bilir ama içinde bir ses ona kaçması, ondan uzaklaşması gerektiğini söyler. Fakat onu deli gibi isteyen Jesse, ona sahip olmak için her şeyi yapacak ve gitmesine asla izin vermeyecektir.

'Erotik romanların son yazarından şehvetli, seksi bir üçleme…'  -Marie CLAIRE-



Uzun zamandır erotik romans tarzında bir kitap okumuyorum. Bu yüzden çok duyduğum Bu Adam kitabını okurken zevk aldım. Konusu her ne kadar diğer çok tutan erotik romanslardan farklı olmasa da yazarın kalemi akıcı. Çeviride ve yazımda bir iki hata vardı ama okumayı zorlaştıracak kadar değil. Üç kitaptan oluşan bir seri, 2012 yılında basılmış ancak ülkemizde 2015 yılında çıktı. Çok beğenip okumak isteyenler umarım çok bekleyip orijinal dilinde okumak zorunda kalmaz.

Konusuna gelince Jesse çok boğucu ve hükmedici bir adam olmasına karşın Dominant olduğunu reddediyor ve kitabın sonuna eklenen kendi ağzından yazılmış ek'e göre de değil. Bende artı puan almasının en büyük nedeni kurguda BDSM olmaması.. Kırbaçlar, bağlamalar,vs. olmamasına karşı erotizmi çok yoğun olduğundan, erotik romans okumaktan rahatsız olan insanların uzak durması gerekir. Ben özellikle aramasam da aşk romanlarında ki erotizmden rahatsız olmadığım için kolayca okudum.

Jesse karakterini sevdim. Hükmedici tavırları inanılmaz boğucu ama şiddete baş vurmayacağı ya da her şeye rağmen çekip gitmeyeceği için eğlenceli sayılabilir. Özellikle o özgüven dediği ama düpedüz küstahlık olan tavırları yok mu? Beni benden aldı tabii son anda yalvarma aşamasına kadar.. Böyle güçlü erkeklerde ki bu kırılganlık ve dibe çökme halini seviyorum. Sanıyorum bu romanların yazarlarının kadın olmasından kaynaklanan bir durum bu..  

Ava karakterinin aslında bağımsız ve kendi ayakları üzerinde durabilen bir karakter olması kurguda ki erkeğin her ne kadar her zaman ki gibi ultra zengin olsa da, maddi çekim düşüncesini ortadan kaldırıyor. Kitabın sonu aynı elli ton ve benzerlerinde olduğu gibi yine bir klişe ayrılık sahnesi ile sona erdi ki bu daha önce ki yazılarımda da söylediğim gibi çok can sıkıcı.. Özellikle de üç kitabı çıkmış olan bir seride acaba ayrı mı kalacaklar diye merak edecek halimiz yok herhalde.. 

Yaş meselesine gelirsek, nasıl bu kadar rahat olabildiğine inanamadım. Kitabı okurken beynimde öğrenebileceğim yüzlerce yol geçti. Yine merak unsuru eklenmek istemiş ama 50 yaşında olacak hali de yok. Yani kaç yaşında olabilir ki?

Sonunda Jesse'nin işini öğrenince şaşırmadım aslında aklımda okurken böyle mi bu diye geçirmiştim ama ihtimal vermemiştim. Yani kim bir oteli başka bir şeyle karıştırabilir ki, saflığında bir sınırı var değil mi ? Ama Ava'da yokmuş. Birde bunun üzerine ayrılık uydurabilmesi yazarın .. Neyse daha fazla spoiler olmasın..
Kate ve Sam karakterini de çok sevdim merak ettim. Son olarak ta kitabın kapağı diyelim. Elli Ton'a inanılmaz benziyor. Ama ben sevdim.

“Kate, ben de tam olarak bilmiyorum ki ne hissettiğimi. Çok nazik ve sevgi dolu oluyor bazen. Bana o kadar güzel şeyler söylüyor ki aklımdan çıkmıyorlar ama sonra bir anda öfkeli, mantıksız bir kontrol manyağına dönüşüveriyor. Sürekli beni kontrol altında tutmaya çalışıyor!”

Ayaklarım yerden kesilip omuzlarının üzerinde taşınmaya başladığımda çığlık attım.
“Ben sana ne dedim? Benden kaçamazsın.” Ses tonu tamamen hükmediciydi. Beni daha genç ya da kendisini daha yaşlı hissettiriyordu. 

“Kaç yaşındasın?”
“ Yirmi beş. ”
Araba hareket ederken gözlerimi kapattım. “Kaç yaşında olduğunun bir önemi yok.”
“Yok mu gerçekten?”
“Gerçekten yok. Hiçbir şeyin önemi yok, seni her şekilde seviyorum.”

“Kahretsin Sarah! Kapıyı vursana!” diye bağıdı Jesse. Ona bağırması içten içe hoşuma gitmişti. Göz ucuyla Sarah’ya baktım. Her zamanki gibi rüküş ve yapmacık görünüyordu.
“Sonunda ona da derileri giydirdin ha?” dedi yapmacık gülümsemesiyle ve kapıyı vurup çıktı. Hayatımda birinden bu kadar nefret ettiğimi hatırlamıyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;