Dawn Barker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dawn Barker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017/03/03

Onu Özgür Bırak Kitap Yorumu


onu özgür bırak ile ilgili görsel sonucu

Onu Özgür Bırak - Dawn Barker
Puanım 5/4

Kırık Dökük'ün yazarından aile, annelik ve vazgeçmek üzerine güçlü ve akıllardan çıkmayacak yeni bir roman.

Çaresiz ve kafası karışık Zoe, kışın ortasında göğsüne bastırdığı küçücük bir bebekle Rottnest Adası'na giden bir feribota binmişti. 


Kocasının onu bulacağından ya da kız kardeşinin polisleri arayacağından delicesine korkuyordu. 
Yıllar sonra aynı adada, Louise adında baygın ve yalnız bir genç kız bulundu. 


Acil müdahaleden sonra iyileşip evine dönen genç kız, anne ve babasının geçmiş ve yaptıkları seçimler hakkındaki konuşmalarına kulak misafiri oldu. Yavaş yavaş gün yüzüne çıkan sırlarından zarar görecek tek aile onunki değildi ve Louise, bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı.

Onu Özgür Bırak, aile, sırlar ve sevginin doğurduğu zorluklar üzerine duygu yüklü bir hikâye. Okumayı bitirdikten sonra bile, 'Ben olsam ne yapardım?' diye düşünmeye devam edeceksiniz.
***"Son satırına kadar sizi etkisi altında tutacak bir aile draması."-Adelaide Advertiser-


"Barker'ın ikinci romanı, annelik, sırlar ve yalanlar üzerine güçlü bir keşif."-Who Weekly-


"Barker, sempati duyulacak zıt karakterler yaratmış ve olaylara hangi açıdan bakacakları kararını okura bırakmış." -Good Reading-


"Onu Özgür Bırak, taşıyıcı annelik deneyiminde bir araya gelmiş iki ailenin dinamikleri üzerine yazılmış yürek burkan bir hikâye." -West Austrilian-


Kitabı okuyalı bir hafta geçmiş olmasına rağmen ne yazacağımı bir türlü toparlayamadım. Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Taşıyıcı gebelik ve aile ilişkileri üzerine kurgulanmış çok güzel bir konusu var. Sanırım yazarın kalemine artık alıştım duyguları işleyiş biçimi bu sefer beni rahatsız etmedi. 

Hikaye 3 farklı karakter tarafından anlatılıyor ancak aksi olsaydı tek kişinin bakışına göre yargılardık. Böyle olması olaylara ve duygulara hakimiyeti arttırmış. Zoe ve Nadya iki üvey kardeş olarak yetişmiş ancak birbirlerine çok bağlılar. Zoe küçüklüğünden beri yaşadığı bir hastalık dolayısıyla hep düşük yapmış olan bir genç kadın. Nadia ise, 3 sağlıklı çocuğu ve kocası ile yaşamakta..

Her ikisininde kendine göre ailevi sorunları var. Ancak Zoe, rahatsızlığı sonucu menopoza girince anne olamayacağından dolayı depresyona giriyor. Evliliği de sarsılıyor. Bu arada her iki ailede kendince sorunları olsa da mutlu evlilikler yaşıyorlar. Nadia, kendi durumuna şükrederken kardeşi için taşıyıcı annelik yapabileceğine karar veriyor. 9 ay hamile kalırım sonra bebeğin teyzesi olurum fikri çok mantıklı geliyor. 

Her iki eş bu duruma karşı gelse de anneleri ikna edemiyor ve bir şekilde 4 yıl süren yasal ve biyolojik savaşın sonunda bebek yola çıkıyor. Doğum öncesi Nadia'nın kabusları ortaya çıkıyor. Sonunda kendi bebeği olduğunu hissediyor. Bebeğin doğumundan bir süre sonra gelişen olaylar sonucu aralarında yasal bir savaş başlıyor.

Ben Zoe karakterini çok sevdim. Nadia'yı da sevdim ancak biraz kızdım sanırım. Başından beri tüm yaptığı seçimlerin sonucunda kendisini felakete sürükledi. Louise ise, bu kadar sevgi arasında yetişmesine rağmen nasıl böyle sorunlu bir kız olabildi anlam veremedim. Aile ilişkilerini ve duygusal gelgitleri okumak çok güzeldi ancak bir yerde tam oturmayan bir nokta vardı. Onu bir türlü bulamıyorum. 

Son olarak yazar Lou'nun tarafından yazarken birlikte yaşadığı aileyi sonuna kadar söylemiyor ve tahminlerde bulunuyorsunuz. Burada başlarda bir karışıklık oluşmuş ve yanlış bilgi ile yönlendirmiş. Spoiler vermeden devamını açıklayamasam da.. Bu gibi basit görünen hatalar kafamda soru işaretleri oluştursa da güzel ve keyifli bir kitap.. 











2016/11/23

Kırık Dökük Kitap Yorumu


kırık dökük dawn barker ile ilgili görsel sonucu

Kırık Dökük - Dawn Barker
Puanım 5/4,5
Bu etkileyici ve duygusal çıkış romanı sadece psikolojik bir gerilim olmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni anne olmuş bir kadının en büyük korkusunu tüylerinizi ürpertecek bir gerçeklikle gözler önüne seriyor. 

Tony endişeliydi. Eşi Anna yeni doğan bebekleriyle pek başa çıkamıyordu. Anna bir bebek sahibi olmayı öyle çok istiyordu ki, Jack doğduğunda, hastaneden eve bir aile olarak dönmek ikisini de çok mutlu etmişti. Tüm bunların sadece altı hafta önce olduğuna inanmak zordu. 

Fakat Anna o zamandan beri kendisi gibi değildi. Bir an ağlarken bir sonraki anda fazlasıyla iyimser bir hal alıyordu. Tony bunun yeni doğan bir bebekle başa çıkmaya çalışırken normal olduğunu, Anna'nın bu yeni duruma alışmaya çalıştığını düşünmüştü. Kendisi işiyle meşguldü ve zamanla her şeyin düzeleceğine emindi. Fakat işler hiç de öyle olmadı. Şimdi Anna ve Jack kayıptı. Ve Tony bir şeylerin fazlasıyla yanlış olduğunu nihayet fark ediyordu… Bu ailenin başına gelenler tüylerinizi ürpertecek, nefesinizi kesecek ve canınızı acıtacak. 

"Düşündürücü, duygusal ve sert bir kurgu. "
-Meredith Jaffe, The Hoopla-

"Ruhsal bir bozukluğun ve kederin şefkatli ve derinlikle anlatıldığı olağanüstü bir hikâye."
-Kylie Mason, Newtown Review of Books-

"Yavaşça inşa edilen gerilimin üzerine kurulan Kırık Dökük psikolojik bir gerilim olduğu kadar, aynı zamanda da bir aile dramı. Kitabı bitirdikten sonra bile aklınızdan çıkaramayacaksınız."
-Bookseller & Publisher-

"Kırık Dökük doğum sonrası psikozunun bir aile üzerinde yaratabileceği en kötü etkilerin dokunaklı, duygusal ve sarsıcı hikâyesi."
-Aussie Book Reviews-

"Dawn Barker'ın bu enfes ilk romanı elimden bırakamadığım, karmaşık ve etkileyici bir hikâye." 
-Book'd Out-


Kitabı okurken çok farklı duygular arasında gittim geldim. Hikaye çok akıcı ve merak uyandırıcı olmasına rağmen zaman zaman durgun ve kopukluklara sahipti. Çok büyük bir merakla ilerlerken gerçekleşen bu kopukluklar biraz okuma hevesimi kırdı. Gerilimi çok had safhada değildi. Daha çok psikolojik unsurlar ön plandaydı.

Ana karakterler Anna ve Tony büyük bir aşkla evlenirler. Anna bir süre sonra takıntılı bir şekilde çocuk sahibi olmak ister. Hamile kalıncada büyük bir heyecanla bebeklerini beklerler. Ancak doğum sonrası Anna'nın beklediğinden çok farklı gelişir. Hiç uyumayan bir bebekle yalnız kalmak, emzirme sırasında canının yanması gibi her annenin keyifle göze aldığı değişime ayak uyduramaz.

Okuduğu kitaplara göre her şey normal seyrinde gelişmektedir. Öyle ki Anna kötü bir anne olmamak adına yardım almayı reddeder. (Bu kısımda toplum baskısının ne kadar feci sonuçları olabileceğini düşünmeden edemedim. Herkes çocuklarına mükemmel anne olamayabilir ancak bunu kabul etmek ve yardım istemek çok zor olmamalı) Tony ise yoğun iş temposu arasında her ne kadar durumu fark etse de Anna'nın telkinlerine inanır. Ta ki bir gün annesinin evde eşi ve çocuğunu bulamadığı haberini alana kadar. 

Telaşa kapılması aslında sorunun farkında olduğu anlamına geliyor ancak okurken her iki taraf açısından da objektif bakmaya çalıştım. Olaylar korkunç bir şekilde son buluyor. Sonrasında her iki ailede toparlanamıyor. 

Yazar çocuk psikiyatristiymiş. Doğum sonrası depresyonu en korkunç hali işlemiş. Ancak dediğim gibi bir tık bir şey duyguları hissetmekten alıkoydu beni. Ama sebebini bulamadım. Buna rağmen çok iyi bir kitaptı.







Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;