Psikolojik&Gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Psikolojik&Gerilim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017/03/07

Masum Uyku Kitap Yorumu


masum uyku kitap7 ile ilgili görsel sonucu

Masum Uyku - Karen Perry
Puanım 5/3,5

Harry, küçük oğulları Dillon üst katta uyurken, iş yerinde olan karısı için sürpriz bir doğum günü yemeği hazırlamaktadır. Ne var ki karısı için aldığı hediyeyi şehir merkezindeki kafede unuttuğunu fark eder. Kafe sadece beş dakika uzaklıktadır. Harry oğlunu evde bırakarak çabucak hediyeyi alıp dönmeye karar verir.

Ve büyük felaket: büyük bir deprem şehri vurur. Binalar yıkılmış, insanlar çığlık çığlığa sokaklarda koşuştururken, Harry de kalabalığın arasından canhıraş şekilde eve dönmeye çalışır. Evleri yerle bir olmuştr. Dillon yoktur. Bu felaketten canlı çıkmış olması imkansızdır ancak cansız bedeni hiçbir zaman bulunamaz.

Beş yıl sonra, Harry ve karısı Robin Dublin'e dönmüş, kendilerine yeni bir hayat kurmuşlardır. Yasları hiçbir zaman bitmemiştir ancak artık yeni bir başlangıca hazır olduklarını hissederler. Ressam olan Harry kariyerinde bir sıçrama yapmış, Robin ise yeniden hamile olduğunu öğrenmiştir.

Ancak bir gün Harry, Dublin'in kalabalık caddelerinden birinde ölmüş oğlunu görür ve geçmiş, tüm gücüyle hayatlarını tekrar esir alır. Dillon bunca yıldır yaşıyor olabilir miydi? Yoksa Harry'nin gördüğü, sadece suçluluk duygusunun yarattığı bir imge miydi?

Karen Perry'nin Masum Uyku'su çok keskin bir anlatımla hızlı bir okuma vaat ediyor. Yanıltma, şüphe ve ihanetle dolu, ustaca kurgulanmış müthiş bir gerilim romanı.


"İnanılmaz bir sürpriz. Bunu önceden hissedemeyeceksiniz."
-Entertainment Weekly-

"Müthiş... Tahmini mümkün olmayan sarsıcı bir gerilim."
-Kirkus Reviews-


Kitabın konusuna baktığımda çok büyük bir merak ve heyecanla okumaya başladım. Kitap bu heyecanımı kısmen tatmin etti diyebilirim. Hikayenin Fas'ta geçen bölümleri çok egzotik geldi. Anlatılan renkler ve hareket büyüleyiciydi. Şimdi ki zamanda Dublin'in kışı o anılardan sonra katlanılmaz geldi. 

Hikaye öncelikle üçüncü tekil şahısla anlatılmış ki bu neredeyse bırakmamı sağlayacaktı. Sonradan birinci şahısa dönünce toparladı. Depremde evde bıraktığı uyuyan oğlunun üzerine yıkılan evi gören Harry ve Robin'in birbirlerine nasıl tahammül ettiklerini sonuna kadar anlamadım.

Suçluluk duygusu ile aslında sorumsuz olan Harry'nin karman çorman olan beyninin oyunlarına aslında çabuk uyum sağladım ve sonundan çok önce olayı çözmüş oldum ama bu okuma şevkimi kırmadı. Hikayeyi ve kurguyu sevdim. Yazarın kalemi de son derece akışkan.. Ancak karakterlere bir türlü ısınamadım. Harry'nin ateşli kendinden geçişleri olmasa okuyamazdım sanırım.

Konusu ile ilgili spoiler vermeden daha fazla bir şey anlatamam sanırım. Öyle bir hikaye ki sonunu bilirseniz okuyamayabilirsiniz. Ben yarattığı gerilimi sevdim. Sadece karakterlerle ilgili sıkıntı yaşadığım anlar oldu. Özellikle de geçmişte çocuk bakımı ile ilgili yaptıkları hatalara çok sinirlendim. 

Harry ve Robin üniversitede tanışmış ve evlenmiş iki aşık. Harry'nin kimsesi yok ancak Robin tam olarak ailesinin kızı.. İkili arasında büyük bir aşk ve ortak tutkular var ancak yeri geldiğinde ailenin karnını doyurmak Robin'e kalıyor. Harry'nin resme olan tutkusu her şeyin ötesinde.. Birde oğluna olan tutkusu.. Ancak sorumsuzluğu yaptığı bazı büyük hataları fark edememesine yol açıyor. Oğlunu kaybettiği depremin ardından ise kendi hataları ile olan yüzleşmesi kırılgan olan ruhunu neredeyse onarılamayacak kadar kırıyor. Gelişen dengesizlikleri ona inanmayı imkansız hale getiriyor.

Kitabın sonu ise hiç ummadığım şekilde ve gereksiz dramatik oldu. Keşke onlar ermiş muradına diyebilseydik.. 












2017/03/03

Onu Özgür Bırak Kitap Yorumu


onu özgür bırak ile ilgili görsel sonucu

Onu Özgür Bırak - Dawn Barker
Puanım 5/4

Kırık Dökük'ün yazarından aile, annelik ve vazgeçmek üzerine güçlü ve akıllardan çıkmayacak yeni bir roman.

Çaresiz ve kafası karışık Zoe, kışın ortasında göğsüne bastırdığı küçücük bir bebekle Rottnest Adası'na giden bir feribota binmişti. 


Kocasının onu bulacağından ya da kız kardeşinin polisleri arayacağından delicesine korkuyordu. 
Yıllar sonra aynı adada, Louise adında baygın ve yalnız bir genç kız bulundu. 


Acil müdahaleden sonra iyileşip evine dönen genç kız, anne ve babasının geçmiş ve yaptıkları seçimler hakkındaki konuşmalarına kulak misafiri oldu. Yavaş yavaş gün yüzüne çıkan sırlarından zarar görecek tek aile onunki değildi ve Louise, bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı.

Onu Özgür Bırak, aile, sırlar ve sevginin doğurduğu zorluklar üzerine duygu yüklü bir hikâye. Okumayı bitirdikten sonra bile, 'Ben olsam ne yapardım?' diye düşünmeye devam edeceksiniz.
***"Son satırına kadar sizi etkisi altında tutacak bir aile draması."-Adelaide Advertiser-


"Barker'ın ikinci romanı, annelik, sırlar ve yalanlar üzerine güçlü bir keşif."-Who Weekly-


"Barker, sempati duyulacak zıt karakterler yaratmış ve olaylara hangi açıdan bakacakları kararını okura bırakmış." -Good Reading-


"Onu Özgür Bırak, taşıyıcı annelik deneyiminde bir araya gelmiş iki ailenin dinamikleri üzerine yazılmış yürek burkan bir hikâye." -West Austrilian-


Kitabı okuyalı bir hafta geçmiş olmasına rağmen ne yazacağımı bir türlü toparlayamadım. Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Taşıyıcı gebelik ve aile ilişkileri üzerine kurgulanmış çok güzel bir konusu var. Sanırım yazarın kalemine artık alıştım duyguları işleyiş biçimi bu sefer beni rahatsız etmedi. 

Hikaye 3 farklı karakter tarafından anlatılıyor ancak aksi olsaydı tek kişinin bakışına göre yargılardık. Böyle olması olaylara ve duygulara hakimiyeti arttırmış. Zoe ve Nadya iki üvey kardeş olarak yetişmiş ancak birbirlerine çok bağlılar. Zoe küçüklüğünden beri yaşadığı bir hastalık dolayısıyla hep düşük yapmış olan bir genç kadın. Nadia ise, 3 sağlıklı çocuğu ve kocası ile yaşamakta..

Her ikisininde kendine göre ailevi sorunları var. Ancak Zoe, rahatsızlığı sonucu menopoza girince anne olamayacağından dolayı depresyona giriyor. Evliliği de sarsılıyor. Bu arada her iki ailede kendince sorunları olsa da mutlu evlilikler yaşıyorlar. Nadia, kendi durumuna şükrederken kardeşi için taşıyıcı annelik yapabileceğine karar veriyor. 9 ay hamile kalırım sonra bebeğin teyzesi olurum fikri çok mantıklı geliyor. 

Her iki eş bu duruma karşı gelse de anneleri ikna edemiyor ve bir şekilde 4 yıl süren yasal ve biyolojik savaşın sonunda bebek yola çıkıyor. Doğum öncesi Nadia'nın kabusları ortaya çıkıyor. Sonunda kendi bebeği olduğunu hissediyor. Bebeğin doğumundan bir süre sonra gelişen olaylar sonucu aralarında yasal bir savaş başlıyor.

Ben Zoe karakterini çok sevdim. Nadia'yı da sevdim ancak biraz kızdım sanırım. Başından beri tüm yaptığı seçimlerin sonucunda kendisini felakete sürükledi. Louise ise, bu kadar sevgi arasında yetişmesine rağmen nasıl böyle sorunlu bir kız olabildi anlam veremedim. Aile ilişkilerini ve duygusal gelgitleri okumak çok güzeldi ancak bir yerde tam oturmayan bir nokta vardı. Onu bir türlü bulamıyorum. 

Son olarak yazar Lou'nun tarafından yazarken birlikte yaşadığı aileyi sonuna kadar söylemiyor ve tahminlerde bulunuyorsunuz. Burada başlarda bir karışıklık oluşmuş ve yanlış bilgi ile yönlendirmiş. Spoiler vermeden devamını açıklayamasam da.. Bu gibi basit görünen hatalar kafamda soru işaretleri oluştursa da güzel ve keyifli bir kitap.. 











2017/02/20

Tess & Q Dönüşüm Kitap Yorumu


tess & Q Dönüşüm ile ilgili görsel sonucu
Tess & Q Dönüşüm - Pepper Winters
Puanım 5/4

Sen, benim esclave'imsin, ruh eşimsin.
Biz birbirimize aitiz, sonsuza kadar benimsin…

Q tüm dengeleri kontrolü altında tutsa da söz geçirmekte zorlandığı tek bir şey vardı. İçindeki karanlık… Elli sekiz numaralı kölenin dünyasına girmesiyle durumu daha da zorlaştı. Ama kendisi gibi kavgacı olan bu ruh, ona iki yanlışın tek bir doğru edebileceğini gösterdi. 

Q'yu tamamlayan Tess'ti. Tess'in vazgeçilmezi de Q… Şimdi onu bütün eden kadının intikamını almak için yemin eden Q'nun vermesi gereken bir sınavı daha vardı. Sınırlarını yok edip zırhını ortadan kaldırmak… Ve dönüşümü kucaklamak. 

Q karanlığın timsali olabilirdi ama o karanlık tamamen Tess'e aitti. 

İhtiyacım olanı bana ver, bırak nehirler aksın, içimizdeki karanlık kazansın…

Karanlık Serisi'nde Dönüşüm'e hazır mısınız?


Serinin ikinci kitabından ne bekliyordum bilmiyorum ama kesinlikle beklediğim bu değildi. Öncelikle ilk kitabın sert, erotik ve dram olduğunu düşünenler için söylüyorum. Bu kitap seviyeyi üçe katlamış. Bugüne kadar okuduğum bu alanlarda ki kitapların en serti olabilir. Yazar yine sizi hikayenin içine çekmeyi başarıyor. Ancak okurken pek çok alanda rahatsız oldum ki bunun nedeni erotizmle değil işkence..

Bu kitap Tess ve Q'nun bakış açısı ile iki ağızdan anlatılıyor. Q'nun karanlığına kendi ağzından tanık olunca, sevmeyi bilmeyen ve kesinlikle kurtarılamaz bir adam olduğu net bir şekilde anlaşılıyor. Neyse ki ruh eşini buldu. Eh Tess tam ihtiyacı olanın böyle bir adam olduğunun düşünüyorsa eleştirmemek lazım diye diye okudum. 

Kitabın ilk 100 sayfasında yandık sadece erotizm okuyacağız demiştim ama sonra tüm dengeler değişti. Bir insanın başına bu kadarı da gelemez diyeceğim her şey tekrar ve tekrar oldu. Her iki karakterinde kendi içinden geçenleri ve çocukluktan kalan kırıklıklarını okumayı sevdim. 

Ancak bu sefer Tess'in yaşadıkları benim için çok fazlaydı. Okurken zevk aldığımı söyleyemeyeceğim. Zaten karakterle empati yapmamda mümkün değildi. Yazar bu kadar yaşanandan sonra iki karakterin mutluluğu hak ettiğine karar vermiş (sonunda). Oun için seriyi üçüncü kitapla tamamlayacak. Umarım bu sefer mutlu ve umutlu bir hikaye kaleme alır. 

İlk kitabı daha çok sevmiştim. Ancak bu kitapta Q hakkında ki gözlemimde yanılmadığımı anladım. Diğer sadist erkek kahramanlarımız onun yanında çocuk gibi kalıyor. İki karakterin dönüşümlerini okumayı sevdim. Her bölümün başında ki alıntılara bayıldım. Kitap kapağı ve iç dizaynı harikaydı.

Q'nun cümlelerinin sürekli önce Fransızca sonra türkçe yazılması okuma zevkimi biraz düşürdü ancak yazar bu şekilde uygun gördükten sonra yapacak bir şey yok :)

Serinin ilk kitabı Tess'in Gözyaşları için tık tık!

UYARI: Kitap fiziksel ve psikolojik şiddet, tecavüz, cinayet ve aşırı oranda erotizm içerir!








2017/01/23

Kimyager Kitap Yorumu


kimyager stephenie ile ilgili görsel sonucu

Kimyager - Stephenie Meyer 
Puanım 5/3,5

“Meyer, tansiyonu hiç düşürmeden ve bilgi akışını kontrol altında tutarak okurun merakını ustalıkla, kitap boyunca en yüksek seviyeye çıkarmayı başarıyor… İnsanlar sadece Meyer’in kitaplarını okumak istemiyor; kitabın içine girip orada yaşamak istiyorlar.”  —Lev Grossman, Time

“Meyer ışık saçan bir berraklıkla yazıyor, okurların ve paylaştıkları düşün arasına asla girmiyor… O gerçek bir cevher.”
—Orson Scott Card, Ender Serisi yazarı

“Meyer, gösterişli üslup geleneklerinden ziyade ilişkilerle ilgileniyor…
Verdiği olumlu hayat dersi insanı yatıştırıyor.”
—Jeff Giles, Entertainment Weekly

“Stephenie Meyer romanlarını okumuyor, ilginç ve gerçekçi karakterleriyle birlikte adeta yaşıyorsunuz. Meyer okuyucuyu karakterlerin hayatına öyle bir sokuyor ki, onlar için duyduğunuz merak ve endişe bir noktada çaresizlik seviyesine ulaşıyor.”
—Ridley Pearson, White Bone yazarı

Kitabı sevdim mi yoksa sevmedim mi kararsız kalmıştım ancak hakkında yazılan yorumları okuyunca aslında sevmiş olduğuma karar verdim. O kadar yerden yere vurulmuş ki okumadan önce bakmış olsam okuyamazdım sanırım. Öncelikle bana göre yerden yere vurulacak kadar kötü bir kitap değildi. Zaten Stephenie uğraşsa da o kadar kötü yazamaz bence..

Daha önce ki kitaplarını okumuş ve kalemine hayran olmuş olan ben bu kitabı hiç duymadan rafta görüp direk aldım. Bu konuda da yayın evine biraz sitem edeceğim. Hiç mi gık denmez bir reklam yapılmaz. Her neyse ben arka kapak konu falan bakmadan başladım kitaba ve ilk başları inanılmaz yavaş geçti. Hem bir işkenceci olan Alex'in hayatının aksiyonlu gibi görünmesine rağmen gayet sıradan olması hemde anlattıklarının benim ilgi alanıma hiç girmemesi okuma hızımı da şevkimi de kırdı. 

Hayatına sorumluluk dediği kişilerin eklenmesi ile kitap okunur kıvama geldi. Duygusuz bilim insanı, devletin güvenlik teşkilatından kaçan ve zekası ile hayatta kalmayı başarmış olan ana karakter Alex'i sevdim. İşkenceci olması beni rahatsız etmedi çünkü kendimle özleştirdiğim bir karakter değildi. Önce kurbanı sonra ortağı olan Daniel ve Kevin'a ise bayıldım. Kitap yazarın diğer kitapları gibi fazla ayrıntıyla doluydu ki bu zaman zaman boğdu. Ayrıntılardan bazen akamadı ki aksiyon ağırlıklı olması gereken sahnelerde bile bunu yaşadım. 

Hikayelerde fazla eklenen bilimsel tabirler beni tamamen itiyor. Aşina olmadığım zehir isimlerini falan aklımda tutmuyorum her seferinde yeniden hatırlamam gerekmesi sıkıcı geliyor. Kitabın yazarı farklı olsa beğenim daha fazla olabilirdi çünkü özellikle Göçebe kitabından sonra yazarda beklentim çok çok yüksekti. 









2017/01/04

Parçalanmış - J. L. Drake / Kırılmış Serisi 2 Kitap Yorumum


parçalanmış J L Drake kitap ile ilgili görsel sonucu
Parçalanmış - J. L. Drake / Kırılmış Serisi 2 
Puanım 5/4

Ben Savannah Miller. Özel Kuvvetler'den Cole Logan'a deliler gibi âşığım. Onu kaybetmemek adına kendimi tehlikeye attım. Bunu yaparken kendimi hiç sorgulamadım ama sorgulamam gereken başka şeyler olduğunu fark ettim. Ailem, arkadaşlarım, inandıklarım… 
Cinayetler gördüm, işkenceler gördüm, kaybetmeyi öğrendim ve kazanmak için bedel ödemem gerektiğini…

Evet, ben Savannah Miller. Seçimlerimden ben sorumluyum ve her zaman inandığım şeyler için cesur olmayı hayat bana bir kere daha gösterdi. Aşkın nelerin üstesinden geleceğini öğrendim, aşkın her dibe vuruşta beni nasıl ayakta tuttuğunu öğrendim. Hayatımdaki tüm kirli ilişkileri şimdi bir bir çöpe atma zamanı dediğimde hâlâ kendimi bulma çabasındayım.


"Seni seviyorum, Cole, canımı en çok acıtan da bu." 
-Savannah Miller-


         Kırılmış olmaktan daha kötü şey ne olabilir? Parçalanmış.

İlk kitabının yorumumu okumuş olanların bileceği gibi çok sevdiğim bir seri.. Öyle ki ikinci kitap için çok meraklandım ve büyük bir heyecanla aldım. Kitap yine çok akıcı, aksiyonun birbirini kovaladığı bir hikaye ancak bu sefer beni ilki kadar tatmin etmedi. Her ne kadar yine çok sevmiş olsam da hala boşlukların bulunması ve ana karakterlerin davranışları biraz şevkimi kırmış olabilir.

Hikayesine gelirsek Savannah, Cole'un geri dönmesi ile kendini kaybettiği bebeği yüzünden suçluyor ve bu duygu ile boğuşurken kendisini yine bir tuzağa düşürmeyi başarıyor. Başarıyor diyorum çünkü tam anlamı ile kapsamlı bir plan kurarak düşüyor bu tuzağa.. Cole ise Savannah'tan gerçekleri saklaması yetmezmiş gibi bir de resmen kendi elleri ile yardım ediyor. Hal böyle olunca biz okuyuculara sinirlenmekten başka çare kalmıyor.

Sonunda yaşadıkları her normal ilişkide olabilirmiş gibi tavırları ise tam dayaklık.. Tabii tüm bu olaylar okuma seyrimi değiştirmedi, hatta sinirden hemen bitiriverdim ama beklediğim hikaye değildi. En güzel kısmı ise Amerikalının deşifre olmasıydı. Savannah'ın babası ise tüylerimi diken diken etti. Hayatta en sevdiğiniz insanlardan kazık yemek hemde böylesi inanılmaz olmalı..
O kadar ki bir ara manyak Amerikalı bile bana kuzu gibi geldi. 

Son kitabı Mended'da yeni bir kaçırma hikayesi olmaz ve bir nebze huzurlu bir hikaye okuruz diye umut ediyorum. 

İlk kitabı Kırılmış yorumum için tık tık!








2016/12/10

Yüzleşme - Calia Read / Fairfox#2 Kitap Yorumum


yüzleşme calia read ile ilgili görsel sonucu

Yüzleşme - Calia Read
Puanım 5/4
Kördüğüm'ün yazarından sürükleyici ve gerilim dolu yeni bir kitap!

Nefesini tut ve ona kadar say. Az sonra sona erecek, sonra tekrar başlayacak… Bu sözleri kendi kendime ne kadar tekrar edersem edeyim, gözlerimi açtığımda kendimi yine akıl hastanesinin duvarları arasında kapana kısılmış buluyorum. Adımın Victoria olduğunu söylüyorlar. Yirmi yedi yaşında olduğumu ve altı aydan fazla bir süredir bu akıl hastanesinde olduğumu söylüyorlar. Kocamın öldüğünü söylüyorlar. Ama kocam her gün beni ziyaret ediyor. Onlar istediklerini söylesinler, geçmişin düğümlerini çözüp gerçeği ortaya çıkarmanın zamanı geldi.


"Tahmin edilemez, elden bırakılması zor ve tek kelimeyle harika." 
-Katy Evans, New York Times çoksatan yazarı-

"Calia Read'in, kitaplarında yaşadığımı hissettirmek gibi bir yeteneği var. Yüzleşme, beni anında kendine çeken ve bitirdiğimde beni Fairfax'in derinliklerinde bırakan akılda kalıcı bir hikâye. Kitapların üzerimde böylesine bir etki bırakmasına bayılıyorum."  -Willow Aster, -


Serinin ilk kitabı Kördüğüm, tek kelime ile bayıldığım bir hikaye olmuştu. Yüzleşme 'ye başlarken aynı karakterleri beklemiştim ancak aynı akıl hastanesinde bulunan bir başka kadının hayatını anlatıyor. Her ne kadar ilk başta hayal kırıklığı yaratsa da bu hikayeye de çok çabuk adapte oldum. Yazarın kalemi akıcı ancak bu hikayede bazı taşlar yerine oturamadı kafamda..

Victoria, ilk kitapta geçen bebekli kadın 'annecik'. Akıl almaz bir hikayesi var. Öyle ki sonu gerçekten benim için ters köşe oldu. Gerilim ve Gizem kısmı daha ağırlıklıydı. Ben yaşadıklarının hepsinin beyninin oyunu olduğunu düşünmüştüm okurken.. Yazarda hikayeyi anlatırken bu konuda hiç ipucu vermiyor.

Ama kitap bittiğinde bile kafamda kalan sorular oldu ki yazarsam spoiler'ın dibine vurmuş olurum. Bazı yönleri saçma değilde fazla abartı gibi olmuş. Yinede bu alanda okuduğum en iyi kitaplardan.. İlkinin etkisi o kadar büyüktü ki belkide beklentim çok yüksekti. Seri 3 kitap olarak tasarlanmış. Sanırım üçüncüsü de bir başka Fairfox kurbanını içerecek. Sırada ki karakterin ele avuca sığmaz Reagan olmasını çok isterim. 

Karakterlere gelirsek, Victoria hastalığına rağmen gayet güçlü ve Farifox'ta kendinden ne kadar emin olunabilirse o kadar emin bir karakter.. Sinclair'in sadakati ve sevgisi ise içimi ısıttı. Ancak en üzüldüğüm karakter Wes oldu. Keşke hakkında daha fazla bilgi olsaydı. Asıl kurban o çünkü..

Ben okurken, Victoria'nın beyninden geçen her şeyi gayet realist bir şekilde hastalığına yordum. Parçalı olarak geçmişe döndüğü zamanlarda pasif kaldığı bölümlere çok kızdım. Birde insanların bu kadar kör olduğu hikayeler beni sinirlendiriyor. İnsan nasıl terslik olduğunu hissetmez. Genel olarak gördüklerimizin altını deşme içgüdümüz yok mu acaba? 

Alıntılar;

Anılarım gidip gelebilirdi ama sesini ve tavrını unutmak imkânsızdı.

Alice'in tek bir ses tonu: aşağılayıcı, ve üç farklı yüz ifadesi vardı: kızgın, tiksinmiş ve küçümseyici. Hastaların çoğuna düşmanca davranırdı ama beni aşağılamak için özel bir çaba harcadığına yemin edebilirdim.

Bu anları çok seviyordum. Minicik bedeninin benimkine yaslandığı anları. Ufacık kalbinin atışını hissedebiliyordum. Bu, beni her zaman sakinleştiriyordu

Delilik böyle başlar. Arkanızdan sinsice yaklaşır ve omzunuza dokunur. Korku içinde dönmenize neden olur. Ve sonra tehlikeden uzak olduğunuzu düşündüğünüz anda saldırır. Sizi sımsıkı yakalayıp gitgide daha dibe çeker.

Bundan sonra ne olacağı belirsizdi. Ama çok iyi biliyordum ki o an dipteydim ve tek arzum yüzeye çıkmaktı.















2016/11/23

Kırık Dökük Kitap Yorumu


kırık dökük dawn barker ile ilgili görsel sonucu

Kırık Dökük - Dawn Barker
Puanım 5/4,5
Bu etkileyici ve duygusal çıkış romanı sadece psikolojik bir gerilim olmakla kalmıyor, aynı zamanda yeni anne olmuş bir kadının en büyük korkusunu tüylerinizi ürpertecek bir gerçeklikle gözler önüne seriyor. 

Tony endişeliydi. Eşi Anna yeni doğan bebekleriyle pek başa çıkamıyordu. Anna bir bebek sahibi olmayı öyle çok istiyordu ki, Jack doğduğunda, hastaneden eve bir aile olarak dönmek ikisini de çok mutlu etmişti. Tüm bunların sadece altı hafta önce olduğuna inanmak zordu. 

Fakat Anna o zamandan beri kendisi gibi değildi. Bir an ağlarken bir sonraki anda fazlasıyla iyimser bir hal alıyordu. Tony bunun yeni doğan bir bebekle başa çıkmaya çalışırken normal olduğunu, Anna'nın bu yeni duruma alışmaya çalıştığını düşünmüştü. Kendisi işiyle meşguldü ve zamanla her şeyin düzeleceğine emindi. Fakat işler hiç de öyle olmadı. Şimdi Anna ve Jack kayıptı. Ve Tony bir şeylerin fazlasıyla yanlış olduğunu nihayet fark ediyordu… Bu ailenin başına gelenler tüylerinizi ürpertecek, nefesinizi kesecek ve canınızı acıtacak. 

"Düşündürücü, duygusal ve sert bir kurgu. "
-Meredith Jaffe, The Hoopla-

"Ruhsal bir bozukluğun ve kederin şefkatli ve derinlikle anlatıldığı olağanüstü bir hikâye."
-Kylie Mason, Newtown Review of Books-

"Yavaşça inşa edilen gerilimin üzerine kurulan Kırık Dökük psikolojik bir gerilim olduğu kadar, aynı zamanda da bir aile dramı. Kitabı bitirdikten sonra bile aklınızdan çıkaramayacaksınız."
-Bookseller & Publisher-

"Kırık Dökük doğum sonrası psikozunun bir aile üzerinde yaratabileceği en kötü etkilerin dokunaklı, duygusal ve sarsıcı hikâyesi."
-Aussie Book Reviews-

"Dawn Barker'ın bu enfes ilk romanı elimden bırakamadığım, karmaşık ve etkileyici bir hikâye." 
-Book'd Out-


Kitabı okurken çok farklı duygular arasında gittim geldim. Hikaye çok akıcı ve merak uyandırıcı olmasına rağmen zaman zaman durgun ve kopukluklara sahipti. Çok büyük bir merakla ilerlerken gerçekleşen bu kopukluklar biraz okuma hevesimi kırdı. Gerilimi çok had safhada değildi. Daha çok psikolojik unsurlar ön plandaydı.

Ana karakterler Anna ve Tony büyük bir aşkla evlenirler. Anna bir süre sonra takıntılı bir şekilde çocuk sahibi olmak ister. Hamile kalıncada büyük bir heyecanla bebeklerini beklerler. Ancak doğum sonrası Anna'nın beklediğinden çok farklı gelişir. Hiç uyumayan bir bebekle yalnız kalmak, emzirme sırasında canının yanması gibi her annenin keyifle göze aldığı değişime ayak uyduramaz.

Okuduğu kitaplara göre her şey normal seyrinde gelişmektedir. Öyle ki Anna kötü bir anne olmamak adına yardım almayı reddeder. (Bu kısımda toplum baskısının ne kadar feci sonuçları olabileceğini düşünmeden edemedim. Herkes çocuklarına mükemmel anne olamayabilir ancak bunu kabul etmek ve yardım istemek çok zor olmamalı) Tony ise yoğun iş temposu arasında her ne kadar durumu fark etse de Anna'nın telkinlerine inanır. Ta ki bir gün annesinin evde eşi ve çocuğunu bulamadığı haberini alana kadar. 

Telaşa kapılması aslında sorunun farkında olduğu anlamına geliyor ancak okurken her iki taraf açısından da objektif bakmaya çalıştım. Olaylar korkunç bir şekilde son buluyor. Sonrasında her iki ailede toparlanamıyor. 

Yazar çocuk psikiyatristiymiş. Doğum sonrası depresyonu en korkunç hali işlemiş. Ancak dediğim gibi bir tık bir şey duyguları hissetmekten alıkoydu beni. Ama sebebini bulamadım. Buna rağmen çok iyi bir kitaptı.







2016/11/04

Kırılmış Kitap Yorumum


kırılmış kitap ile ilgili görsel sonucu

Kırılmış - J.L. Drake
Puanım 5/5

Ben Savannah Miller. Babam New York'un Belediye Başkanı. Yirmi yedinci doğum günümden bir gün sonra, biri beni arkamdan yakaladı. Kafama çabucak bir çuval geçirildi ve bildiğim her şeyden uzağa kaçırıldım. 

Dövüldüm, aç bırakıldım, hayvan muamelesi gördüm ve penceresiz bir odada yaşamaya mahkûm bırakıldım. Zamanın nasıl geçtiğini anlama şansım ve onurum kalmamışken, sonunda umudumu kaybettim ve her şeyi bitirmek için kendi kendime bir söz verdim. Maalesef bu ağır işleyen bir süreç olacaktı. Sonra bir gece, seçkin bir grup asker beni kurtarmaya geldi. Beni güvenli bir yere götürdüler ve bana iki seçenek sundular: 


  • Onların himayesi altında kal ve kurallarına uy...



  • Oradan ayrıl ve bir hafta içinde yeniden o vahşilerin eline düş.



  • Ben birinciyi seçtim. Bir terapistle görüşüp, çektiğim cehennem azabını irdeledikçe her şey yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başlıyor. Yeni arkadaşlarım ve olası bir aşkın yardımıyla, hayatımı geri almak için mücadele ediyorum ve geleceğimi sonsuza dek değiştirecek seçimler yapıyorum. Bu benim hikâyem...

    "Her zaman düşebilirsin, Savannah, çünkü seni yakalayan ben olacağım." 
    -Logan-

    Son zamanlarda duygusal kitaplardan uzak kalmamın da etkisi olduğunu düşünmeme rağmen yinede okuduğum en güzel dramlardan biriydi. Daha da iyisi aynı zamanda polisiye gerilim olmasıydı. Dram, işkence, aşk, umut, savaş hatta eğlence bile vardı. 


    Kırılmış olmaktan daha kötü şey ne olabilir? Parçalanmış.


    Ana karakter Savi ve Cole'e bayıldım. Gerçi yan karakterlerde çok çekiciydi. Abigail, Sue, Mark ve Derek gibi.. Konusuna gelirsek, Savannah belediye başkanının kızı ve bir gece kaçırılıyor. 7 ay boyunca bir hücrede maruz kaldığı insanlık dışı muameleden yılmış ve herşeyi sonlandırmaya karar vermişken, ordu tarafından kurtarılıyor. Ancak kaçırılmasında ki olağan dışı bağlantılardan dolayı göz önüne çıkmaması gerekiyor. Ordu ile yaptığı anlaşma sonucu onların gizli evinde (ev dediysem malikane) onlarca asker ve yardımcıları ile kalıyor. 

    Aldığı psikiyatrik yardımlardan sonra tedaviyi Albay Cole'da buluyor ki zaten bu hiç şaşırtıcı değil. Kime güveneceğini bilememek, hafızana erişememek, çok sevdiğin ailene ulaşamamak boşluğunu çok çabuk geçmiş yazar. Bu da gerçek hayatta çok uzun süren bu tedavinin kitapta o kadar uzatılamayacağına bağlanmış. Hak vermekle birlikte okurken düşünmedim değil. Çok kısa bir zaman dilimini dolu dolu anlatmasından dolayı hikaye akıp gidiyor zaten.

    Başlarda esaretten kurtulunca yaşayabileceği daha büyük acıların olamayacağını düşünmüştüm ama yazar beni bu konuda yanılttı. Hikaye bir kabusun içinde başlıyor, sonra şevkatli bir aile romanı derken, ateşli bir aşk romanı okuduğumu düşünüyordum ki büyük bir kabusla bitti. Şimdi ikinci kitabını okumak için sabırsızlanıyorum.









    2016/11/01

    Alice Hakkındaki Gerçek Kitap Yorumum


    alice hakkında gerçekler d&r ile ilgili görsel sonucu

    Alice Hakkındaki Gerçek - Jennifer Mathieu
    Puanım 5/3

    Herkes Alice'in bir partide iki çocukla yattığını biliyor. Ama Brandon'ın kaza yaptığı sırada Alice ile mesajlaştığını biliyor muydunuz peki? Bu doğru. KİME İSTERSENİZ sorun!

    Dedikodulara göre Alice tam bir sürtüktü. Bu, Healy Lisesi'nin tuvaletinde herkesin görebileceği şekilde yazıyordu. Ve okul takımının yıldız oyun kurucusu bir araba kazasında öldüğünde dedikodular kontrolden çıktı. 

    Bu etkileyici çıkış romanında Healy Lisesi'nin dört öğrencisi; meşhur partiyi veren kız, araba kazasından kurtulan çocuk, eski en yakın arkadaş ve yan komşu, hepsi Alice hakkında bildiklerini anlatıyor. 

    Peki, ama Alice hakkındaki gerçek tam olarak ne? İşin doğrusu bunu öğrenebileceğimiz tek bir kişi var: Alice'in kendisi. 

    "Özgün karakterler hem popüler olma ihtiyacının ne kadar yok edici olabildiğini hem de adaletsizlik karşısında direnç gösterme becerisini 
    şaşırtıcı derecede gerçekçi bir anlatımla gözler önüne seriyorlar. Kaçırılmaması gereken bir hikâye."    -Amazon Ayın Kitabı, 2014 Haziran-

    "Laurie Halse Anderson'ın Konuş Benimle'sini sevenler, Mathieu'nun çıkış romanına bayılacaklar; gerçekçi ve tam on ikiden isabet!"  -Voya, Starred Review-

    "Umut vadeden yeni bir kalemden, birisinin adına leke sürmek konusu üzerine yazılmış sert ve yüze tokat gibi çarpan bir çıkış romanı."   -Booklist-


    Sürekli gördüğüm tanıtımları ile merak ettiğim bir kitaptı ancak her ne kadar akıcı görünse de okurken bir şey eksik duygusunu bir türlü atamadım üstümden.
    Farklı karakterlerin anlattığı hikayede ana karakter Alice'e ise söz sonlarda çok az verilmişti. 

    İnsanların ön yargılarını, popüler olma ihtiyacı yüzünden kaybettikleri ahlak değerlerini ve vicdan muhasebelerini güzel işlemiş olsa da, aralara Alice'in kendi duyguları da eklense daha iyi olurmuş. Herkes sürekli kız hakkında birşeyler söylüyor ve yaşadıkları dışlanmanın da ötesine geçiyor ki bu tarz dramları severim ama üçüncü kişilerden okuyunca aynı duygu akışını yaşayamadım.

    Okumasam da bir şey kaybetmeyeceğim bir kitap olmasına rağmen kendine has bir havası olduğunu kabul etmek gerekir. Yazar her ne kadar üçüncü anlatımlarda kendini tekrarlasa da özgün düşünce tarzından dolayı üç puan verdim. Zaten kısa bir kitap olduğu için boş zamanlarda okunabilir.








    2016/09/22

    Buz İkizler Kitap Yorumum


    buz ikizler ile ilgili görsel sonucu
    Buz İkizler - S.K. Tremayne
    Puanım 5/5

    Birbirinin tıpatıp aynısı 6 yaşındaki ikiz kızlarından Lydia balkondan düşerek ölünce, Sarah ve Angus Moorcroft çifti yeni bir başlangıç yapma umuduyla İskoçya'nın küçük bir adasına taşınır.

    Küçük kızları bir gün, "Neden bana Kirstie deyip duruyorsun anne? Kirstie öldü, ben Lydia'yım" dediğinde ise dünya tekrar başlarına yıkılacaktır.


    Bu gerçekten mümkün olabilir miydi? Sarah ve Angus ikiz kızlarını karıştırmış mıydı? Sapsarı saçları ve buz mavisi gözleriyle birbirinin kopyası olan kızlarından hangisi ölmüştü?
    İngiliz Sunday Times'ın 1 Numarası! Nefes kesen bir gerilim, akıl almaz bir final... Washington Post'un Hollywood'a Önerisi!

    "Hem gizemli bir gerilim romanı hem bir hayalet hikayesi. S. K. Tremayne mahlasını kullanan Londralı gazeteci ve çok satan romanların yazarı, bütün unsurları ters-köşeler, içgörüler ve ürpertici anlarla kurgulayarak, okuyucunun her sayfadan tat almasını mümkün kılmış. Dokunaklı finaliyle Tremayne'in ustaca yazdığı bu roman, sinema filmine dönüşmesi halinde de çok başarılı olacaktır."  -Washington Post-


    "Tek yumurta ikizi kız kardeşlerden birinin ölümü ve bunun ailede yarattığı etkileri anlatan tüyler ürpertici bir hikaye… Sır ve yalanlarla dolu bu psikolojik gerilim, okuyucuları son sayfaya kadar tutsak edecek."
    -Library Journal-


    "Buz İkizler'in kavrayışı, temposu ve atmosferi son derece etkileyici… Aynı zamanda son gerilim romanları arasında en akıllıca finale sahip."-
    -Sunday Times (UK)-


    "Ürpertici ve son derece zorlayıcı… Soğuk ve tüyler ürperten klostrofobik ada sınırları içinde geçen hikaye, sarsıcı ve inanılmaz yoğun bir finale doğru evriliyor."
    -The Sunday Mirror (UK)-



    Psikolojik gerilim ile hayalet kurgu arasında çok iyi bir denge kurmuş yazar. Her an bir köşeden hayalet fırlamasını beklerken bir yandan da ağır depresif olan karakterlerin iç dünyası olduğunu düşündüm. Sonunda ise her iki şekilde de yorumlanacak bir şekilde bırakmış.

    Birbirinin tıpatıp aynısı olan kızlarından biri ölünce hayatta kalan kardeşin söylediğini kabul etmek zorunda kalıyorlar. Öyle ki DNA testi bile bu durumda belirleyici olamıyor. Bunun üzerine kendi acısında boğulan anne, kız ve eş çareyi taşınmakta buluyorlar. Halk arasında perili ev olarak adlandırılan küçük bir adada ki tek eve yerleşiyorlar ancak sorunlar burada daha da büyüyor.

    Birbirinden nefret eden iki eş ve hayatta tutmaya çalıştıkları küçük kızlarının yaşadığı problemleri yazar çok iyi geçiriyor. Her ebeveynin bir gözdesi olduğu vurgulanmış ancak ikizleri arasında nasıl böyle bir ayrım yapabildiklerini anlamadım. Sarah'ın yasını tuttuğu en sevdiği kızı öyle ki hayatta kalan kızı annesinin kendisini daha çok sevmesi için ölen kardeşinin kimliğini alıyor. Angus ise durumu dengeleme çabasında karısı tarafından çok büyük bir yanlış anlaşılmaya maruz kalıyor. 

    Bitmeyen suçluluk duygusu altından ezilen çiftin hayatta kalma mücadelesi ve yaptıkları hatalar üzerine olan bu kurguyu, akıcılığını, gizem unsurunun bol bol olmasını ve ters köşelerini çok sevdim.


    buz ikizler ile ilgili görsel sonucu


    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

    Online Okuyucular;