2016/01/16

Bronz Atlı & Tatyana ve Alexander - Paullina Simons

                      

Bronz Atlı - Paullina Simons
Puanım 5/5
Acımasız bir kışın ve alman Ordusu tarafından kuşatılan 1941 Leningrad`ında, Metanov ailesi hayatta kalabilmek için olağanüstü zor şartlar altında inanılmaz bir yaşam mücadelesi veriyorlardı. 
Yicecek kıtlığı ve düşen bombaların arasında Tatyana ve Kızıl Ordunun genç subayı Aleksandr kendilerini savaş kadar tehlikeli sırların ve aileyi dağıtan imkânsız bir aşkın içinde bulmuşlardı. 
Stalin`in katı kurallarının geçerli olduğu Rusya, Hitler`in ülkeyi işgalinden sonra daha da şiddetlenen ölümcül baskıları arasında sıkışan âşıklar, bir yandan tarihin tarihin gizli kalmış köşelerine savrulurken bir yandan da kapılarını modern dünyaya açmaya hazırlanan bir asrın dönüm noktasında durmuşlardı.

Metanov ailesinin küçük kızı Tatyana henüz 16 yaşında bir genç kızken, çok bunaldığı bir gün en güzel elbisesini giyiyor ve kendine dondurma ısmarlıyor. Alexander ise aslen Amerika'lı, 22 yaşında Stalin'in ordusunda subaydır. Ailesi o henüz 8 yaşındayken, babası kominizme kendini kaptırdığı için ülkeden kaçıp Rusya'ya sığınıyorlar. Kominist yaşamın ideallerden çıkıp gerçeğe dönüşmesi ile tüm ailesi parçalanıyor ancak iş işten geçmiş oluyor. O da askeri eğitim almaya karar veriyor. 
O gün Tatyana'yı görünce aşık oluyor. Ancak yaşı küçük olduğundan dolayı görüşebilmeleri için ablası Daşa ile ilgileniyormuş gibi görünüyor. Bu acı aşk hikayesinin başlangıç günleri Rus ordusunun ikinci dünya savaşına dahil olması ile aynı döneme denk geliyor. Bu savaşta kuşatma altında kalan Leningrad çok sayıda sivil ölüme tanık oluyor.
Savaş onları nereye sürüklerse sürüklesin hep birbirlerini buluyorlar. Birbirlerinden başka kimseleri kamayınca evleniyorlar ve cennet gibi yaşadıkları bir kaç günün ardından Alex cepheye geri dönüyor. 
Tatyana ile birlikte savaşın en acımasız zamanlarını, aileye duyulan sevgiyi, ablasını çok sevmesini ama sevdiği adamla ilişkisi yüzünden aynı zamanda ondan nefret etmesini, aile bireylerini teker teker kaybetmesinin tüm duygu karmaşasını boğazınızda yumru ile okuyorsunuz. Savaş dönemindeki açlık günlerini okurken gerçekten insanların bunları yaşamış olduğunu bilmek hikayeyi masaldan çıkarıyor. İnanılmaz dokunaklı denen çok hikaye okudum ama bu bambaşkaydı. Aynı dönemi anlatan başka hikayelerde okumuştum ve çok sevmiştim. Acı ile aşkın harmanlanmasından sanırım. Kitabı tavsiye ederim ama bulunmuyormuş sanırım. Beni bu kadar etkileyen bir kitap hakkında yazmamam imkansızdı. 

Tatyana ve Alexander - Paullina Simons
Puanım 5/5

Tatyana gün boyunca aralıksız çalışıyor akşamları da neredeyse bir yaşına gelen oğluyla oynuyordu. Geceleri ise yatağının kenarına oturup bir yandan ciğerlerine açık camdan akdeniz havasını çekiyor, diğer yandan boynunda asılı olan alyansıyla oynuyordu.
Amerika'ya geleli yaklaşık bir sene olmuştu. Yirmi bir yaşına bastığı gün, Ellis'teki odasında Antony'yi doyurduktan sonra Sovyetler Birliği'nden geldiğinden beri ilk defa siyah sırt çantasını eline aldı. Önce Alman yapımı dolu tabancayı çıkardı ardından Bronz Atlı kitabını, Rusça-İngilizce sözlüğünü, tek fotoğrafını, evlilik fotoğraflarını ve Alexander'ın asker şapkasını teker teker yatağının üzerine koydu.
Tam o sırada çantanın en altında Alexander'a ait olan Sovyetler Birliği Kahramanlık madalyasını buldu. Gecenin bir yarısında bulduğu bu madalyaya uzun bir süre gözünü ayırmadan baktıktan sonra koridora çıkarak bir süre de ışığın altında inceledi ve bir hata yapıp yapmadığından emin olmaya çalıştı...
Düşünmeden edemiyordu, eğer Alexander öldüğünde boynunda bu madalya varsa, şimdi hala boynunda olması gerekmiyor muydu?
Bu destansı aşk ve savaş hikayesinde Tatyana 18 yaşında, hamile ve dul bir kadındır ve savaş yüzünden yerle bir olmuş Leningrad'tan kaçarak kendine Amerika' da yeni bir hayat kurar. Fakat geçmişi onu rahat bırakmaz. Kocası Binbaşı Alexander Belov'un hala yaşıyor olduğuna ve dahası ona ihtiyacı olduğuna duyduğu inanç Tatyana'da takıntı haline gelmiştir.
Bu sırada Amerika' dan çok uzak bir kıtada Alexander geçici bir süreliğine idam cezasından kurtulmuş ceza taburundaki diğer askerlerle Avrupa'ya doğru ilerlemektedir. Her dakikasında ölümle burun buruna geldiği günlerde umutsuzca da olsa tek dileği Tatyana'yı son bir kez görebilmektir...

İlk kitabında Tatyana hamileyken Amerika'ya gidiyor ve Alex Rusya'da kalıyordu. Onun öldüğünü düşünen Tatyana oğlu ile kendine yeni kurduğu hayata alışmaya çalışıyordu. Alex'in madalyasını bulduğunda onun aslında ölmediğinden şüphelenen Tatyana elindeki tüm imkanlarla onu bulmaya çalışıyor. İnatçılığı ve azmi sayesinde esir düşmüş olabileceği bir kamp olduğunu öğrenince bir karar vermesi gerekiyor. 
Ya sevdiği adamı bulmak için anavatanına, savaşın göbeğine geri dönüp imkansızı ararken oğlunu aynı zamanda annesiz de bırakma riskini alacak ya da bütün ipuçlarını görmezden gelip Amerikan hükümetinin kendi vatandaşı için elinden geleni yapacağına ikna olacak ve oğluyla kalacak. Aslında ortada bir seçim yok diye düşünüp kendini Rusya'da buluyor. 
İkincisi de ilki kadar etkileyici, duygusal ve inanılmaz sürükleyici bir hikaye..
Kitabın üçüncüsü sanırım bizde çevrilmedi. Umarım çevrilir de onuda okuyabilirim.

3 yorum:

  1. Merhaba. 2.kitabı yıllardır arıyorum ama bulamadım.satmayı düşünurmusunuz? Yada istemezseniz okuyup geri verebilirim. Gerçekten çok merak ediyorum kitabı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitabı maalesef elimde yok ancak Pegasus yayınlamaya başladı. İkinci kitabı yakında gelir diye umuyorum böylece bende alabilirim. Ama benim için esas önemli olan üçüncü kitabı.. Bende kitaplarını bulamadım, ilkinide Pegasus yayınlayınca aldım.

      Sil
  2. Ah şu ikinci ve üçüncü kitaplarını okumak o kadar çok istiyorum ki... Herhalde Alâeddin'in cini benim olsa onları dilerdim veya kitapların içinde kaybolmak...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;