Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017/04/18

Tandem - Anna Jarzab Kitap Yorumu


tandem kitap ile ilgili görsel sonucu
Tandem - Anna Jarzab
Puanım 5/4

Her şey tekrar eder.Sen. En iyi dostun. Tanıdığın herkes. 
Birçok dünya. Birçok hayat. Sonsuz olasılıklar.

Çoklu Dünyalara Hoş Geldiniz

ON ALTI YAŞINDAKİ Sasha Lawson'ın tek bildiği hayat, küçük ve sıradandır. Çocukluğunda, büyükbabasının anlattığı, tıpkı onun gibi görünen kızların farklı hayatlar yaşadığı paralel dünya hikâyelerine bayılmıştır. Ancak böyle dünyaların gerçek olduğuna asla inanmamıştır. Tabii, kendini o dünyalardan birinde bulana kadar… Bu paralel evrende bir savaşı önlemek için, benzerinin, yani evlendirilmeden önce ortadan kaybolan bir prensesin hayatını yaşamalıdır. Sasha herkesi kandırmayı başarırsa evine dönecek, başarısız olursa bu kızın hayatında sonsuza kadar kapana kısılacaktır. Zaman hızla tükenirken, kendini iki dünya, iki hayat ve aşkı için mücadele eden iki genç adam arasında bulur; biri onun sırrını bilmekte, diğeriyse onun başka biri olduğunu sanmaktadır.

Çoklu Dünyalar serisinin ilk kitabı Tandem, kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı paralel evrenlerde geçen, sürükleyici ve destansı bir hikâye.

-"Paralel evrenler, seksi kötü ikizler ve nefes kesici maceralarla dolu, büyüleyici bir dünya. Eğlenceli olduğu kadar bağımlılık yapıcı!"- 
-MARIE LU, New York Times çok satanı Efsane üçlemesinin yazarı-

-"Zekice ve heyecan verici… Her sayfası bir keyif. Sasha'nın romantik ve macera dolu hikâyesine bayıldım. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum!"- 
-ALLY CONDIE, New York Times çoksatan yazarı-

-"Jarzab, paralel dünya konseptinde başarılı ve keyifle okunan bir öykü kaleme almış."-
-Kirkus Reviews-

-"Jarzab okurlarından cazip ve güven verici bir sözle ayrılıyor: 'Son değil; sadece başlangıç."-
-Booklist-


Hikayeyi ve yazarın anlatım gücünü çok sevdim. Olayların akışı ve sıralaması o kadar güzel oturmuş ki.. Yazar gereksiz gizemlerle okuyucunun kafasını yormuyor. Seri olduğu için devamının daha da etkileyici olacağını düşünüyorum. 

Tanıtımında da belirttiği gibi çoklu dünya ve paralel evrenler üzerine kurgulanmış bir hikaye ancak yine o malum 16 yaş dönemine sıkışmış. 17 miydi yoksa.. Bu da sürekli farklı dekorlarla aynı hikayeyi okuyormuş hissi uyandırıyor. Halbuki böyle güzel yakalanan konular daha farklı hikayelerle süslenebilir. Hikayenin iyi yanı ise bana göre birden fazla paralel evrenin var olması.. Gerçi hikayede diğerlerinin varlığının dışında bir şey yoktu. Tarihte ki önemli anlar farklı olsaydı olabilecek yaşam tarzlarını düşünmeye itiyor okuyucuyu..

Konusuna gelirsek, Sasha anne babasını kaybettikten sonra fizik profesörü olan büyükbabası tarafından yetiştiriliyor. Mezuniyet balosuna 1 hafta kala ilk okuldan beri tanıdığı yakışıklıdan davet alınca nefesi kesiliyor. Hayatının en güzel gecesinde ise kendisini paralel bir evrene kaçırılmış olarak buluyor. 

Aynı evrendeki ikizi prenses Juliana kaybolunca, kendi evrenlerinin güvenliği için hiç bir fedakarlıktan kaçınmayan askeri bir birlikte 6 gün için anlaşma yapıyor. Ancak bu 6 gün sonunda sözlerini tutmayacaklarına karşı içinde oluşan hissi göz ardı edecek kadar aptal bir karakter değil. 

Diğer evrende mevcut olan politik ilişkileri kavradıkça geri dönüş ümidine sıkı sıkı tutunmaya çalışan Sasha sayesinde göz önünde bulunan güçlü insanların aslında nasılda birer piyon olduklarını ve distopya - bilimkurgu türünde de olsa mutlak güç unsurunun ne kadar değişken olabileceğini görüyoruz.

Bir parantezde, sevilesi ve nefret edilesi Thomas'a açmak istiyorum. Bir insanın sevdiği ve nefret etmesi gereken kişinin aynı olması çok garip.. Her şeye rağmen en sevdiğim karakterlerden biri olmayı başardı. Juli'nin nişanlısı prensin yumuşak karakterinin arkasında sürekli bir bit yeniği aradım ancak bulamadığım için mutluyum. Her politik kitapta olan devrimciler tabii ki yine vardı ancak ilk defa bir devrimci örgüt bana çok itici geldi. Olayları onların açısından okumadığım için sanırım. 

Son noktayı da meşru prenses Juliana ile yapalım. Bir insan bu kadar mı salak ve bencil olur. Istedikleri tabii ki her insanın doğuştan hakkı olan şeyler (özgürlük, annesi gibi) ancak koca bir halkın sorumluluğu senin omuzlarında.. Bu tarz kitapları okudukça kendi mütevazi yaşamıma şükretmiyor değilim. Sonuçta hangimiz bir prensesin her gün her saat başı kıyafet değiştirmek zorunda olduğunu düşünür ki??









2017/03/28

Kusursuzlar - Louise O' Neill Kitap Yorumu


kusursuzlar louise o'neill ile ilgili görsel sonucu

Kusursuzlar - Louise O' Neill
Puanım 5/5

Stepford Kadınları, 1984, Damızlık Kızın Öyküsü romanlarının ve Kötü Kızlar dizisinin öğelerini bulabileceğiniz beklenmedik, rahatsız edici ve merak uyandırıcı KUSURSUZLAR kadınların, erkeklere hizmet etmeleri için yaratıldığı bir dünyada geçiyor, bütün kızların ilk görevi güzel olmaktır. 
Artık doğal yollarla dünyaya gelmiyor, özel olarak tasarlanıyorlar sonra da reşit olana kadar Okullarda, gelecekteki eşlerini tatmin etmek için yetiştiriliyorlar.
Eş olarak seçilemeyenler için ise geriye kalan seçenekler cariye veya Okul’da öğretmen olmak!
Okul’daki son senelerinin stresi artarken, Freida’nın en yakın arkadaşı hiç yapmaması gereken bir şey yapar: Kilo alır. Hemen sonrasında kızların izole ortamına eş seçmeye hevesli erkekler gelir.
Freida geleceği için savaş vermek durumundadır. En yakın arkadaşı, en sevdiği kişiye ihanet etmek zorunda kalacak olsa bile…
Yazar, yeni ve özgün bir yetenek.”   -Irish Independent-
“Düşündüren tarzı ve acımasız sonuyla bu fazlasıyla gerçekçi distopya, baştan sonra insanı kendine çekiyor.''   -SFX Dergisi-
“Karanlık bir rüya. Canlı bir kâbus. O’Neill’ın kurguladığı dünya korkutucu çünkü gerçekleşebilir. Bıçak gibi keskin bir dili var.”     -Jeanette Winterson-
“Derin, karanlık ve korkutucu şekilde gerçekçi, bu kitap sizi uzun süre bırakmayacak.”   -Marie Claire-
“Son derece çarpıcı… Sürükleyici, başarılı ve karanlık.”   -Marian Keyes-

Son zamanlarda okuduğum kitaplar arasında şüphesiz ki en etkileyici olanı.. Tüylerim diken diken okudum. Hikaye içinde ne okuduğunuzu unutup karakterlere kendinizi verdiğinizde çok eğlenceli olduğunu düşünebilirsiniz ancak anlık gafletiniz bir 0 kalori yiyecek ya da moda dışı bir elbise giymiş olan 'zevksiz bir zavallı kızın' hikayeden geçmesi ile bittiğinde ürpermemek elde değil.
Yazarın dili çok keskin ve akıcı.. Gerçekleşme ihtimali olabilecek bir kurgu yakalamış. Sanırım günümüzde erkek nüfusun azımsanamayacak olan bir kısmı bu dünyanın gerçeğe dönüşmesi için dua ediyordur. Hikayeye gelirsek; Büyük Afet sonrası insanlar yer altına çekilmiş ve nüfus çok azalmış. Öyle ki her yıl ortalama 10 erkek çocuk dünyaya geliyor. Kız çocukları ise rahimde boşuna yer kapladığı için artık yok. Hiç bir kadın dişi doğurmuyor. Kadın nüfusu tükenince bilim adamları laboratuvarlar da KUSURSUZ kadını yaratıyor.
Barbie bebekler görünümünde tasarlanan bu bebekler, 4 yaşına kadar yuvada büyüyor. Sonrasında ise kaderlerinin belirleneceği 17 yaşına kadar Okullara yerleştiriliyorlar. Her yıl mevcut erkek nüfusunun 3 katı kadar kız tasarlanıyor. Bunların üçte biri 'eş' olarak seçiliyor. Kalanları ise erkekleri tatmin etmek için cariye oluyor. Ya da erkekler arzulanmadığına karar verirse Okullarda öğretmen olarak kalıyorlar. 
Ana karakter freida, okulda ki son senesinde olan bir kız. Kızlar arasında ki çekişmenin, eş kapma yarışının (sanki bu konuda söz hakları var), mükemmel olma çabalarının ve kilo kalori kontrolü ile moda takibi arasında geçen zamanın bu kızlar üzerinde nasıl bir baskı oluşturduğunun somut örneği gibi..
Okulun en güzel kızının en yakın arkadaşı olması nedeni ile bir nevi dokunulmazlığı var ancak arkadaşının son sene gelişen dengesizlikleri ile yalnız kalan ve sürekli sevilmediğini düşünen bu kızın farkında olmadan verdiği kararlar, beceriksizlikleri ile kendi kafasında ki karanlık düşünceleri arasında büyük bir merakla okudum. 















2017/03/27

Yedi Kız Kardeş - Lucinda Riley Kitap Yorumu


yedi kız kardeş kitap ile ilgili görsel sonucu

Yedi Kız Kardeş - Lucinda Riley 
Puanım 5/4

Aşk mesafe tanımaz. Kıta nedir bilmez. Yıldız misalidir gözleri… 

Dünyanın dört bir yanından evlat edinilerek bir araya gelen ve isimlerini yıldızlardan alan yedi kız kardeşin öyküsü… 

Kız kardeşlerin en büyüğü ve en güzeli olan Maia D'Aplièse, onları bebekken evlat edinen babalarının yanından ayrılmaya hiç cesaret edememiştir. Bir arkadaşını ziyaret ettiği sırada babasının ani ölüm haberini alır ve bütün acısına rağmen kız kardeşlerini bir araya toplar. 

Yaşadıkları şaşkınlığı başka sürprizler de izler. Babaları cenaze töreninin onlar gelmeden düzenlenmesini vasiyet etmiş ve her birine onları evlat edindiği topraklara götürecek gizemli ipuçları bırakmıştır. Parçaları bir araya getiren Maia çok geçmeden kendini Brezilya'da, acılarla dolu yasak bir aşkın izlerini sürerken bulur.

1920'lerde Brezilya sosyetesinin en güzel kızlarından biri olan Izabela Bonifacio, babasının isteği üzerine soylu bir adamla evlenmek üzeredir. Oysaki âşık olmadığı bir erkekle evlenmenin değil, hayatı keşfetmenin hayallerini kurmaktadır. 


O sırada Brezilya'nın ünlü Kurtarıcı İsa Heykeli'ni tasarlamaya başlayan aile dostları Heitor da Silva Costa, Paris'e doğru yola çıkacaktır. Izabela kaderine boyun eğmeye razı olmuştur fakat düğünden önce babasından tek bir isteği vardır; da Silva Costa ailesiyle birlikte Avrupa'ya gitmek ve Paris'i görmek… Fakat aşk en yanlış zamanda, en beklenmedik yerde ve en yıkıcı haliyle çıkar karşısına. Genç ve yakışıklı heykeltıraş Laurent Brouilly, Izabela'nın kaderini sonsuza dek değiştirmek üzeredir. İki âşığın yürek burkan hikâyesi ise onlardan seksen yıl sonra haberdar olan Maia'nın geçmişini yavaş yavaş aydınlatmaya başlamıştır.

Yüreğine ihanet etmek ile ailesine ihanet etmek arasında kalan bir kadının, aşkın zaman ve mekân tanımadığını kanıtlayan hüzünlü hikâyesi… 

"Baştan çıkarıcı bir hikâyeler labirenti! Destansı bir seri için destansı bir başlangıç…" 
-Lancashire Evening Post-

"Aşkla ışıldayan, son derece sürükleyici ve gizemli bir hikâye…"
- Daily Mail-

"Büyüleyici, hüzünlü ve çok katmanlı bir hikâye…" 
-Grazia-

"Sizi sayfaların arasına hapsedecek türden bir aşk hikâyesi… İki farklı jenerasyonun yaşadıkları, insana gerçek aşk hayalleri kurduruyor." 
-Foreverland: el paraíso para siempre-

"Riley tarihî gerçekleri hayal gücüyle kusursuzca harmanlayarak büyüleyici hikâyeler yaratmayı başarabilen, çok yetenekli bir yazar. Yedi Kız Kardeş Takımyıldızı'ndan yola çıkarak kaleme aldığı bu çarpıcı seri, Kristin Hannah ve Linda Gillard hayranlarını etkisi altına alacak. İsimlerini gökteki yıldızlardan alan kız kardeşlerin hikâyelerini öğrenmek için sabırsızlanacaksınız.   -Booklist -


Hakkında çok kararsız kaldığım bir kitap oldu. Hikayenin başından itibaren mitolojiye bağlanacağını düşündüm ancak bu konuda hayal kırıklığına uğradım. Ancak hikaye içinde hikaye olması ile beni kendine bağladı. Isabel'in hikayesine bayıldım. Hüzünlü bir geçmiş zaman aşkı, Paris'in vurdum duymaz sanatçıları ve Brezilya'nın egzotik betimlemesi derken beni benden aldı.

Ancak Maia'nın kendi hikayesi beklentimin altında kaldı. Kötü olduğundan değil, yazarın yanlış yönlendirmesinden olduğunu düşünüyorum. Maia, kızkardeşleri ile birlikte evlat edinilmiş bir genç kadın. Her kardeşin farklı karakteri ve yaşamı olmasına rağmen hepsi onları evlat edinen babalarına resmen tapıyorlar. Bu arada ortada 6 tane kız kardeş var.. 

Salt Baba'nın kızları dünyanın dört bir yanından toplanmış ve babalarının onlara kurduğu masal gibi bir evde büyümüşler. Ancak hiç biri babaları hakkında ev hayatı dışında bir şey bilmiyor. Babalarının ölümü ile ortaya çıkan sırların açığa kavuşmasını bekledim, bekledim ama yazar hiç oralı olmadı. Kitap bir serinin ilk kitabı ve her kitapta başka bir kardeşin hayatı anlatılacak sanırım. 

Belki ilerleyen kitaplarda bazı şeyler açığa kavuşur...











2017/03/07

Masum Uyku Kitap Yorumu


masum uyku kitap7 ile ilgili görsel sonucu

Masum Uyku - Karen Perry
Puanım 5/3,5

Harry, küçük oğulları Dillon üst katta uyurken, iş yerinde olan karısı için sürpriz bir doğum günü yemeği hazırlamaktadır. Ne var ki karısı için aldığı hediyeyi şehir merkezindeki kafede unuttuğunu fark eder. Kafe sadece beş dakika uzaklıktadır. Harry oğlunu evde bırakarak çabucak hediyeyi alıp dönmeye karar verir.

Ve büyük felaket: büyük bir deprem şehri vurur. Binalar yıkılmış, insanlar çığlık çığlığa sokaklarda koşuştururken, Harry de kalabalığın arasından canhıraş şekilde eve dönmeye çalışır. Evleri yerle bir olmuştr. Dillon yoktur. Bu felaketten canlı çıkmış olması imkansızdır ancak cansız bedeni hiçbir zaman bulunamaz.

Beş yıl sonra, Harry ve karısı Robin Dublin'e dönmüş, kendilerine yeni bir hayat kurmuşlardır. Yasları hiçbir zaman bitmemiştir ancak artık yeni bir başlangıca hazır olduklarını hissederler. Ressam olan Harry kariyerinde bir sıçrama yapmış, Robin ise yeniden hamile olduğunu öğrenmiştir.

Ancak bir gün Harry, Dublin'in kalabalık caddelerinden birinde ölmüş oğlunu görür ve geçmiş, tüm gücüyle hayatlarını tekrar esir alır. Dillon bunca yıldır yaşıyor olabilir miydi? Yoksa Harry'nin gördüğü, sadece suçluluk duygusunun yarattığı bir imge miydi?

Karen Perry'nin Masum Uyku'su çok keskin bir anlatımla hızlı bir okuma vaat ediyor. Yanıltma, şüphe ve ihanetle dolu, ustaca kurgulanmış müthiş bir gerilim romanı.


"İnanılmaz bir sürpriz. Bunu önceden hissedemeyeceksiniz."
-Entertainment Weekly-

"Müthiş... Tahmini mümkün olmayan sarsıcı bir gerilim."
-Kirkus Reviews-


Kitabın konusuna baktığımda çok büyük bir merak ve heyecanla okumaya başladım. Kitap bu heyecanımı kısmen tatmin etti diyebilirim. Hikayenin Fas'ta geçen bölümleri çok egzotik geldi. Anlatılan renkler ve hareket büyüleyiciydi. Şimdi ki zamanda Dublin'in kışı o anılardan sonra katlanılmaz geldi. 

Hikaye öncelikle üçüncü tekil şahısla anlatılmış ki bu neredeyse bırakmamı sağlayacaktı. Sonradan birinci şahısa dönünce toparladı. Depremde evde bıraktığı uyuyan oğlunun üzerine yıkılan evi gören Harry ve Robin'in birbirlerine nasıl tahammül ettiklerini sonuna kadar anlamadım.

Suçluluk duygusu ile aslında sorumsuz olan Harry'nin karman çorman olan beyninin oyunlarına aslında çabuk uyum sağladım ve sonundan çok önce olayı çözmüş oldum ama bu okuma şevkimi kırmadı. Hikayeyi ve kurguyu sevdim. Yazarın kalemi de son derece akışkan.. Ancak karakterlere bir türlü ısınamadım. Harry'nin ateşli kendinden geçişleri olmasa okuyamazdım sanırım.

Konusu ile ilgili spoiler vermeden daha fazla bir şey anlatamam sanırım. Öyle bir hikaye ki sonunu bilirseniz okuyamayabilirsiniz. Ben yarattığı gerilimi sevdim. Sadece karakterlerle ilgili sıkıntı yaşadığım anlar oldu. Özellikle de geçmişte çocuk bakımı ile ilgili yaptıkları hatalara çok sinirlendim. 

Harry ve Robin üniversitede tanışmış ve evlenmiş iki aşık. Harry'nin kimsesi yok ancak Robin tam olarak ailesinin kızı.. İkili arasında büyük bir aşk ve ortak tutkular var ancak yeri geldiğinde ailenin karnını doyurmak Robin'e kalıyor. Harry'nin resme olan tutkusu her şeyin ötesinde.. Birde oğluna olan tutkusu.. Ancak sorumsuzluğu yaptığı bazı büyük hataları fark edememesine yol açıyor. Oğlunu kaybettiği depremin ardından ise kendi hataları ile olan yüzleşmesi kırılgan olan ruhunu neredeyse onarılamayacak kadar kırıyor. Gelişen dengesizlikleri ona inanmayı imkansız hale getiriyor.

Kitabın sonu ise hiç ummadığım şekilde ve gereksiz dramatik oldu. Keşke onlar ermiş muradına diyebilseydik.. 












2017/03/03

Kazananın Laneti Kitap Yorumu


kazananın laneti ile ilgili görsel sonucu

Kazananın Laneti - Marie Rutkoski
Puanım 5/4

İstediğin şeyi kazanmak, sevdiğin her şeye mal olabilir.

On yedi yaşındaki Kestrel, bir generalin kızı olarak savurgan ve ayrıcalıklı hayatının tadını çıkarmaktadır. Arin'in ise sırtındaki giysilerinden başka bir şeyi yoktur. Kestrel, Arin'i kendisine bağlayan fevri bir karar alır ve bununla savaşmaya çalışsalar da birbirlerine âşık olmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Ancak genç âşıkların dünyasında, isyan, düellolar, ahlaksız söylentiler, kirli sırlar ve her şeyin tehlikede olduğu oyunlar hüküm sürmektedir. Birlikte olabilmek için halklarına; ülkelerine sadık kalmak için ise birbirlerine ihanet etmelidirler.

"Kazananın Laneti gençlik fantazya türünde nefes kesici, şiirsel bir zafer. Rutkoski muazzam bir güçle, korkusuz bir güzellik destanı yaratmış. Bu kitap kaçırılmamalı."
-Ann Aguırre, New York Times ve USA Today çoksatan yazarı-

"Zengin betimlemeler, nefis bir kurgu ve sağlam hikâyecilik, bu fantazyaya olağandışı bir zekâ ve derinlik katıyor… İncelikli ayrıntılar ve zarif anlatım, hikâye evrenini taze ve canlı kılıyor. Politika, entrika, hatta şiddetle dolu, karmaşık ve merak uyandıran olay örgüsünde her karakter yetenek, kusur ve isteklerin girift bir karışımıyla şekilleniyor... Nefes kesici, trajik ve gerçek."
-Kirkus Reviews- 

"Kazananın Laneti'ndeki her satır özenle yazılmış, öykü ustaca kurgulanmış. Karakterlerin ikilemlerine hayran kaldım ve yüreğim sızladı. Bu kitap ender ve özel bir okuma deneyimi sunuyor; hikâyede bir an sonra ne olacağını hiçbir şekilde tahmin edemedim ve buna bayıldım. Daha fazlasını istiyorum."
-Kristin Cashore, New York Times çoksatanı Yedi Krallık Üçlemesi'nin yazarı-


Kazananın Laneti hikayeye çok uygun bir isim olmuş. Distopya tarzında olan bu kitaba bayıldım. Kazananın Lanet, ekonomide bir terimmiş. Özellikle açık arttırmalarda karşılaşılan fiyat arttırma yarışında sonunda kazanmış olmanın verdiği mutlulukla, ürünü değerinden yüksek ücrete almanın kaybedişi arasında ki hassas çizgi.. 

Ana karakterler Kestrel ve Arin. İki düşman halkın üyesi. Harraniler ile Valorya'lılar arasında yıllar önce büyük bir savaş gerçekleşmiş. Herraniler sanat ve bilim alanında gelişmiş ancak savaş becerisi bulunmayan bir halk. Valorya'lılar ise dünyanın yarısını ellerinde tutan büyük imparatorlukla yönetilen ve savaş üzerine eğitilmiş bir halk. Her iki tarafta diğer tarafın vahşi olduğunu düşünüyor. Çok garip ve eğlenceli gelenekleri var. 

Valorya'lılar ele geçirdikleri düşmanlarını öldürmeyip köleleştirmiş. Ancak sadece yaşamalarına izin vermiş ve mahremiyet dahil her haklarını elinden almış. Bu durumda kaçınılmaz olan isyanı hikaye boyunca atan nabız gibi hissediyorsunuz. 

Kerstel henüz 17 yaşında olmasına rağmen ve 21 yaşına kadar hayatı hakkında karar vermesi gerekmese de general olan babasının baskısı altında. Ya askere yazılacak ya da evlenecek. Ufak tefek yapısı ile ideal asker olmasa da zekası ve askeri taktikleri okuyabilmesi nedeni ile babası asker olmasında ısrarcı. Kumara olan düşkünlüğü ile bir gün limandan eve gelirken şahit olduğu açık arttırma da kazandığı köle ile aslında kazanmış mı oluyor yoksa her şeyi kaybediyor mu?

Arin ise Kestrel'in kazandığı! köle. 10 yaşındayken savaşta köle olan ve ailesini kaybeden Arin, hayatını tek bir şeye, halkının özgürleşeceği güne adamış. Hiç bir fedakarlıktan çekinmiyor ta ki aşık olana kadar. Bu isyanda ne tarafı tutacağımı bilemedim. İlk savaşta halka özel garezi olmayan Valorya'lılar katliam yapmaktan kaçınmış ancak yıllardır bir hayvanda öte görmedikleri köleleri isyana kalkınca onlar kadar sakin davranabilecek mi? 

Genelde isyanlarda ezilenin yanında olurum, bu kitapta aslında genel hatları ile öyle hissettim ancak isyanın başında ki iğrenç, yılışık karakter bana kendi başına gelen her şeyi hak etmiş gibi hissettirdi. Arin ve Kestrel, her iki karakteri de çok sevdim. Hikyanenin devamı için sabırsızlanıyorum. 











Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;