Anna Carey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anna Carey etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2016/01/12

Başkaldırı - Anna Carey - Eve #3


Başkaldırı - Anna Carey
Puanım 5/4
Kaybedecek bir şeyin kalmadığında seni ne durdurabilir?

Eve, ruh ikizi Caleb'ı kaybettiğinde hayatı sona ermiş gibi hisseder. Sarayda kapana kısılan, Yeni Amerika'nın mutlu, vatanperver prensesi ve babasının başdanışmanının utangaç karısı rolünü oynamaya zorlanan Eve'in hayatı bir yalandan ibarettir. Onu hayatta tutan ise, Caleb'ın hatırası ve başlattığı ayaklanmadır.

İsyanı Caleb'ın bıraktığı yerden devralan genç kız sahte kimlik kullanarak sarayda gizlenen Moss'un yardımıyla Kum Şehri'nden başlayıp Yeni Amerika'yı ele geçirmeyi planlar. Ancak yeni, özgür bir dünya kurulmasına yardım etmek için isyanın en zor görevini yerine getirmeli… ve babasını öldürmelidir.

Eve'in kimi arkasında bırakacağını, kimi kurtaracağını ve kiminle savaşacağını seçmek zorunda olduğu bu savaş, özgürlüğün kapılarını açabilecek mi?

"Sürükleyici, unutulmaz bir macera ve aşkın gerçek anlamına çağdaş bir bakış."
-Lauren Kate, New York Times çoksatan yazarı-


Çok çabuk biten bir kitap oldu. Hikayenin finali olmasından dolayı biraz daha detaylı bir anlatım olmasını tercih ederdim. 

Asilerin ilk işgal girişiminden sonra Eve'nin asilerle işbirliği ortaya çıkınca şehirden kaçmak zorunda kalıyor ve ona sürpriz bir isim eşlik ediyor. Kaçarken kurtarabileceği kişileri de yanına almak istiyor ancak bu zor yolculukta hepsinin sorumluluğunu taşıması gerekiyor. 

Tekrar Califia'ya dönmeyi amaçlıyor ki ordan nasıl kaçtığı düşünüldüğünde bence saçma olmuş. 

Bu hikayede ki en sevdiğim şey karakterin gelişimi oldu. İnanılmaz şartlarda hayatta kalma içgüdüsü ile bu şekilde korunarak yetiştirilmiş kızların yaptıkları etkileyici ancak Caleb'in olmadığı bir hikaye yavandı bence. Sonunu da beğenmedim. 

Hele hikayenin sonunda teğmenin kendi başına karar alması ve halası ile kocasının Eve'ye ulaşamamaları biraz dramatik olmuş. Ancak kralın kimseye bu yetkiyi vermeyeceği de ortada, Eve'nin tüm suçlarını affetmesi onu yargılamadan idam etmeyeceğini açıkça ortaya koyuyor zaten.

Yazar bir son söz kısmı yapıp sonrasında neler yaşandığını anlatmalıydı. Ancak yinede distopya serisi olarak kurgusu güzeldi.


2016/01/08

Kum Şehri Kitap Yorumu


Kum Şehri - Anna Carey
Puanım 5/4,5
Peşinizde sürekli sizi ele geçirmeye çalışan birileri varken kime güvenebilirsiniz?

Eve okuldan kaçtığından beri ilk defa huzurla uyuyabilmektedir. Yeni Amerika'daki kadınları bekleyen korkunç kaderden çok uzakta, kendileri için bir cennet sayılan Califia'da yaşamaktadır. 


Ama bu güvenli hayatın bir bedeli vardır: Sevdiği genci, Caleb'ı, yaralı bir halde Califia'nın girişinde bırakmaya zorlanmıştır. Eve, Caleb'ın başının dertte olduğunu duyunca, onu kurtarmak için tekrar dışarı çıkmaya karar verir ama bunu başaramadan yakalanarak Yeni Amerika'nın başkenti Kum Şehri'ne getirilir. 

Şehrin duvarları arasına hapsolan ve geçmişiyle ilgili şaşırtıcı bir sırrı ortaya çıkaran Eve, Caleb'ın yaşadığını öğrenince onunla olabilmek için hapishaneden kaçmaya çalışır ancak bunun ölümcül bir bedeli olacaktır. 

Genç kız, sevdiklerini kurtarmak ile Caleb'ı sonsuza kadar kaybetmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır.

"Sürükleyici, heyecan uyandıran bir macera ve aşka taptaze bir bakış." 
-Lauren Kate- 

"Düşündürücü, kalp sızlatan ve romantik bir hikâye... Bir solukta okudum." 
-Cynthia Hand-

Spoiler içerir..
Kum Şehri hiç beklemediğim yönde giden bir devam kitabı olmuş. Tek kelime ile bayıldım. Eve ilk kitapta beni çok kızdırarak Caleb'i yaralı bir şekilde bırakıp kadınların yanına Califia'ya gitmişti ve geçen 3 ayın ardından artık kendini güvende hissediyordu. 

Cinsiyet ayrımından bahsetmiştik. Kadınların Caleb'e yardım etmeyi reddetmelerinden ve onu dışarıda bırakmalarından çokta sağlam pabuç olmadıklarını anlamıştım ki Eve'de anladı ve oraya ulaşmayı başaran Arden ile birlikte oradan da kaçtılar. 

Ancak Caleb'i bulmaya çalışırken tuzağa düşüp Kralın askerlerine yakalandılar ki bu durumda Arden hiç hoş olmayan bir yere Eve'de Kralın huzuruna Kum Şehri'ne götürüldü. Kral düşünüldüğü gibi Eve ile evlenmek istemiyor aksine onun babası.. 

Evet burada şok olarak kitaba başladım ve bu ters köşelerle dolu ikinci kitabı da ilki gibi bir solukta okudum. Eve karakterinin kendini bulmasına ve dönüştüğü güçlü kişiyi sevdim ama hala salak salak insanlara güvenmesi ... Neyse bu şekilde ikinci kitapta bitmiş oldu ve üçüncüsü için gerçekten sabırsızlanıyorum..

''Okul birincisi olduğum için Kral’a vaad edilmiştim ve onunla evlenip vârislerini doğuracaktım. Beni aramaktan vazgeçmeyecek ve ben Kum Şehri’nin duvarları arasına kapatılana kadar durmayacaktı.''

“Öldürdüğün o adamlar benim kardeşlerim gibiydi. Uç yıl boyunca birlikte
görev yapmıştık. Yaptığından dolayı Kral seni hiçbir zaman cezalandırmayacak ama ben o gün olanları asla sana unutturmayacağım.”

“Bir erkeği bekletmemen gerektiğini biliyor olmalısın,” dedi gülerek. ‘İşkence gibiydi.”

O kadar kısık sesle konuştu ki söylediklerini çok zor anladım. “Gazeteye çıkan sadece sen değilsin, Eve.”






Yeni Dünya - Anna Carey Kitap Yorumu


Yeni Dünya - Anna Carey
Puanım 5/4,5

Hiçbir yer güvenli değildi... 
Meslek öğrenmek yoktu, şehir yoktu, geniş yataklı ve manzaralı daireler yoktu. Restoranlarda beyaz masa örtülerinin üzerinde parlak gümüş takımlarla yenen yemekler yoktu. Sadece o oda, lazımlıklardan gelen pis kokular ve çatlayana kadar gerilen deriler vardı.

Her şey kocaman bir yalandan ibaretken kime güvenebilirsiniz? 
Ölümcül bir virüs yeryüzü nüfusunun çoğunu yok ettikten on altı yıl sonra, dünya oldukça tehlikeli bir yer haline gelmiştir. 

On sekiz yaşındaki Eve ise, okulunun güvenli duvarlarının ardına hiç çıkmamıştır. Okulda onunla birlikte iki yüz yetim kıza, Yeni Amerika'nın öğretmenleri ve sanatçıları olacakları vaad edilmiştir. Ama mezuniyetten bir gece önce Eve okulunun esas amacını ve onu bekleyen korkunç kaderi öğrenir.

Yuva olarak bildiği tek yeri terk ederek uzun, tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkar. Bu zorlu yolculukta güvende olacağı bir yer aramaktadır. Bu sırada vahşi bir hayat süren, asi isyancı Caleb'la yolları kesişir. Eve tüm hayatı boyunca erkeklerden ayrı tutulmuş ve onlardan korkmayı öğrenmiştir ancak Caleb zamanla onun güvenini ve kalbini kazanmaya başlar. 


Askerler peşlerine düştüğündeyse Eve'in gerçek aşkı ve hayatı arasında bir tercih yapması gerekecektir…

"Şüphe, romantizm ve fantastik ögeler, distopik bir kurguyla birleşerek okuyucuyu romana bağlıyor."  -Booklist-


Kesinlikle sürükleyici bir distopya serisi olmuş. Salgından sonra okullara toplanan yetim kızlardan biri olan Eve okulda çok başarılı ve nihayet mezuniyet töreninin ardından hayallerini gerçekleştirebilecek. 

Ancak okulda arkadaşı olmayan ve aslında sürekli onu rahatsız eden Arden sayesinde bir gerçeğin farkına varıyor ki aslında onun ve diğer kızların hiç biri için bir gelecek yok. Köprüyü geçecekler ve orada hasta yataklarına bağlanıp nüfusu arttırmak için sürekli doğum yapmaya zorlanacaklar. Kaçması gerekiyor ama 12 yılını geçirdiği okulun duvarlarının dışına hiç çıkmamış.

Korkunç gerçeğin ardından bir şekilde Arden ve Eve okuldan kaçar ve yolda vahşilere denk gelirler. Güvenli bölgenin dışında hayatta kalma içgüdülerini kullanmayı öğrenmek zorunda kalırlar. Bir dizi maceraya bulaşırlar. Amaçları Califia'ya  (kaçak kadınların toplandığı yer) ulaşmaktır ancak bu o kadar kolay değildir. Birde üstüne kralın tüm askeri gücü Eve'nin peşindedir çünkü o herhangi bir kaçak kız değil, Kralın kendisi için ayırdığı kızdır.

Tabii ki Caleb'e bayıldım, o da yetim erkek çocukları topladıkları çalışma kampından kaçmış ve diğer çocuklarla bir çeşit sığınakta yaşıyorlar. Eve karakterini çok sevdim. Hele o okulda öğretilen erkekler hakkında ki saçmalıklar yüzünden sürekli ürkmesi yokmu.. 

Ama kitabın içinde karakterinin ve doğrularının değişimini görebiliyoruz. Arden ise başka bir efsane.. Ancak kitabın sonunda bitirdiği yerde bende bittim. Hayır olamaz, olmamalı derken bitti..

Dipnop* 2035 yılında hayatta kalan insanları anlatıyor tamam da bu cinsiyet ayrımcılığı inanılmaz bunaltıcı olmuş ama aynı zamanda dialoglara neşe katıyor. Kızlarla erkekleri mümkün olsa başka gezegenlere yollayacaklarmış. Sadece Kral kızlarla kalacakmış..

"Erkekler çıkarcı, komplocu ve tehlikeliydiler.Tek istisna kralımızdı. Sadece ona güvenebilirdik ve ona itaat etmek zorundaydık."

"Vücudum utançla ve pişmanlıkla kıvrıldı. Okuldayken ve sonrasında sevginin insanın kendisine karşı kullanılabilecek bir koz, bir sorumluluk olduğuna inanmıştım. Sonunda gerçeği anlayarak ağlamaya başladım: Sevgi, ölümün tek düşmanıydı. Onun acımasız pençesinden kaçma savaşma gücü veren tek şeydi"

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;