Kitap Yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017/04/03

Paramparça - Jennifer L. Armentrout - Wicked Saga Series #2


paramparça lanetli serisi ile ilgili görsel sonucu
Lanetli - Jennifer L. Armentrout 
Puanım 5/4
Kararsızsan paramparçasın! 

İnsanlardan beslenen korkunç Faelere karşı dünyayı korumak yeterince zor değilmiş gibi, Ivy şimdi bir de Fae Prensi'yle mücadele etmek zorunda. 

Faelere dünyanın kapılarını açacak ve insanlığın sonunu getirecek kişi, bir Buçukluk. Ve o Buçukluk, Ivy'nin ta kendisi. 

Düzen'le birlikte mücadeleye devam mı etmeli, yoksa Düzen'den sakınmalı mı?

Prens'le nasıl savaşmalı? Aşkını nasıl korumalı? Şimdi dünyanın kaderi Ivy'nin ellerinde. Hemen harekete geçmezse. Hem yüreği hem de dünyası paramparça olacak.

Genelde seri kitapların ikincileri ilkinden daha zayıf olur. Ancak bu hikaye gayet sağlam devam ediyor. Yazarın zekice diyalogları ve güncel göndermeleri ile en karamsar anları bile eğlenceli hale çevirebilen tarzı ile yine akıp giden ve aksiyonu bir hikaye olmuş. 

Bu yazarın kitaplarını hiç düşünmeden aldıran da bu akışına olan güven oluyor bende ancak bazı bölümleri hala kendini tekrar gibi geliyor. Sanki her okuduğum kitap farklı isimlerle aynı insanların maceraları hissi veriyor. Bu hikayede bu daha az olsa da kendini yine hissettirdi. Yazarın tarzını bilen bir okuyucu olarak genelde tüm tahminlerim tutuyor. Ancak bu yinede okumamı engellemiyor.

İlk kitabın sonunda Ivy, iyi ve kötü herkesin aradığı Buçukluk olduğunu öğrenmişti ve kapıların açılması ile karşı karşıya kaldığı prensin hışmından aslında bu sayede kurtulmuştu. Prensin çocuğunu dünyaya getirip, periler ile insanların dünyasını ayıran sınırı ortadan kaldıran silaha dönüştürülmesi gerekiyor. Ancak Ivy, varlığından beri bunun olmaması için savaşıyor. 

Dost ve düşmanın kesin bir şekilde birbirinden ayrıldığı yeni düzende hiç kimseyi hafife almaması gerektiğini öğreniyor. Hiç beklemediği müttefiklerle yoluna devam etmek zorunda kalan Ivy'nin güvenmeyi yeniden öğrenmesi gerekiyor.

Sonuçta ikinci kitabı da sevdim hatta yazarın en sevdiğim serisi olma yolunda ilerliyor. 4 puan vermemin iki nedeni var. Birincisi; kapağı hala alakasız ve resimde ki karakterle bana çok itici geliyor :) .. İkincisi ve önemlisi ise kitabın yarısından sonra yaklaşık 70 sayfalık bir bölüm yavaş ilerledi.





2017/03/08

Son Yıldız Kitap Yorumu


son yıldız ile ilgili görsel sonucu

Son Yıldız - Rick Yancey
Puanım 5/4

Düşman öteki. Düşman biziz. Düşman burada, yukarıda ve hiçbir yerde. Dünya'yı istiyorlar, dünya'nın bizim olmasını da. Bizi yok etmeye geldiler, bizi kurtarmaya da. 

Düşman onlar. Düşman kendimiz. Düşman her yerde ve hiçbir yerde. Bizi yok etmeye geldiler. Ve kurtarmaya. 

"Son HİT!" 
-Daily Mail-

"Hızı NEFES KESİCİ." 
-Heat -

"İnsanın içini kavuran, akıllardan çıkmayacak bir FİNAL." 
-Kirkus Review-

Tehlike uzakta mı yoksa soluğun kadar yakın mı? Tüm bilmecelerin altında tek bir gerçek yatıyor. Cassie ihanete uğradı. Hileci de. Zombi. Kuzu… ve gezegenimizde yaşamış 7.5 milyar insan. Önce Ötekiler, şimdi de bizim tarafımızdan. 

Sona yaklaşırken Dünya'da kalanlar, neyin daha önemli olduğuna karar vermek zorunda: Kendilerini mi… yoksa bizi insan yapan şeyi mi kurtaracaklar? 

"Modern bir bilimkurgu şaheseri…" 
-USA Today-

"Fırtınalı final kitabında zaman daraldıkça hikâye daha da keskinleşiyor. Elinizden bırakamayacağınız bu kitap, serinin ortaya koyduğu gerçeği kanıtlar nitelikte: Mesele başından beri uzaylılar değil..."
-Booklist-


Serinin bitmiş olmasından dolayı çok mutluyum. Nadiren sevdiğim serilerde böyle hissederim ancak son kitabı başlarda bana zorlama yazılmış gibi geldi. Akıcı dili ve hız kesmeyen aksiyonuyla kendini okutmayı başarsa da final kitabına göre bir tık zayıf kalmış. 

Ben konunun kaldığı yeri toparlayana kadar sonunda 100 sayfa kadar geçmişti zaten. Hikayenin finalini sevdim. İhanetin kimden geleceğinin bilinmemesi ile çoğu kez ana karakterleri öldürebilirdim herhalde diye düşündüm. Planlanan 5. Dalga bana biraz zayıf geldi. Depremler, Tsunami'lerden sonra daha yaratıcı ve korkunç bir son olabilirdi. Bu kurgunun korkunç olmadığı anlamına gelmiyor tabii ki..

Ana karakter Cassie, benim özellikle bağlandığım bir karakter olmadı hiç bir kitapta, bunda da sıradanlıktan bir tık sonlarda yükselmiş. Beklentimi tam olarak karşılamasa da kötüde değildi. Özellikle sonu beni biraz şaşırttı. Bu açıdan Uyumsuz Serisi gibi bir sürprizle karşılaşmayı beklemiyordum. 

Kurguda ki umudun ve savaşın hiç bitmemesi tüm kitaplardan aklımda kalan en önemli mesaj oldu. 


Serinin Diğer Kitapları;
1) Beşinci Dalga
2) Sonsuz Deniz












2017/03/03

Kazananın Laneti Kitap Yorumu


kazananın laneti ile ilgili görsel sonucu

Kazananın Laneti - Marie Rutkoski
Puanım 5/4

İstediğin şeyi kazanmak, sevdiğin her şeye mal olabilir.

On yedi yaşındaki Kestrel, bir generalin kızı olarak savurgan ve ayrıcalıklı hayatının tadını çıkarmaktadır. Arin'in ise sırtındaki giysilerinden başka bir şeyi yoktur. Kestrel, Arin'i kendisine bağlayan fevri bir karar alır ve bununla savaşmaya çalışsalar da birbirlerine âşık olmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Ancak genç âşıkların dünyasında, isyan, düellolar, ahlaksız söylentiler, kirli sırlar ve her şeyin tehlikede olduğu oyunlar hüküm sürmektedir. Birlikte olabilmek için halklarına; ülkelerine sadık kalmak için ise birbirlerine ihanet etmelidirler.

"Kazananın Laneti gençlik fantazya türünde nefes kesici, şiirsel bir zafer. Rutkoski muazzam bir güçle, korkusuz bir güzellik destanı yaratmış. Bu kitap kaçırılmamalı."
-Ann Aguırre, New York Times ve USA Today çoksatan yazarı-

"Zengin betimlemeler, nefis bir kurgu ve sağlam hikâyecilik, bu fantazyaya olağandışı bir zekâ ve derinlik katıyor… İncelikli ayrıntılar ve zarif anlatım, hikâye evrenini taze ve canlı kılıyor. Politika, entrika, hatta şiddetle dolu, karmaşık ve merak uyandıran olay örgüsünde her karakter yetenek, kusur ve isteklerin girift bir karışımıyla şekilleniyor... Nefes kesici, trajik ve gerçek."
-Kirkus Reviews- 

"Kazananın Laneti'ndeki her satır özenle yazılmış, öykü ustaca kurgulanmış. Karakterlerin ikilemlerine hayran kaldım ve yüreğim sızladı. Bu kitap ender ve özel bir okuma deneyimi sunuyor; hikâyede bir an sonra ne olacağını hiçbir şekilde tahmin edemedim ve buna bayıldım. Daha fazlasını istiyorum."
-Kristin Cashore, New York Times çoksatanı Yedi Krallık Üçlemesi'nin yazarı-


Kazananın Laneti hikayeye çok uygun bir isim olmuş. Distopya tarzında olan bu kitaba bayıldım. Kazananın Lanet, ekonomide bir terimmiş. Özellikle açık arttırmalarda karşılaşılan fiyat arttırma yarışında sonunda kazanmış olmanın verdiği mutlulukla, ürünü değerinden yüksek ücrete almanın kaybedişi arasında ki hassas çizgi.. 

Ana karakterler Kestrel ve Arin. İki düşman halkın üyesi. Harraniler ile Valorya'lılar arasında yıllar önce büyük bir savaş gerçekleşmiş. Herraniler sanat ve bilim alanında gelişmiş ancak savaş becerisi bulunmayan bir halk. Valorya'lılar ise dünyanın yarısını ellerinde tutan büyük imparatorlukla yönetilen ve savaş üzerine eğitilmiş bir halk. Her iki tarafta diğer tarafın vahşi olduğunu düşünüyor. Çok garip ve eğlenceli gelenekleri var. 

Valorya'lılar ele geçirdikleri düşmanlarını öldürmeyip köleleştirmiş. Ancak sadece yaşamalarına izin vermiş ve mahremiyet dahil her haklarını elinden almış. Bu durumda kaçınılmaz olan isyanı hikaye boyunca atan nabız gibi hissediyorsunuz. 

Kerstel henüz 17 yaşında olmasına rağmen ve 21 yaşına kadar hayatı hakkında karar vermesi gerekmese de general olan babasının baskısı altında. Ya askere yazılacak ya da evlenecek. Ufak tefek yapısı ile ideal asker olmasa da zekası ve askeri taktikleri okuyabilmesi nedeni ile babası asker olmasında ısrarcı. Kumara olan düşkünlüğü ile bir gün limandan eve gelirken şahit olduğu açık arttırma da kazandığı köle ile aslında kazanmış mı oluyor yoksa her şeyi kaybediyor mu?

Arin ise Kestrel'in kazandığı! köle. 10 yaşındayken savaşta köle olan ve ailesini kaybeden Arin, hayatını tek bir şeye, halkının özgürleşeceği güne adamış. Hiç bir fedakarlıktan çekinmiyor ta ki aşık olana kadar. Bu isyanda ne tarafı tutacağımı bilemedim. İlk savaşta halka özel garezi olmayan Valorya'lılar katliam yapmaktan kaçınmış ancak yıllardır bir hayvanda öte görmedikleri köleleri isyana kalkınca onlar kadar sakin davranabilecek mi? 

Genelde isyanlarda ezilenin yanında olurum, bu kitapta aslında genel hatları ile öyle hissettim ancak isyanın başında ki iğrenç, yılışık karakter bana kendi başına gelen her şeyi hak etmiş gibi hissettirdi. Arin ve Kestrel, her iki karakteri de çok sevdim. Hikyanenin devamı için sabırsızlanıyorum. 











2017/02/22

Parazit Kitap Yorumu


parazit jessica shirvington ile ilgili görsel sonucu

Parazit - Jessica Shirvington
Puanım 5/5

İki Hayat Arasında'nın yazarından, teknolojinin günlük hayatımızda giderek yaygınlaşan kullanımını sorgulayan sürükleyici ve heyecan dolu bir distopya.

Ya bir mikroçip mükemmel eşinizi bulabilseydi?
Peki ya, bu mikroçip size ve sevdiklerinize karşı kullanılabilseydi?

Dokuz yıl önce Mercer Şirketi hayatı kolaylaştırmak adına bir yol geliştirdi. Başta akıllı telefonların evrimleşmiş versiyonları olarak ortaya çıkan M-Bantlar, sekiz yıl içerisinde zorunlu hale geldi. Artık M-Corp sağlığınızı, sosyal durumunuzu ve aşk hayatınızı kontrol altında tutuyordu. 


Sadece üç negatif sonuç alma hakkınız vardı, sonra hayatınızı mahvediyorlar, sevdiklerinizi elinizden alıp onları yer altına, kimsenin bir daha onlardan haber alamayacağı bir yere götürüyorlardı.

İki yıl önce Maggie Stevens, en sevdiği insanlardan birisinin alınıp götürülmesini izledi ve bu olay tüm dünyasını altüst etti.

Şimdiyse onlara karşı savaşmaya hazır. Henüz bunu bilmiyorlar ama Maggie, M-Corp'un en büyük kâbusu. Mercer imparatorluğunun varisi Quentin Mercer da Maggie'nin planının kilit noktası. Ancak iki yıldır üzerinde çalıştığı tehlikeli planın parçaları yerine yavaş yavaş otururken Maggie'nin hesaba katmadığı gerçekler, dünyasını bir kere daha altüst etmek ve uğruna savaştığı her şeyi yok etmek için kuytuda bekliyorlar.

Bozulan sözlerle dolu bir dünyada Maggie'nin tutması gereken sözler en can yakıcı olanlar olabilir mi?


"Bu harikulade kitap ayaklarımı tamamen yerden kesti. Kesinlikle bağımlılık yaratıcı."
-Ya Midnight Reads-

"Heyecan verici, şaşırtıcı ve sürükleyici. Parazit'i elinizden bırakamayacaksınız."
-Booknut101-


Kitabı ilk gördüğümde yazarından dolayı çok heyecanlandım. En sevdiğim ve enteresan kitaplardan biri olan İki Hayat Arasında kitabı aklıma öyle kazındı ki zaten artık ne yazsa okurum. Bu kitabı seri olması nedeniyle elimde bir süre beklettim. Keşke biraz daha bekleseydim. İkinci kitap için gün saymak çok zor olacak.

Değişen dünya değerlerinde teknolojinin sağladığı atılımlar sonucu hiçte uzak olmayabilecek olan bir gelecek yazmış yazar. Karakterlerin kusurlarının vurgulanması onları çok sevmeme neden oldu. Distopya tarzı olan romanlara düşkünlüğüm de herkesin malumu sanırım. Yazarın akıcı kalemi de keyfime keyif kattı. Son zamanlarda yaşadığım okuma zorluğunu giderdi. Hemen bitiriverdim. 

Gelelim konusuna, burada spoiler verebilirim. Dikkat edeceğim ama yine de uyarısını yapmış olalım. Maggie, 16 yaşında Neg olarak değerlendirilen babasının kendilerinden alınmasından sonra geçen 2 yılı onu kurtarmaya adayarak geçiriyor. Öyle ki yaptığı ince ve dahice planlarla bu uğurda harcamadığı insan kalmıyor. Son kurbanı Quentin ise, savaştığı şirket olan Mercer'lerin en küçük oğlu. 

Kalbinin devreye girmesi ile söylediği yalanlarda boğulmadan hedefine ulaştığında ise karşısına çıkan manzara gerçek düşmanını sorgulamasına neden oluyor. Bu gelecekte insanlar kullandıkları mikro çiplerle gayet mutlular ancak altında yatan gerçekleri görebilen Maggie için durum tam tersi. Eşlerine bile feromonlarını ölçen mikro çiplerin karar verdiği bir dünya.. Parazit ise mikro çiplerin algısını değiştirebilen bir virüs..

Babasının alınmasının ardından çok zor duruma düşen ailesini kurtarmak için başka yolu yok ancak ailesinde bu şekilde düşünen tek kişi kendisi.. Karakterinde ki dik başlılık ve bencilliğe rağmen olmaya çalıştığı duygusuz insan olamamasını çok sevdim.

Quentin ise , Maggie ile tanışana kadar örnek insan rolünü oynayan bir çocuk. Tüm bildiği gerçeklerin çatlayışını ve tanımadığı birine güvenmek zorunda kalışını çok iyi atlatıyor. İki karakter tam olarak Yin ve Yang'ı oluşturuyorlar. Olayların gelişme hızına bayıldım. İkinci kitap için sabırsızlanıyorum. 








2017/02/20

Tess & Q Dönüşüm Kitap Yorumu


tess & Q Dönüşüm ile ilgili görsel sonucu
Tess & Q Dönüşüm - Pepper Winters
Puanım 5/4

Sen, benim esclave'imsin, ruh eşimsin.
Biz birbirimize aitiz, sonsuza kadar benimsin…

Q tüm dengeleri kontrolü altında tutsa da söz geçirmekte zorlandığı tek bir şey vardı. İçindeki karanlık… Elli sekiz numaralı kölenin dünyasına girmesiyle durumu daha da zorlaştı. Ama kendisi gibi kavgacı olan bu ruh, ona iki yanlışın tek bir doğru edebileceğini gösterdi. 

Q'yu tamamlayan Tess'ti. Tess'in vazgeçilmezi de Q… Şimdi onu bütün eden kadının intikamını almak için yemin eden Q'nun vermesi gereken bir sınavı daha vardı. Sınırlarını yok edip zırhını ortadan kaldırmak… Ve dönüşümü kucaklamak. 

Q karanlığın timsali olabilirdi ama o karanlık tamamen Tess'e aitti. 

İhtiyacım olanı bana ver, bırak nehirler aksın, içimizdeki karanlık kazansın…

Karanlık Serisi'nde Dönüşüm'e hazır mısınız?


Serinin ikinci kitabından ne bekliyordum bilmiyorum ama kesinlikle beklediğim bu değildi. Öncelikle ilk kitabın sert, erotik ve dram olduğunu düşünenler için söylüyorum. Bu kitap seviyeyi üçe katlamış. Bugüne kadar okuduğum bu alanlarda ki kitapların en serti olabilir. Yazar yine sizi hikayenin içine çekmeyi başarıyor. Ancak okurken pek çok alanda rahatsız oldum ki bunun nedeni erotizmle değil işkence..

Bu kitap Tess ve Q'nun bakış açısı ile iki ağızdan anlatılıyor. Q'nun karanlığına kendi ağzından tanık olunca, sevmeyi bilmeyen ve kesinlikle kurtarılamaz bir adam olduğu net bir şekilde anlaşılıyor. Neyse ki ruh eşini buldu. Eh Tess tam ihtiyacı olanın böyle bir adam olduğunun düşünüyorsa eleştirmemek lazım diye diye okudum. 

Kitabın ilk 100 sayfasında yandık sadece erotizm okuyacağız demiştim ama sonra tüm dengeler değişti. Bir insanın başına bu kadarı da gelemez diyeceğim her şey tekrar ve tekrar oldu. Her iki karakterinde kendi içinden geçenleri ve çocukluktan kalan kırıklıklarını okumayı sevdim. 

Ancak bu sefer Tess'in yaşadıkları benim için çok fazlaydı. Okurken zevk aldığımı söyleyemeyeceğim. Zaten karakterle empati yapmamda mümkün değildi. Yazar bu kadar yaşanandan sonra iki karakterin mutluluğu hak ettiğine karar vermiş (sonunda). Oun için seriyi üçüncü kitapla tamamlayacak. Umarım bu sefer mutlu ve umutlu bir hikaye kaleme alır. 

İlk kitabı daha çok sevmiştim. Ancak bu kitapta Q hakkında ki gözlemimde yanılmadığımı anladım. Diğer sadist erkek kahramanlarımız onun yanında çocuk gibi kalıyor. İki karakterin dönüşümlerini okumayı sevdim. Her bölümün başında ki alıntılara bayıldım. Kitap kapağı ve iç dizaynı harikaydı.

Q'nun cümlelerinin sürekli önce Fransızca sonra türkçe yazılması okuma zevkimi biraz düşürdü ancak yazar bu şekilde uygun gördükten sonra yapacak bir şey yok :)

Serinin ilk kitabı Tess'in Gözyaşları için tık tık!

UYARI: Kitap fiziksel ve psikolojik şiddet, tecavüz, cinayet ve aşırı oranda erotizm içerir!








2017/02/09

Ateş Kitap Yorumum


ateş paula weston ile ilgili görsel sonucu

Ateş - Paula Weston 
Puanım 5/5
Gabe Winters aniden her şeyi hatırlamıştı.

Bir yıl boyunca Pandanus Plajı'nda sakin bir yaşam sürmüş, kütüphanede çalışmış ve ikiz kardeşini öldüren trafik kazasını atlatmaya uğraşmıştı. 


Rafa çıkageldiğindeyse gerçek kimliğini keşfetmişti, Gabe: Refaimlerden biriydi. Yüz yıldan fazladır hayattaydı. Yarı melek yarı insan, iblislerin canına okuyan sıkı bir kız ve sinir bozucu Rafa'ya umutsuzca âşık. 


Gabe artık hatıralarını kimin, nasıl ve neden değiştirdiğini biliyordu ve her şeyin cennet ile cehennem arasındaki bir güç savaşına doğru hızla sürüklendiğini de. 


Fakat daha da önemlisi son on yılını Rafa'ya neden ciddi anlamda zarar vermek isteyerek geçirdiğini de… 


"Weston tüm gerçekleri gözler önüne sererek son derece doyurucu bir sona doğru tam hız giderken  nefesinizi tutmamanız imkânsız." -Daily Telegraph


"Refaim serisi, gençlik edebiyatının muhteşem örneklerinden birisi ve Ateş, heyecan dolu ve hem acı hem tatlı bir son." 


Kitabı okurken nasıl bir ruh haline girdiysem hep seri devam edecek gibi hissettim. Hatta sonlara doğru iyice final kitabı olduğunu unuttum ve kafamdan sonra ki kitabı merak etmeye başladım. Bu kitabın yeterince açık olmamasından kaynaklanmıyor, yanıtlanmayan bir soru kalmadı ama nedense o his içimden gitmedi. 

Bir önceki kitabın yorumunu yazarken böyle de bırakılmaz ki bir kitap diye isyan etmiştim. Tabii bunu elime aldığımda nerede kalmıştı da çok merak ettim diye düşünerek başladım. Sonunda Jude ile Gabe her şeyi hatırladı. Düşmüş babalarını serbest bırakmaya çalışırken saldırıya uğradıklarını biliyorlar ancak kurtarıcılarının kim olduğu muallaktı. 

Cennet ile cehennem arasında beklenen büyük savaştan önce refaimler ile cehennem iblisleri arasında gerçekleşen savaşta müttefik bulamazlarsa kaybedecekleri kesin olunca tüm refaimlerin ortak dileği ile büyük bir risk alıyorlar. Yalanlar ile gerçeklerin birbirine karıştığı ve kime güveneceklerini bilmedikleri gün patlayan savaşta gerçek bağlarının ve sadakatlerinin sınandığı sınavdan başarı ile çıkmak zorundalar.

Gabe ile Rafa'nın sonunda ergenlikten çıkıp yetişkin davranışları sergilemelerine bayıldım. 139 yıl süren ergenlik mi olurmuş canım :) Bu kitapta her karakterle bağ kurabildim neredeyse.. Geçmiş kitaplardan sevmediklerimle bile.. Düşmüş melekler hakkında yapılan bu kadar spekülasyonlardan sonra neredeyse tonton babalar olmaları ise keyfimi yerine getirdi.

Sonunda her şeyin beklenmeyen bir şekilde açığa çıkması rahatlatıcı olsa da son durumda Refaimler ile Düşmüşlerin birlikte nasıl yaşayacağını da okumak isterdim. Yazarın kitabın sonunda yazdığı teşekkür kısmı ve yazma hikayesine bayıldım. Kısaca denedim denedim hep ret yedim. Zevk için gölgelere giriş yaptım patladı gitti demiş. Çok içten ve sevimli buldum.

Refhaim Serisi;
1) Gölgeler
2) Sis

3) Işıltı






2017/01/09

Sabah Yıldızı Kızıl İsyan 3 Kitap Yorumu


Sabah Yıldızı Kitap Yorumu ile ilgili görsel sonucu

Sabah Yıldızı - Pierce Brown
5/4,5
Her şey kaybedildiğinde onur ölümü emreder ama yaşayanlar için hâlâ umut var.
Altınlar tüm evrene hükmedebilsin diye zincire vurulmuş tüm renkler için.
Yalnız değilim. Kurban değilim.
Ben Azrail'im.
Acı çekmeyi bilirim.
Karanlığı bilirim.
Hikâye böyle bitmeyecek.

Darrow huzur içinde yaşayabilecekken düşmanları ona savaş getirmiştir. Altın yöneticiler karısını asmış, halkını köleleştirmiştir. Darrow ise karşı koymaya kararlıdır ve Altınların arasına sızmak için her şeyini riske atmıştır. Toplum'un en güçlü savaşçılarını yenip rütbesini yükseltmiştir. Ancak hiyerarşiyi içeriden çökertecek devrime adım adım yaklaşırken aniden sırtından vurulmuştur.

Tüm hayatının birikmiş öfkesine ihanetin acısı eklenmişken karanlığa kapılmamaya çalışan, bu süreçte Altın dostlarına sadakati ve özgürlük arzusu arasında hırpalanan Darrow, Güneş Sistemi'nin kaderi omuzlarındayken her zamankinden daha savunmasızdır. Onun gerçek kimliğini bilen eski müttefikleri, sadakatlerini koruyacak mıdır? Altınlara karşı ayaklanması başarıya ulaşabilecek midir? Darrow başlattığı iç savaşı mutlak zafere taşımaya çabalarken Altın tiranlara karşı direnen milyonlarca insanın hayatını değiştirecek seçimler yapacaktır.

"Mükemmel… Yıldızlararası iç savaşı çok tatmin edici bir sona ulaştırırken coşkulu nutukları, parçalanan ailelerin hikâyelerini ve çarpıcı çatışma sahnelerini okura ön sıradan izletiyor."   -Publishers Weekly-

"Yıldız Savaşları'nda Jedi'ın Dönüşü neyse, Kızıl İsyan üçlemesinde de Sabah Yıldızı o…"   -Tor.com-


Kitap için beklentim çok büyüktü. Ancak uzun süre geçince bu kadar orijinal isimleri olan bir hikaye bende çorba oldu. Kim kimdi ? Ne yapmıştı ? Orası da neresi diye diye bitirdim kitabı. Zaten kendisi benim uzayda geçen ilk serim olması dolayısı ile tamamı ile uzak olduğum bir dünyada olması cabası.. Önceki kitapları bilenlerin bileceği üzere pek yıldız savaşları görmemiştik ancak bu kitap tamamen yıldız savaşları üzerine kurgulanmış. Kötü olmuş diyemem ama yadırgama sebebimi açıklamak istedim.

Yine en sevdiğim karakter Sevro oldu. 'Korkunç Lanet' bir çocuktu, 'Korkunç Lanet Cehennem Çukuru' gibi bir adam olmuş. Ana hatları ile kurgunun gidişatına bayıldım. Özellikle de sonu muhteşemdi, öyle ki kitabı bir daha okumak istesem son 100 sayfa ile sınırlar ve büyük haz alırım. İhanetin ve sadakatin nereden geleceğinin belli olmadığı ilişkiler ağında her şeye rağmen sevginin kazanması umut verdi. 

Dünyayı ziyaret ettikleri bölümleri çok sevdim, keşke kutuplarla sınırlı kalmasıydı. Medeniyetin ve teknolojinin ilerlemesi ile tek saygı nesnesinin güç olması ve vahşileşen insanlığın geldiği noktalar çokta ütopik değildi. Sonunda isyanın uzun süreli olamayacağının anlaşılması ve karakterlerin huzuru arzulaması ise hiç beklemediğim ancak çok insani bulduğum ilavelerdi. 

Darrow'dan bazı bölümlerde nefret ettim, bazen kızdım, bazende takdir ettim. Olgunlaşması ve yaşadıklarından ders alması, karakterini geliştirmesi muazzamdı. En acı olanı da her savaşta fedakarlık yapılması ve kayıpları göze almak gerekliliğini anlatmasıydı. Her şeye rağmen dostlarına duydukları sevgiye bayıldım. Yazar çok net ifade etmiş.

morning star pierce brown ile ilgili görsel sonucu


Kızıl İsyan Serisi
1) Kızıl Yükseliş 
2) Altın Oğul
3) Şafak Yıldızı



2017/01/04

Yalnız Cadı Kitap Yorumum


yalnız cadı kitap yorumu ile ilgili görsel sonucu

Yalnız Cadı - Ruth Warburton
Puanım 5/4

Kalbin paramparça olduğunda nereye sığınırsın?

Anna için bu sorunun tek bir cevabı var. O da geçmişine gidip annesi, gerçek kimliği ve yeteneği hakkındaki bilinmeyenleri ortaya çıkarmak. Ancak yaşanmışlıkları kurcalamaya başladıkça annesinin, tahmin ettiğinden çok daha karanlık bir kaçış nedeni olduğunu görmeye başlıyor. 

Diğer taraftan cadı klanları hız kesmeyen bir savaşın içine Anna'yı da çekmek istiyorlar. Anna ise hayatının aşkı Seth tarafından terk edilmenin ve en yakın dostu Abe'in ona karşı hissettiği duyguların karmaşası içinde. Er ya da geç, dostları ile düşman cadı klanları arasında bir seçim yapmak zorunda kalacak. Ve tabii aşk ile büyü arasında da!

"Ruth Warburton, yine kaleminin gücünü konuşturmuş. Modern cadıların büyülü dünyasına kapılmamak imkânsız."
-Goodreads-

"Beklenmeyen, çarpıcı bir son! Ruth Warburton okurlarını son kitapta da mest ediyor."
-Amazon-

"Büyüyle bezenmiş bir romantizm, cesur kahramanlar, gizemli bir kasaba ve hayal gücünü zorlayan bir hikâye."
-The Bookseller-


Bu serinin en sevdiğim özelliği yazarın her kitapta kendini geliştirmesi.. İlk kitapta Anna sanki sıradan aşık bir kızdı da süs olsun diye cadı olmuş gibi bir hava vardı. Son kitapta ise cadıların ön planda olmasını çok sevdim. Hala tam olmamış diyebileceğim bir kaç nokta olsa da genel anlamda beğendim. 

Anna karakteri aslında genel anlamda kitap karakterleri ne hikmetse güçlerinin bir türlü farkında olamıyorlar. Gelmiş geçmiş en özel ve güçlü cadı olması beklenen kızın kurtulmak için sürekli diğer cadılara sığınması biraz can sıkmaya başladı. Neyse ki seri bitti de bu konuda daha fazla sinirlenemeyeceğim. 

Anna bu sefer annesinin peşinden Rusya'ya gidiyor ve kendi ile birlikte tüm takımını büyük bir tuzağa çekiyor. Bu arada kitabın adına bakarak hep Anna'nın yalnız kalmasını bekledim ama nafile.. Annesi ile ilgili daha fazla bilgi olabilirdi sonunda. Bu sefer ailelerinden uzakta macera yaşamaları, bol aksiyonu ve diğer kitaplara oranla fantastik unsuru daha bol bir kitap olduğu için sevdim. 

Kitabın en sevdiğim karakteri Abe oldu. Hırçın yapısıyla en dobra karakter diyebilirim. Yeni cadı Marcus ise nasıl bu kadar değişebildi anlamadım. Kesinlikle ters köşeydi. 

Sonunda ise benim hayalim her ne kadar farklı olsa da enteresan bir son olmuş.


Seri Sıralaması;
2) Aşık Cadı
3) Yalnız Cadı


2016/12/16

Sadakat - K.A.Tucker - Kitap Yorumum //Causal Enchantment Series #2


sadakat k.a tucker ile ilgili görsel sonucu

Sadakat - K.A.Tucker
Puanım 5/4

Sofie'nin kışlık sığınağında daha ne kadar kalacağı belli olmayan Evangeline kendi durumuyla barışmaya çalışıyordu: laneti hâlâ sürüyordu. Şimdi ise iki bin yaşındaki bir vampir peşine düşmüştü ve aşık olduğu çocuk onu öldürmeye çalışıyordu. Ayrıca herkesin ölüsünü dirisine tercih ettiği Max ve Forerolarla kilitli kalmıştı. İşler pek de iyiye gitmiyordu…

Bu esnada Manhattan'da işler daha da karışıktı; New York şehri vampir sığınağı duvarları dışında, gözcüler ve cadılar yavaş yavaş bir savaşa doğru sürüklenirken, Sofie kana susamış ve mahsur kalmış kırk kadar Ratheus vampirini sakinleştirmeye ve umutsuz haldeki Viggo'nun Evangeline'in arkadaşını öldürmesine engel olmaya çalışıyordu. Tüm bu karmaşa arasında Evangeline ve Caden için umut var mıydı? Sofie düşman güçleri kontrol altında tutabilecek miydi? Dünyanın kaderi önceden belirlenmiş miydi? 


Yazara ve seriye düşkünlüğümü bilmeyeniniz yoktur. Yine rahat okuduğum ve sevdiğim bir kitap oldu ancak fantastik öğeler arttıkça benim kurguya olan beğenim azalıyor sanırım. Tamam fantastik kitaplar için meydan geliş ama yapılamayan bir şeylerde olmalı bir yerde. Yoksa yaşamanın ne anlamı olur ki?

Bu kitapta Evie başlarda bayağı sıkıntılı bir karakter çizdi. Aslında sona kadar çizmiş olabilir. Yeni eklenen karakter Lilli'yi ben çok sevdim, devam kitaplarında daha çok rol oynayacağına inanıyorum. Yalnız devam kitaplarında son gelişmelerin ışığında Evie'nin kendine gelmesini umuyorum. Caden'i ilk kitapta çok sevmiştim ancak bu kitapta biraz sıradanlaştı. Dünyanın sonunu getirecek olan savaşı önlemek için uğraşıp duruyorlar ancak herşeyin pamuk ipliğine bağlı olduğu olaylar akışında bu hiç kolay değil.

Viggo'nun serin kanlı psikopatlığı başlarına daha büyük işler açamaz diyecekken son dakika golü attı. Eh tabii sonunda Veronique'in teşrif etmesi de olayların akışını etkileyecektir. 

Sofia'ya sevgim giderek artsa da kimseyi Nathan'ın önüne koyabileceğine inanmıyorum. Takdir perileri ile yaptığı pazarlıktan Nathan çıkmazsa ağır saçmalanmış diyeceğim. Neyse sırada ki kitapta görmeyi iple çekiyorum.









Ada Yanıyor Kitap Yorumum


ada yanıyor yorumu ile ilgili görsel sonucu
Ada Yanıyor  - Lynne Matson
Puanım 5/3

"Koşun, diye düşündü Ada. Ateşinizi yakın. Direnin! Ada, insanların yanışını izlemekten zevk duyacaktı. Yanmak en beter acıları getiriyordu. Ada hatırlayınca içi bir tuhaf oldu, ardından o hatırasındaki acıyla kükredi, nefretle köpürdü, gözünü kan bürüdü ve asla dinmeyecek bir intikam hırsıyla tutuştu. Ama bu gece başlangıç olacaktı."

"Gerilim dolu, güçlü bir çıkış romanı. Ada'nın sinematografik anlatımı ve tehlikelerle dolu doğası, Lost dizisi hayranlarına yepyeni bir bölüm gibi gelecek." 
-Publishers Weekly-

"Nil Adası'na geri dönmek için sabırsızlanan okurlar için sürükleyici, gerilim dolu bir hikâye." 
-Kirkus Review-

Kaybetmek seçenek değildi fakat kazanmak Skye'ın her şeyine mal olabilirdi... Skye'ın ve Rives'ın adayı yok etmek için göstermiş olduğu çabaya rağmen Nil Adası hâlâ varlığını sürdürüyordu. Ve Skye'ın peşini bırakmaya niyeti yok gibiydi. Gün geçtikçe kötüleşen, inkâr edemediği bir karanlıkla mücadele eden Skye giderek dağılmanın eşiğine doğru sürükleniyordu. Adanın gücü giderek artıyor ve Skye da karşı koymak için savaşıyordu. Kısa süre içinde Skye, Nil Adası'ndan gerçekten kurtulabilmek için adanın acımasız döngüsünü kırması gerektiğini keşfetti; ve bunu yalnız başına yapmazdı.

Ada tüm gücünü serbest bıraktığında Skye hayal bir edemeyeceği kadar acımasız, imkânsız bir seçim yapmak zorunda kalacaktı. Ada saati ilerledikçe sadece acı dolu tek bir gerçek ortaya çıkmıştı: Yalnızca bir taraf kazanabilirdi.

Kimler Nil Adası'na geri dönecek ve kimler hayatta kalmayı başaracaktı?


Serinin son kitabı ilk iki kitabın verdiği tadı ne yazık ki vermedi. Zora ki uzatılmış ta finalinde tüm karanlığı göstermek zorundaymış gibi hissettim. Serinin diğer kitaplarında mevcut olan enerji bunda yoktu. Skye'ın boğuştuğu karanlık ve bezginlik ise okurken resmen beni tüketti.

Son kitapta Skye, adadan kurtulmasına rağmen onu kafasından atamıyor. Uykularında sürekli karanlıkla boğuşuyor. Uykusuzluğun verdiği yılgınlıkla çok zeki bir şekilde ölüm ikizlerine gitmeye karar veriyorlar. Orada ise tek Ada'nın çağrısını tek duyanın onlar olmadığı ortaya çıkıyor ve bir şekilde kendilerini Ada'da buluyorlar. Ada'yı üçüncü ziyaretlerinde Ada'nın tüm gücünü, yorgunluğunu ve güçsüzlüğü fark ediyorlar.

Artık bu savaş son bulmak zorunda! Dünyanın geleceği için Ada'nın kazanmasına izin veremezler.. Evet bu düşünceler arasında, umutsuz görünen ve kırılan karakterleri okumak çok hoşuma gitmedi. Durup durup aynı Adaya dönmeleri ise üçüncüye baydı. Her gelen çaylakla Ada kurallarını hatırlamak vs gereksiz olmuş. Final sahnesini ise çok sevdim. Artık sonunda bitiyor Yuppi'den mi yoksa gerçekten sağlam olduğundan mı bilemem. Okuyunca kendiniz karar verirsiniz.

Ancak söylemeden edemeyeceğim ki Ada'nın su kısmında açılan kapılarda olmalı tezi bu sefer kanıtlandı. Keşke finali ona bağlasaymış yazar böylece aynı kuralları okumamış olurduk. 










2016/10/10

Tüm Sırların Sahibi Kız Kitap Yorumum


tüm sırların sahibi kız kitap d&r ile ilgili görsel sonucu


Tüm Sırların Sahibi Kız / M.R. Carey
Puanım 5/4
"Elimde Dünyanın Bütün Kötülüklerini Barındıran Bir Kutu Olsaydı Kapağını Azıcık Aralar Ve Seni İçine Sokardım. Sonsuza Dek De Açmazdım."

Her sabah Melanie'nin hücresine askerler giriyor. Biri üzerine silah doğrulturken, diğeri kızı tekerlekli sandalyesine bağlıyor; boyun, kol ve bacak kayışlarını sıkıyor… Ardından diğer çocuklara katılması için Melanie'yi sınıfa götürüyorlar. Ve bu her sabah böyle devam ediyor.

Ta ki bir numaralı denek, Doktor Caldwell'in laboratuvarına çağrılana dek…

Ve işte o gün, Pandora'nın ölü çocuklarının yeniden doğduğu gün olacak.

"Distopyaya deha dolu ve yaratıcı bir nefes daha katıldı." 
-Kirkus-

"Orijinal, gerilim dolu ve çok güçlü bir roman." 
-The Guardian-

"Ürkütücü, hızlı tempolu bir roman ama insanın kalbini ısıtan bir yanı da var." 
-Marie Claire-

"İnsanı şaşkınlığa uğratıyor. Son sayfasına kadar ne olacağını merak etmekten kendimi alamadım. İnsan olmanın ne demek olduğunu sorguladım. Mükemmel." 
-Naomi Alderman-

"Mükemmel bir sonla taçlandırılmış, sürükleyici bir roman." 
-Samantha Shannon- 

"Şoke edici sonuyla tam bir şaheser." 
-Fabulous Sun Magazine-

"Hem duygu hem de gerilim dolu harika bir roman." 
-Mindfood-

"Bu yıl yalnızca bir kitap okuyacaksanız bunu okuyun." 
-Martina Cole-

'The girl with all gifts' filminin vizyona girmesi ile ilgimi çeken bu kitabı oldukça beğendim. Distopyalara ayrı bir tutkum olduğu malumunuz, bu kitapta umarım seri olmaması ile bu alanda yazılmış gayet başarılı bir kurgu. Hikaye akıcı olmasına rağmen özellikle Dr. Caldwell'in anlattığı kısımları okurken sıkıldım. Fazla teknik detaya girmiş bana göre.. Onun dışında beş farklı anlatıcı olmasına rağmen ana karakter Melanie!

Melanie karakterini çok sevdim. İnsanlığın neredeyse sonunu getiren bir virüs ile tüm insanlar acıkmışa dönüşüyor. Bir çeşit zombie oluyorlar. Düşünemeyeni konuşamayan sadece beslenen bu yaratıkları avlarken bir gün bazı çocukların farklı davrandığını fark ediyorlar. Virüsün tedavisini ya da aşısını arayan bilim kadını Caldwell kurduğu üste bu çocukları incelemeye başlıyor. 

Kendisinin bir acıkmış olduğunun farkında olmayan Melanie ise okul sonrası büyük şehire taşınmayı hayal eden bir kız. Denek olarak beyninin incelenmesi yapılacakken üssün uğradığı saldırı ile değişen şartlar ve rollerle hayatta kalma öykülerine bayıldım. İnsanlığın bitişi, şehirlerin boşalması ve medeni insanlar ile vahşi insanlar arasında ki savaşlar enteresan düşünülmüş. 

Sevemediğim karakter Dr. Caldwell'i aslında hikayenin sonlarında anlamaya başladım ancak bu yinede ona sempati beslememi sağlamadı. Kimbilir belki de herkesin bilime kendini adayamama nedeni vardır. Sonuçta tüm insanlık için fedakarlıklar yapılabilir ancak fedakarlığı yapan sen değilken bunun etikliğinin ya da uygunluğunun kararını kim verebilir ki? 

Ben kitabı okumadan önce filmi ya da fragmanını izlemedim ve hiç bir beklentim yoktu. Sanırım bu yüzden de beğendim. 




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;