Kitap Tavsiyem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Tavsiyem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2016/07/08

Senden Sonra Ben Kitap Yorumu


Senden Sonra Ben - Jojo Moyes
Puanım 5/4

Beni o kadar da sık düşünme.
Sadece iyi yaşa. Sadece yaşa... Sevgiyle, Will.

Louisa Clark ve Will Traynor birlikte altı ay geçirmiştir. Koca bir yılın yarısı... Ve bu altı ay çok şeyi değiştirmiştir. Lou artık kendi hayallerinden korkan o kasabalı kız değildir fakat hayatı Will'in istediği gibi cesurca yaşamayı da başaramıyordur.


Sevdiklerini kaybeden insanların yollarına nasıl devam ettiklerini bilmiyordur çünkü Will'in olmadığı bir dünya onun için hâlâ katlanılması zor bir yerdir. Boş bir apartman dairesinde yaşıyor, havaalanında korkunç bir işte çalışıyordur. Yaşasa da onun için hayat diye bir şey yoktur, ta ki karşısına onu Will'e götüren, kimsenin haberinin olmadığı bir bağlantı çıkana dek...

Kederden arınma yolculuğu hiçbir zaman dolambaçsız değildir ama hayat bazen o incecik çizgide yürürken sunar mucizelerini... Lou sonunda umudu tekrar bulup yeni bir hayat için hayaller kurmaya başlayabilecek midir?

Hikâyelerin mutlu sonla bitmesi için yola devam etmek gerekir...

"Aşka, kedere ve hayata sıcacık, komik ve umut dolu bir bakış... Yanınıza koca bir kutu mendil alın." 
-Stylist-

"Şaşırtıcı kurgusu, insanı kendilerine âşık eden karakterleri ve kâh ağlatıp kâh güldürmesiyle bu kitap resmen kusursuz." 
-Glamour- 

"Gündelik hayatı esprili ve sıcacık bir dille kaleme alma yeteneğine sahip olan Moyes, aşka inanmanızı sağlamadan önce yüreğinizi sızlatmayı başarıyor. Bu kitabı elinizden bırakamayacaksınız." 
-Sunday Express, S- 

"Tıpkı Senden Önce Ben gibi bu kitap da yas ve yola devam etmek gibi zor konulara rağmen komik ve eğlenceli. Vakti geldiğinde hepimiz sevdiğimiz şeyleri yitiririz ama Moyes her zaman mutlu son yaşanmasa da yola devam edildiğini bize hem dokunaklı hem de esprili bir dille hatırlatıyor." 
-Miami Herald-

"Kalbi kırık bir kadının zor hayatına dair sıcacık, hüzünlü ama bir o kadar da komik bir hikâye." 
-Abendzeitung München-


Müthiş bir yükseklikten düştüğünde ne olacağını asla bilemezsin!

Kederin kendine özgü bir kokusu vardı. Rutubet, doğru düzgün havalandırılmayan kilise salonları ve kalitesiz poşet çay kokuyordu.

Senden Sonra Ben, çok büyük bir merakla beklediğim ve çıkar çıkmaz almış olmama rağmen araya giren bayram vs. gibi günler yüzünden yorumunu anca yazmaya fırsat bulduğum çok güzel bir kitap. Öncelikle beklediğime değen bir kitap ama beğenmediğim yönleri de oldu.

Hikayenin başında Lou, o kadar kendi karakteri dışında, o kadar vazgeçmiş ve sadece nefes almaya odaklanmış bir kadın haline gelmiş ki yadırgadım. Zaten başları yavaş geçiyor. Lou, kederine yoğunlaşmış olsa bu kadar garipsemezdim. Sadece nefes almaya odaklanmış ve kesinlikle hissetmeden, boş yaşıyor. O kadar ki sizde hissetmiyorsunuz. Tabii ki anca Lou'nun başına gelebilecek garip olaylar denklemi oluşana kadar. Keder insanı bu hale mi getirir bilmediğim için yorum yapamayacağım.

Lou'nun ailesi yine komedinin baş rolünü kapmış. İnanılmaz keyif aldım ve bolca ailesi ile vakit geçirdi. Toparlanma ve kederden arınma sürecini, Will'in son sürprizini, Will'in ailesini ve yeni eklenen karakterlerin hepsini sevdim. Hatta bana göre asıl şimdi hikaye yarım kaldı. Ancak yazarın sonrasını devam edeceğini sanmıyorum. İlki gibi dorukta bir romantizm yok ancak bu başka bir hikaye ve hayatın farklı bir kesimini, farklı duyguları işlediği için olmaması normaldi.

Sonuçta hikayeyi sevdim. Zorlama yazılmış gibi demiş bazı okuyanlar.. Bende o hissi uyandırmadı. Lou tamamen farklı bir kişilikteydi ancak Lou artık Will'i kaybetmişti. Hemde çok zor bir yoldan.. Hem aşkı hemde kaybı biliyordu. Ayrıca Sam olayı da bence cuk oturdu ;)

Bir diğer düşünceme de parantez açmadan edemeyeceğim. Bu yurt dışında aynı acıları yaşayan insanların kurduğu gruplardan bizim ülkemizde neden yok. Adsız alkolikler, yakınını kaybedenler.. Haftada bir buluşup acılarını birlikte sindirmeye çalışanlar.. 

1. Kitap Senden Önce Ben Yorumum için tıktık!










2016/03/22

Ardında Bıraktığın Kadın Kitap Yorumum


Ardında Bıraktığın Kadın - Jojo Moyes
Puanım 5/5
Ardında bıraktığın kadını hatırlıyor musun? Paris'te Balayı devam ediyor…

Genç ve güzel Sophie, savaşa giden ressam kocası Édouard'ın yokluğunda ailesini ne pahasına olursa olsun korumaya kararlıdır. Ancak işlettikleri otel bir Alman komutan ile askerlerine hizmet vermek zorunda bırakıldığında huzurlu evleri, korku ve gerilimin yuvası haline gelir. Ve tehlikeli Alman komutan, Sophie'nin büyüleyici tablosuna tutkuyla bakmaya başladığında artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşılır…

Neredeyse bir yüz yıl sonra Sophie'nin göz alıcı tablosu Liv Halston'ın evinde asılı durmaktadır. Ölen kocasının hediyesi olan bu tablo, Liv için tüm anılarını gömdüğü bir hazine gibidir. Ancak şans eseri tablonun karanlık geçmişi gün yüzüne çıktığında Liv'in hayatı bir kez daha alt üst olmanın eşiğine gelir…

Ardında Bıraktığın Kadın… Ne pahasına olursa olsun sevdikleri için mücadele etmekten asla vazgeçmeyenlerin öyküsü…

"Tatlı acı romanların ustası Jojo Moyes büyük aşk hikâyelerini en karanlık noktalarıyla ele alırken okuyucusuna alışılmış mutlu sonlardan çok daha fazlasını sunuyor."     -
Entertainment Weekly-

"Lezzetli bir olay örgüsü, capcanlı bir hayal gücüyle yaratılan karakterler ve karşı konulmaz aşklar…"      
-USA Today-

"Ardında Bıraktığın Kadın yüreğinize büyük bir darbe gibi inecek, baştan çıkarıcı bir roman."     
-The Washington Post-

"Kararlı ve yürekli âşıkların romanı… Son sayfayı çevirine kadar dünyadan koptuğunuzu fark etmeyeceksiniz." Los Angeles Times


"Hataları, cesaretleri ve tutkularıyla Moyes'in karakterleri sizi bambaşka bir dünyaya davet ediyor."     
-Library Journal-

"Yüz yıllık bir tablonun etrafında canlanan iki ölümsüz aşk hikâyesi… Bu romanı okumak sıradışı bir deneyim olacak."       
-Booklist-


Jojo Moyes bu romanında geçmiş ile günümüzün birleştiği, iki farklı zaman ve iki farklı aşkı harmanlıyor. Ne yazarsa yazsın, mutlaka duyguları en ince detayına kadar geçirmeyi başarıyor. Bunu öyle ustalıkla yapıyor ki kitabı bir an bile elinizden bırakmak istemiyorsunuz.

Ardında Bıraktığın Kadın, ikinci dünya savaşı döneminde ve günümüzde balayılarını Paris'te geçiren iki kadının aşkını bir tablo üzerinden birbirine bağlıyor. Olivia, çok sevdiği eşi ile balayını Paris'te geçirmiş ve eşinin o dönem ona hediye ettiği tablo, eşinin kaybından sonra tek dayanağı olmuş. Ekonomik nedenler dolayısı ile tabloyu kaybetmenin eşiğine geliyor ve bu mücadele sırasında tablonun geçmişinde ki sırları gün ışığına çıkarıyor.

Tabloda ki kadın Sophie ise, birinci dünya savaşı Alman işgali sırasında eşinin savaşa gitmesi üzerine, ailesini hayatta tutma mücadelesine girişiyor. Almanlara yemek vermek zorunda bırakıldığında, Alman komutanın tabloyu ve dolayısı ile onu çok beğenmesi üzerine, yaşadığı gerilim artıyor. 

Savaş, işgal ve aşk üçgeninin yaşandığı ilk hikaye ile, kayıp, mücadele ve yeniden aşkı bulma üçgeninin yaşandığı ikinci hikayenin harmanlanmasına bayıldım. Kesinlikle henüz okumadıysanız tavsiyemdir.

Dipnot** Bu kitap, bir novella olan Paris'te Balayı kitabı ile birlikte çıkmıştı. Ben önce Novellasını okudum ki bu da hikayeye giriş açısından çok faydalı oldu. 144 sayfa olan bu Novella'da her iki kadının balayı dönemi anlatılıyor.


Paris'te Balayı
Jojo Moyes'in merakla beklenen kitabı Ardında Bıraktığın Kadın'la tanışmak için küçük bir başlangıç. 

Âşıklar şehri Paris'te yeni evli iki çift… 

Genç ve güzel Liv, 2002 yılında zengin ve çekici bir mimar olan David'le evlenir. Rüya gibi bir balayı geçirme hayaliyle Paris'e gelseler de beklenmedik bir sorun evliliklerini daha ilk günden sorgulamalarına yol açar. Acaba aralarındaki büyük aşk onları bir arada tutmaya yetecek midir?

1900'lerin başında ünlenen ressam Édouard Lefèvre, tabloları için kendisine modellik yapan Sophie'ye âşık olur. Bir kadına bağlanmayı daha önce asla aklından geçirmemiş olsa da Sophie'nin, hayatının kadını olduğuna inanıp ona evlenme teklif eder. Ancak genç Sophie kısa bir süre sonra evlilik hayatının beklediğinden çok daha farklı olduğunu, aşkı için büyük fedakârlıklarda bulunması gerektiğini anlar…

Farklı yüzyıllarda yaşanan kadın erkek ilişkilerini, sevgiyi ve evliliği anlatan Paris'te Balayı, büyük aşkların ölümsüz olduğunu kanıtlıyor.

"Mutlaka etrafınızdaki insanlara da okutmak isteyeceğiniz sımsıcak bir kısa roman. Moyes karizmatik, inatçı ve hayattan ne beklediğini bilen karakterler yaratıyor."      
-Independent on Sunday-

"Paris'te Balayı kahkahalar attırıyor, yoğun hislerle gülümsetiyor ve bir bebek gibi ağlatıyor."     
- Closer-


2016/02/07

Bir Artı Bir Kitap Yorumum


Bir Artı Bir - Jojo Moyes
Puanım 5/4
Sen ve beni toplasak sonuç ne olur?

Tatlı bela bir kadın…
İki çocuğuna bakmak için deliler gibi çalışan ve baharın gelmesini dört gözle bekleyen Jess Thomas bugüne kadar hayatındaki tüm zorlukların üstesinden tek başına gelmiş. Ama artık birinin ona yardım istemenin kötü bir şey olmadığını anlatması gerekiyor…

Ve hayatı alt üst olmuş bir yabancı…
Yıllar boyunca çalışıp kazandığı her şeyi kaybetmesine neden olabilecek inanılmaz bir hata yapan Ed Nicholls bir uçurumun eşiğinde. Hatasını telafi edebilmesi için tek bir kurtuluş yolu var ve o yol da büyük bir maceranın içinden geçiyor…

Sonuç…
Jess birine borçlu kalmak istemeyecek kadar gururlu, Ed ise kendi sorunlarından başka hiçbir şeyi görmüyor… Peki, apayrı dünyalara ait bir kadın ve bir adam yan yana geldiğinde beklenmedik bir sürpriz gerçekleşebilir mi?

"Bir su damlası kadar saf ve yeni yeni konuşmaya başlayan bir bebek kadar komik… İşte Jojo Moyes'in başyapıtı!"    -Marie Claire-

"Jojo Moyes aşk, romantizm ve komediyi coşkuyla yan yana getiren bir kraliçe gibi… Senden Önce Ben'e doyamayan herkes bu sevimli romana bayılacak!"
-New York Times-

"Rengârenk bir lunaparka girip duygudan duyguya koşmaya hazırlanın!" 
-Sunday Express-

"Kitabın son sayfasını çevirdiğimde içimden bir parça koptuğunu sandım. Bu kitap ve karakterler içinize işleyecek."  -Random Things Through My Letterbox-


Yine okumamın üzerinden bir süre geçmiş olan ancak hala hikayesinin sıcaklığını hatırladığım bir başka Jojo Moyes romanı..

Ed ve Jess birbirbirinden çok ayrı dünyalarda yaşayan iki insan.. Jess eşinden ayrılmış kendi temizlik işini kurmuş (sadece o ve arkadaşı), kızı ve eşinin oğluna bakmak için ayrıca akşamları da bir barda barmaidlik yapan genç bir kadındır. 

Hayatının yoğunluğu resmen başımı döndürdü. Sürekli kuruşu kuruşuna hesap yapması, her ödeme için ödenek bulmaya çalışması, çocukları için kendini paralaması direk gerçek hayatın içinden olan bir karakter.. 

Ed ise kendi yazılım işi ulan ve ultra lüks bir hayat yaşayan o da günümüzde ki insanların içinden çok tanınan bir karakter.. Son kız arkadaşı için yaptığı bir hata yüzünden dünyası tepe taklak üzere olmak üzereyken neredeyse varlığını unuttuğu kasabada ki evine bir süre uzaklaşmak için gidiyor ve hem evde hemde akşam barda karşı karşıya geldiği Jess'e sinir oluyor.

Bir gün kızının matematik öğretmeni Jess'e onun çok zeki olduğunu ve çok özel, prestijli bir okuldan burs alabileceğini ancak o hafta sonu kızının sınava girmesi gerektiğini söylüyor. Bunu ne kadar istese de gerek iş yoğunluğu gerekse maddi imkansızlıktan ne yapacağını şaşıran Jess (ki burda çok üzüldüm) ne olursa olsun onu götürmeye karar veriyor ancak yola çıktığı külüstürle ancak kasaba kavşağına ulaşıyor ve burada yine yolu Ed ile kesiyor. 

Sonrası çocukların diyalogları, birbirlerine katlanmaya çalışan yetişkinler ve uzun yolculukta birbirlerini tanıdıkça ön yargılarından kurtulan yetişkinlerin ilişkisi çok zevkli, komik, duygusal ve hayatın içinden olmuş. Yazarın Senden Önce Ben'den sonra en beğendiğim ikinci kitabı oldu. 

Hikaye bazılarımıza normal ihtiyaç yada önemsiz harcama gibi görünen ufak miktarların diğer insanların hayatını nasıl değiştirebileceğini sorgularken, aşkın her yaş ve insan için hala var olduğuna inanmanızı sağlıyor.

Senden Önce Ben yorumu için tıklayın.. 

2016/02/05

Senden Önce Ben - Kitap Yorumum

Senden Önce Ben - Jojo Moyes
Puanım 5/5
Birbirlerine aşktan başka verecek hiçbir şeyleri yoktu...

Yaşamın ince detayları Lou'dan sorulur. Otobüs durağıyla ev arasında kaç adım var? Çalıştığı kafeye gelip gidenler nasıl bir hayat yaşıyor? Parlak yeşil elbisenin altına ne renk külotlu çorap giyilir? Onda bu soruların hepsinin cevabı var. Kolayca mutlu olabildiği küçücük dünyasında bilmediği tek şey hayatın çok daha karmaşık soru ve cevaplarla dolu olduğu...

Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı altüst olan Will uzun süredir karmaşık sorularla meşgul. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden küçük şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir umutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünüyor.

Peki, asık suratlı, aksi ve geçimsiz Will, Lou'nun rengârenk yaşamıyla karşılaşırsa neler olur? 

Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün...

"Sakın Son Bölümleri Otobüste Giderken Okumayın. Ağlamamak için kendinizi tutmaya çalışırken bir enkaza dönüşebilirsiniz."   - Tracy Williams

"Bu kitabı okuyunca duygudan duyguya koşacağınız bir lunaparka girmiş gibi oluyorsunuz. Okurken dünyayı ve zamanı durdurmak isteyeceksiniz." 
Dooster

"Arkadaşların elden ele dolaştıracağı bir roman olacak. Moyes karizmatik, gerçekçi ve çarpıcı karakterler yaratmayı çok iyi biliyor."  - The Independent

"Sizi bu kadar içine çekecek başka bir kitap bulmanız çok zor. Yıllardır okuduğum en güzel kitap."   - Gill B. 

"Bu hikâyeyi kitap bittikten çok uzun bir süre sonra bile hatırlayacak, her daim yanınızda taşımak isteyeceksiniz."  - Romantic Book Lover


''Muhteşem bir mizah anlayışı olan büyük bir hüzün''

Yazara ait okuduğum ilk kitaptı ve yazarla tanışmak için mükemmel bir giriş kitabı oldu. Sonrasında tüm kitaplarını gözüm kapalı aldım ve takip ettiğim yazarların arasına ekledim. 
Uzun süre etkisinden kurtulamayacağınız, sizi bazen kızdıracak, bazen empati yapmak zorunda bırakacak, bazen güldürecek ama sonuna doğru kesinlikle ağlatıp yüreğinizi burkacak bir hikaye kurgulamış yazar.
Lou ve Will'in çılgın hikayesi kısaca şöyle ki.. Tanıtımında da belirttiği gibi Lou çok renkli bir karaktere sahip, gelir düzeyi düşük olan bir ailenin kızı. Aslında 6 yıldır bir cafe de çalışıyordu ama orada ki işini kaybedince acil iş bulması gerekiyor ve iş bulma kurumu tarafından Will'in ailesine yönlendiriliyor. Başka çaresi olmadığından bakıcılığı kabul ediyor. Ancak Will'in zaten profesyonel bir bakıcısı var.
Geçirdiği motor kazasında omur iliği zedelenen başarılı iş adamı Will, ekstrem sporlara meraklı hayatı tam anlamıyla dolu dolu yaşarken, felç kalıp başkalarına muhtaç olunca, hem kariyerini hem sevgilisini hem de arkadaşlarını kaybediyor. Derin bir depresyona giriyor ve tek istediği bu berbat hayatını sonlandırmak. Ancak kollarını bile hareket ettiremiyor. Gittikçe içine kapanmış olan Will ve tamamen dışa dönük Lou arasında ki ilişki beni büyüledi. Sık sık empati yaptım. Sonlarında artık kendimi tutamadım zaten.
Şimdi derseniz ki okuyalı bu kadar zaman olmuş neden şimdi bu kitabı ballandıra ballandıra anlatıyorsun. Çünkü haziranda filmi geliyormuş. Muhteşem bir aşk filmi olmasını bekliyorum. Oyunculara bayıldım. Ee filmden önce kitabı bir daha okumaya karar verdim. Sizlerde okumadıysanız okuyabilirsiniz diye düşündüm..
''Sadece bir hayatın var. Aslında senin görevin onu mümkün olduğunca dolu dolu yaşamak.''
''Tanrım! İnanabiliyor musun? Sanki tekerlekli sandalyeye muhtaç olmak yeterli bir ceza değilmiş gibi bir de bizim Lou ona bakıcılık edecek.''






Leyla - Kitap Yorumu


Leyla - Alexandra Cavellus
Puanım 5/5

BOSNALI BİR KIZIN YÜREĞİNİZİ BURKACAK VE TÜYLERİNİZİ ÜRPERTECEK GERÇEK HAYAT ÖYKÜSÜ

Bosnalı Leyla büyük bir kâbusu atlatmıştı: Bosna'daki toplama kampında geçirdiği iki yılı. Binlerce kadının travma geçirmesine neden olan savaşın karanlık ve baskıcı yüzünü anlatan bir kadın... Onun isyankâr öyküsü ve acıyla dolu dokunaklı kaderi... 

"Bu kitabın kapağını açmadan önce, cehenneme açılan bir kapının eşiğinde olduğunuzu bilmelisiniz. İnsan denilen yaratığın bütün kötülüklerini sergiye çıkarttığı bir coğrafyaya, Balkanlara adım atacaksınız… 

Kadınların beden ve ruhlarının nasıl lime lime edildiğini okurken "insan uygarlığı" denilen barbarlıktan kaçıp, en vahşi hayvanların şefkatli uygarlığına sığınmak isteyeceksiniz."
-Sydsvenska Dagbladet.

Bu kadar acı ve yürek burkucu bir kitap okumadım. Ağlayarak elimden bıraktığım kitaba her seferinde geri döndüm. Korkunç bir öyküydü. Bir zamanlar basın organlarında Yugoslavya'nın adıyla birlikte duyduğum 'etnik temizlik', 'toplama kampı', 'toplu tecavüz' gibi sözcüklerin ne anlattığını bu kitapla anladım.       -Allt om Böcker

Balkanlarda neler olup bittiğini anlatan sarsıcı bir kitap. Leyla kendisinin ve başka kadınların yaşadıkları cehennemi haykırıyor... Bu kitabı sonuna kadar okuyup bitirmeden duramıyorsunuz.
-Svenska Dagbladet

Eğer yetkim olsa her okula insanlık dersi diye bir ders koyar ve bu kitabı herkesin okumasını zorunlu kılardım.         -Dagens Nyheter

Bosnalı Leyla'nın gerçek hayat hikayesinin anlatıldığı bu kitabı okurken çok ağladım. Ağladıkça daha da çok okudum. Tam artık yeter daha fazlası olamaz derken, Leyla'nın başına öyle şeyler geldi ki.. 

Evet bu bir kızın gerçek öyküsü.. Öyle ki okurken kendinizi tutamıyorsunuz. Kitabı okurken çok utandım. Bunların yaşandığını nasıl olu rda bilmem ve hiç araştırmadım diye .. 

Leyla o kadar cesur bir kız ki toplama kamplarından sonra bile sevgiye, insanlara, hayata olan güvenini yitirmemiş. O kadar cesur ki az sayıda hayatta kalandan biri olmasına rağmen savaştan sonra, aldığı tüm tehditlere rağmen hikayesini paylaşıp duyurmak istemiş. Öyle bir hikaye ki üzerine söylenebilecek tek kelime bile yok aslında.. 

Size hissettirdiklerini asla unutamayacaksınız.



Kurt Seyt & Şura Kitap Yorumum

Kurt Seyt & Şura Serisi - Nermin Bezmen
Puanım 5/5
Dizisini izleyipte kitabını okumamış ya da vazgeçmiş olanlar için söylüyorum, çok şey kaçırıyorsunuz. Dizisinin ilk çekileceği zaman çok heyecanlanmış ancak bir yandan da korkmuştum acaba hikayenin hakkını verecek mi diye. 

Eh reytingler düşüktü ama ilk bölümlerini çok beğendim ve Kıvanç Tatlıtuğ'da Kurt Seyt için mükemmel seçimdi. Ancak sonrasında düşük reytinglerden dolayı sanırım ya da senaryo gereği her neyse beklenen randıman alınamadı bende izlemedim.

Gelelim kitaplarımıza, Nermin Bezmen'in anlatımı ile her üç kitaba da bayıldım. Okuyalı uzun zaman olmasına rağmen hala bende uyandırdığı duygular aklımda.. Sovyetler Rusyası, Stalin döneminde ki tarihi dokunun harmanlanması ve bir aşk ekseninde anlatılması müthiş olmuş.

Şura ile ayrılmalarını istememiştim ama Murka'yı da çok sevdim ben. Kurt Seyt onuda seviyor bir şekilde aralarında aynı tutku olmasa da.. Ancak o kocasına kesinlikle aşık bir kadın.. Bu kitaplar yazarın kendi dedesinin hikayesi zaten. Karakterleri de gerçek. O yüzden de okurken daha da duygulandım. Okumadıysanız, tavsiye ederim. Okuduysanız ne demek istediğimi biliyorsunuzdur zaten.. 

Kurt Seyt & Şura
Edebiyat dünyasına 'Uyandıran Aşk' isimli şiir kitabı ile adım atmış olan Nermin Bezmen, bu kez Çarlık Rusyasının debdebeli yaşantısından Bolşevik ihtilali ile İstanbul'a sürüklenen hayatları anlatıyor. 1892'nin Yalta'sından St. Petersburg'un saltanat günlerine Karpatlar cephesinden ihtilalin cehennemine ve nihayet işgal altındaki İstanbul'a, 1920'lerin Pera'sına, macera dolu bir yolculuk yapacaksınız. Onlarla beraber politikaların, troykaların sihirli alemini, ihtilalin acımasızlığını, parçalanmış Osmanlı İmparatorluğunun son günlerini yaşayacaksınız. Kurt Seyt: Mirza Eminof'un oğlu olarak servet ve ünvanla doğmuştu. Yakışıklıydı, hırslıydı, cesurdu. Çar Nikola'nın Muhafız Alayında genç bir Üsteğmen oluşu onu bolşeviklerin ölüm listesine dahil etmişti. Kaçarken getirdiği bir taka dolusu silahı Mustafa Kemal'in Kuva-yi Milliyesine teslim ettiğinde, karşılık istemeyecek kadar gururluydu. Hayatına sıfırdan başlarken elinde kalan serveti sadece gururu ve aşkıydı. 

Shura: Tchaikovsky nağmelerinin romantizmi ile sarılmış karlı bir Moskova gecesinde, henüz onaltısındayken saf güzelliği, beklentisiz aşkı ile Seyit'in dünyasına girdi. Ailesinin ünvanı, serveti onun da ülkesinde kalmasına yardımcı olamadı. Sevdiği erkekle atıldığı bu macerada bir daha hiç göremeyecekleri vatanlarının, ailelerinin, artık yaşamayacakları geçmişlerinin hasretlerini birbirlerinin aşklarında dindirmeye çalıştılar. Büyük bir aşkın, harbin, ihtilalin, hasret ve hüzünlerin hikayesi ile okuyucuyu baştan sona kendine has bir tat, merak ve heyecanla sürükleyen, uzun süren araştırmaların gerçekçilikte aktarıldığı bir roman, 'Kurt Seyt ve Shura.'

Kurt Seyt & Murka
Kurt Seyt ve ailesi Eminof'larla beraber 1877'den itibaren Çarlık Rusyası'nda başlayan yolculukta, gerçek kahramanların, gerçek öykülerini onlarla beraber soluyarak yaşamıştınız. 1924'ün İstanbul'unda biten bu serüveni takiben, sizleri aynı yerden alıp 1945'lere taşıyarak bir başka zaman yolculuğu bekliyor 'Kurt Seyt & Murka'nın satırlarında. Seyit'in dinmeyen özlemle soluyuşunu Pera'nın o masal günlerinden esintilerle okuyacaksınız. İnişli çıkışlı hayatını, kaderi ve kendisiyle olan kavgalarını, hayata küsüşünü izlerken Kurt Seyt'i daha iyi anlayacak, onu daha çok seveceksiniz.Kurt Seyt'in çocuk yaştaki eşi Murka'nın, hem kocasını anlamak hem hayatı göğüslemekteki mücadelesini okurken, romanın kahramanlarına kah kızacak kah acıyacaksınız... Ve onlarla gülüp, onlarla ağlayacaksınız. Kapanan sınırların birleştirdiği iki insanın, aşklarına rağmen aşamadıkları yalnızlığı ve anlaşılmazlığı, gururun sevgiyi yoran inadını ve kaderin ne kadar acımasız olabildiğini anlatmaya devam ediyor 'Kurt Seyt & Murka'. Seneler süren araştırmaların ışığında, nakış gibi işlenen detaylar, tarihin sessiz kalmış gerçekleri, titizlikle aktarılan karakter tahlilleri ve gerçekçiliğin vuruculuğu ile Kurt Seyt & Murka, yine düşlerinizde canlandıracağınız, yine satırlarında kendinizi bulacağınız bir yaşam ve ölüm hikayesi. Elinizden bırakmak istemeyeceksiniz.

Mengene Göçmenleri
Mahmutpaşa'nın, Çiftesaraylar Caddesi'nde bir göçmen mahallesi. Bizanslılar'dan kalma surların çevirdiği altmı hanelik küçük bir dünya. Kafkas, Kırım göçmenlerinin dünyası. Mahmutpaşa'nın ortasında bir küçük Kafkasya, bir küçük Kırım. Adı: Mengene Bölgesi. Ve 1892'nin Silistre'sinde parçalanan bir ailenin bu küçük dünyaya sığınan bireyleri. Gönülsüz göçlerin cefakarlık, fedakarlık ve ardı kesilmeyen savaşlarla yoğrulan dramında doğan, büyüyen çocuklar. Çocukluklarını bilemeden gençliğe, gençliklerini tadamadan ihtiyarların yorgunluğuna erişen nesiller. Yasak, ayıp ve günah kavramlarının gölgesinde yaşanan masum aşklar, kalp kırıklıkları, zamanın kıskançlığında kurulan hayaller ve ilişkiler. 
Bugün yerinde yeller esen Mengene'den geriye fazla bir şeyler kalmadı gibi. Ama anılar hep taze. Aynen, Mengene içinde doğan Mürvet'in anıları gibi. Kurt Seyit'in Murka'sı olduğu günlerinin anıları kadar taze...

Mengene Göçmenleri Murka'nın anne ve babasının yani çocukluğunun hikayesi, İstanbul'un ingiliz işgalinde olduğu dönemi okurken gözlerim doldu. 


Aurora'nın İncileri - Nermin Bezmen - Kitap Yorumum


Aurora'nın İncileri - Nermin Bezmen
Puanım 5/5
Kocamın sevgilisine çıplak bedenimle sarılıp yattığımdan dolayı hiçbir zaman pişmanlık ve utanç duymadım. Tam aksine, bu duyguların bazen lüks olabildiğini anladım. Ertesi gün, Nigel'ın son nefesi, o uzun uyku tünellerinden birinde takılıp kaldı. Bir meteor gibi girdiği hayatımı, aynı süratle terk etmişti. Ama yumuşak, alıngan teninin izi bende kalmıştı. Bedeni güverteden okyanusun derin sularına bırakılırken sağ göğüs başımın sızladığını hissettim. Sanki emzirdiğim bebeğimi, ölümün ıslak, soğuk derinliğine bırakıyordum. 

Doksan altıncı yaşında son uykusuna dalan Hüma, geride bıraktığı hatıratındaki sırlarıyla ailesini derinden sarsmıştı. Ama anlatacakları bu kadar değildi. 


New York'ta bir bankanın kasasında duran ikinci defteri bulmasını torunu Hüma'ya vasiyet etmiş ve ona tiyatro oyunu gibi hazırladığı bir yolculuk armağan bırakmıştır. Şimdi, genç kadın babaannesinin sırlarının peşinde, süresi, sonucu, dönüşü belirsiz bir serüvene başlamak üzeredir. Bildiği bir şey vardır. O da babaannesinin şu sözleri: "Hayatını kendi seçtiğin gibi yaşarsan senin olur, unutma!"


Aurora'nın İncileri Nermin Bezmen'in Sır kitabında ustaca kurguladığı, aşkla, tutku ve cesaretle örülmüş bir hayatı bu kez torun, genç Hüma'nın kendini keşfedişindeki yol haritasına dönüştürüyor. Sır'ın ikinci perdesi açılırken Hüma için de bilinmezlerle dolu bir yolculuk başlıyor.


Sır kitabı ailenin öğrenmesi gerekenlerin yazdığı günlükle bitmişti. Ancak Hüma torunu küçük Hüma için vasiyet olarak bir New York seyahati hazırlamış, biletini almış, otelini ve odasını bile ayırtmıştır. 

Hüma'nın tek yapması gereken kendini seyahatin akışına bırakmak ve babaannesinin kendine hazırladığı sürprizlerin peşinden giderken aynı zamanda kendi sorunlu evliliğini analiz etmek ve kendini yeniden keşfetmektir.

İlk kitabı çok sevmiştim ama bu kitap ondan daha hareketli olduğu için ve daha özel sırlarla dolu olduğundan dolayı daha kolay okudum. Kesinlikle tavsiyemdir.

Sır - Nermin Bezmen - Kitap Yorumum


Sır - Nermin Bezmen 
Puanım 5/5
Balkan Harbi öncesi İstanbul, Londra ve New York'ta yaşanan çalkantılı, gerilimli günleri, bu üç kentte yaşanan bir aşkla ustaca harmanlıyor. Aynı zamanda, 1800'lere dönen yazar, romanın kahramanı Hüma'nın o günlerden 1900'lerin sonuna taşıdığı ve çözülmesi gereken bir sır bırakıyor okurlarının kucağına...

96'ncı yaşına girdiği gün sonsuzluk uykusuna daldığında, ne yaşı okunuyordu yüzünden ne yaşadıkları; aşkı baş tacı, kaderi en büyük rakibi olmuş muhteşem kadının. Sadece, muzipçe gülümsemekteydi. Plânlı çıkmıştı son yolculuğuna, çocuklarına ve torunlarına çözülmek üzere bıraktığı sırların yaratacağı şoku bilerek.

SIR, tarihi dokusu içinde romantizm ve cinsellikle beslenen, keyif ile hüznü, ihtiras ile melodramı seviştiren bir öykü. Kahramanlarının birbirine estetik bir erotizmle örülmüş sır'larıyla beraber aşkı, cinselliği bir kez daha sorgulayacak, belki kahramanlardan biri olmak isteyeceksiniz. Belki de... siz zaten onlardan birisiniz.

Ben yerli yazarları çok az okurum. Belki denediğim hikayelerde şanssızdım bilmiyorum ama beni genelde boğar yerli kitaplar.. Ancak Nermin Bezmen'in bir kaç kitabı var ki akıl almaz derecede duygusal ve bağlayıcı eserler..
Yazarın ilk okuduğum kitabı olan Sır beni çok şaşırtmıştı. Hüma artık vaktinin geldiğini anlayınca yaşadığı dolu dolu hayatı ve sakladığı sırları çocukları ve torunlarına kendi açıklamak istemez ve ölümünü takiben defininden önceki gece hep birlikte okumaları için günlük bırakır.
Bu günlüğü onlarla birlikte okurken yeri geldi şok oldum, yeri geldi boğazım düğümlendi yutkunamadım. Ama kesin bir şey var ki büyülendim. Empati yapmak istedim ve kendi aile büyüklerimin neler yaşadıklarını merak ettim. Acaba kaçırdığımız böyle muhteşem hikayeler var mıdır?
Hüma'nın büyük ilk aşkı, kocasının öğrendiği büyük sırrı ile başa çıkma şekli, kendi New York'ta iken Balkan Harbi'nin başlaması ve ailesi ile haberleşme çabaları,.. Hem işlendiği dönem olarak, hemde yansıttığı duygularla kolay kolay unutulmayacak bir kitap .. 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;