2016/01/06

Vahşi - Sally Green - Half Bad #2


Vahşi - Sally Green 
Puanım 5/5
Senden nefret ediyorlar, Senden korkuyorlar... Çünkü sen bir cadısın, Yarı ak yarı kara Önce seni bir kafese kapattılar, Sonra da dünyanın en güçlü cadısını öldürmeye Yolladılar: Babanı... Şimdi kendinden başka kimseye güvenemezsin. Olumlu şeyler düşünmelisin. Mesela annalise'i düşünebilirsin. Geceleri ne yaptığını unut. Hayır değişmiyorsun, bunu aklından çıkar. Kimsede olmayan armağanın senı benzersiz Kılıyor ve güçlü... Nathan serinin ilk kitabında gerçek bir Bas belasıydı; şimdiyse tam bir vahşi. Bir de şu seslerisusturabilsen. Tıstıstıstıstıstıstıstıstıstıstıstıstıstıstıstıstıstıstıstıstıstıs..
(Tanıtım bülteninden)



İlk kitabın sonunda Nathan sonunda babası ile tanışmış, üç ödülünü almıştı ve artık sıra güçlerine gelmişti. Bu kitapta Nathan kesinlikle çok güçlü bir cadı oldu ve (şimdi cadılar meclisi düşünsün) üçüncü kitapta daha da güçlenecek gibi görünüyor. Annalise'ı kurtarmak için bazı cadılarla ittifak yapan Nathan'ın aynı zamanda babası ile geçirdiği süreçte onu daha yakından tanıma şansı buluyor. Bir de onu avlayan cadılar var.

En sevdiğim karakter Gabriel ve ben onu kız sanıyordum. Erkek olması Nathan'a aşık olmasını engellemiyor ve ilişkileri ne şekilde gelişir bilemiyorum. Annalise'ı zaten sevemedim bir türlü, her şeyden fazla gibi geliyor ve ona güvenmiyorum. 

Marcus ise tam bir baba, oğlunu  korumak için ondan uzak kalmış olması vs. zaten beklediğim şeylerdi. Nathan' da Marcus gibi hayvana dönüşebiliyor ve bu gücüne uyum sağlamaya çalışması ürkütücüydü (yani kim gece geyik avlayıp yemek ister), yazarın o anları bir hayvanın gözünden yazması ise harika olmuş.
Yine çok sürükleyici bir kitaptı ve üçüncüsünü okumayı merakla bekliyorum.

Bir gece önce küçük bir geyik yakalamıştım. Bunu biliyordum çünkü yarısı yenmiş leşinin yanında uyanmıştım.Bu defa kusmamıştım. Sanırım midem buna alışıyordu.
Gece açtım, deli gibi açtım. Ama uyandığımda değildim. Sanırım bu durum her şeye, çiğ ete bile alışabileceğinizi gösteriyordu.

-“Manzara fenaydı. Kieran’m cesedini gördüğünde Nesbitt fenalaştı. Nesbitt bile -fenalaştıysa...”

-“Anlattıklarının hiçbiri senin kötü olduğunu göstermez,Nathan.”
-“iyi olduğumu da göstermez!”
-“Kieran’ı bir hayvanın yapacağı şekilde öldürmüşsün. Bunun içini rahatlatmayacağını biliyorum ama hayvanlar içgüdüleriyle hareket eder. Ve hayvanlar ne iyidir ne kötü.”



2016/01/05

Bela Kitap Yorumum






Bela - Sally Green
Puanım 5/5


Sen bir cadısın, yarı Ak, yarı Kara. Okuyamıyor, yazamıyorsun ama iyileşiyorsun hızla. Karanlık çökünce kapalı bir yerde kalırsan hasta oluyorsun. Annalise'e çok âşıksın ama Ak Cadılardan nefret ediyorsun. 

On dört yaşından beri bir kafesin içinde tutsaksın. Kaçmalı ve o korkunç, katil babanı bulmalısın. Bunu başarmalısın, on yedinci yaş gününden önce hem de. Çünkü sen yok edilmesi gereken bir Bela'sın.

"Karanlık ve tüyler ürperticibir hikaye, unutulmaz bir anakarakter."  -Publishers Weekly-

"İyiyle kötünün sınırlarını zorlayan,korkutucu ve çarpıcı bir kitap. Nathan'ınhayatta kalma savaşı incecik bir ipin ucunda -üstelik bu daha başlangıç."   -Booklist-

"Fazlasıyla iyi ve tehlikeli bir şekilde bağımlılık yapıcı."   -Time-

Okurken çok üzüldüğüm bir hikaye oldu. Nathan hem ak hem de kara cadı.. O bir melez ve bundan da beteri hiç tanımadığı babası tarihin en güçlü ve acımasız kara cadısı... Ve cadılar onun günahlarını Nathan'a ödetmek istiyor. Evet Nathan'ın çocukluğu ile başlayan bu hikaye hemen içine alıveriyor sizi.  

Peki kara cadılar kötüde ak cadılar iyi mi? Bence daha tehlikeliler..

Her cadı 17 yaşına basarken ailesinden birisinin kanını içip 3 hediyesini almak zorunda. Yoksa yeteneklerine kavuşup, gerçek bir cadı olamıyorlar ve yavaş yavaş acı çekerek ölüyorlar. Nathan 3 hediyesi ve yeteneğini ninesinden alacaktı ama ak cadı meclisi buna izin vermiyor! 

Zaten Nathan'ın ailesinde ki herkes annesi gibi bir şekilde intihar etmeye zorlanıyor. Nathan'ın istediği hayatı sürdürebilmesi için önüne tek seçenek sunuluyor, babasını öldürmek. Nathan ne olursa olsun babasını öldürmeyeceğini dile getiriyor.

Bu kitap ta Nathan bir kafesin içinde bir ak cadı tarafından güya eğitiliyor. Aslında işkence çekiyor ve kaçışı gerçekten imkansız görünüyor. Üstelik babası bu cadının kardeşini öldürdüğü için Marcus'tan (babası) ve dolaylı olarak ondan nefret ediyor. Bu kafeste olduğu süreçte bitirdi beni zaten..

Nathan zor anlıyor, okuyup yazamıyor ama çok çabuk iyileşiyor, gece kapalı yerlerde kalamıyor yani kara cadıların tüm özelliklerini taşıyor.Hayatında ki tek olumlu kişi kardeşi Arran ve aşık olduğu ak cadı olan Annalise.. Ama onunda abileri var ve hepsi Nathan'dan nefret ediyor. Bu arada her cadının belirgin özellikleri var ama Nathan'ın ki henüz bilinmiyor.

Böyle akıp giden bir hikaye çok sevdim. Heyecanla okudum..


Her Gün - Kitap Yorumum


Her Gün - David Levithan
Puanım 5/4,5
Her gün farklı bedende. Her gün farklı hayatta. Her gün aynı kıza âşık.

Uyandım. Anında kim olduğumu anlamam gerekti. Mesele sadece bedenim de değil… gözlerimi açtığımda kolumun renginin açık mı koyu mu olduğu, saçımın uzun mu kısa mı olduğu, şişman mı zayıf mı olduğum, kız mı erkek mi olduğum, yara bere içinde mi yoksa pürüzsüz mü olduğum… Her sabah farklı bir bedende uyanıyorsanız, vücut en kolay alışılan şey. Kavraması güç olabilen ise bedenin önceden yaşamış olduğu hayat. Her gün başka biriyim. Ben, kendimim; kendim olduğumu biliyorum ama ayrıca başka biriyim de. Hep böyle olageldi.

Kitabın konusunu çok merak ederek başlamıştım okumaya, iyi ki de okumuşum. Tanıtım yazısında da bahsettiği gibi kendi ismi bile olmayan ve kendine A diyen ana karakterimiz her gün başka bir vücutta uyanıyor ve bunun sebebini bilmiyor. Tek kural var kendi yaşıtlarından birinin bedeninde ve genelde aynı çevrede bulunuyor. 

Kitapta en beğendiğim kısım, bazen hasta birinin vücudunda oluyor, bazen uyuşturucu bağımlısının,.. Pek çok olayla ilgili kısa kısa bilgiler var ve bunlar sizde kalıcı oluyor. 

A insanların hayatına saygı duyuyor ve rutinlerini bozmamaya çalışıyor ve sadece geçip gidiyor. Ta ki bir gün aşık olana kadar.. Sonrası kendini anlatmaya çalışmalar vs. Acaba bedene mi yoksa ruha mı aşık oluyoruz sorgusu içinde akan güzel bir hikayeydi. Bir de içinde uyandığı bedende cinsiyet farkının olmaması da hikayeyi ilginçleştiriyor. Bu durumda A'nın belirli bir cinsiyeti yok ancak bir kıza aşık oluyor.
Çevirisini de çok beğendim, sizi hiç zorlamıyor okurken.. Kitap seri sanırım henüz birincisi yayınlandı, diğerlerinde bu olaya mantıklı bir açıklama bulabilecekler mi merak ediyorum..

Deneyimlerime göre arzu arzudur, aşk da aşk. Ben hiç cinsiyete âşık olmadım. Bireylere âşık oldum. İnsanların bunu yapmasının zor olduğunu biliyorum ama durum besbelli ortadayken neden bu kadar zor olduğunu anlamıyorum.

Beni Seç - Elit - Sonsuza Dek - Kiera Cass - Selection Series

                               

Seçim Serisi - Kiera Cass  
Puanım 5/4,5

Okurken çok keyif aldığım, aslında bitmiş olan ama yazarın devam kararı alması ile beraber devam eden bir seri.. Kitabı okumaya beni kapakları itmişti ki gerçekten harika görünüyorlar. Ama hikayesine bayıldım ve sırada son kitabınıda aynı keyifle okuyacağımı düşünüyorum.
Hikayemize gelirsek bundan 300 yıldı sanırım sonrası Amerika' da sistem değişmiş, halk castlara ayrılmış, kraliyet ailesi yönetimi devralmış, yani tam anlamıyla bir dispotya hikaye ortaya çıkmış. O dönemde zengin olanlar üst sınıflarda, fakirler tabii ki alt sınıflarda kalmış. Sınıf geçişleri hiç kolay değil çünkü alt sınıftan birinin gerekli parayı toplaması neredeyse imkansız..
Herkes kendi sınıfından insanlarla evlenebiliyor (ya da diğer sınıftan evlenmek için uzun bir prosedürle izin istiyor), kendi sınıfına ait işleri yapabiliyor (ailesi hizmetçi ise hizmetçi oluyor, sanatçı ise sanatçı), eğitimler evlerde veriliyor, vs
Bu şartlarda prensin evlenebilmesi için geleneklere göre her sınıftan 35 kız seçilip saraya getiriliyor ve prensle tanışma, eğitim gibi bir seçmeye katılıyor.
America'nın ise bir sevgilisi var ancak aynı sınıftan değiller ve onun ısrarı ile yarışmaya katılıyor çünkü kazanamasa bile sınıfı yükseltilecek.

America bir şekilde kendini sarayda buluyor ve prens Maxon ile planlanmadık bir şekilde tanışıyor. Prens ise çok şükür yunan tanrıları benzetmesi olmasa da yakışıklı ancak daha da önemlisi iyi kalpli, kibar ve herşeyden öte dostluğa muhtaç ki buna çok üzülmüştüm.Sen kalk prens ol ama kabus gibi bir baban, sürekli korunmak zorunda olduğun bir hayatın olsun. E hikayemizde tabii ki asiler ve saldırılar var. Bizim BBG yarışmalarına benzettim ben seçimleri, kameralarla her anları izlenmesede pek çok etkinlikleri oluyor, halka tanıtılıyorlar.

Maxon ile America herşeyden öte çok iyi iki arkadaş oluyorlar, onları okurken çok keyif aldım. Hikayede pek çok öğe bir arada ki söylemeden geçemeyeceğim bu kadar keyifli bir hikaye beklemiyordum.

İnkar - Chelsea Fine - Avalon Okçuları #3


İnkar - Chelsea Fine
Puanım 5/4,5
Ölümsüz hayatın mümkün ama ölümün kesin olduğu gençlik pınarına yolculuk…

Scarlet her şeyi hatırlamaktadır. Geçmiş hayatlarını, Tristan'ı, Gabriel'ı, Nate'i… Tabii gençlik pınarına nasıl gidileceğini de. Fakat zaman daralmaktadır.

Raven, Heather ve Gabriel'ı kaçırmıştır; yüzyıllardır Scarlet ile Tristan'ın yakasını bırakmayan lanet artık farklı bir etkiye sahiptir ve talihsiz âşıklar artık daha da büyük bir tehlikededir. Scarlet'ı ve sevdiği herkesi sadece gençlik pınarının suyu kurtarabilir. Ama her şey gibi bunun da bir bedeli vardır.

Hayatlar… ve elbette kalpler tehlikedeyken Scarlet, arkadaşlarıyla pınarı bulmak için tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkaracaktır.

"Orijinal. Nefes kesici. Kalp kırıcı… her açıdan."  - UtopYA-

"Bu hikâye hayal kırıklığına uğratmıyor!"  -The Autumn Review-
(Tanıtım Bülteninden)

Sonunda hikayenin tamamını öğrenebildik. İkinci kitapta da lanetin oluşumundan, tanışmalarından bahsediyordu ama bu sefer ağırlıklı olarak Scarlet'in diğer hayatlarından bahsetmişler ki buda gereksiz konu uzamasını engellemiş ve aralıklı olmadığı için hikayeden kopmaya neden olmamış. 

Daha önce ki kitaplarda oluşan boşlukları da bu sefer tamamlamış ama belirli düzende yazılsa daha kolay anlaşılırdı sanki, gerçi o zaman da hikayenin merak ve gizem kısmı kaybolurdu. Birde ikinci kitap cadı Raven'in ortaya çıkışı ile bitmişti bu seferde hikayede ana karakterlerden biriydi ona da üzülsem mi, nefret mi etsem bilemedim ama saçmalık onu küçücük kasabada görmemiş olmaları hatta Scarlet bizzat tanıştığı halde fark etmiyor. Yani insan kendini öldüren kişiyi unutmaz diye düşünüyorum. Ama hikayenin büyük kısmı geçmişte geçtiği için çokta rahatsız etmedi.

Gabriel'i bu sefer daha iyi anladım ve hikayenin sonunda onun adına çok sevindim. Aynı kızı sevmelerine rağmen kardeşlik duygusunu ve aralarında ki bağı çok iyi vurgulamış yazar. Çok severek okuduğum bir başka kitap oldu.

Scarlet başını iki yana salladı "Eğer beni terk edersen senden
sonsuza dek nefret ederim.”
“Senin nefretin benim aşkımı asla değiştiremez."

"Bana olan sevgisi zehir gibi bir şey ve sen onun bu zehre kapılmasına
izin veriyorsun. Onun beni sevmesine engel olmalısın.” Başını iki
yana salladı. "Onu benden alıp uzaklaştırmanı istedim, peki ya sen
yapıyorsun? Özür dilememi mi istiyorsun? Ona gerçeği söylememi
mi? En az onun kadar yıkıcı birisin... Bu döngü asla bitmeyecek!
Scarlet ölecek, ölecek ve ölecek. Sen de ona sahip olmaktan adeta
bir tavuk gibi korkuyorsun."





2016/01/04

Ağıt - Tara Hudson - Hereafter Series #3



Ağıt - Tara Hudson 
Puanım 5/5

Ölmek. Bu sözcüğün benim için öyle çok tanimi var ki… Bazen öldüm bazense onu atlattim. Fakat bu gece atlatamayacağim. Bu gece sanirim öleceğim. Ve bunu istiyorum.

"Üçlemenin son kitabında gerilim zirveye ulaşıyor. Okurlar sayfaları heyecanla çevirecek… İlk iki kitabın hayranları bu hikâyede kesinlikle hayal kırıklığına uğramayacak." -School Library Journal-
(Tanıtım Bülteninden)




Serinin son kitabı taze bitti. Son kitaba bayıldım. Amelia ve arkadaşları bu sefer iblislerle birlikte savaşıyorlar. Karanlık taraf Amelia 'dan seçim yapmasını istiyor. Ya onlara katılacak yada her hafta sevdiği biri ölecek. Bu arada ışıkta boş durmuyor ve seni unutmuşuz ama bize katılmanı isteriz konuşması yapıyor. Amelia ise kendini kurtarmak uğruna diğer ruhları karanlıkta bırakmak istemiyor ve plan yapıyor. Işıktan da sonunda onu ve arkadaşlarını almasını rica ediyor. Ama tabii ki o an gelene kadar ışığın cevabını bilmiyor. Hiç bir garanti almadan planını gerçekleştirmesi gerekiyor. 

Kitabın sonunda hayal kırıklığına uğramadım hikaye hayalet değilde başka bir doğaüstü kahramanı anlatsa olabilirdi ama hayalet sonunda bir yere gitmesi gerekiyor. Annesi ile olan kısımları hikayenin genelinde eksik buldum toplam 7 yada 8 sayfa ama Amelia gerçekten annesinin kızı diyorsunuz. Ben olsam önce anneme gider evden de çıkmazdım.

“Sence,” dedi nazik bir sesle, “kendi kızımın ellerini
tanımaz mıydım?”
“Ne... ne demek istiyorsun?” diye fısıldadım.
Hâlâ gülümseyen annem başını iki yana salladı. “Ellerin.
Serena’nın tabutunun üzerine o süseni koymak için uzandığında
ellerini gördüm. Ve bunun sen olduğunu biliyordum, kesinlikle sendin.”

Annelik daha güzel anlatılamazdı herhalde.Tek kızının 10 yıl önce ölmüş olması bir şeyi değiştirmiyor.
“Çoktan verdim kararımı. En iyi ihtimalle pazar sabahı babanla dans ediyor olacağım. En kötü ihtimalle ise ebediyen senin olduğıın yerde kalacağım,iki türlü de... kazanan benim.”


Ayrılık - Tara Hudson - Hereafter Series #2



Ayrılık - Tara Hudson 
Puanım 5/4,5
Benimle geçirdiği her saniye, bana dokunduğu her an sanki çok ağır nüfuz eden bir zehir gibiydi... Bunu sona erdirmeliydim. Hem de hemen.

"Paranormal tutkunları muhteşem kurgusuyla Amelia'nın hikâyesinin ikinci bölümüne bayılacaklar." 
-Voya -

"Hudson paranormal türünde üst sıralardaki yerini korumayı başarıyor. Kayda değer bir devam kitabı… Türün hayranları kesinlikle memnun kalacak." 
-Kirkus Reviews-
(Tanıtım Bülteninden)


İkinci kitabı ilkinden daha çok sevme nedenim, olayların hareket döngüsünün artmasi ve Amelia' nın bir dirilen olması.. Amelia, Joshua ile kalırsa onun zarar göreceğine inanınca ayrılmaya karar verir ve bu arada Gabe ve Felix ile tanışır. Gabrielle bir dirilendir ve Amelia 'ya yardım etmeye karar verir. Birde genç kahinler var ki varlıkları iyi mi, kötü mü henüz karar vermedim. Amelia yeni yetenekler geliştirir ve kötülükle savaşmaya ondan kaçmaya devam eder. Joshua tabii ki onun yanındadır. Ayrılıkları tahmin edilebileceği üzere kısa sürer.

Araf - Tara Hudson - Hereafter Series #1



Araf - Tara Hudson
Puanım 5/4

"Saf, Dokunaklı Ve Hayaletli Bir Aşk Hikâyesi"
-Becca Fitzpatrick, Fısıltı'nın yazarı -

Yine nehirde süzülüyordum. Ancak bu kez nefes aldığımda ciğerlerim, etrafımı saran çamurlu suyla dolmuyordu. Bedenim bu kâbustan önceki kadar hafifti hâlâ. Nehirde süzülüyor, öfkeli akıntının sürüklemesinden etkilenmiyordu.Artık bir şeyler farklıydı; bu karanlık, beni kıvrandıran sahne, korkunç rüyalarımda yaşadığım sahnenin neredeyse aynısıydı. Neredeyse... Çünkü bu kez boğulan ben değildim. Oydu.



Paranormal, hayaletlerle ilgili yazılmış çok fazla kitap yok. O yüzden sanırım kitabı beğendim. Amelia nehrin altında yaşayan, aslında daha çok kabuslar gören bir hayalet..

Yaşamdan sonrası için düşünme imkanı sağlamış yazar bize.. Joshua ile tanışması, aşık olmaları ve hayatın içinde tek onunla iletişim kurabilmeleri enteresandı. Konu çok türevi olmadığından ya da ben daha önce çok hayaletli kitap okumadığımdan biraz daha orijinaldi. Bir de ben Amelia'yı, Joshua'yı hatta Ruth'u bile sevdim. Karakter anlatımları iyiydi. Çok büyük beklentilerle okumadığımdan sanırım konu beni içine aldı. Aşkı, aksiyonu, gizemi dozundaydı.
Yazarın de bunda payı büyüktü ve tabii çevirinin, okurken zorlanmadım.

Amelia 18 yaşında köpründen düşerek ölmüş ve sürekli bilinci yerine geldiği zamanlarda nehrin altında sadece öldüğünü ve adını bilerek boşlukta asılmış gibi bekliyor. Bir gün yine köprüde bir kaza oluyor, bu sefer boğulan kendisi değil 18 yaşında bir çocuk olan Joshua' dır.Amelia ona yardım etmeye çalışıyor ama hayalet olduğu için dokunamıyor. Ancak Joshua tetikleniyor ve kahin olduğu için Amelia ona yardım edebiliyor.Kitapta birlikte Amelia 'nın kim olduğunu bulmaya çalışıyorlar. Sıcak bir hikayeydi.



Meleklerin Kanı - Nalini Singh - Lonca Avcısı Serisi#1


 

Meleklerin Kanı - Nalini Singh 
Puanım 5/3

New York Times çoksatan yazarı Nalini Singh, Lonca Avcısı serisinin bu ilk kitabında okuru güzelliğin ve kana susamışlığın hüküm sürdüğü ve meleklerin her şeyin hakimi olduğu bir dünyayla tanıştırıyor.

Tehlikeli bir yakışıklılığa sahip olan New York Başmeleği Raphael, vampir avcısı Elena Deveraux'ya bir iş teklif etmişti. Ancak Elena'nın bu sefer peşine düşmesi gereken yolunu şaşıran bir vampir değil, çok daha tehlikeli, çok daha deli bir avdı.

Avının peşinde Elena bir yandan hızla tutkunun eşiğine sürüklenirken, bir yandan da hayatı için mücadele ediyordu ve hayatını kurtarsa bile Raphael'in baştan çıkaran dokunuşlarına yenik düşmesi kaçınılmazdı. Çünkü başmeleklerin oyunu söz konusu olduğunda ölümlülerin hiç şansı yoktu...

"…tek kelimeyle mükemmel. Güçlü, tutkulu ve ürkütücü derecede mükemmel."
-Patricia Briggs, Mercy Thompson romanlarının #1 New York Times Çoksatan Yazarı-

"Her kelimesine bayıldım, her kelimesini yaşadım ve bu kitabı ne kadar tavsiye etsem azdır. Her şekilde inanılmazdı!!!"
-New York Times Çoksatan yazarı Gena Showalter-

"Nalini Singh kaçırılmaması gereken bir yetenek."
~-#1 New York Times Çoksatan yazarı Christine Feehan-

"Lonca Avcısı serisiyle Singh eşsiz bir hikâye anlatıcı olduğunu harika bir biçimde kanıtladı… Bu kitap satın alınacaklar listenizin en başında yer almalı! Harika!"
-Romantic Times (Top Pick)-

"Singh kitapları birer cevher, her defasında daha da güzelleşen birer... hazine."
-Romance Reviews Today- (Tanıtım Bülteninden)


İnsanlar neden kitaplarda meleklerin bencil, insanlığı önemsemeyen varlıklar olduğunu işliyor çözebilmiş değilim .Bizim aklımızda ki ile tamamen zıt bir durum.. Kanatlı kötü çocukları genelde severim. Rephaim'i de sevdim ama şöyle birşey var ki kitabın sonuna kadar başlarda her sayfada sonrasında da beş altı sayfada bir o kötü, Rephaim kötü, o acımasız, tehlikeli ,vs. gidiyor. Anladık adam (melek mi deseydim) kötü, sende ona iş yapıyorsun. Neden aşık oluyorsun? Melekler çok kötü o zaman neden seni öldürmesi gerekirken öldürmedi? Pek çok boşluk vardı. Okurken çok takıldım. Yavaş ilerledi. Zaten onun için 3 puan verdim. Serinin devamı için çok heyecanlı değilim ama okurum sanırım elimdeki kitaplar bitince..

Yazarın tarzında sıkıntı var sanırım. Aşk, aksiyon, gizem her şey var ama ya bizim karakterimiz çok mızmız ki olmaması lazım güçlü bir karakter işlenmiş yada yazarımız mızmız.. Güzel yakalanan ve bu kadar uğraşılarak kurgulanan (orjinal olmasa da kurgu için çaba harcandığı belli) bir hikaye yaratıp bu kadar kötü anlatılamazdı. Belki devam kitaplarında yazım tarzını düzeltebilir. Umutluyum..


Bu seriyi Aspendos Yayınevi ilkini bastıktan sonra devamını basmayacağını açıklamıştı. Yabancı Yayınevi yeniden basma kararı aldı ki ben zaten Yabancı Yayınlarından okudum. Ama yazımda ki genel boşlukların çeviriden değil yazardan kaynaklandığını düşünüyorum.



İkilem - Chelsea Fine - Avalon'un Okçuları Serisi #2


İkilem - Chelsea Fine
Puanım 5/4,5
Bazen aşk, yaşadığınızı fark ettiren tek histir. Fakat bazen aşk… ölümünüz olur.
Tristan, Scarlet'ın gözlerindeki parlak mavi ışığın sönmesini izledi.

"Scar!" diye haykırdı.

Hayır, hayır, hayır!

Genç kızı yavaşça kendine doğru çekti. Kızın yüzünü titreyen elleriyle tuttuğunda korkudan nefes alamıyordu. "Scar…" Etrafı bulanık görmeye başladı. "Bana dön, Scar. Hadi." Gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. "Lütfen…"
On yedi yaşındaki Scarlet kısa süre önce ölmüştür fakat asırlar önce lanetlenmiş, yarı-ölümsüz bir genç kız için bu durum çok da tuhaf değildir.

Ancak bu sefer yeni bir hayata uyanmaktansa hiçbir şey olmamış gibi eski hayatına dönünce lanetin değiştiğini fark eder. Ölümsüz Archer kardeşlerin yardımıyla hayatının parçalarını yavaş yavaş bir araya getirmeye ve ölüm onu tekrar bulmadan laneti bozmaya çalışacaktır…

"Bu kitap beni esir aldı. Her açıdan özgün… Nefes kesiyor ve yürek burkuyor." - UtopYA-


"Chelsea Fine kalbin ipleriyle oynamayı çok iyi biliyor… Bir sonraki kitaba gerçekten ihtiyacım var. HEMEN. ŞİMDİ."  -Goodreads.com-



İlk kitap tüm çabalara rağmen Scarlet'in ölümüyle bitince yine aynı yerden başlaması süper olmuş. Scarlet artık daha çok şey hatırlıyor. Lanet yön değiştirdi ve bu sefer bir kaç yıl sonra değil anında uyandı, bunun ne anlama geldiğini çözmeye çalışırken aksiyon akıp gidiyor bir yandan ve Gabriel ile Tristan'ın Scarlet kavgası oyuncak kavgası eden kardeşleri hatırlattı bana..

Aradıkları gençlik pınarının yerini Scarlet biliyor ama hatırlamıyor hatta görünüşe göre bulunamaması için önceki hayatlarında önlemde almış. Bu arada ilk tanışmaları, lanetin nasıl oluştuğu ile ilgili olan geçmişin anlatıldığı kısma bayıldım. Tristan o zaman da şanssızmış, hala öyle gidiyor. Babalarına uyuz oldum. İnsanlar neden elindeki ile yetinmez ve sürekli her şeyi, herkesi ister..

Umarım son kitapta şansı döner.. Gizem, aksiyon, aşk doruktaydı bu kitapta.



“Ok beni vurmalıydı. Burada olduğunu bilmiyordum. Bilmiyordum...  bilmiyordum... ama hâlâ yaşıyor.” Tristan'ın gözleri önünde binlerce anı canlandı.

Tristan'ın gözleri bir anda alev aldı ve kapıyı arkasından kapadı. 
Sinirli bir şekilde, İlk olarak” dedi, "seni sevmekten istesem bile 
vazgeçemem. Ve bunu denedim " Başını salladı ve neşesiz bir şekilde 

gülüp ellerini yumruk yaptı. "Tanrım, nasıl da denedim. Ama sana 

âşığım- Kayıp haldeyim, boşluktayım ve kırık...”



*Senin hayatın 'herhangi bir şey'değil Scarlet.” Adının tamamını söylemişti ve Scarlet'in kalbi sızladı.
*Senin hayatın her şey.”
*Öyleyse ne olmuş? Korktuğun için beni sürekli kendinden uzaklaştıracak
mısm?”
“Seni güvende tutmak için kendimden uzaklaştırıyorum!”






Sil Baştan - Chelsea Fine - Avalon'un Okçuları Serisi #1


Sil Baştan - Chelsea Fine 
Puanım 5/4,5
Üç lanet
İki erkek kardeş
Bir aşk üçgeni

Hafızasını kaybeden Scarlet ormanda tek başına ve korkmuş halde uyanır. Kaybolmuştur ve aklı karışıktır fakat tanıdık bir sese sahip Gabriel Archer'la tanışmasıyla hayatında yepyeni bir sayfa açılır. Genç adamın sesinden etkilenen Scarlet onu tanıdıkça kendisinden bir sır saklandığını da fark eder: Gabriel'ın erkek kardeşi. Tristan Archer'la tanışmasıyla hayatı giderek karmaşıklaşan Scarlet, Gabriel'dan etkilenmesine rağmen Tristan'a karşı inkâr edemediği bir çekim hissetmektedir. Gabriel neden bu kadar tanıdıktır? Scarlet, Tristan'ı niye bu kadar çekici bulmaktadır? Kardeşler neden genç kızın lanetlendiğine inanmaktadır?

Geçmişinin parçalarını birleştirmeye çalışan Scarlet, hayatının aslında… ölümü olabileceğini fark edecektir.

"Aklımı başımdan aldı. Gerçekten özgün bir eser,
okurken heyecandan nefesinizi tutacaksınız."
Ütopya

"Aşk üçgeni öyle müthiş ki herkes inanıyor, herkes seviyor ve
herkes acı çekiyor! İkinci kitabı hevesle beklemeye başladım!"
The Book Hookup

"Chelsea Fine bu müthiş aşk üçgeni ve hikâyeyle kalbimi ateşe attı. Gözyaşları, kahkahalar, müthiş bir romantizm ve gerçekten kuvvetli olay örgüsüyle hikâyeyi canlandırmasını biliyor."
I Heart Ya Books
(Tanıtım Bülteninden)


Serinin ilk kitabı tam anlamıyla çerezlik oldu. Karakter betimlemesi hikayeye giriş derken aktı gitti. Aşk üçgenini çok güzel işlemiş yazar öyle ki Gabriel'de , Tristan'da efsane.. Kim kazansa üzüleceğiz.. Ama kızların kötü çocuk sevmesinden midir? Nedir bilemedim ama Tristan'ı çok sevdim. Tüm o hırçınlığı ama aslında yapmaya çalıştığı fedakarlık güzeldi. Ee bide fantastik olunca daha ne olsun. Bir tek periler eksik ki o kadar kusurda olur..
Yalnız hikayeyi okurken kızın hafızasını kaybetmiş olması ve bu iki zeki kardeşin aslında gerçeği ondan gizlemesi çok sinir ediciydi.
Gabriel'le Scarlet birlikteyken Tristan'ın uzak kalmaya çalışması ise gerçekten işkence.. Bu yüzden Gabriel'i daha az seviyorum sanırım..
Dip not: Kitabın kapağını beğenmedim.Kapakta ki kızdan kaynaklı olabilir yada pozdan bilemiyorum ama orjinal kapağıda aynı..


''Gabriel'in Scarlet'i sevdiğine inanmak istemiyordu.Onun yerine Gabriel'in Scarlet'tan biraz hoşlandığına inanabilirdi.''

''Gabriel Scarlet'i görecekti.Onunla konuşacaktı.Ona aşık olacaktı..


Bu olacaktı. Tristan bunu durduramazdı. Ve Scarlet'i gerçekten önemsiyorsa, bunu durdurmamalıydı.''

''Dışarıdaki karanlık, pankekleri yeme düşüncesi ve Tristan'ın onu beklermiş gibi bakışları Scarlet'i...


Seviliyormuş gibi hissettirdi.''








Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;