2017/03/08

Son Yıldız Kitap Yorumu


son yıldız ile ilgili görsel sonucu

Son Yıldız - Rick Yancey
Puanım 5/4

Düşman öteki. Düşman biziz. Düşman burada, yukarıda ve hiçbir yerde. Dünya'yı istiyorlar, dünya'nın bizim olmasını da. Bizi yok etmeye geldiler, bizi kurtarmaya da. 

Düşman onlar. Düşman kendimiz. Düşman her yerde ve hiçbir yerde. Bizi yok etmeye geldiler. Ve kurtarmaya. 

"Son HİT!" 
-Daily Mail-

"Hızı NEFES KESİCİ." 
-Heat -

"İnsanın içini kavuran, akıllardan çıkmayacak bir FİNAL." 
-Kirkus Review-

Tehlike uzakta mı yoksa soluğun kadar yakın mı? Tüm bilmecelerin altında tek bir gerçek yatıyor. Cassie ihanete uğradı. Hileci de. Zombi. Kuzu… ve gezegenimizde yaşamış 7.5 milyar insan. Önce Ötekiler, şimdi de bizim tarafımızdan. 

Sona yaklaşırken Dünya'da kalanlar, neyin daha önemli olduğuna karar vermek zorunda: Kendilerini mi… yoksa bizi insan yapan şeyi mi kurtaracaklar? 

"Modern bir bilimkurgu şaheseri…" 
-USA Today-

"Fırtınalı final kitabında zaman daraldıkça hikâye daha da keskinleşiyor. Elinizden bırakamayacağınız bu kitap, serinin ortaya koyduğu gerçeği kanıtlar nitelikte: Mesele başından beri uzaylılar değil..."
-Booklist-


Serinin bitmiş olmasından dolayı çok mutluyum. Nadiren sevdiğim serilerde böyle hissederim ancak son kitabı başlarda bana zorlama yazılmış gibi geldi. Akıcı dili ve hız kesmeyen aksiyonuyla kendini okutmayı başarsa da final kitabına göre bir tık zayıf kalmış. 

Ben konunun kaldığı yeri toparlayana kadar sonunda 100 sayfa kadar geçmişti zaten. Hikayenin finalini sevdim. İhanetin kimden geleceğinin bilinmemesi ile çoğu kez ana karakterleri öldürebilirdim herhalde diye düşündüm. Planlanan 5. Dalga bana biraz zayıf geldi. Depremler, Tsunami'lerden sonra daha yaratıcı ve korkunç bir son olabilirdi. Bu kurgunun korkunç olmadığı anlamına gelmiyor tabii ki..

Ana karakter Cassie, benim özellikle bağlandığım bir karakter olmadı hiç bir kitapta, bunda da sıradanlıktan bir tık sonlarda yükselmiş. Beklentimi tam olarak karşılamasa da kötüde değildi. Özellikle sonu beni biraz şaşırttı. Bu açıdan Uyumsuz Serisi gibi bir sürprizle karşılaşmayı beklemiyordum. 

Kurguda ki umudun ve savaşın hiç bitmemesi tüm kitaplardan aklımda kalan en önemli mesaj oldu. 


Serinin Diğer Kitapları;
1) Beşinci Dalga
2) Sonsuz Deniz












2017/03/07

Masum Uyku Kitap Yorumu


masum uyku kitap7 ile ilgili görsel sonucu

Masum Uyku - Karen Perry
Puanım 5/3,5

Harry, küçük oğulları Dillon üst katta uyurken, iş yerinde olan karısı için sürpriz bir doğum günü yemeği hazırlamaktadır. Ne var ki karısı için aldığı hediyeyi şehir merkezindeki kafede unuttuğunu fark eder. Kafe sadece beş dakika uzaklıktadır. Harry oğlunu evde bırakarak çabucak hediyeyi alıp dönmeye karar verir.

Ve büyük felaket: büyük bir deprem şehri vurur. Binalar yıkılmış, insanlar çığlık çığlığa sokaklarda koşuştururken, Harry de kalabalığın arasından canhıraş şekilde eve dönmeye çalışır. Evleri yerle bir olmuştr. Dillon yoktur. Bu felaketten canlı çıkmış olması imkansızdır ancak cansız bedeni hiçbir zaman bulunamaz.

Beş yıl sonra, Harry ve karısı Robin Dublin'e dönmüş, kendilerine yeni bir hayat kurmuşlardır. Yasları hiçbir zaman bitmemiştir ancak artık yeni bir başlangıca hazır olduklarını hissederler. Ressam olan Harry kariyerinde bir sıçrama yapmış, Robin ise yeniden hamile olduğunu öğrenmiştir.

Ancak bir gün Harry, Dublin'in kalabalık caddelerinden birinde ölmüş oğlunu görür ve geçmiş, tüm gücüyle hayatlarını tekrar esir alır. Dillon bunca yıldır yaşıyor olabilir miydi? Yoksa Harry'nin gördüğü, sadece suçluluk duygusunun yarattığı bir imge miydi?

Karen Perry'nin Masum Uyku'su çok keskin bir anlatımla hızlı bir okuma vaat ediyor. Yanıltma, şüphe ve ihanetle dolu, ustaca kurgulanmış müthiş bir gerilim romanı.


"İnanılmaz bir sürpriz. Bunu önceden hissedemeyeceksiniz."
-Entertainment Weekly-

"Müthiş... Tahmini mümkün olmayan sarsıcı bir gerilim."
-Kirkus Reviews-


Kitabın konusuna baktığımda çok büyük bir merak ve heyecanla okumaya başladım. Kitap bu heyecanımı kısmen tatmin etti diyebilirim. Hikayenin Fas'ta geçen bölümleri çok egzotik geldi. Anlatılan renkler ve hareket büyüleyiciydi. Şimdi ki zamanda Dublin'in kışı o anılardan sonra katlanılmaz geldi. 

Hikaye öncelikle üçüncü tekil şahısla anlatılmış ki bu neredeyse bırakmamı sağlayacaktı. Sonradan birinci şahısa dönünce toparladı. Depremde evde bıraktığı uyuyan oğlunun üzerine yıkılan evi gören Harry ve Robin'in birbirlerine nasıl tahammül ettiklerini sonuna kadar anlamadım.

Suçluluk duygusu ile aslında sorumsuz olan Harry'nin karman çorman olan beyninin oyunlarına aslında çabuk uyum sağladım ve sonundan çok önce olayı çözmüş oldum ama bu okuma şevkimi kırmadı. Hikayeyi ve kurguyu sevdim. Yazarın kalemi de son derece akışkan.. Ancak karakterlere bir türlü ısınamadım. Harry'nin ateşli kendinden geçişleri olmasa okuyamazdım sanırım.

Konusu ile ilgili spoiler vermeden daha fazla bir şey anlatamam sanırım. Öyle bir hikaye ki sonunu bilirseniz okuyamayabilirsiniz. Ben yarattığı gerilimi sevdim. Sadece karakterlerle ilgili sıkıntı yaşadığım anlar oldu. Özellikle de geçmişte çocuk bakımı ile ilgili yaptıkları hatalara çok sinirlendim. 

Harry ve Robin üniversitede tanışmış ve evlenmiş iki aşık. Harry'nin kimsesi yok ancak Robin tam olarak ailesinin kızı.. İkili arasında büyük bir aşk ve ortak tutkular var ancak yeri geldiğinde ailenin karnını doyurmak Robin'e kalıyor. Harry'nin resme olan tutkusu her şeyin ötesinde.. Birde oğluna olan tutkusu.. Ancak sorumsuzluğu yaptığı bazı büyük hataları fark edememesine yol açıyor. Oğlunu kaybettiği depremin ardından ise kendi hataları ile olan yüzleşmesi kırılgan olan ruhunu neredeyse onarılamayacak kadar kırıyor. Gelişen dengesizlikleri ona inanmayı imkansız hale getiriyor.

Kitabın sonu ise hiç ummadığım şekilde ve gereksiz dramatik oldu. Keşke onlar ermiş muradına diyebilseydik.. 












2017/03/03

Kazananın Laneti Kitap Yorumu


kazananın laneti ile ilgili görsel sonucu

Kazananın Laneti - Marie Rutkoski
Puanım 5/4

İstediğin şeyi kazanmak, sevdiğin her şeye mal olabilir.

On yedi yaşındaki Kestrel, bir generalin kızı olarak savurgan ve ayrıcalıklı hayatının tadını çıkarmaktadır. Arin'in ise sırtındaki giysilerinden başka bir şeyi yoktur. Kestrel, Arin'i kendisine bağlayan fevri bir karar alır ve bununla savaşmaya çalışsalar da birbirlerine âşık olmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Ancak genç âşıkların dünyasında, isyan, düellolar, ahlaksız söylentiler, kirli sırlar ve her şeyin tehlikede olduğu oyunlar hüküm sürmektedir. Birlikte olabilmek için halklarına; ülkelerine sadık kalmak için ise birbirlerine ihanet etmelidirler.

"Kazananın Laneti gençlik fantazya türünde nefes kesici, şiirsel bir zafer. Rutkoski muazzam bir güçle, korkusuz bir güzellik destanı yaratmış. Bu kitap kaçırılmamalı."
-Ann Aguırre, New York Times ve USA Today çoksatan yazarı-

"Zengin betimlemeler, nefis bir kurgu ve sağlam hikâyecilik, bu fantazyaya olağandışı bir zekâ ve derinlik katıyor… İncelikli ayrıntılar ve zarif anlatım, hikâye evrenini taze ve canlı kılıyor. Politika, entrika, hatta şiddetle dolu, karmaşık ve merak uyandıran olay örgüsünde her karakter yetenek, kusur ve isteklerin girift bir karışımıyla şekilleniyor... Nefes kesici, trajik ve gerçek."
-Kirkus Reviews- 

"Kazananın Laneti'ndeki her satır özenle yazılmış, öykü ustaca kurgulanmış. Karakterlerin ikilemlerine hayran kaldım ve yüreğim sızladı. Bu kitap ender ve özel bir okuma deneyimi sunuyor; hikâyede bir an sonra ne olacağını hiçbir şekilde tahmin edemedim ve buna bayıldım. Daha fazlasını istiyorum."
-Kristin Cashore, New York Times çoksatanı Yedi Krallık Üçlemesi'nin yazarı-


Kazananın Laneti hikayeye çok uygun bir isim olmuş. Distopya tarzında olan bu kitaba bayıldım. Kazananın Lanet, ekonomide bir terimmiş. Özellikle açık arttırmalarda karşılaşılan fiyat arttırma yarışında sonunda kazanmış olmanın verdiği mutlulukla, ürünü değerinden yüksek ücrete almanın kaybedişi arasında ki hassas çizgi.. 

Ana karakterler Kestrel ve Arin. İki düşman halkın üyesi. Harraniler ile Valorya'lılar arasında yıllar önce büyük bir savaş gerçekleşmiş. Herraniler sanat ve bilim alanında gelişmiş ancak savaş becerisi bulunmayan bir halk. Valorya'lılar ise dünyanın yarısını ellerinde tutan büyük imparatorlukla yönetilen ve savaş üzerine eğitilmiş bir halk. Her iki tarafta diğer tarafın vahşi olduğunu düşünüyor. Çok garip ve eğlenceli gelenekleri var. 

Valorya'lılar ele geçirdikleri düşmanlarını öldürmeyip köleleştirmiş. Ancak sadece yaşamalarına izin vermiş ve mahremiyet dahil her haklarını elinden almış. Bu durumda kaçınılmaz olan isyanı hikaye boyunca atan nabız gibi hissediyorsunuz. 

Kerstel henüz 17 yaşında olmasına rağmen ve 21 yaşına kadar hayatı hakkında karar vermesi gerekmese de general olan babasının baskısı altında. Ya askere yazılacak ya da evlenecek. Ufak tefek yapısı ile ideal asker olmasa da zekası ve askeri taktikleri okuyabilmesi nedeni ile babası asker olmasında ısrarcı. Kumara olan düşkünlüğü ile bir gün limandan eve gelirken şahit olduğu açık arttırma da kazandığı köle ile aslında kazanmış mı oluyor yoksa her şeyi kaybediyor mu?

Arin ise Kestrel'in kazandığı! köle. 10 yaşındayken savaşta köle olan ve ailesini kaybeden Arin, hayatını tek bir şeye, halkının özgürleşeceği güne adamış. Hiç bir fedakarlıktan çekinmiyor ta ki aşık olana kadar. Bu isyanda ne tarafı tutacağımı bilemedim. İlk savaşta halka özel garezi olmayan Valorya'lılar katliam yapmaktan kaçınmış ancak yıllardır bir hayvanda öte görmedikleri köleleri isyana kalkınca onlar kadar sakin davranabilecek mi? 

Genelde isyanlarda ezilenin yanında olurum, bu kitapta aslında genel hatları ile öyle hissettim ancak isyanın başında ki iğrenç, yılışık karakter bana kendi başına gelen her şeyi hak etmiş gibi hissettirdi. Arin ve Kestrel, her iki karakteri de çok sevdim. Hikyanenin devamı için sabırsızlanıyorum. 











Onu Özgür Bırak Kitap Yorumu


onu özgür bırak ile ilgili görsel sonucu

Onu Özgür Bırak - Dawn Barker
Puanım 5/4

Kırık Dökük'ün yazarından aile, annelik ve vazgeçmek üzerine güçlü ve akıllardan çıkmayacak yeni bir roman.

Çaresiz ve kafası karışık Zoe, kışın ortasında göğsüne bastırdığı küçücük bir bebekle Rottnest Adası'na giden bir feribota binmişti. 


Kocasının onu bulacağından ya da kız kardeşinin polisleri arayacağından delicesine korkuyordu. 
Yıllar sonra aynı adada, Louise adında baygın ve yalnız bir genç kız bulundu. 


Acil müdahaleden sonra iyileşip evine dönen genç kız, anne ve babasının geçmiş ve yaptıkları seçimler hakkındaki konuşmalarına kulak misafiri oldu. Yavaş yavaş gün yüzüne çıkan sırlarından zarar görecek tek aile onunki değildi ve Louise, bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı.

Onu Özgür Bırak, aile, sırlar ve sevginin doğurduğu zorluklar üzerine duygu yüklü bir hikâye. Okumayı bitirdikten sonra bile, 'Ben olsam ne yapardım?' diye düşünmeye devam edeceksiniz.
***"Son satırına kadar sizi etkisi altında tutacak bir aile draması."-Adelaide Advertiser-


"Barker'ın ikinci romanı, annelik, sırlar ve yalanlar üzerine güçlü bir keşif."-Who Weekly-


"Barker, sempati duyulacak zıt karakterler yaratmış ve olaylara hangi açıdan bakacakları kararını okura bırakmış." -Good Reading-


"Onu Özgür Bırak, taşıyıcı annelik deneyiminde bir araya gelmiş iki ailenin dinamikleri üzerine yazılmış yürek burkan bir hikâye." -West Austrilian-


Kitabı okuyalı bir hafta geçmiş olmasına rağmen ne yazacağımı bir türlü toparlayamadım. Yazarın okuduğum ikinci kitabı. Taşıyıcı gebelik ve aile ilişkileri üzerine kurgulanmış çok güzel bir konusu var. Sanırım yazarın kalemine artık alıştım duyguları işleyiş biçimi bu sefer beni rahatsız etmedi. 

Hikaye 3 farklı karakter tarafından anlatılıyor ancak aksi olsaydı tek kişinin bakışına göre yargılardık. Böyle olması olaylara ve duygulara hakimiyeti arttırmış. Zoe ve Nadya iki üvey kardeş olarak yetişmiş ancak birbirlerine çok bağlılar. Zoe küçüklüğünden beri yaşadığı bir hastalık dolayısıyla hep düşük yapmış olan bir genç kadın. Nadia ise, 3 sağlıklı çocuğu ve kocası ile yaşamakta..

Her ikisininde kendine göre ailevi sorunları var. Ancak Zoe, rahatsızlığı sonucu menopoza girince anne olamayacağından dolayı depresyona giriyor. Evliliği de sarsılıyor. Bu arada her iki ailede kendince sorunları olsa da mutlu evlilikler yaşıyorlar. Nadia, kendi durumuna şükrederken kardeşi için taşıyıcı annelik yapabileceğine karar veriyor. 9 ay hamile kalırım sonra bebeğin teyzesi olurum fikri çok mantıklı geliyor. 

Her iki eş bu duruma karşı gelse de anneleri ikna edemiyor ve bir şekilde 4 yıl süren yasal ve biyolojik savaşın sonunda bebek yola çıkıyor. Doğum öncesi Nadia'nın kabusları ortaya çıkıyor. Sonunda kendi bebeği olduğunu hissediyor. Bebeğin doğumundan bir süre sonra gelişen olaylar sonucu aralarında yasal bir savaş başlıyor.

Ben Zoe karakterini çok sevdim. Nadia'yı da sevdim ancak biraz kızdım sanırım. Başından beri tüm yaptığı seçimlerin sonucunda kendisini felakete sürükledi. Louise ise, bu kadar sevgi arasında yetişmesine rağmen nasıl böyle sorunlu bir kız olabildi anlam veremedim. Aile ilişkilerini ve duygusal gelgitleri okumak çok güzeldi ancak bir yerde tam oturmayan bir nokta vardı. Onu bir türlü bulamıyorum. 

Son olarak yazar Lou'nun tarafından yazarken birlikte yaşadığı aileyi sonuna kadar söylemiyor ve tahminlerde bulunuyorsunuz. Burada başlarda bir karışıklık oluşmuş ve yanlış bilgi ile yönlendirmiş. Spoiler vermeden devamını açıklayamasam da.. Bu gibi basit görünen hatalar kafamda soru işaretleri oluştursa da güzel ve keyifli bir kitap.. 











2017/02/22

Parazit Kitap Yorumu


parazit jessica shirvington ile ilgili görsel sonucu

Parazit - Jessica Shirvington
Puanım 5/5

İki Hayat Arasında'nın yazarından, teknolojinin günlük hayatımızda giderek yaygınlaşan kullanımını sorgulayan sürükleyici ve heyecan dolu bir distopya.

Ya bir mikroçip mükemmel eşinizi bulabilseydi?
Peki ya, bu mikroçip size ve sevdiklerinize karşı kullanılabilseydi?

Dokuz yıl önce Mercer Şirketi hayatı kolaylaştırmak adına bir yol geliştirdi. Başta akıllı telefonların evrimleşmiş versiyonları olarak ortaya çıkan M-Bantlar, sekiz yıl içerisinde zorunlu hale geldi. Artık M-Corp sağlığınızı, sosyal durumunuzu ve aşk hayatınızı kontrol altında tutuyordu. 


Sadece üç negatif sonuç alma hakkınız vardı, sonra hayatınızı mahvediyorlar, sevdiklerinizi elinizden alıp onları yer altına, kimsenin bir daha onlardan haber alamayacağı bir yere götürüyorlardı.

İki yıl önce Maggie Stevens, en sevdiği insanlardan birisinin alınıp götürülmesini izledi ve bu olay tüm dünyasını altüst etti.

Şimdiyse onlara karşı savaşmaya hazır. Henüz bunu bilmiyorlar ama Maggie, M-Corp'un en büyük kâbusu. Mercer imparatorluğunun varisi Quentin Mercer da Maggie'nin planının kilit noktası. Ancak iki yıldır üzerinde çalıştığı tehlikeli planın parçaları yerine yavaş yavaş otururken Maggie'nin hesaba katmadığı gerçekler, dünyasını bir kere daha altüst etmek ve uğruna savaştığı her şeyi yok etmek için kuytuda bekliyorlar.

Bozulan sözlerle dolu bir dünyada Maggie'nin tutması gereken sözler en can yakıcı olanlar olabilir mi?


"Bu harikulade kitap ayaklarımı tamamen yerden kesti. Kesinlikle bağımlılık yaratıcı."
-Ya Midnight Reads-

"Heyecan verici, şaşırtıcı ve sürükleyici. Parazit'i elinizden bırakamayacaksınız."
-Booknut101-


Kitabı ilk gördüğümde yazarından dolayı çok heyecanlandım. En sevdiğim ve enteresan kitaplardan biri olan İki Hayat Arasında kitabı aklıma öyle kazındı ki zaten artık ne yazsa okurum. Bu kitabı seri olması nedeniyle elimde bir süre beklettim. Keşke biraz daha bekleseydim. İkinci kitap için gün saymak çok zor olacak.

Değişen dünya değerlerinde teknolojinin sağladığı atılımlar sonucu hiçte uzak olmayabilecek olan bir gelecek yazmış yazar. Karakterlerin kusurlarının vurgulanması onları çok sevmeme neden oldu. Distopya tarzı olan romanlara düşkünlüğüm de herkesin malumu sanırım. Yazarın akıcı kalemi de keyfime keyif kattı. Son zamanlarda yaşadığım okuma zorluğunu giderdi. Hemen bitiriverdim. 

Gelelim konusuna, burada spoiler verebilirim. Dikkat edeceğim ama yine de uyarısını yapmış olalım. Maggie, 16 yaşında Neg olarak değerlendirilen babasının kendilerinden alınmasından sonra geçen 2 yılı onu kurtarmaya adayarak geçiriyor. Öyle ki yaptığı ince ve dahice planlarla bu uğurda harcamadığı insan kalmıyor. Son kurbanı Quentin ise, savaştığı şirket olan Mercer'lerin en küçük oğlu. 

Kalbinin devreye girmesi ile söylediği yalanlarda boğulmadan hedefine ulaştığında ise karşısına çıkan manzara gerçek düşmanını sorgulamasına neden oluyor. Bu gelecekte insanlar kullandıkları mikro çiplerle gayet mutlular ancak altında yatan gerçekleri görebilen Maggie için durum tam tersi. Eşlerine bile feromonlarını ölçen mikro çiplerin karar verdiği bir dünya.. Parazit ise mikro çiplerin algısını değiştirebilen bir virüs..

Babasının alınmasının ardından çok zor duruma düşen ailesini kurtarmak için başka yolu yok ancak ailesinde bu şekilde düşünen tek kişi kendisi.. Karakterinde ki dik başlılık ve bencilliğe rağmen olmaya çalıştığı duygusuz insan olamamasını çok sevdim.

Quentin ise , Maggie ile tanışana kadar örnek insan rolünü oynayan bir çocuk. Tüm bildiği gerçeklerin çatlayışını ve tanımadığı birine güvenmek zorunda kalışını çok iyi atlatıyor. İki karakter tam olarak Yin ve Yang'ı oluşturuyorlar. Olayların gelişme hızına bayıldım. İkinci kitap için sabırsızlanıyorum. 








2017/02/20

Tess & Q Dönüşüm Kitap Yorumu


tess & Q Dönüşüm ile ilgili görsel sonucu
Tess & Q Dönüşüm - Pepper Winters
Puanım 5/4

Sen, benim esclave'imsin, ruh eşimsin.
Biz birbirimize aitiz, sonsuza kadar benimsin…

Q tüm dengeleri kontrolü altında tutsa da söz geçirmekte zorlandığı tek bir şey vardı. İçindeki karanlık… Elli sekiz numaralı kölenin dünyasına girmesiyle durumu daha da zorlaştı. Ama kendisi gibi kavgacı olan bu ruh, ona iki yanlışın tek bir doğru edebileceğini gösterdi. 

Q'yu tamamlayan Tess'ti. Tess'in vazgeçilmezi de Q… Şimdi onu bütün eden kadının intikamını almak için yemin eden Q'nun vermesi gereken bir sınavı daha vardı. Sınırlarını yok edip zırhını ortadan kaldırmak… Ve dönüşümü kucaklamak. 

Q karanlığın timsali olabilirdi ama o karanlık tamamen Tess'e aitti. 

İhtiyacım olanı bana ver, bırak nehirler aksın, içimizdeki karanlık kazansın…

Karanlık Serisi'nde Dönüşüm'e hazır mısınız?


Serinin ikinci kitabından ne bekliyordum bilmiyorum ama kesinlikle beklediğim bu değildi. Öncelikle ilk kitabın sert, erotik ve dram olduğunu düşünenler için söylüyorum. Bu kitap seviyeyi üçe katlamış. Bugüne kadar okuduğum bu alanlarda ki kitapların en serti olabilir. Yazar yine sizi hikayenin içine çekmeyi başarıyor. Ancak okurken pek çok alanda rahatsız oldum ki bunun nedeni erotizmle değil işkence..

Bu kitap Tess ve Q'nun bakış açısı ile iki ağızdan anlatılıyor. Q'nun karanlığına kendi ağzından tanık olunca, sevmeyi bilmeyen ve kesinlikle kurtarılamaz bir adam olduğu net bir şekilde anlaşılıyor. Neyse ki ruh eşini buldu. Eh Tess tam ihtiyacı olanın böyle bir adam olduğunun düşünüyorsa eleştirmemek lazım diye diye okudum. 

Kitabın ilk 100 sayfasında yandık sadece erotizm okuyacağız demiştim ama sonra tüm dengeler değişti. Bir insanın başına bu kadarı da gelemez diyeceğim her şey tekrar ve tekrar oldu. Her iki karakterinde kendi içinden geçenleri ve çocukluktan kalan kırıklıklarını okumayı sevdim. 

Ancak bu sefer Tess'in yaşadıkları benim için çok fazlaydı. Okurken zevk aldığımı söyleyemeyeceğim. Zaten karakterle empati yapmamda mümkün değildi. Yazar bu kadar yaşanandan sonra iki karakterin mutluluğu hak ettiğine karar vermiş (sonunda). Oun için seriyi üçüncü kitapla tamamlayacak. Umarım bu sefer mutlu ve umutlu bir hikaye kaleme alır. 

İlk kitabı daha çok sevmiştim. Ancak bu kitapta Q hakkında ki gözlemimde yanılmadığımı anladım. Diğer sadist erkek kahramanlarımız onun yanında çocuk gibi kalıyor. İki karakterin dönüşümlerini okumayı sevdim. Her bölümün başında ki alıntılara bayıldım. Kitap kapağı ve iç dizaynı harikaydı.

Q'nun cümlelerinin sürekli önce Fransızca sonra türkçe yazılması okuma zevkimi biraz düşürdü ancak yazar bu şekilde uygun gördükten sonra yapacak bir şey yok :)

Serinin ilk kitabı Tess'in Gözyaşları için tık tık!

UYARI: Kitap fiziksel ve psikolojik şiddet, tecavüz, cinayet ve aşırı oranda erotizm içerir!








2017/02/16

Kelebek Adası - Sarah Jio Kitap Yorumum


kelebek adası ile ilgili görsel sonucu
Kelebek Adası - Sarah Jio 
Puanım 5/4

Mavi kelebeklerin hikâyesini bilir misiniz? 

Mavi kelebekleri her yerde göremezsiniz. Oldukça nadir görülürler. Sabah uyandığınızda, "Bugün mavi kelebekleri görmeye gidiyorum," diyemezsiniz. Siz onları değil, onlar sizi bulur. 

Efsaneye göre bu kelebekler, değişimin habercisidir. Olur da gün doğumunda yolunuzu bir mavi kelebek keserse, bilin ki artık hayatınız eskisi gibi olmayacaktır. Ne hayatınız ne kaderiniz ne şansınız... 

Artık bildiklerinizi unutun. Belki bambaşka biri girer hayatınıza. Belki bambaşka bir yerde uyanırsınız. Ya da ilk kez adımınızı attığınız bir yerde kendinizi hiç olmadığınız kadar huzurlu ve evinizde hissedersiniz. 
Kaybolurken bulunursunuz. Geldiğinizi sanarken gittiğinizi görürsünüz. Hayata başka bakarsınız mavi bir kelebek kanat çırptığında, çünkü size başka bakıyordur artık hayat.

Sarah Jio'nun yeni kitabını duyunca mest oluyorum. Bu kitabın başında özellikle türk okurlarına hitaben önsöz yazması beni mest etti. Geçen yılda kitap fuarına imza için gelmişti. Bu kadar sevilerek okunan yazarların bizler için bir cümle yazmayı düşünmeleri ve farkında olmalarını çok seviyorum. Benzer bir davranışta son kitabında Adam Fawer'da bulunmuştu. Gerçi onu henüz okuyamadım.

Kitaba gelirsek, Kelebek Adası kitabı yazarın özellikle son iki kitabına göre bir tık havada kalmış gibi geldi bana. Öncelikle kitap kısa olmuş. Hemen bitti ki bunda yazarın kaleminin akıcı olması ve hikayeyi güzel yakalamış olması da etken tabii. Hikayeye yıllar önce balayında kaybolan gelin hikayesini duyarak başlamış ve bunu Bermuda Şeytan Üçgeni'nin bulunduğu kısımla bağlayarak efsanelere kendince bir eklemede bulunmuş. Kitap okumaya başladığım ilk yıllarda bu bölge ile ilgili uzaylıları barındıran bir teori okumuştum ama bu versiyonunu daha çok sevdim. Daha romantik olduğu kesin!

Hikaye yazarın çok sevdiği önce ve sonra arasında geçiyor gibi görünüyor ancak bugünden çok az bahsediyor. Aralara kattığı küçük hikayeler renk katmış. Bundan sonrası Spoiler içerebilir. Ana karakter Charlotte, çok mutlu bir gelin. Balayı için yapmak istediği mavi yolculuğu kocasını deniz tutmasına rağmen yapıyorlar ki yazar bu detayı aralarında ki uyumsuzluğu göstermek için eklemiş sanırım. Tabii balayı boyunca hasta olan kocasının eşliği olmadan bir nevi yalnız tatil yapıyor.

Bermuda Adasında tura katılacaklarken Charlotte bir şekilde tekneye yalnız biniyor ve hikaye teknenin kaza yapması ve Charlotte ile gizemli ve aksi Gray'in denizde yalnız mahsur kalmaları ile başlıyor. Birbirlerini hiç tanımayan bu iki kişi günlerce bir botta sonra da aylarca haritada bile görünmeyen bir adada mahsur kalıyorlar. Ne kadar yakınlaşsalar da aralarında ki sırlar sayesinde aslında yabancı kalıyorlar. Aşkı, sevgiyi, ihaneti ve dostlukları çok güzel toparlamış yazar. 

Düştükleri ada ile ilgili yazarın anlatımı bana biraz Lost'u hatırlattı ana neyse ki arafta değiller.. Biraz fantastik unsurlarda bulunduran bu kitabı sevdim ama dediğim gibi bir tık havada kalmış iyi bağlanamamış gibi geldi. 


mavi kelebek ile ilgili görsel sonucu

2017/02/09

Ateş Kitap Yorumum


ateş paula weston ile ilgili görsel sonucu

Ateş - Paula Weston 
Puanım 5/5
Gabe Winters aniden her şeyi hatırlamıştı.

Bir yıl boyunca Pandanus Plajı'nda sakin bir yaşam sürmüş, kütüphanede çalışmış ve ikiz kardeşini öldüren trafik kazasını atlatmaya uğraşmıştı. 


Rafa çıkageldiğindeyse gerçek kimliğini keşfetmişti, Gabe: Refaimlerden biriydi. Yüz yıldan fazladır hayattaydı. Yarı melek yarı insan, iblislerin canına okuyan sıkı bir kız ve sinir bozucu Rafa'ya umutsuzca âşık. 


Gabe artık hatıralarını kimin, nasıl ve neden değiştirdiğini biliyordu ve her şeyin cennet ile cehennem arasındaki bir güç savaşına doğru hızla sürüklendiğini de. 


Fakat daha da önemlisi son on yılını Rafa'ya neden ciddi anlamda zarar vermek isteyerek geçirdiğini de… 


"Weston tüm gerçekleri gözler önüne sererek son derece doyurucu bir sona doğru tam hız giderken  nefesinizi tutmamanız imkânsız." -Daily Telegraph


"Refaim serisi, gençlik edebiyatının muhteşem örneklerinden birisi ve Ateş, heyecan dolu ve hem acı hem tatlı bir son." 


Kitabı okurken nasıl bir ruh haline girdiysem hep seri devam edecek gibi hissettim. Hatta sonlara doğru iyice final kitabı olduğunu unuttum ve kafamdan sonra ki kitabı merak etmeye başladım. Bu kitabın yeterince açık olmamasından kaynaklanmıyor, yanıtlanmayan bir soru kalmadı ama nedense o his içimden gitmedi. 

Bir önceki kitabın yorumunu yazarken böyle de bırakılmaz ki bir kitap diye isyan etmiştim. Tabii bunu elime aldığımda nerede kalmıştı da çok merak ettim diye düşünerek başladım. Sonunda Jude ile Gabe her şeyi hatırladı. Düşmüş babalarını serbest bırakmaya çalışırken saldırıya uğradıklarını biliyorlar ancak kurtarıcılarının kim olduğu muallaktı. 

Cennet ile cehennem arasında beklenen büyük savaştan önce refaimler ile cehennem iblisleri arasında gerçekleşen savaşta müttefik bulamazlarsa kaybedecekleri kesin olunca tüm refaimlerin ortak dileği ile büyük bir risk alıyorlar. Yalanlar ile gerçeklerin birbirine karıştığı ve kime güveneceklerini bilmedikleri gün patlayan savaşta gerçek bağlarının ve sadakatlerinin sınandığı sınavdan başarı ile çıkmak zorundalar.

Gabe ile Rafa'nın sonunda ergenlikten çıkıp yetişkin davranışları sergilemelerine bayıldım. 139 yıl süren ergenlik mi olurmuş canım :) Bu kitapta her karakterle bağ kurabildim neredeyse.. Geçmiş kitaplardan sevmediklerimle bile.. Düşmüş melekler hakkında yapılan bu kadar spekülasyonlardan sonra neredeyse tonton babalar olmaları ise keyfimi yerine getirdi.

Sonunda her şeyin beklenmeyen bir şekilde açığa çıkması rahatlatıcı olsa da son durumda Refaimler ile Düşmüşlerin birlikte nasıl yaşayacağını da okumak isterdim. Yazarın kitabın sonunda yazdığı teşekkür kısmı ve yazma hikayesine bayıldım. Kısaca denedim denedim hep ret yedim. Zevk için gölgelere giriş yaptım patladı gitti demiş. Çok içten ve sevimli buldum.

Refhaim Serisi;
1) Gölgeler
2) Sis

3) Işıltı






2017/02/08

Keder Kitap Yorumum


keder amy bartol ile ilgili görsel sonucu

Keder - Amy A. Bartol
Puanım 5/5

İrlanda kıyısını ilk kez gördüm. Sarp kayalıklar dehşet içinde titrememe neden oldu. Uzun zaman önce, nasıl kimse fark etmeden Gancanaghların burayı evleri yaptığını aklım almıyordu. Soğuk, yosun kaplı yapı Gancanaghlar diye bağırıyordu bangır bangır. Yere düşen taşların arasındaki gölgelere baktığımda ölümsüz peri hatlarının kayayı tutmuş olduğunu ve gemimizin yanlarına gelmesini beklediğini hayal ettim.

Yüzümü gökyüzüne kaldırdım ve yağmurun beni yıkamasına izin verdim. Korkudan alnımda biriken soğuk teri götürmüştü.
Evie, Reed ve arkadaşları Gancanaghlardan kaçıp Zephyr'in adasına gitmişlerdi. Ancak Brennus onları bulmayı başarmış, Evie'yi yeniden elde edebilmek için planlar kurmaya başlamıştı. Evie artık Brennus'un ne kadar ileri gidebileceğini bildiğinden korkuyla gelecekleri ânı beklemekteydi. Evie'nin bilmediği şey ise Serafim olan babası Tau'nun onu aradığıydı. 
Peki ama Evie hem Russell ile olan geçmişlerinin sırrını çözüp hem de kendisini koruyabilecek miydi?


Sanırım bu serinin en sevdiğim kitabı oldu. Yazarın her kitapta aksiyonu üst düzeyde tutması okuma hızını arttırıyor. Bu kitabın sevdiğim kısmı ise sırların bir kısmının çözülmüş olması ve sonunda aşk üçgeninin parçalanmış olması.. Tam şu Russell içinde artık birileri olmalı derken öyle bir karakter eklendi ki bayıldım. 

Bu hikayede yeni eklenen karakterler Russell'ın Aspire'ı Anya dışında bir de Evie'nin babası ile hatırlamadığı cennette ki sevgilisi var. Bir de bunlar ilave Cole var ama onun işlevini henüz anlamadım. Hikaye bıraktığımız adadan devam ediyor. Brennus için kurdukları tuzak çok iyi işlemiyor. Hatta Brennus sürekli kaçak konumunda olduğundan gözümde ki değeri bir parça düşmüş olabilir tabii bir değeri olmuş olsaydı. Kötülüğün vücut bulmuş hali, vampir olması falan düşününce seveğimi sanırdım ancak bu kitapta olmadı.

Evie'nin babası Tau'ya sinir oldum. Sanırsın kızı ergen.. Hoş ergen tamamda kanatları falan var özgür iradeye ne oldu acaba?? Her kitapta iğrenç yaratıklar silsilesinin listesi kabarıyor ve kıyımın şiddeti büyüyor. Reed, Zac ve ölüm meleklerinden oluşan aileye Anna'da eklenince artık daha güçlü oldular. Beklentiyi karşılayan bir kitap oldu benim açımdan.. 

Final kitabı için beklentiyi arttırmak uğruna Brennus'u öldürmemelerine her ne kadar takmış olsam da sonuçta adam Reed'i resmen esir aldı, son kitabı hevesle bekliyorum. Reed'e gelirsek bu kitapta ne kadar olgun ve bilge bir karakter olduğu bir kez daha ortaya çıktı. Evie'nin gerçek görevi ve cennette yaşadıkları tam olarak ortaya finalde çıkacaktır. 

Sonuçta bayıldım. Hemen okudum. Seriyi takip edenler zevkle okuyacaktır . Eğer seriyi henüz okumadıysanız hikayede kaybolmamanız için sıralamayı takip etmeniz çok önemli..

Diğer Kitapları;
1) Kaçınılmaz
2) Sezgi
3) Minnettar





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;