2016/11/02

Delirium - Lauren Oliver Kitap Yorumu


deliryum lauren oliver ile ilgili görsel sonucu
Delirium - Lauren Oliver
Puanım 5/3,5

Aşk tedavisinden sonra sonsuza dek mutlu ve güvende olacağımı söylediler. Ve ben, onlara hep inandım. Şimdiye dek. Şimdi artık her şey değişti. Artık, bir yalanın baskısı altında yüzyıl yaşamaktansa, aşk hastalığıyla geçireceğim kısacık bir ömrü tercih ederim.

Bu kitabı bu kadar geç okuma nedenim hakkında ki yorumlardı. Sevmedim, çok kötü, bayıldım arasında geçen yorumlardan sonra soğumuştum. Ama bir yandan da özgün konusundan dolayı merak ediyordum. Kafamda oluşan ise gelecek zamanda yada uzayda bir yerde insanların ultra modern aygıtlarla aşkı vakit kaybı gördüğü için tedavi ettiği fln gibi distopyalardı.

Kitabı okuyanlar bana çok gülüyordur zira okurken bende kendime bir tarafımla güldüm. İşin iyi yanı ise beklentimin çok düşük olmasıydı. Öncelikle konusunun özgün olduğunu vurgulamalıyım ancak Delirium diye bir hastalık gerçekten varmış. Yazar onun semptomlarını aşka uyarlamış uyarlamasına da bence kitapta ki en büyük eksik, tedavinin aşk için uygulanıyor olduğu yanılgısıydı. 

Tedavi her türlü uç duygudan kurtulmak için uygulanıyor. İnsanların tercihleri, zevkleri değişiyor. Şehirde fazla gülmek, yüksek müzik dinlemek, onaylanmamış film izlemek hele çok affedersiniz! dans etmek kesinlikle kabul edilemez. Bu belirtileri gösteren insanların tedavilerinin tekrarlanması gerekiyor.

Bu durum tüm distopyalarda ve tiran yönetimlerinde olduğu gibi beni çıldırttı. Insanları mutlu ve güvende olmaları için tedavi ettiklerine inandırmışlar ancak sorgulamalarını gerektiren dürtüleri bastırılmış. Alın size 1. sınıf koyunlar sürüsü..

Kitap çok yavaş ilerliyordu. Belki de yazarın vermeye çalıştığı bu şehirde yaşayan insanların genel algı düzeyinin sakinliğidir. Ancak Lena henüz tedavi olmadığından dolayı bu algı duruluğuna sahip olması çok mantıklı gelmedi bana.
Lena hikayenin başında annesinin hastalığa kapılıp intiharının ardından sistemin gerekliliğine inanmış ve katı kuralları benimsemiş bir kız. İnsanların gözü üzerinde olduğundan dolayı hep çok dikkatli yaşıyor.

Ta ki aşkı bulana kadar. Ama o bile onun itaatsizliğini sağlayamayacak gibi görünüyor, geçmişte kendisinden saklanan sırrı öğrenene kadar.. Kitabın durgunluğu beni sıkardı ama bende aralıklı okuyabildiğim bir dönemde olduğumdan tölere edebildim ancak sonu beni ikinci kitap için heyecanlandırdı. Belki şu şehirden çıkınca hikaye hareketlenir.

Alex'e yer vermeden bitiremeyeceğim yorumumu.. O nasıl kendinden emin, sisteme karşı ve aşkı sahiplenmiş bir çocuktur öyle.. En sevdiğim karakter oldu kesinlikle kitapta.. Kitaba vereceğim maksimum puan 3 olurdu ama sonu ikinci kitaba şans vermek istememe neden olduğu için 3,5 oldu.


2016/11/01

Alice Hakkındaki Gerçek Kitap Yorumum


alice hakkında gerçekler d&r ile ilgili görsel sonucu

Alice Hakkındaki Gerçek - Jennifer Mathieu
Puanım 5/3

Herkes Alice'in bir partide iki çocukla yattığını biliyor. Ama Brandon'ın kaza yaptığı sırada Alice ile mesajlaştığını biliyor muydunuz peki? Bu doğru. KİME İSTERSENİZ sorun!

Dedikodulara göre Alice tam bir sürtüktü. Bu, Healy Lisesi'nin tuvaletinde herkesin görebileceği şekilde yazıyordu. Ve okul takımının yıldız oyun kurucusu bir araba kazasında öldüğünde dedikodular kontrolden çıktı. 

Bu etkileyici çıkış romanında Healy Lisesi'nin dört öğrencisi; meşhur partiyi veren kız, araba kazasından kurtulan çocuk, eski en yakın arkadaş ve yan komşu, hepsi Alice hakkında bildiklerini anlatıyor. 

Peki, ama Alice hakkındaki gerçek tam olarak ne? İşin doğrusu bunu öğrenebileceğimiz tek bir kişi var: Alice'in kendisi. 

"Özgün karakterler hem popüler olma ihtiyacının ne kadar yok edici olabildiğini hem de adaletsizlik karşısında direnç gösterme becerisini 
şaşırtıcı derecede gerçekçi bir anlatımla gözler önüne seriyorlar. Kaçırılmaması gereken bir hikâye."    -Amazon Ayın Kitabı, 2014 Haziran-

"Laurie Halse Anderson'ın Konuş Benimle'sini sevenler, Mathieu'nun çıkış romanına bayılacaklar; gerçekçi ve tam on ikiden isabet!"  -Voya, Starred Review-

"Umut vadeden yeni bir kalemden, birisinin adına leke sürmek konusu üzerine yazılmış sert ve yüze tokat gibi çarpan bir çıkış romanı."   -Booklist-


Sürekli gördüğüm tanıtımları ile merak ettiğim bir kitaptı ancak her ne kadar akıcı görünse de okurken bir şey eksik duygusunu bir türlü atamadım üstümden.
Farklı karakterlerin anlattığı hikayede ana karakter Alice'e ise söz sonlarda çok az verilmişti. 

İnsanların ön yargılarını, popüler olma ihtiyacı yüzünden kaybettikleri ahlak değerlerini ve vicdan muhasebelerini güzel işlemiş olsa da, aralara Alice'in kendi duyguları da eklense daha iyi olurmuş. Herkes sürekli kız hakkında birşeyler söylüyor ve yaşadıkları dışlanmanın da ötesine geçiyor ki bu tarz dramları severim ama üçüncü kişilerden okuyunca aynı duygu akışını yaşayamadım.

Okumasam da bir şey kaybetmeyeceğim bir kitap olmasına rağmen kendine has bir havası olduğunu kabul etmek gerekir. Yazar her ne kadar üçüncü anlatımlarda kendini tekrarlasa da özgün düşünce tarzından dolayı üç puan verdim. Zaten kısa bir kitap olduğu için boş zamanlarda okunabilir.








2016/10/22

Kül Kitap Yorumu


kül kitap d&r ile ilgili görsel sonucu

Kül - Shani Petroff & Darcy Manley
Puanım 5/4,5

Kader önceden belirlendi. Yönetim tarafından sıkıca kontrol ediliyor. Değiştirilemez.

Madden Sumner bir Mor olarak doğdu. Sistemin en yüksek halkası. Kaderi Yediler Bakanı olmak. Dax halkanın alt tabanı olan Kül, bir Renksiz. Kaderinde gerçekleştirmesi gereken hiçbir şey yok. Buna rağmen hayatından vazgeçmiş değil. Statüsünün onu tanımlamasına izin vermeyecek. 


Dax ve Madden'ın yolları, özgürlüklerini kazanmak için verecekleri mücadelede hiç beklemedikleri bir şekilde birleşecek. Peki, kaderleri için savaşmaya gerçekten hazırlar mı?

"Petroff ve Manley eğlenceli bir roman okumayı vaat ediyor."-Publishers Weekly-


"Sistem karşıtı olan Uyumsuz ve Açlık Oyunları serilerini sevenler için Kül, okunması gerekenler listesinde olmalı. Eğlenceli, hız kesmeyen, büyüleyici bir kitap."    -School Library Journal-

Kül kitabı bir süredir elimde bekliyordu. Ancak distopyalarda beklemeyi sevmediğimden geç okursam ikincisini çok beklemem mantığını güttüm ve yeni okudum. Kurguyu ve karakterleri çok sevdim. Kitabın başından sonuna kadar soluksuz okurken sürekli devamını tahmin etmeye çalıştım. Gerçi iki ana karakterinde kız olduğunu bir süre sonra öğrenince tahmin etmeyi bıraktım.

Konusuna gelecek olursak, bildiğimiz dünya sıradan bir insanın yaptığı bir hata ile yok olma noktasına geliyor ve insanların çoğu ölüyor. Bunun üzerine güvende kalabilmek için herkesin doğumunda kaderi belirleniyor. Kurgunun sevdiğim noktası ise, bu kader belirlemesine göre insanların sınıfları değişebiliyor. Ancak tüm katı kurallara rağmen üst sınıfların çocuklarının renkleri çokta değişmiyor.

40 yıl önce yaşanan felaketten sonra kurulan düzenden üst sınıflar memnun görünüyor. Alt tabaka renkler hariç.. Dax bir renksiz. Öyle ki en alt tabaka külden bile kötü durumu.. Gerçi Dax'in hayatının boş olduğunu kabullenmeye niyeti yok.

Aynı okuldaki diğer renksizler tarafından görmezden gelinse de bunu umursamamaya çalışıyor. Madden ise, geleceğin bakanı.. En üst sınıf.. Herkes onunla iyi geçinmek zorunda.. Bunu umursamayan tek Dax sanırım :) Sisteme inancı sonsuz.. Ta ki bir gün bir Kül'ün yardımıyla kaderinin değiştirildiğini öğrenene kadar..

Bana yaşam tarzı Seçim serisini hatırlattı. İki kızın ilişkisine bayıldım. Kader sistemi ise traji-komikti. Düşünsenize kaderiniz belirlenirken, kaderinizin 18 yaşında ölmek olduğu söyleniyor. Yada 16 yıl sonra bir sokakta karşıdan karşıya geçmek... Sistemi yıkmak için verilecek olan savaşı sabırsızlıkla bekliyorum.










2016/10/19

Program Kitap Yorumu


program suzanne young kitap ile ilgili görsel sonucu

Program - Suzanne Young
Puanım 5/5

Hastalık: İntiharla Sonuçlanan Psikolojik Salgın
Tedavi: Silinen Anılar


Sloane kimsenin gözü önünde ağlamaması gerektiğini bilir; özellikle de intihar salgını tüm ülkeye yayılmışken ve böylesi bir tepki onun tek tedavi olan Program'a yollanmasına sebep olabilecekken. Sloane Program'dan dönen herkesin boş bir sayfaya dönüştüğünün farkındadır. Çünkü depresyonlarıyla birlikte anıları da gitmiştir.

Sürekli gözlenen duygularını gizlemek için elinden geleni yapan Sloane sadece James'le beraberken kendisi olabilmektedir. James ikisini de güvende ve Program'dan uzak tutmaya söz vermiştir, Sloane ise aşklarının her şeye dayanabileceğini düşünmektedir. Ama birbirlerine verdikleri sözlere rağmen gerçeği saklamak gittikçe zorlaşır; ikisi de günden güne zayıflamakta, depresyon sinsice ilerlemektedir. Ve Program Peşlerindedir. 


Kitaba bayıldım. Öyle akıcıydı ki, elimden resmen bırakamadım. Ancak okurken değişik duygular yaşadığımı belirtmeliyim. The Program Serisi 3 kitaptan oluşuyor. Diğer kitapları yayınlandığı için Pegasus'un bizi devamı için bekletmeyeceğini düşünüyorum.

Gençler arasında yayılan bir salgın sonucu 13 & 18 yaş aralığında ki gençler intihar ediyor. Hükümet bir proje ile bunun önüne geçmeye çalışıyor. Hastalık belirtisi gözlenen gençler, Programa altı hafta için alınıyorlar ve hastalıklı anıları siliniyor. Tedavi sonrası hepsi neşeli görünüyor ancak hayatlarının büyük bir kısmını hatırlamıyorlar. En yakın arkadaşları, aşık olduğu insanlar, nefret ettiği insanlar.. Kendisinin kim olduğunu bilmeme fikri diğer gençleri o kadar ürkütüyor ki Programa alınmadan intihar etmeye başlıyorlar.

Programa alınan Sloane'in Program öncesi ve sonrası yaşadıklarını soluksuz okudum. Program hakkında ki düşüncelerinde ona katıldım. Özellikle de kendi ailenin sana ihanet etmesi riski ama intihar edebilecek olması fikri ürkütücü. Hangisini seçerdim anılarımı kaybedip yaşamayı mı yoksa ölmeyi mi? Çok ikilemde kaldım ve karar veremedim. Sonuçta programın kesin sonucunun olduğu garanti değil. Program sonrası yaşadıkları da bunu anlatıyor zaten. Ayrıca hangi aile çocuğundan altı hafta ayrı kalır ki? Düşünsenize tacize uğrayabilir ve ona unutturulabilir. 

Birde öyle bir ortamdan bahsediliyor ki korkudan ağlayamayan, yas tutamayan bir gençlik zaten hasta olur. Ailesi ile tartışması hasta olduğu anlamına gelebilir. Yani günümüz lise çağı öğrencileri böyle bir ortama girerse hepsi Programa gönderilir. Onun için kesin bir fikrim oluşamadı.

program suzanne young kitap ile ilgili görsel sonucu

Klasik distopya kurgularından çok farklı ve özgün bir konuya sahip olan bu kitabı çok büyük bir keyifle okudum. Serinin devamını iple çekiyorum. 







Gece Yarısı Leydisi Kitap Yorumum


cassandra clare geceyarısı leydisi ile ilgili görsel sonucu

Gece Yarısı Leydisi - Cassandra Clare 
Karanlık Sanatlar Birinci Kitap
Puanım 5/5

Kahramanlar da kaybedebilir. Ama asla pes etmezler. Onları kahraman yapan da budur.

Cassandra Clare'in uluslararası çoksatar "Ölümcül Oyuncaklar" evreninde geçen yeni serisi "Karanlık Sanatlar"da Los Angeles Gölge Avcıları başrolde! 

Geceyarısı Leydisi bir Gölge Avcıları romanı.
Felaketlerin Gölge Avcıları'nı yok olmanın eşiğine getirmesinin üzerinden beş yıl geçti. Emma Carstrairs artık ailesinin yasını tutan bir çocuk değil, onları öldürenleri bulmaya ve intikam almaya kararlı genç bir kadın. 

Parabatai'si Julian Blackthorn'la el ele veren Emma, tüm Los Angeles'ı saran şeytani bir planı araştırırken aklına ve kalbine güvenmesi gerektiğini öğrenecek. Tabii kalbi onu tekinsiz yollara doğru sürüklemedikçe...

Julian'ın beş yıl önce peri halkı tarafından kaçırılan kardeşi Mark'ın, Gölge Avcıları'nın yardımına ihtiyaç duyan periler tarafından geri getirilmesi işleri iyice karıştıracak. Ama peri diyarında zaman öyle farklı işliyor ki, Mark, ailesini tanımakta zorlanacak. Acaba periler, Mark'ı gerçekten ailesine bırakacak mı? 


Bol ışıltı, şatafat ve meşhur Gölge Avcıları'yla, Geceyarısı Leydisi, Cassandra Clare'in "Karanlık Sanatlar" serisine sarsıcı bir giriş. Sevgiden daha büyük bir yasa yoktur!

Son zamanlarda okuduğum ve beni heyecanlandıran en iyi kitap! Yazarın kurgusu o kadar kusursuz ki yarattığı fantastik dünyada hikayeler hiç bitmiyor. Kitabın 800 sayfa olduğunu öğrenince çok sevindim. Okuma keyfimi uzatabilirim sanmıştım ama 2,5 günde bitti. :( Bir seride uzun sayfalar çıkarabilmek büyük yetenek olmalı. Öyle ki biz nasıl okumaya doyamıyorsak yazarda anlatmaya doyamıyor resmen. Ara kitap olan Magnus Bane'in günlüklerine de başladım ve onu gerçekten yavaş okuyorum. Her kitap arasında bir hikaye... Bitirince onuda anlatacağım.

Yazarın diğer serilerinde olan karakterlerin hikayeye kaynaması beni çok mutlu etti. Hele ipe sapa gelmez Gölge Avcı'sı Jace ve eşi Claire'in son durumlarını öğrenmek paha biçilemez. Ben kendi adıma Cehennem Makineleri serisini ve karakterlerini Ölümcül Oyuncaklar serisinden bir tık daha fazla sevmiştim. Ama bu kitap hepsinden iyi geldi.

Son karanlık savaş'tan 5 yıl sonrasında başlıyor kitap. Okuyanların hemen hatırlayacağı, enstitü baskınlarında ailelerini kaybetmiş olan çocuklar vardı. Blackthorne'lar ve Carstairslerin kızı Emma hikayenin baş kahramanları. 2 kardeşinin yarı peri olmasından dolayı konseyin verdiği kararla sürgüne gönderilmesinden sonra henüz 12 yaşındayken küçük dört kardeşine bakmak zorunda kalan Julian ve ona yardımcı olan parabataisi Emma sonunda 17 yaşına gelmiş ve gayri resmi olarak Los Angeles Enstitüsü'nü yönetiyorlar.

Ailesinin ölümünün üstünün kapatıldığına inanan Emma'nın tek amacı onların katilini bulup intikamlarını almak. Öyle ki bu hırs yüzünden sürekli yaptığı çalışmalarla döneminin en iyi Gölge Avcısı olduğu düşünülüyor. Julian ise Emma'yı her durumda destekliyor. Los Angeles'ta işler çığırından çıkınca, kapılarına  dayanan perilerle abisi Mark'ın özgürlüğü karşılığı pazarlık yapıyorlar.

Konsey'in haberi olmadan aldıkları büyük risklerle savaşan ikilimizin daha büyük bir sorunu var ki o da aşk. Parabataine aşık olamazsın! Yasa son derece açık ve cezası son derece ağır.. Peki bunun nedeni ne? Tüm bilinmeyenlerle gençlerin hayatlarını ortaya koyarak korumaya çalıştıkları aileleri ve masumlar.. 

Bir parantezde Mark'a açmak istiyorum. Tüm vahşi görünüşünün ardında sahip olduğu kırılganlık ve hassas ruha bayıldım. Sonunda verdiği karardan da memnunum. Ancak kitap ne kadar uzunda olsa bitmesinden haz etmedim. Hele o sonunda ki soru işaretleri... 

cassandra clare lady midnight ile ilgili görsel sonucu

Gölge Avcıları dünyasını çok özlemişim. Şimdilik Magnus Bane bu ihtiyacımı körüklüyor ancak diğer kitap çıkana kadar bir yeniden okuma serisi yapmayı planlıyorum. Ancak bu dünyanın en sevdiğim kitabı bu oldu sanırım. 



2016/10/10

Tüm Sırların Sahibi Kız Kitap Yorumum


tüm sırların sahibi kız kitap d&r ile ilgili görsel sonucu


Tüm Sırların Sahibi Kız / M.R. Carey
Puanım 5/4
"Elimde Dünyanın Bütün Kötülüklerini Barındıran Bir Kutu Olsaydı Kapağını Azıcık Aralar Ve Seni İçine Sokardım. Sonsuza Dek De Açmazdım."

Her sabah Melanie'nin hücresine askerler giriyor. Biri üzerine silah doğrulturken, diğeri kızı tekerlekli sandalyesine bağlıyor; boyun, kol ve bacak kayışlarını sıkıyor… Ardından diğer çocuklara katılması için Melanie'yi sınıfa götürüyorlar. Ve bu her sabah böyle devam ediyor.

Ta ki bir numaralı denek, Doktor Caldwell'in laboratuvarına çağrılana dek…

Ve işte o gün, Pandora'nın ölü çocuklarının yeniden doğduğu gün olacak.

"Distopyaya deha dolu ve yaratıcı bir nefes daha katıldı." 
-Kirkus-

"Orijinal, gerilim dolu ve çok güçlü bir roman." 
-The Guardian-

"Ürkütücü, hızlı tempolu bir roman ama insanın kalbini ısıtan bir yanı da var." 
-Marie Claire-

"İnsanı şaşkınlığa uğratıyor. Son sayfasına kadar ne olacağını merak etmekten kendimi alamadım. İnsan olmanın ne demek olduğunu sorguladım. Mükemmel." 
-Naomi Alderman-

"Mükemmel bir sonla taçlandırılmış, sürükleyici bir roman." 
-Samantha Shannon- 

"Şoke edici sonuyla tam bir şaheser." 
-Fabulous Sun Magazine-

"Hem duygu hem de gerilim dolu harika bir roman." 
-Mindfood-

"Bu yıl yalnızca bir kitap okuyacaksanız bunu okuyun." 
-Martina Cole-

'The girl with all gifts' filminin vizyona girmesi ile ilgimi çeken bu kitabı oldukça beğendim. Distopyalara ayrı bir tutkum olduğu malumunuz, bu kitapta umarım seri olmaması ile bu alanda yazılmış gayet başarılı bir kurgu. Hikaye akıcı olmasına rağmen özellikle Dr. Caldwell'in anlattığı kısımları okurken sıkıldım. Fazla teknik detaya girmiş bana göre.. Onun dışında beş farklı anlatıcı olmasına rağmen ana karakter Melanie!

Melanie karakterini çok sevdim. İnsanlığın neredeyse sonunu getiren bir virüs ile tüm insanlar acıkmışa dönüşüyor. Bir çeşit zombie oluyorlar. Düşünemeyeni konuşamayan sadece beslenen bu yaratıkları avlarken bir gün bazı çocukların farklı davrandığını fark ediyorlar. Virüsün tedavisini ya da aşısını arayan bilim kadını Caldwell kurduğu üste bu çocukları incelemeye başlıyor. 

Kendisinin bir acıkmış olduğunun farkında olmayan Melanie ise okul sonrası büyük şehire taşınmayı hayal eden bir kız. Denek olarak beyninin incelenmesi yapılacakken üssün uğradığı saldırı ile değişen şartlar ve rollerle hayatta kalma öykülerine bayıldım. İnsanlığın bitişi, şehirlerin boşalması ve medeni insanlar ile vahşi insanlar arasında ki savaşlar enteresan düşünülmüş. 

Sevemediğim karakter Dr. Caldwell'i aslında hikayenin sonlarında anlamaya başladım ancak bu yinede ona sempati beslememi sağlamadı. Kimbilir belki de herkesin bilime kendini adayamama nedeni vardır. Sonuçta tüm insanlık için fedakarlıklar yapılabilir ancak fedakarlığı yapan sen değilken bunun etikliğinin ya da uygunluğunun kararını kim verebilir ki? 

Ben kitabı okumadan önce filmi ya da fragmanını izlemedim ve hiç bir beklentim yoktu. Sanırım bu yüzden de beğendim. 




2016/10/05

Kara Saray Kitap Yorumum



kara saray melissa marr ile ilgili görsel sonucuKara Saray - Melissa Marr
Puanım 5/4

Bir genç kız için savaşan binlerce peri… 
Soluk kesici bir mücadelenin tuhaf hikayesi.

On yedi yaşındaki Leslie dövme yaptırmaya karar verdiğinde, perilerden ve onların karanlık iktidar mücadelelerinden habersizdi. Tuhaf şekilde, güzel ve gizemli bir dövmenin çekimine kapıldığında ise artık tek düşündüğü ona sahip 
olması gerektiğiydi. Dahası yaptıracağı dövmenin tüm 
hayatını değiştireceğine, arzu ettiği pek çok şeyi ona 
getireceğine inanıyordu.

Gerçekten de bu dövme tüm hayatını değiştirdi. Fakat yaşayacakları Leslie'nin hayal ettiği türden şeyler değildi. Dövme, onu, Kara Saray'ın ruhunu ele geçirmek için savaşan tekinsiz ve tehlikeli peri kral Irial'a bağlayan sinsi bir kelepçeydi. Leslie peri dünyasının büyüsüne karşı koyamayacak ve tehlikeleriyle mücadele etmeye çalıştıkça yavaş yavaş bu dünyanın derinliklerine doğru çekilecekti.


Serinin ilk kitabından aşina olduğumuz karakterlerden biri olan Leslie'nin (Ash'in arkadaşı) anlattığı bu hikayeyi de beğendim. Kara Saray'ın perileri kaos, acı ve şiddetle beslenebiliyor ancak Saraylar arası yapılan anlaşmaya göre ölümlülerden beslenmeleri yasak.. Bu da onların gücünü tüketiyor. Öyle ki sıradan kurşunlarla bir peri ölüyor.

Bu vahşi ve acımasız sarayın Kralı Irıal'in tuzağına düşen Leslie, kendini hiç olmadığı kadar güvende ancak hayattan kopuk hissediyor. Irıal'in tahmin etmediği ise, Leslie değişirken onuda değiştirecek olması.. Saraylar arası gerilim tırmanırken, Yaz Sarayı Kraliçesi arkadaşı için savaşa hazırken, Kralı Keenan tek bir ölümlü için savaş başlatmayı kabul etmiyor.

Savaş olmadan Leslie'yi kurtarmaya çalışan sevdiklerinin bir problemi var o da Leslie'nin kurtarılmak isteyip istememesi.. Kara Saray'ın iç yüzünü bu kadar güzel anlatan kitabı sevdim ancak olacakları tekrar tekrar okumaktan gına geldi. Öyle ki hem Irıal, hem Leslie kendi düşüncelerinde kendini sürekli tekrar etti. Arada kontrol ettim acaba sayfalarım mı karıştı diye. 

Leslie'nin başına geçmişte gelenler korkunçtu. Bir ara bende acaba mürekkep değişimi onu kurtardı da o kadar kötü değil mi diye düşündüm ki çok az sürdü. :) 








Lanetli Sevgili Kitap Yorumum


lanetli sevgili melissa marr ile ilgili görsel sonucu

Lanetli Sevgili - Melissa Marr
Puanım 5/4

Melodramatik, doğaüstü ve acı-tatlı bir romans.
Üstün bir macera.

3. Kural: 
Görünmezlere bakma.
Oysa perilere bakmakta Aislinn'in üzerine yok! Hem zaten bu güçlü ve kimi zaman tehlikeli yaratıklar, sinsice, biz ölümlülerin dünyasında dolaşmıyor mu? Bu yüzden de Aislinn, peri acımasızlığından, özellikle de 'görüş yeteneği'ni öğrendiklerinde başına geleceklerden ölümüne korkuyor ve tıpkı diğer gençler gibi onların varlığından bihaber olmayı diliyor.

2. Kural: 
Görünmezlerle konuşma. 
Yalnız, periler Aislinn'le konuşmaya başladı. Ürkütücü ve bir o kadar da çekici özelliklere sahip olan Keenan adındaki bir peri, Aislinn'le iletişim kurmaya çalışıyor ve ona cevaplamaktan korktuğu sorular soruyor.

1.Kural: 
Görünmezlerin dikkatini çekme.
Ama artık çok geç. Keenan, dokuz yüz yıldır kraliçesini arayan bir Yaz Kralı. Kraliçesi olmadan yaz mevsimi kaybolmaya mahkum. Ve o da, her ne pahasına olursa olsun, Aislinn'i Yaz Kraliçesi yapmaya kararlı. Aislinn'ninse ne istediği ya da ne dilediğinın bir önemi yok.

Peri entrikaları, ölümlü aşklar ve antik kanunlarla modern beklentilerin çatışması, Melissa Marr'ın bu son derece çarpıcı 21.yy. peri romanında biraraya geliyor.


Bu seriyi aslında çok sevdim ancak karakterlerle ilgili sanırım bazen boşluklar hissettim. Peri kurgularını çocuk masallarından yetişkinlerin dünyasına taşıması nedeni ile bu fantastik dünyaya bayıldım. Olay akışı ve yazarın yazım dili de güzeldi ancak karakterleri çok benimseyemedim. Bir de kitabın sonunda Ash'in ile ilgili gerçekler çok kafama yatmadı.

Aislinn, görü yeteneği olan liseli bir genç kızdır. Büyük annesi tarafından yetiştirilmiş ve kimsenin görmediği diğer dünyayı görüp duyabiliyor. Ancak periler, hain, kurnaz ve korkunç yaratıklar.. Yoksa değil mi? En azından ona öğretilen ve onun gözlemlediği kadarıyla öyleler..

Sıradan gibi görünen bir akşam üstü perilerden biri Ash ile konuşmaya karar verip onu seçince geri alınamayacak olan bir değişim başlar. Ash gitgide peri dünyasına ait olmakta ve bunu durdurması mümkün değil. İki seçim arasında üçüncü bir seçim hakkında diretmesi gerekiyor.

Yaz Kralı Keenan ise, annesi Kış Kraliçesi babasını öldürünce devraldığı krallığı yönetemez çünkü annesi onu bir çeşit lanetle bağlamıştır. 900 yıldır ölümlüler arasında aradığı Kraliçesi ona aşık olmayan ve onun dünyasından nefret eden Ash onun ve krallığının son çaresi.. 

Birde Seth var ki, ölümlü sıradan ve aşık bir insanın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Kesinlikle en sevdiğim karakter..

Sonuçta kitabı beğendim ama bayılmadım. Devamını okuyorum.. Fantastik yeni seri arayışında olanların beğeneceğini düşünüyorum.






2016/09/27

Evernight Akademisi / Kum Saati Kitap Yorumum


evernight akademisi kum saati ile ilgili görsel sonucu

Evernight Akademisi / Kum Saati
Claudia Gray
Puanım 5/4

Ölüm ve sonsuz yaşam arasındaki ince çizgide yürüyen Bianca, hayata tutanabilecek mi?

Bianca ve Lucas, tanıştıkları vampir okulu Evernight Akademisi'nden kaçıp Siyah Haç adlı fanatik vampir avcıları topluluğuna sığınmıştır. Bianca avcıların arasında hayatta kalmak için doğaüstü kökenini gizlemek zorundadır ama Siyah Haç, genç kızın arkadaşı Balthazar'ı ele geçirince saklanmak gibi bir seçeneği kalmaz. 

Çok geçmeden Bianca ve Lucas yine kaçmaya başlar ancak bu sefer peşlerinde hem Siyah Haç hem de Evernight Akademisi'nin güçlü liderleri vardır. Ancak ne kadar uzağa giderlerse gitsinler genç kız kaderinden kaçamayacaktır. Bianca, aşklarının her şeye göğüs gerebileceğini düşünmüştür… Peki, aşkı onları bekleyen felaketten de sağ çıkabilecek midir? 

Gray bir kez daha, kesintisiz macera ve tutku dolu aşkı kitabın şaşırtıcı finaline kadar dengede tutmayı başarmış. Okurlar, bir sonraki kitabı sabırsızlıkla bekleyecek." 
-Booklist-

"Serinin bu kitabında çok daha fazla macera ve sonunda çözülmemiş çok daha fazla sorun var. Okurlar bir sonraki kitabı heyecanla bekleyecek." 
-School Library Journal-

"Atlatılan büyük tehlikeler, son dakikada yapılan kurtarma operasyonları ve dudak uçuklatan bir son… Serinin hayranları daha fazlasını istemeden duramayacak." 
-Voya-

"Gray'in evreninde vampirler ve hayaletler arasındaki savaş hem yeni hem de ilgi çekici." 
-Children's Literatur'e-

Üçüncü kitabı kesinlikle tahminlerimin ötesinde bitti. Akademiden yangın esnasında kaçan Bianca, Raquel ve Lucas Siyah Haç'a katılıyor ki burada delirdim. Tamam dürüst olalım kime kızarsam kızayım türümün tek katili olan bir topluluğa yardımcı olmak mı? Bianca karakteri beni çok kızdırıyor.

Neyse ki örgütün iç yüzünü onları öldürmeye karar verdiklerinde gördüler ki bu da çook sonra oldu. Lucas ile birlikte olmaları harikaydı. Ancak mantıken kendini ne olduğundan habersiz bir kızın bu kadar değişim yaşarken ebeveynlerinden uzak kalmasını saçma buldum. 

Romeo ve Juliet, Aşk için herşeyi yaparım da sevdiğim adam ölümsüzlüğü istemiyor diye ölmeyi kabullenmek bilemedim. Her neyse arka arkaya okuduğum bu serinin dördüncü kitabını da bir an önce okumalıyım ki aklımda bir rafa kaldırabileyim. Seriyi henüz okumadıysanız ve vampirler, hayaletler arasında romantizm ve aksiyon seviyorsanız okumalısınız. Hem son kitabı dışında hepsi çıktığı için beklemenizde gerekmez.

Dip Not: Bu tarz seriler kitap atlama olmadan okunur. Kimse üçten beşten başlamaz ancak yazar inatla her kitapta önceki kitapta ki olayların devamında geriye dönük açıklama yapıyor. Yapılabilir tabi ki ama ben arka arkaya okuduğum için gereksiz geldi.

Evernight Akademisi / Yıldız Avcısı Kitap Yorumum


evernight akademisi yıldız avcısı ile ilgili görsel sonucu

Evernight Akademisi / Yıldız Avcısı
Claudia Gray 
Puanım 5/4

Bianca'nın kaderinde annesi ve babası gibi bir vampir olmak vardır. Ancak vampirlere özel Karanlıklar Akademisi'nde Lucas'a kalbini kaptırdığında durum karmaşık bir hal alır. Lucas, onun türünü yok etmeye ant içmiş bir vampir avcısıdır ve ayrı yollara gitmek zorundadırlar.

Bianca, Lucas'ı tekrar görmek için her şeyi göze almıştır; bu, Siyah Haç avcılarıyla yüzleşmek ya da Karanlıklar Akademisi'nin güçlü vampirlerine ihanet etmek anlamına gelse bile. Genç kızın sırları onu yalanlarla dolu bir hayat sürdürmeye zorlar.

Ancak sırları olan sadece Bianca değildir. Bir güç okula saldırıp Bianca'yı hedef alınca, geçmişe dair bir gizem ortaya çıkacaktır. 
Ve bu daha başlangıçtır…

"Okumaya başlayınca bırakmak istemedim. Bir sonraki kitap için sabırsızlanıyorum."
-L.J. Smith, The Vampire Diaries'in yazarı-

"Kalp atışlarını hızlandıracak bir gerilim, tutkulu bir aşk ve gotik detaylarla zenginleştirilmiş serinin bu ikinci kitabı da bir solukta okunacak."
-Booklist-

"Claudia Gray okuyucularından sır saklamaya devam ettiği sürece, Romeo ve Juliet'i anımsatan kan davaları, paranormal aşk ve lise entrikalarıyla örülü bu hikâye bitmeyecek."
-School Library Journal-

Okurken Bianca'yı kafamda eleştirip dursam da elimden bırakamadığım bir devam kitabı oldu. Bu sefer daha çok sevdim ama şu kitaplarda ipuçlarını görmezden gelme kısmından ve bir şeyleri saklama telaşından gına geldi artık. 

Bianca, iki vampirden dünyaya gelmiş ve bir yanı vampirken bir yanının insan olduğunu düşünüyor. Her iki türünde özelliklerini taşıyor ancak vakti geldiğinde ölüp yeniden dirilmek zorunda olmaktan hoşlanmıyor. Bunu yapmazsa ne olacağı hakkında da bir fikri yok çünkü ailesi ondan bunu saklıyor. Söylenen yalanları görmezden gelemeyince ailesi ile ipleri kopuyor.

Karanlıklar Akademisi'nin yeni sorunu Hortlaklar ancak nedense Bianca ilk gördüğü zaman bunu ciddiye almıyor ve sonrada başkaları ile paylaşmayı unutuyor!! Kurguda bunun gibi sinir bozucu kısımları saymazsak çok beğendim.

Lucas ile arasında ki ilişkiyi korumanın tek yolu ise gizli gizli onunla buluşmak ki akademi sınırları içinde bu çok zor.. Ta ki bir müttefik olarak Balthazar'ı ikna edene kadar.. Balthazar'ı çok sevdim. Lucas karakteride kötü değil ancak Balthazar, daha egolarından sıyrılmış bir karakter.. Maalesef her seride olduğu gibi iki aşk arası durumu burada da her iki muhteşem erkek karakterle gerçekleştirilmiş. Devam kitabı olarak çok başarılı buldum..
 



2016/09/25

Evernight Akademisi / Sonsuz Gece Kitap Yorumum


evernight akademisi sonsuz gece ile ilgili görsel sonucu

Evernight Akademisi / Sonsuz Gece 
Claudia Gray 
Puanım 5/4

Bianca'nın hayatı hiç de istediği gibi değildir. Gotik ve ürpertici Evernight Akademisi'nin öğrencileri güzel, zeki, hatta neredeyse yırtıcıdır ama Bianca onlardan biri olmadığının farkındadır. 

Yakışıklı ve gizemli Lucas'la tanıştığında ise genç adam ona dikkatli olması gerektiğini söyler: Bianca kalbini ona kaptırmamalıdır. Bu uyarıya rağmen aralarındaki güçlü çekime karşı koyamayan genç kız, Lucas'la birlikte olabilmek için her riski göze almaya hazırdır. 

Onları ayırmak ve Bianca'ya inandığı her şeyi sorgulatmak için fırsat kollayan karanlık güçler, bu aşka engel olabilecek midir?

"Romeo ve Juliet tarzında işlenmiş gençlik aşkı ve asırlardır süren düşmanlıkla örülü, birinci sınıf, güçlü bir roman." 
-Romantic Times Book Reviews-

"Okurlar, Evernight Akademisi ve öğrencileri hakkında yeni şeyler öğrenmek için sabırsızlanacak." 
-Kliatt-

"Gray'in tarzı okuru daha ilk sayfada yakalıyor ve beklenmedik gelişmelerle iyice kendine çekiyor. Kitabın yoruma açık sonuysa bir sonraki kitabın heyecanla beklenmesini sağlıyor. Vampir hikâyelerini sevenler kaçırmasın." 
-School Library Journal-

"Romantik öykülere, yatılı okullara ve vampirli maceralara meraklı genç okurlar ustaca yazılmış bu romana bayılacak." 
-Children's Literature- 


2014 yılında yayınlanmış olan serinin ilk kitabı Sonsuz Gece'yi yeni okuma fırsatım oldu. Vampir serilerinin artan yoğunluğunda kendimi sadece vampirlere kaptırmamak ve okuma çeşitliliğimi korumak adına bazı serileri pas geçmiş devam kitaplarını beklemiştim. Seri beş kitaptan oluşuyor ve bu yıl dördüncüsü yayınlandı. Son kitabı BALTHAZAR henüz çevrilmemiş.

Hikayenin kurgusu çok şaşırtıcı değil en azından benim gibi çok sayıda vampir kurgusu okuyan okurlar için biraz basit bile kalmış derdim ama arada ki orijinallikler bu farkı kapatıyor. Kitap inanılmaz akıcı sürekli bir sonraki sayfayı bekleyerek okudum. Zaten kısa olduğu için hemen bitti. Konusunu anlatırken biraz spoiler vereceğim o yüzden bundan sonrasında rahatsız olacak olanlar dikkat etmeliler.

Bianca 16 yaşında bir kız, ebeveynlerinin öğretmen oldukları Karanlıklar Akademisinde okumak zorunda ancak buranın öğrencilerinin kendisinden çok farklı, mükemmel, acımasız ve züppe olduklarını düşünüyor. Utangaçlık sorununu da eklersek okulun açılış günü tam bir kabus.. Ustaca planladığı kaçışı! sırasında tanıştığı Lucas'a karşı hissettiği çekim sayesinde okulun ilk günü onun için tamamen farklı bir hale geliyor. Akademi gotik ve tamamen kapalı bir yapı, korunaklı geniş bir arazi içerisinde izole edilmiş. Öyle ki telefonlar bile çekmiyor.

Hikayenin vampir hikayesi olduğunu bizler bildiğimiz için neredeyse ortalara kadar vampirlerden bahsedilmemesi basit düşünülmüş bir şaşırtma olmuş bence. Sonuçta Bianca özel bir vampir, bunu bilerek yetişiyor ancak sanki bir insan öğrenci gibi aktarıyor bize gariplikleri.. ( Herkesin yemeklerini odalarında yemesi gibi.. ) Bu açıdan hayal kırıklığına uğradığım için 1 puan kırdım.

Vampirlerle karışık insanların okuduğu bu okulda, vampirler günümüze uyum sağlamaya çalışıyor ve insanlardan sırlarını saklıyorlar. Bu da aslında insanların güvende olmadığı bir okulda okumak için yüksek paralar ödemeleri anlamına geliyor. Bianca'nın aşık olduğu Lucas'ın düşman askeri olduğu öğrenilince işler karışıyor. Bianca'nın kendi türü ile düşmanları arasında tercih yapması gerekiyor.

Sonuçta eksikliklerine rağmen hikayeyi ve kurguyu sevdim. Hemen ikinci kitabını okumaya başladım. Serinin devamında yazarın bu eksiklerini kapatacağını umuyorum. 






2016/09/22

Buz İkizler Kitap Yorumum


buz ikizler ile ilgili görsel sonucu
Buz İkizler - S.K. Tremayne
Puanım 5/5

Birbirinin tıpatıp aynısı 6 yaşındaki ikiz kızlarından Lydia balkondan düşerek ölünce, Sarah ve Angus Moorcroft çifti yeni bir başlangıç yapma umuduyla İskoçya'nın küçük bir adasına taşınır.

Küçük kızları bir gün, "Neden bana Kirstie deyip duruyorsun anne? Kirstie öldü, ben Lydia'yım" dediğinde ise dünya tekrar başlarına yıkılacaktır.


Bu gerçekten mümkün olabilir miydi? Sarah ve Angus ikiz kızlarını karıştırmış mıydı? Sapsarı saçları ve buz mavisi gözleriyle birbirinin kopyası olan kızlarından hangisi ölmüştü?
İngiliz Sunday Times'ın 1 Numarası! Nefes kesen bir gerilim, akıl almaz bir final... Washington Post'un Hollywood'a Önerisi!

"Hem gizemli bir gerilim romanı hem bir hayalet hikayesi. S. K. Tremayne mahlasını kullanan Londralı gazeteci ve çok satan romanların yazarı, bütün unsurları ters-köşeler, içgörüler ve ürpertici anlarla kurgulayarak, okuyucunun her sayfadan tat almasını mümkün kılmış. Dokunaklı finaliyle Tremayne'in ustaca yazdığı bu roman, sinema filmine dönüşmesi halinde de çok başarılı olacaktır."  -Washington Post-


"Tek yumurta ikizi kız kardeşlerden birinin ölümü ve bunun ailede yarattığı etkileri anlatan tüyler ürpertici bir hikaye… Sır ve yalanlarla dolu bu psikolojik gerilim, okuyucuları son sayfaya kadar tutsak edecek."
-Library Journal-


"Buz İkizler'in kavrayışı, temposu ve atmosferi son derece etkileyici… Aynı zamanda son gerilim romanları arasında en akıllıca finale sahip."-
-Sunday Times (UK)-


"Ürpertici ve son derece zorlayıcı… Soğuk ve tüyler ürperten klostrofobik ada sınırları içinde geçen hikaye, sarsıcı ve inanılmaz yoğun bir finale doğru evriliyor."
-The Sunday Mirror (UK)-



Psikolojik gerilim ile hayalet kurgu arasında çok iyi bir denge kurmuş yazar. Her an bir köşeden hayalet fırlamasını beklerken bir yandan da ağır depresif olan karakterlerin iç dünyası olduğunu düşündüm. Sonunda ise her iki şekilde de yorumlanacak bir şekilde bırakmış.

Birbirinin tıpatıp aynısı olan kızlarından biri ölünce hayatta kalan kardeşin söylediğini kabul etmek zorunda kalıyorlar. Öyle ki DNA testi bile bu durumda belirleyici olamıyor. Bunun üzerine kendi acısında boğulan anne, kız ve eş çareyi taşınmakta buluyorlar. Halk arasında perili ev olarak adlandırılan küçük bir adada ki tek eve yerleşiyorlar ancak sorunlar burada daha da büyüyor.

Birbirinden nefret eden iki eş ve hayatta tutmaya çalıştıkları küçük kızlarının yaşadığı problemleri yazar çok iyi geçiriyor. Her ebeveynin bir gözdesi olduğu vurgulanmış ancak ikizleri arasında nasıl böyle bir ayrım yapabildiklerini anlamadım. Sarah'ın yasını tuttuğu en sevdiği kızı öyle ki hayatta kalan kızı annesinin kendisini daha çok sevmesi için ölen kardeşinin kimliğini alıyor. Angus ise durumu dengeleme çabasında karısı tarafından çok büyük bir yanlış anlaşılmaya maruz kalıyor. 

Bitmeyen suçluluk duygusu altından ezilen çiftin hayatta kalma mücadelesi ve yaptıkları hatalar üzerine olan bu kurguyu, akıcılığını, gizem unsurunun bol bol olmasını ve ters köşelerini çok sevdim.


buz ikizler ile ilgili görsel sonucu


2016/09/19

İtaatkar Kitap Yorumu


itaatkar tara sue me ile ilgili görsel sonucu

İtaatkar - Tara Sue Me
Puanım 5/3

Aşk en renkli fantezidir.

Abby King kütüphanede çalışan ve hayatı monoton olan genç bir kadındır. Onu diğer kadınlardan ayıran şey, zengin ve yakışıklı CEO Nathaniel West hakkında kurduğu çılgın ve karanlık fantezilerdir. Nathaniel ise hayatını bir dizi kurala göre yaşamaktadır: Hem ofiste hem yatak odasında kendisine itaat edilmesini ister ve onunla beraber olmak isteyen bir kadın öncelikle onun boyunduruğu altına girmelidir. 

Abby bir arkadaşından Nathaniel'ın yeni bir partner aradığını öğrendiğinde hiç düşünmeden Nathaniel'ın itaatkârı olmak için başvurur. Birlikte geçirdikleri tek bir hafta sonu bile Abby'ye artık Nathaniel'sız yapamayacağını göstermiştir. Nathaniel onun için daha önce varlığından bile haberdar olmadığı bir haz dünyasının kapılarını açmıştır. 

Kısa sürede Abby daha fazlasını istediğine karar verir ama koyduğu kurallarla etrafına duvarlar örmüş Nathaniel'a sevmeyi yeniden öğretmesi o kadar da kolay olmayacaktır. Yine de duygular kural tanımayacak ve aşk, fantezilerin en renklisi haline dönüşecektir.

"İnsanı etkisi altına alan, zeki ve gerçek kahramanları ile ateşli aşk sahneleri olan bir roman. Çok başarılı bir aşk hikâyesi."
-Christina Lauren, Harika serisinin yazarı-

"Bu kitap size Grinin Elli Tonu'nu unutturacak. Tara Sue Me çok yaratıcı ve İtaatkâr sizi esir alacak."
-Southern Fiction Review-

"Yeni bir erotik seriye seksi ve davetkâr bir başlangıç. İtaatkâr'ı kaçırmayın."
-Romance Reviews Today-

Bu kitabı nedense çok sevemedim. Sıradan bir erotik, bdsm romanı.. Eski Harlequen serilerine benzettim. Kurguda hiç bir orjinallik yok. Grinin Elli Tonu'nun daha basiti denebilir.  Ancak o kadar iyi değil. Ateşli sahneleri çok fazla ama karakterler ve yaşadıkları çok tanıdık. Sık sık başka romanlar aklıma geldi okurken.. Zaten aynı gün bitirdim.

Konusuna gelecek olursak Abby, başarılı iş adamı Nathaniel'e aşık. Onun aşk yaşamı hakkında tesadüfen öğrendiği bilgilerden sonra İtaatkar'ı olmak için başvuruyor. Hiç bilmediği bu dünyaya adım atınca saplantısından kurtulacağını sanıyor ama aksine kendini dahada büyük bir saplantı içinde buluyor. Nathaniel ise, kurallarına sıkı sıkı bağlı bir hakim. Abby'nin ona hissettirdiklerini kabullenmek istemiyor.

Hikayenin sonlarına doğru ortaya çıkan bazı sırlar vardı ama yinede çok basit düşünülmüş geldi bana. Hele çok güçlü bir hakim olan Nathaniel 'in birden kuzuya dönmesi tamamen liseli kız hayali gibi olmuş. Dili ve olay kurgusu akıcı olmasa okuyamazdım zaten. Serinin diğer kitaplarını da okurum muhtemelen ama çok merak ettiğimi söyleyemeyeceğim.










Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Online Okuyucular;